• BIST 1.454
  • Altın 503,885
  • Dolar 8,3968
  • Euro 10,1800
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 19 °C

Köyü baraj suları altında kalınca...

Fikri Türkel

Evi baraj suları altında kalan bir iş adamının başarısından bahsetmek istiyorum. Ama önce hikayenin geçtiği coğrafyaya dair bir şeyler hatırlayalım...

Geçen yıl, internette en çok aranan yer Salda Gölü oldu. Burdur sınırlarındaki bu şirin göl hala çoğumuzun görmek istediği yerdir. Salda Gölü’ne çok yakın ve en az onun kadar görülmesi gereken yerler var: Sagalassos Antik Kenti, İnsuyu Mağarası, Yazılı Kanyonu gibi... Bu yerlere dair fazla bir ilgi yok.

Maalesef, ben de buraları duymuştum ama hiç görmemiştim. Düşünün 2000 metre yüksekte 3 bin yıllık bir şehir var. Tarihte güçlü ordular eteklerinde kalmış, 1000 yıl kendine has yaşam tarzını bozmamış bir şehir... Sagalassos’tan bahsediyorum. Mutlaka görülmeli...

Yarım saat ilerisinde Salda Gölü, bir yarım saat daha gidiyorsunuz İnsuyu Mağarası, az ileride Yazılı Kanyonu, az ileride Isparta’nın gül bahçeleri ve lavanta tarlaları, dağlarında Türkiye’nin en zengin endemik florası ve ağaçlar, vadiler arasında göller… Muhteşem bir ortam.

Turizm deyince aklımıza 45 dakika ötedeki Antalya’nın güneşi ve kumsalları geliyor ama ardındaki Torosların zenginliği daha cazip. Tabii ki gezip görebilene...

Salih Yaman’ı bir Bulgaristan gezisinde Sofya’da tanıdım. Enerji işindeydi ve bu konuda görüşmeler yapmak için gelmişti. Arada yazışmalarımız oldu ama ne onun işinden ne benim gazeteciliğimden konuştuk. O güzel baraj gölü fotoğrafları paylaşır ben de ona imrenirdim. Türkiye’nin onlarca barajında hizmet sözleşmesi vardı, gezdiği ve gördüğü yerleri sosyal medyada paylaşıyordu.

Son bir yılda ise paylaşımlar ağaç evleriyle yer değiştirdi. Yaman, kendine göle bakan bir ev yapmış. Beni de davet etti. O tarafa gelince mutlaka uğrayacağım, dedim. Gittiğimde ise bambaşka bir ortamla karşılaştım. Karacaören Baraj Gölüne nazır her biri ayrı tasarım dağ evleri...

Hikayenin sonu güzel ama başı daha ilginç. Karacaören Baraj Gölü’nün altında Salih Yaman’ın doğduğu Karacaören köyü vardı. Ortasından Aksu Nehri geçiyordu. Şimdi bütün köy sular altında. 70’li yıllarda baraj yapılacak denildiğinde köylünün bir şey yapma hevesi kesiliyor. Daha önce burada Türkiye’nin en iyi pamuğu, susamı, yer fıstığı yetişiyordu. Köylünün elinde sadece geçimini sağlayacak kadar keçi, koyun kalmıştı. 80’li yıllarda köylü farklı yerlere taşınıyor. Yaman Ailesi de Burdur’un ilçesi Bucak’a yerleşiyor.

Ama köy hasreti bitmiyor. Salih Yaman, fırsat bulduğunda çocukluğunda çobanlık yaptığı dağlara atıyor kendini. 1989 yılında Karacaören’e yapılan hidroelektrik santralı (HES) hizmete girince, meslek okulu mezunu olduğu için ona da iş imkanı çıkıyor. Çocukluğunda yüzüp yıkandığı Aksu Nehri’nin sularında iş buluyor.

90’lı yıllarda HES’ler özelleştirmeye açılınca ağabeyi ile birlikte “Biz bu işi yaparız” diyerek, santrallerin işletme hizmetlerine talip oluyorlar. Herkes için yeni ve anlaşılmaz olan santral işletmesi onların iyi bildiği bir alandı. Ve ilk işlerini alıyorlar.

Santral işletmeciliği işine 1995 yılında EÜAŞ’a ait Finike Turunçova HES’i devralarak başladıklarını belirtiyor Yaman, “Çeşitli aralıklarla 10 yıl süreye orayı işlettik. Özelleştirilince yeni sahibi devraldı. 2005 yılından itibaren EÜAŞ Muratlı HES’in, Gümüşhane Korur HES’in, Çorum Obruk HES’in ve Artvin Borçka HES’in işletmelerini devraldık. Daha sonra Konya Göksu HES, Muş Alpaslan I Barajı, Muğla Akköprü Barajı, Diyarbakır Kıralkızı, Dicle, Batman HES’ler ve Ordu Topçam da portföyümüzde yer aldı” dedi.

Bu arada SY Enerji, TEİAŞ’ın trafo merkezleri ile şalt sahalarının işletme ihalelerine de katılmaya başlıyor. Halen Türkiye Elektrik İletim AŞ’nin 80’e yakın trafo merkezinin işletmeciliğini yürütüyor. Elektrik üretim özelleştirmelerinin hızlanması, SY Holding’i özel sektör elektrik üreticileriyle de tanıştırıyor.

2011 yılından itibaren özel sektöre de iş yapmaya başlıyor. Batı Çimento’nun Batı Enerji’nin Kovada I ve II HES’leri ile Düzce Hasanlar Barajı HES’i devralıyorlar. 2012-2013 yılından itibaren Türkerler Grubu’nun 5 adet HES’i ile Boydak Grubu’nun 5 HES’i de bunlara ekleniyor. 2016’dan itibaren GAMA Enerji’nin dört adet HES’ini alan SY Enerji, Boydak Enerji TMSF’ye devredilince, TMSF ile de sözleşme yeniliyor.

Kısaca, evi baraj suları altında kalan Salih Yaman, elektrik santrallerine sahip olmadığı halde Türkiye’deki 2 bin MW’ye yakın kurulu gücü kontrol ediyor. SY Enerji, 23 farklı ildeki 27 hidroelektrik santrali (HES) ile Tokat ve Sıvas’taki üç rüzgar santralinin (RES) işletme ve bakımını tek başına üstleniyor. Yaman’ın işlettiği santrallerden biri de, lise öğrencisiyken inşaatında işçi olarak çalıştığı Karacaören HES oluyor...

İş hayatı yoluna giriyor, aradan yıllar geçiyor ama Salih Yaman’ın doğduğu köy sevgisi bitmiyor. Sular altındaki evine bakan yamaçta bir ev yapmaya karar veriyor. 30 dönümlük yamaçta kendine bir ev yapıyor ama bahçesini değerlendirme düşüncesi şekil değiştiriyor. Bu kadar yerde bahçecilik olmaz, misafirleri için de bir ev yapmaya karar veriyor.

Doğal ortamın bozulmasına gönlü razı olmuyor, mimarlara ağaç siparişleri veriyor ama tatmin olmuyor. Dünyadaki farklı örneklere bakarak, oturup kendisi ev tipleri çiziyor. Beton kullanmadan yörenin taşı ve ağacıyla yapılabilecek farklı ağaç evleri çiziyor. Evler beğenilince buraya sadece bir misafir için değil, başkalarının da geleceği evler yapmaya karar veriyor.

İzin için başvurunca, yetkililer teşvik ediyor, moral veriyor. Antalya’nın turizm tesisi bolluğuna karşılık Toroslarda pek turistik tesis yok. Halbuki her tepenin üstünde antik bir kent var. Doğa ve kültür iç içe...

İşte Botanik Göl Evleri böyle ortaya çıkıyor. Tesis yeni açılmış olmasına rağmen, Coronavirüs salgını sebebiyle büyük ilgi görüyor. Tanıtımı yapılmadığı halde, sosyal medyada insanlar dağ evleri, göl evleri ararken buluyorlar ve geliyorlar.

Etrafta sadece antik kent ve manzaralar yok. Mesela Türkiye’de nadir bulunan sığla ormanından biri çok yakınında. Sadece göl ve dağ manzarası olan 10 kilometrelik yürüyüş yolunda inanılmaz yabani bitki ve meyveler gördüm. Çoğunun adını bilmiyorum. Kekik, adaçayı, yaban mersini, alıç ilk aklıma gelenler. Taze toplanmış bu bitkilerin çayını içme şansı da buluyorsunuz.

Ağaç evlerin etrafında sincaplar ve ilk defa gördüğüm kuşlar da var. Gölde alabalık çiftlikleri dikkat çekiyor. Balıkçılar, benim meraklı olduğumu görünce beni çiftlikte ağırladılar. Daha önce denizde çok balık çiftliği görmüştüm ama baraj gölünde de ilk defa inceleme şansı buldum.

Göl evleri, yeni turizm anlayışına uygun bir konsept. Salih Yaman, şimdilik 10 tane olan bu evlerin sayısını 25’te tutmak istiyor. Ortam 100 ev yapılabilecek durumda ama o doğal ortamı korumak ve etraftaki hiç bir ağacı kesmek istemiyor.

Tahminim o ki pek yakında benzerleri de kurulacak. Yaman da başka bir yere böyle bir iki tesis daha kurmak istiyor. Acele etmiyor. Çünkü burayı işlerinin dışında bir aile ortamı, bir keyif alanı olarak seçmiş. Ama en önemlisi, doğduğu toprakları hissederek yaşıyor.

Fırsat bulursam tekrar gideceğim. Sadece manzara ve sakinlik için değil; etraftaki endemik bitkileri incelemek, sığla ormanını görmek, mağaralar ve kanyonların özgün ortamlarıyla vakit geçirmek insanı dinginleştirir...

Bu yazı toplam 25389 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.