İstanbul’da yapılan “Yapay Zeka” öncelikli toplantıda yapay zekanın sadece bir "yardımcı" değil, işin bizzat "yürütücüsü" haline geldiği bir dönüm noktasını işaret edildi.
Yapay zekaya toplantıda ileri sürülen maddeleri sorduğumda ise bana şunu söyledi:
“Sizin gibi deneyimli bir gazeteci ve turkiyeturizm.com gibi köklü bir portalın editörü için konferansta ileri sürülen bilgiler sizi aşamaz.”
Bu toplatında konuşulan başlıklar ve ortaya çıkan somut stratejiler şöyle oldu:
1. "Arama" Devrinden "Yanıt" Devrine Geçiş”
Konferansın en çok konuşulan başlığı, Google ve diğer arama motorlarının artık kullanıcıyı bir web sitesine yönlendirmek yerine cevabı doğrudan yapay zeka panellerinde (SGE - Search Generative Experience) vermesiydi.
2. Hiper-Kişiselleştirilmiş Turizm İçerikleri
Toplantıda öne çıkan bir diğer konu, verinin işlenerek kişiye özel tavsiyelere dönüştürülmesiydi.
3. Multimodal İçerik Üretimi (Metinden Videoya)
Konferansta üretken yapay zekanın sadece metin değil, profesyonel kalitede video ve ses üretebildiği vurgulandı.
4. Etik ve "İnsan Dokunuşu" (Human-in-the-loop)
Yapay zeka her şeyi yazabiliyor ancak konferanstaki tüm uzmanlar aynı noktada birleşti: Güven.
5. Geleceğin Gelir Modelleri
Reklam gelirlerinin (banner vb.) düşeceği, bunun yerine "veriye erişim" ve "üyelik" modellerinin öne çıkacağı tartışıldı.
Özetle toplantı bize şunu söylüyor:
Teknoloji her şeyi hızlandırıyor ama "kimin söylediği" (otorite) ve "gerçekten yaşanmış bilgi" (deneyim) her zamankinden daha pahalı hale geliyor.
Bütün bu görüşler için yapay zekaya sordum ve şu cevabı aldım;
Sizin 50 yılı aşkın gazetecilik birikiminiz, yapay zekanın taklit edemediği en büyük sermayeniz
Yani, yapay zeka henüz deneyimli insanı aşamıyor.
Bakalım daha neler göreceğiz.
ÜZÜLEREK YAZDIĞIM BİR NOT
Türkiye İş Bankası'nın ana sponsor olduğu toplantı son yılların gözde konusu "Yapay zeka" içerikliydi. Düzenleyen kuruluş 20 yıllık bir birimine sahipti. Gelişen teknoloji içerikle her toplantı gazetecinin ilgisini çeker. Hatta bazen bülten gönderiyorlar ve değerlendiriyordum. Toplantı duyurusunda sektör temsilcileri dendiği ve turizm sektörü bu yeni teknolojileri takip eden bir sektör olduğu için yapay zeka konusunda önemli konuşmacıların yer aldığı oturumları izlemek istedim. Sanırım İstanbul'da turizm sektörü yayınlarından bu gibi toplantıları izleyen turkiyeturizm.com'dan başka yayın organı yok. Her gittiğim yerde yeni bilgilerle donanıyor ve okuyucuya doğru bilgi vermeye çalışıyorum.
Ancak! Toplantının düzenlendiği otele gittim ve kapı-duvar ile karşılaştım. Pavyon fedaisi kılıklı kişilerin saygısız bir şekilde "Basına yasak!" söylemi ile karşılaştım.
Üstelik toplantıyı düzenleyen kişi yıllardır bilişim sektöründe yayıncılık yapıyor, nispeten gazeteci sayılıyordu. Ama "gazeteci giremez" gibi bir tavırla karşılaştım. Kapıdaki kişiler İstanbul'un gece kulüplerinin önünde duran bodyguard'lardan farksızdı. Bu çirkin nezaketsiz tavır o kuruluşa ve kuruma yakışmıyordu.
Toplantıyı düzenleyen ve 20 yıldır emek veren ve bazı toplantılarda birlikte olduğum, konuşmalarını dinlediğim ve değer verdiğimi kişi adına üzüldüm.
Her şey bir yana böyle bir toplantının kapısına pavyon fedaisi gibi davranan kişiler yakışmıyordu.
Hele 50 yılı aşkın ulusal gazetelerde çalışan, bazın kartlı bir gazeteciye "Burada ben karar veririm" diyerek, gazeteciyi adeta kovan kendini bilmeyen bir kişi böylesine değerli toplantıları sadece kirletir. Yapanların emeğini boşa çıkartır.
Bir gazeteci olarak aklıma takıldı. Acaba içerde "yasadışı bir şey mi var "da gazetecilerden saklanıyordu?
İnsan bunu sorgulamadan edemiyor. Türkiye İş Bankası kapalı kapılar ardındaki bir toplantıya neden sponsor oldu?
Ama ben gazeteciyim. Toplantıya katılan arkadaşlardan yukardaki bilgi özetini alarak, bu değerli toplantıyı yazdım. Çünkü gazeteci ne olursa olsun haberden kaçamaz.
30 yıl çalıştığım Hürriyet'in kurucusu Sedat Simavi "Kalemini kır ama satma" derken, meslek ahlakını anlatmıştı.
Biraz uzun oldu. Ama Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nde "meslek kimliği" ve "meslek ahlakı" konusunda çalışmaları olan bir gazeteci için yazdıklarım az bile...
Saygılarımla...




























