• BIST 1.475
  • Altın 416,172
  • Dolar 7,3386
  • Euro 8,8970
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 8 °C

Zozo Toledo’nun arkasından…

Özkan Altıntaş

Türk basınının en renkli dünyası olan ‘magazin’in en özel ve en renkli muhabiri olan sevgili arkadaşım Zozo Toledo’yu kaybettik… İtalyan sinemasının ünlüleri, başta Sophia Loren olmak üzere onun objektifinden geçmişti.
1961 yılında Hürriyet’te gazeteciliğe başlayan Zozo Toledo ile aynı kuruluşta görev yapmadık.
Ama birlikte çalıştık...
Hürriyet ve Gazete Gazetesi’nde İstihbarat Şefi olduğum dönemde Zozo, elinde fotoğraflarla bana gelir “Kuzum bu kullanabilir misin?” diye önüme koyardı.
Bende onu kırmaz, “Kimbilir kimle alışverişi var” diye bakmaz gazetenin bir köşesinde değerlendirirdim.
Benim bu yaptığım iyiliklere karşılık Zozo, beni bir çok dönem ulaşamadığımız yerlere ulaşarak sıkıntıdan kurtarmıştı.
Çünkü Zozo, heryeri gezer, her eve girer, her toplantıya katılır, fotoğraflar çekerdi.
Bizim muhabirlerin giremediği yerlerden bazen özel haberler gerekirdi.
Zozo’ya söylerdim. Bana “Kuzum senin için gider çekerim” derdi ve fotoğrafları çekip önüme koyardı.
Bir çok kez Gazete gazetesinin manşetini Zozo’nun çektiği fotoğraflarla kurtarmıştık.
Zozo’nun düzeni bozulmasın diye o zamanlar bunu kimselere söylemezdim. Ama Zozo’yu hiç kırmadım.

zozo-toledo’nun-arkasindan….jpg

Zozo’nun magazine dünyasında en büyük rakiplerinden biri, şeker hastalığı yüzünden kaybettiğimiz “Şekerim!” diye konuşan lakabı “Moruk” olan Fazıl Durukan’dı…
Bir başkası ise Meftun Olgaç’tı…
Bu son isimlerle Meydan gazetesinde birlikte çalışmıştık.
Onlarda magazine dünyasının duayenleriydi.
Bir de unutulmayan isimlerden biri olan Erol Dernek…
Bu saydığım isimler bir zamanlar magazin dünyasının demirbaşlarıydı.
Zozo Toledo, herkesten farklıydı.
Milli maçlara gider kıyafetinin üzerine reklam alır, televizyon kameralarının önünde dolaşıp gezi sponsorlarını mutlu ederdi.
Zozo Toledo ile her yıl Sanremo Film Festivali’ne giden Meftun Olgaç şöyle anlatmıştı.
“Türkiye’den giden gazeteciler film galasına gideceklerdi. Organizasyon komitesinin koyu renk ceket ve papyon mecburiyeti vardı.
Ama kimsede böyle bir donanım yoktu.
Durumu öğrendiklerinde ise mağazaların kapalı olduğu saatlerdi.
Herkes kara kara düşünürken Zozo “Çocuklar ben bu işi çözerim. Bekleyin” dedi.
Aradan bir saat geçince, Zozo elinde bir sürü papyonla geldi.
“Haydi pamuk eller cebe. Tanesi 10 dolar” diyerek paraları topladı.
Daha sonra öğrendiğimizde Zozo’nun orada bulunan sevgilisinin evine gittiğini ve  kadının eski kocasından kalan bütün papyonları toplayıp getirdiğini,10’ar dolardan sattığını öğrendik.”

zozo-toledo’nun-arkasindan…-001.jpg

Zozo’nun Toledo soyadı Osmanlı döneminde İspanya’dan Türkiye’ye sığınan musevilerin çocuklarından olmasından geliyordu.
Zozo’nun kökeni İspanya’nın Toledo şehrine kadar uzanıyordu.
Toledo ziyaretim sonrası, orada bulunan Musevi mahallesini dolaştığımı söylediğimde “Benim topraklarımı beğendin mi?” diye sormuştu.
Zozo Toledo’nun renkli dünyadaki yaşamı artık sona erdi.
Ama geride kalan anıları hiç bitmeyecek gibi…
İyi insan, iyi dosttu. Allah rahmet etsin.

Bu yazı toplam 1250 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.