• BIST 1.404,230
  • Altın 492,34
  • Dolar 8,4300
  • Euro 9,9850
  • İstanbul 32 °C
  • Ankara 35 °C

Süha Alnıtemiz'i uğurladık

Süha Alnıtemiz'i uğurladık
Türk turizminin önemli isimlerinden Süha Alnıtemiz turizm sektörünü katıldığı Zincirlikuyu Camii’nde düzenlenen ceraze töreninden sonra uğurlandı.

İSTANBUL- İremtur’un kurucusu ve Türk turizminin önemli isimlerinden Süha Alnıtemiz turizm sektörünün tüm temsilcilerinin katıldığı Zincirlikuyu Camii’nde düzenlenen ceraze töreninden sonra uğurlandı. Turizm sektörü son bir kez değerli turizmci için bir araya geldi, dualar etti ve son görevini yaptı.

suha-cenaze1.jpg

Tourismo’nun yönetim Kurulu Başkanı Cemal kızıltan, şirketinin 25’ci yılı için hazırladığı “İlkler ve İzler” adlı kitabında Süha Alnıtemez’e yer vermişti. Süha Alnıtemiz adeta tüm yaşamının aynası olan sözleriyle kitapta özel konuyara değinmişti. Cemal Kızıltan “Süha Alnıtemiz’e son görev” diyerek kitapta yer alan röportajı internette yayınladı.

tourismo-grup.jpg

İLKLER VE İZLER KİTABINDA SÜHA ALNITEMİZ
Iremtur'un kurucusu ve turizm sektörünün duayenlerinden merhum Süha Alnitemiz'in "İlker Ve İzler" kitabında yer alan röportajının tam metni şöyle:

tourismo-ilkler.jpg

Sektöre henüz atılan veya atılmayı düşünen birinin elindeyse şu anda bu kitap, tam da bu sayfaları satır satır okuması tavsiye edilir. Ve bu kitapla yetinmeyip, turizmin adeta tarihini anlatan “Ters Kepçe” adlı kitabı hemen edinmesi de önerilir. 1962’den bugünlere dek turizmin seyrini en iyi bilen, üstelik enfes bir üslupla, soluk soluğa okunacak kitabın yazarının adı, Süha Alnıtemiz. Bu alandaki engin bilgisi, bizzat yaşamış olmasından her dönemi. Sektörün geçmişine, bugününe ve geleceğine bunca ilgisi ise ömrünü bu işe adamış olmasından kaynaklanıyor.İç turizme nasıl gönül verdiğini Ters Kepçe’de şöyle kaleme alıyor: “Turizmin her dalında gezginlere en iyi hizmeti vermenin atölyesi olarak iç turizmi görürüm.”
Sektörün efsane kuruluşlarından İrem Tur’un kurucusu olarak tanınan Süha Alnıtemiz, sadece anılarını yazmış bir turizmci değil. O, Türk turizminin kilometre taşlarını yaratanlardan, sektörün var oluş mücadelesindeki inatçı ve inançlı savaşçılardan. Bu nedenle aslında bir yanıyla hem yazan, hem de yazılan. Şimdilerde her ne kadar emeklilikten başka bir şey düşünmediğini söylese de hala çalışıyor. Gezgin Damaklar adlı genç bir şirketin kültür turlarını hazırlıyor. Heyecanını koruyor ve kendisinden sonra gelen kuşaklarla tecrübelerini paylaşıyor. Kitabında da ifade ettiği gibi, “Türkiye'nin halen hayatta olup her şeyi yaşamış en tecrübeli turizmcisi benim!" diyor ve anlatıyor...

TURİZMCİLİK BİR SANATTIR
2012’de turizmde 50’nci yılını dolduruyor Alnıtemiz. Kitabı da bu yarım yüzyıllık dönemi anlatıyor. Şöyle bir geçmişten bugüne baktığında neler görüyor, düşünüyor peki?“Benim neslim Türkiye’nin bir uçtan bir uca savrulduğu bir kuşak. Hem sosyal hayat hem de teknoloji açısından söylüyorum bunu. Düşünün ki, otellere ulaşamadığımız zaman telgraf çeken bir acenteydik. Şu anda mailler atılıyor. Yani bunları yaşayan biri olarak yazdıklarınız tarih oluyor tabii. Yazdıklarım, sadece kişisel anılarım değil. Bu nedenle isterdim ki, sektörde okunsun. Özellikle şimdiki acenteler okusun. Bugünkü hizmetin çok daha iyisini biz ilkel şartlarda veriyorduk. Düşünün, biz geceden kalkıp su kaynatıyorduk.. Şimdi otobüslerin hepsi kahve makinesiyle geliyor. Şu anda herkesin hizmeti standart. Biz kendi zamanımızda işin içine animasyon da katıyorduk.”
Bu sözlerin sahibi, henüz 21 yaşındayken turizme adım atıyor. Turizm Bakanlığının olmadığı zamanlarda arkadaşlarıyla Türkiye Gençlik Turizm Kulübü’nü (TGTK) kuruyorlar. Üye sayısı da arttıkça turizmden gelir sağlamaya da başlıyorlar. Ancak Alnıtemiz için işin maddi yani ilk planda olmamış hiç, hala da değil. “İşe salt ticari kafayla girenler için bir şey demem. Ama bana göre turizmcilik bir sanattır. Yani ben her yaptığımız turu ince ince tasarlarım. Turun başını, tuvalin başına oturmuşum, sonunu da o resmi bitirmişim gibi ele alırım. Tabii ki farklı yerler için hepsi ayrı birer tablodur. Onun verdiği bir haz var. Bu ticari bir konu değil. Dolayısıyla bugünkü turizmciliğe salt ticari amaçla girmiş olanlara bir şey demem. Ama turizmcilikten zevk alan, bunu keyifle yapan her insan gibi onlar için üzülürüm. Çünkü bugünün dijital ortamı onları bu keyfi almaktan yoksun kılıyor.”

TELEFONUN 20 DAKİKA ÇEVİR SESİ VERMEMESİ
Bilişim çağını da yaşıyor duayen turizmci. Ama geçmişini olanca canlılığıyla koruyor, önemsiyor.“Zar zor gidilen yollardan giderek hedefe varılmasının kendi içinde bir keyfi vardır. Heyecanı vardır. Bir adrenalini vardır. Bir nevi macera. Tabii ki öyle kalsaydı demek istemiyorum ama tuzundan biberinden bahsediyorum.” Bir dönem sektörün devlerinden ve iç turizmin ilklerinden olan Süha Alnıtemiz, “Acentelerin birbirinden farkı sadece kullandıkları kredi kartları ve taksit sayısı nerdeyse,” diyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor: “Artık internet de olduğundan acentelerin ‘acentelik’ fonksiyonu eksik gedik kalmış durumda. Adeta otellerin ön bürosu gibi oldular. Nitekim oteller de aynı o acentenin yaptıklarını kendi içlerinde yapıyorlar. Ama bir yandan da bu acenteler en büyük olmak, en iyi olmak gibi iddialarla kasılıyorlar. Fakat ben de ‘Ya, Türkiye nerden nereye geldi. Zamanında sizin bu hizmetlerin çok daha iyisini verdik,’ diyorum. Bunu da inanarak söylüyorum. Çok ilkel şartlarda hizmet verdik bizler.” Bunu da çok güzel bir örnekle anlatıyor.“Telefon açarken yanına da bir alet koyuyorduk. Bu, ses yükselticiydi. Telefon çevir sesi verdiği zaman biz işimize devam ediyorduk. Telefonu açmıyorduk. Bunun sesi yükselince ‘Aa, hat geldi’ diyorduk. Karşı taraf meşgul çıkarsa bir 20 dakika daha. Bunları bugün kimse bilmiyor. Turizmcilik ve telefonun 20 dakika çevir sesi vermemesi. Bunların bizler tarafından dile getirilmesi ve yeni kuşak tarafından bilinmesi gerekiyor.”

MEŞHUR İREMTUR DÖNEMİ
Askerlik dönüşü TGTK’nın kapısını kilitli buluyor. Mimar ve Mühendislik Akşam Okulları’na kaydoluyor. Elinde çantayla ‘mobil acentelik’ dönemi de başlıyor. Para kazanması şart. Zira borç ödüyor. Acente açma fikri aklından hiç çıkmıyor. Babasının da çok istediği mimarlığın okulunu okuyor okumasına ama 1969’da acenteci oluyor. Ve 33 yıllık İrem Tur yolculuğu başlıyor. “Turizmcilerin geneli alaylıdır. Benim eğitimim mimari dalındaydı. Şu anda bile bir acentecilik eğitimi yok. Ama ruhu itibariyle eğitimi verilemez zaten, otelcilik gibi değil. Mutlaka pratiğini yaşamak gerekiyor. Özellikle Club Med’in ilk yetkili satış acentecisi olmak benim okulum oldu. Hizmet açısından orada bayağı ders aldım. Belli prensipleri öğrendim. “
O zamanlar TÜRSAB yok. Sektörde Duru Turizm, VIP Turizm ve Tura Turizm var. 98 kişinin katıldığı ilk turlarını yapıyorlar. Uludağ Yılbaşı Turu. Yaz kış devam eden müthiş bir mücadele başlıyor. Bayramlar ve tatiller, kışın Uludağ, yazları ise tekne turları. İstanbul içinde günü birlik geziler de cabası. Yabancı turist hayalleri de gerçek oluyor zaman içinde. Kolay olmuyor tabii. Çok defa boşa çekiliyor kürekler. Piyasaya borçlanılıyor. Ama her şeye rağmen İrem Tur varlığını sürdürüyor. Bu başarının altında müthiş bir iz sürücülük, takip de var. Yeni bir otel açılır açılmaz, yeni bir belde göz kırpar kırpmaz Süha Alnıtemiz soluğu orada alıyor.
“İrem Tur’un başarısının da kökünde biraz da hep yeni otellerin peşinde koşmak vardı. Daha inşaat zamanında onları takip edip en lükslerini almak ve onları tek yetkili olarak ele geçirmek yani. Ama her zaman bir yandan terör, diğer yandan Irak savaşı gibi olumsuzlukların, krizlerin yatırımcıları etkilemesi de söz konusu oluyordu. Başta yatırımcılar İtalya’dan mermer getiriyorlar, Fransa’dan başka bir şey getiriyorlardı. O zaman büyük para olan 150 mark’tan da oda satmayı hayal ederlerdi.. Ama bir gün bomba patladı mı o koca1000 yataklı otel iç turizme muhtaç oluyordu.”

BEYAZ GECELER, RENKLENEN TATİL KULTÜRÜ
İrem Tur’un ilk yılları, yani yetmişlerde Türkiye, turizme yeni yeni uyanıyor. Az belde ve az otel sorunu var. Ancak öte yandan bir diriliş de var. Marmaris keşfediliyor mesela. İrem Tur’un yaptığı Marmaris turları da ünlenmeye başlıyor, tıpkı Uludağ ve Abant turları gibi. 
“Türk halkı iç turizme ‘ye-iç-yat-ense yap’ modeliyle yat turizmiyle, beş yıldızlarda veya birinci sınıf tatil köylerinde başladılar. Çünkü o köyler 3 yıldız fiyatla satılıyordu. Gerçek 3 yıldızlılar 70 lirayla sezona girer ve 70 lirayla bitirirlerdi. 5 yıldızlılar ise 150 lirayla sezona girer, 60-70 lirayla bitirirlerdi. Çünkü 1500 yatağı doldurmak kolay değil. Öbürünün 80 odası var, dolduruyor. Dolayısıyla Türkler de ondan dolayı her şeyin en lüksüyle tanıştılar. O zaman Kemer, Belek, Bodrum, her taraf yeni. İnsanlar da bir gittiği otele, her yıl gitme alışkanlığı edindiler. Garsonun, barmenin kendisini bildiği, tanıdığı yerlere,” diyor ve altmışlı ve yetmişli yıllardaki gezi kültürünü anlatarak sözlerini sürdürüyor Alnıtemiz.
“O zamanlar turlar kültür turu gibiydi. Yani böyle bütün bir haftayı, bir tatili tesiste geçirecek tesisler yoktu. O bölgeler yoktu. En flaş bölge belki Ayvalık’tı. Şehir otellerinde kalıyorduk. Sonra Sarımsaklı falan açıldı. Akçay, Ayvalık, Kuşadası gibi beldelere tur yapılıyordu ama kültüre de çok ağırlık verilmiyordu. Ama Club Med ve diğer tatil köyleri filan açılınca iş değişti. İnsanları otele ve otelin sunduklarına, imkanlarına bırakmak içime sinmedi. Club Med mükemmel bir yerdi. Ama bir animasyon vardı ki plajdaki insanlara rahat vermiyorlardı. Oyunlar, geziler, ekstra turlar, tekneyle balık avı vesaire.”

18 YIL REKLAMSIZ BÜYÜME VE KULÜPLEŞME
İrem Tur deyince o yılları yaşamış gezginlerin aklına hemen kurumun farklıları arasında yer alan özel etkinlikleri de geliyor. “Tatillerini doldurmak gerekiyordu insanların. Turlarda Beyaz Geceler, Balık geceleri, Mantı Partileri düzenledim. Ama tatil köyleri açılmaya başlayınca İrem Tur bu özelliğini yitirdi. Sabah, herkes gelmeden kahvaltıya başlamazdık biz. Kahvaltı değil ama öğle yemeği ile akşam yemeğinde herkes ille birlikte oturacaktı ve kimin nerede oturacağı belliydi. O da turun kaynaştırılması için planlanmış bir sistemdi. Geçimsizler masanın başına, art niyetli gelmişler öbür sonuna, zamparalık için gelmişler uzak bir köşeye gibi. Kadın erkek dengesini kollardık. Tabii o zaman yaş ortalaması da düşük.”
Tek başına tura katılan kadın gezgine fiyat farkı ödemesin diye odasına kendisi gibi tek gelen bir başka kadın gezgini yerleştiriyordu İrem Tur.
“Uludağ’da kadınlar koğuşu şeklinde, 25 kişiyi bir odada yatırıyorduk. Erkekler 25, kadınlar 25 kişi. 2 ayrı koğuş falan. Yani böyle özelliklerimiz vardı. Korumaya çalıştık,. Aksiyonlarımız oldu. Ama otelin içinde artık tatili daha renklendirecek şeyler yapmak komik olmaya başladı.” Ancak adeta kulüpleşmeye başlıyor İrem Tur. Her turda birbirlerini daha önceki turlardan tanıyanlar kesişiyor. Ağızdan ağıza, kulaktan kulağa yayılıyor İrem Tur.
“18 sene reklam vermeden çalıştım. Sırf kendi bünyemizde yaptığımız mailing ile. Bazen üç otobüs yola çıkardık. İki otobüsün başına ben müşterileri koyardım. Birinde de ben giderdim. Bugünlerin atılan temelleri böyle zamanlardır işte. Bir Duru Turizm vardı, bir de biz vardık i turizmde. Selim Duru bir duayendi. İşine gönül vermiş bir adamdı. Hem rakip sayardı beni, hem de ara sıra ziyaret ederdi,” sözleriyle onur duyulacak bu başarı öyküsünden birkaç anekdot daha paylaşmış oluyor Alnıtemiz.

YETMİŞLER, YENİ TRENDLER, İLKLER
İrem Tur, her yeni keşfedilen ve parlayan turistik bölgenin ilk pazarlayanlarından oluyor. Yetmişlerdeki sınırlı belde ve otel sayısına rağmen tam gaz çalışıyor. Karadeniz turlarından Akdeniz seferlerine uzanan geniş bir yelpaze sunuyor gezginlere. Yazları yapılan meşhur motor turları, insanların hatıralarında hala gülümseten, özel bir yere sahip. Trenle yolculuklar ve yurtdışı kayak turları da hep bu kısıtlı zamanlara denk düşüyor. Kıbrıs Savaşı’nın ardından Kıbrıs’ın ilk konuklarını taşıyan acente de oluyor. Kaş ve Kalkan özel olarak Süha Alnıtemiz’in kalbini çalan iki belde oluyor bu yıllarda. Şirketin kadrosundaki çalışan sayısı çok az. Kazanç da var ancak geçmişten kalan tefeci borçları da bitmiyor. Ve İrem Tur’in imza attığı ilkler de bitmiyor.1974’te İtalyan Valtur Tatil Köyü, Kemer’de açılıyor. Oraya ilk Türk grubunu götüren acente de İrem Tur oluyor. Tatil trenlderi büyük bir değişime uğramaya başlıyor. Buna en hızlı uyum sağlayanlar da Süha Alnıtemiz ve ekibi. “Seksenli yıllara kadar insanlar belki de tatile çıkabildiklerine şükrediyorlardı. Belki de 5 yıldızlı otele gittiğinde kendini Monaco’ya gitmiş gibi hissedebiliyordu. Zengini için de böyleydi.” Alnıtemiz’in İrem Tur ile yolcularına bıraktığı çok değerli anılar, özenli hizmet almış olmanın verdiği haz var. Bir acente düşünün ki, yolcularının otobüste sağlıklı uyumaları için sessizlik sağlamayı öncelik haline getirmesi. Düşünün ki bir acente, her yolculuğunda mevsime özel müzik seçkileri yapıyor ve öyle özgün oluyor ki bu hususta, yolcular kasetten birer kopya talep ediyorlar. Fıkra anlatılmayan, gürültü yapılmayan, kısacası kendi içinde disiplinli ama bir o kadar eğlenceli olan bu turlar unutulmuyor, unutulmayacaktır da.

DİNAMİK VE KRİTİK SEKSENLER
1979’da onuncu yılını dolduran İrem Tur, tam yelkenlerini rüzgarla doldurmuş seyrine devam edecekken 12 Eylül 1980 ihtilali patlıyor. Her şey duruyor, donuyor. Turizmciler için yeni dönem ise Turgut Özal ile başlıyor deneyimli turizmciye göre. Yurtdışı çıkışlar serbest hala geliyor. Yaşam kalitesi yükseliyor. Özgür ve özgün bir kimlik kazanmaya başlıyor Türk turizmi. Ve İrem Tur, artık marka olan bir acente. Haliyle teklifler de almaya başlıyor. Önce kendisine Sunuk Pasiner tarafında Camel-Babil-İrem Tur konsorsiyumu öneriliyor. Ardından bundan vazgeçiliyor ve İrem Tur, A Sınıfı Seyahat Acentesi belgesi alarak Camel Tour’un partneri oluyor. Yıl 1984. Aynı yıl, Türkiye’de birden çok işlevi olan ve sadece indirim kartı olmayan ilk kartı İrem Tur çıkartıyor. Bunu Vakko’dan bile önce yapan firma oluyor. İremcard adını taşıyan kart, sadece özel müşterilere gönderiliyor. Daha sonraları bu kart fikrini takiben İrem Clublar oluşturuluyor. Kurumsal dergisi İrem Magazin de yine bu yıllarda hazırlanıyor. “Her Şey Dahil” (All Inclusive) sistemine geçiş, termal turizm ve daha birçok büyüme adımıyla dopdolu geçiyor seksenler. Ve İrem Tur için hem atılım, hem hayatta kalma yılı olan 1990 geliyor.

EXCLUSIVE ACENTALIK ZAMANLARI
1990’da Süha Alnıtemiz’in ortağının sahip olduğu şirketler iflasa gidiyor. Alnıtemiz’in de ortağının hisselerini kurtarmak için banka kredisi almaktan başka seçeneği kalmıyor. Ancak iç turizmde neşeli bir rüzgar da ortaya çıkıyor. Fiyat avantajları Hürriyet’le yapılan reklam çalışmaları aracılığıyla halka duyuruluyor. Ve doksanların başında artık herkes İremtur’u tanımış oluyor.Yurtdışı turlarda taksitli satış dönemi de başlıyor bu yıllarda. İşler büyüyor. İrem Tur, yurtdışı turlarda da öne çıkıyor. Büyüme hamlesine Perfect Tour adlı yeni acentesi ve American Airlines’ın Türkiye Genel Satış Acenteliği de ekleniyor.1992 sonlarından itibaren haciz, icra, Alnıtemiz’i şaşırtan ama daima vicdanıyla hareket ettiği bir dişi olaylar zinciri ardı ardına sıralanıyor. İrem Tur’u, kendi kurduğu, hayatını adadığı şirketi tekrar tekrar satın alıyor. 1994’te yepyeni bir ofise geçiliyor ve aynı bir otobüsü devriliyor. Kayıplar, yaralılar... Çok üzülüyor başına ilk defa gelen bu olay nedeniyle Alnıtemiz. Ama hayat da devam ediyor. 
Doğu ve Güneydoğu’ya kültür turları başlıyor. Aynı dönemde yurtdışından turist getirme çalışmaları hız kazanıyor. Ve 1997’de yurtdışından en çok döviz getiren 50 acentenin arasında yer almayı başarıyor. O yıl İrem Tur’un 7 katlı merkez ofisi haricinde 2 ofisi, 5 şubesi ve 45 bayisi var. Yıllık cirosu ise yaklaşık 50 milyon dolar.Tüm bu büyüme ve artan başarı grafiğinin yanında İrem Tur, yıllarca mali sistemini bir türlü kuramıyor. Talihsizlikler, biriken borçlar, sahtekarlar, zayıf anları fırsat bilenler İrem Tur’un yazık ki sonunu hazırlamaya başlıyor. 2000-2005 yılları arasında İrem Tur ile birlikte pek çok şirketin turizmdeki yolculuğu sona eriyor. Ama Alnıtemiz kopamıyor mesleğinden Hey Travel ve ardından Eden Tour ve Cafe Tour günleri başlıyor. Ama o, karakteri ve prensipleri gereği hep dürüst, hep net. Bu nedenle destek olanlar az, köstekler çok. Ve hikaye Metris’e dek uzanıyor. 11 ay hapis yatıyor Süha Alnıtemiz. Kitabının son cümleleri gibi bir hayat onunkisi: “Rio De Janeiro’yu da gördüm, Metris’i de. Görkemi de yaşadım, iflası da. Havyarın tadını da bilirim, tabanca namlusunun da...”

KEŞKE DEMEYEYİM DE NE DİYEYİM ?
“Bir kitap yazdım ve anlattım. İrem Tur’un tarihi olarak baktığınız zaman çok hatalar yaptım, keşke bunu yapmasaydım, dedim aslında orada. Yani kendimi suçluyorum. Başınıza ne geldiyse sebebi kendinizsinizdir. İki kere iki dört. Haklı veya haksız. Bazen şanssızlık da olabilir. Zaten şanssızlık çok. Keşke sırf turizm şeyine odaklanmasaydım. Yani para pul imkanı olduğu zaman, başka sektör değilse bile yatırım yapabilirdim. Ne bileyim, otel yatırımına gir, restoran yatırımına gir ya da bir toprak kapat.
Kalkan’ı ilk keşfeden adam benim ve gidip Kalkan’dan kendime hazır bir siteden yer aldım. Ama bu arada Kalkan’da üç otelin inşaatını bitirmek için dünyanın parasını verdim ki bana kontenjan versinler ve Türkleri Kalkan’a ilk götüren acente İrem Tur olsun. Buna keşke denmez mi? Kırk dönüm arazi alırdım ben o parayla. Bu mesleğin maraza boyutlarda sevilmesi de zararlı bir şey. Neymiş? Türkleri Kalkan’a ilk götüren olmakmış. Sanki Côte d'Azur! Hem Kalkan da Türk halkının hala bile turizm anlayışına uygun bir yer değil. Nefis bir yer. Ama bizim millet hala balkonundan hop kumsala atlayacak, arka odalarından animasyona gidecek. İflas ettim. Metrislere düştüm bu konuda. Keşke demeyeyim de ne diyeyim. Bana şimdi birileri gelse ‘Sana 10 milyon dolar verelim, şu İrem Tur’u kur,’ deseler hiç niyetlenmem bile.”

HİÇ HAZIRA KONMADIM
“Kitabımda İrem Tur’la ne kadar çok ilke imza attığımız detaylarıyla yer alıyor. Geçmişe dönüp baktığımda pazarlama açısından övündüğüm şeyler var. Onlar kendi içinde birer ilktir. Ama sektörel anlamda Türkiye’de ilk diyeceğim şeyi hakikaten seçemiyorum. Müşteri odaklı olmak konusunda ilklerden biriyim herhalde. Ticaret değil de, hizmeti ön plana almak yani. Bir de keşfetmek. Ben hiç hazıra konmadım. Bugün Türk halkına sunduğum ve genelde yetkilerini elime aldığım 13-14 otel için söyleyebilirim bunu. Bir de şunu iddia ederim ki, rahmetli Üzeyir Garih, Hillside inşaatına benim kadar gitmemiştir. 3-4 sene sürdü. Yani meslek sevgisinin takipçiliğini ta içinde yaşayıp maden keşfeder gibi tesisleri keşfetmek, yöreleri keşfetmek ve insanlara sunmak konusunda pek benzerim olduğunu sanmıyorum. Ama bir de dediğim gibi ilkleri yapacaksak, hiçbir acente İrem Tur kadar olamamıştır, bugün bile. İrem Tur, salt acentelikle yetinmeyip seyahat paketi haline getirmekte hala ilk ve tektir.”
TÜRSAB FONKSİYONUNU YERİNE GETİRMİYOR!..
“TÜRSAB bir kere acentelerin haklarını çok iyi korumuyor. Bir kere bu kaçak acentelikle ilgili kesinlikle bir şeyler yapmak, önüne geçmek lazım. Ben bir ara TÜRSAB ile denetime çıktım. Beni yeni açılan acentelere gönderdiler. Aman Allah, evden iki koltuk ve bir bilgisayar getirip açılan seyahat acenteleri var. TÜRSAB’ın uzun süredir başında olanlar hac turizmiyle ilgili o kadar çok şey yaptılar ve kendi adlarına benimsediler ki, seçilme imkânlarını da onlardan aldıkları oylarla sağladılar. Senelerdir hep başındalar. Dolayısıyla denetime gidiyorum ve eksik bulduklarımı ilettiklerimde istemediler. Başaran Bey bana “Merak etme” dedi. Dolayısıyla TÜRSAB’ın acentelerin menfaatini korumak hususunda müthiş eksikleri var. Tabii ki bir sorunu da tüketicilere karşı. Uzun süre TÜRSAB, olumsuz olaylarda acenteleri korudu bakanlığa, hatta tüketiciye karşı. Şimdi belki artık sistemler de daha kolaylaşmıştır; takip ve denetim açısından. Ancak bence TÜRSAB bir Mimarlar Odası, Eczacılar Odası gibi fonksiyonunu yerine getiren bir kuruluş değil. Bizim meslek çok haksız eleştirilere de müsaittir. Bir otelde odanın kliması bozulduğunda doğrudan acente sorumlu tutulur. O anlamda zor bir sektördür ama kayırmacılığa da gelmez. Tursab’ın bugünkü en büyük zaafı veya sorunu acentelerin güvenilir olmamasının Türk halkının zihniyetinde yer etmiş olması. Bugün insanlar acentelere güvenmiyorlar. O zaman çift taraflı bir sorumluluk var. Bir yandan acentenin haklarını korumak ama bir yandan da tüketicinin haklarını korumak.”

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.