BRÜKSEL - Avrupa otel, restoran, bar ve kafe sektörlerinin çatı kuruluşu HOTREC’in Başkanı Alexandros Vassilikos, belirsizlik çağında avrupa otelciliğindeki durumun günümüz küresel koşullarında geçici bir durum değil, doğrudan operasyonel bir gerçeklik haline geldiğini söylüyor.
Avrupa genelindeki konaklama işletmelerinin jeopolitik istikrarsızlıklar, enflasyon, dalgalı enerji maliyetleri, iş gücü açıkları ve hızla değişen dijital-yasal düzenlemelerle çevrili karmaşık bir ekosistemde faaliyet gösterdiğini belirten Vassilikos, sektörün geleceğine ilişkin stratejik yol haritasını birkaç kritik eksende şekillendirdi.
KOBİ Odaklı Rekabet Edebilirlik ve Yasal Sadeleşme
Avrupa otelcilik sektörünün omurgasını oluşturan işletmelerin yüzde 99’u küçük ve orta ölçekli işletmelerden (KOBİ) ve aile şirketlerinden oluşuyor. Artan maliyetler ve biriken yasal yükümlülükler karşısında en büyük darbeyi bu küçük ölçekli yapıların aldığını belirten Vassilikos, Avrupa turizm gündeminin merkezine rekabet edilebilirlik ve idari sadeleşmenin konulması gerektiğini anlatıyor. Sürdürülebilirlik ve dijitalleşme hayati önem taşırken; kuralların dev şirketlerin kaldırabileceği, ancak KOBİ’lerin ezileceği bir bürokratik yüke dönüştürülmemesi, yani gerçekçi ve pratik olmasının şart olduğunu anlatıyor.
İnsan Odaklı Yapı ve Nitelikli İş Gücü Krizi
Konaklama sektörünün özünde insan unsurunun yer aldığını belirten HOTREC Başkanı, teknolojinin ne kadar gelişirse gelişsin samimi insan temasının yerini alamayacağını belirtiyor. Sektörün en yapısal sorunlarından biri olan iş gücü krizini aşmak için mesleki eğitime, çalışan hareketliliğine ve kariyer imajının iyileştirilmesine yatırım yapılması gerektiğini belirtiyor. Ayrıca popüler destinasyonlardaki konut krizinin (özellikle kısa vadeli kiralamaların dengelenmesi suretiyle) çözülmesinin, sektör çalışanlarının hizmet verdikleri topluluklarda yaşayabilmeleri için elzem olduğunu söyledi.
Aşırı Turizm ve Sürdürülebilir Yerel Topluluk Dengesi
Güçlü talep artışının bir başarı göstergesi olduğunu, ancak bu başarının çok dikkatli yönetilmesi gerektiğini belirten Vassilikos; "ziyaretçi sayısı ne olursa olsun daha fazla insan" yaklaşımının terk edilmesi gerekir. Özellikle Akdeniz havzasındaki destinasyonların altyapı, su, enerji, mobilite ve yıl geneline yayılan turizm stratejilerine yatırım yapmasının şart olduğunu söyledi. Hedefin, yerel halkı turizm tarafından dışlanan değil, desteklenen bir konuma getiren sosyal kabulü yüksek bir model olması gerektiğinin belirtti.
Dijital Adalet ve Küresel Monopollerle Mücadele
Avrupa’daki konaklama işletmelerinin çevrim içi rezervasyon platformları ve dijital devler karşısında adil olmayan ticari uygulamalarla karşı karşıya kaldığını belirten HOTREC’in, dijital pazarda adil bir rekabet ortamının korunması için Brüksel nezdinde aktif hukuki ve politik mücadele yürüttüğünü anlattı. Dijitalleşme araçlarının oteller tarafından verimli kullanılması desteklenirken, küçük işletmelerin küresel monopollerin dayatmalarından korunması, birliğin öncelikli gündem maddeleri arasında yer aldığını bildirdi.
Yerel Kimlik ve Kültürel Mirasın Korunması
Küreselleşen dünyada Avrupa otelciliğinin en büyük rekabet avantajının özgün kimliği ve yerel gelenekleri korumaktan geçtiğini belirten Vassilikos, otellerin, restoranların ve kafe işletmecilerinin yerel kültürün ve gastronomik mirasın birer "muhafızı" olduğunu ifade etmektedir.
Alexandros Vassilikos’a göre Avrupa otelciliğinin geleceği; teknolojik olarak yetkin, çevreye duyarlı, idari olarak sadeleştirilmiş, ancak ruhunu ve insan odaklı kimliğini asla kaybetmeyen güçlü bir KOBİ ekosistemine dayanmaktadır.



































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.