İSTANBUL- Türkiye’nin en değerli arsaları arasında gösterilen Şişecam’ın Beykoz’daki arazisinin 171 milyon 500 bin dolara satılmasının ardından kamuoyunda başlayan tartışmalar devam ediyor.Satış bedelinin düşük kaldığını öne süren eleştiriler üzerine konuya ilişkin sorular, Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran’a yöneltildi. Aran, Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda yapılan açıklamayı hatırlatarak satış bedelinin 171,5 milyon dolar olduğunu teyit etti.
171,5 Milyon Dolar, Yaklaşık 7 Milyar Lira
Aran, söz konusu tutarın Türk lirası karşılığının yaklaşık 7 milyar lira seviyesinde olduğunu ifade etti.
171.500.000 doların yaklaşık 40–41 TL bandındaki kur seviyeleri dikkate alındığında 6,8 ila 7 milyar lira aralığında bir büyüklüğe ulaştığı hesaplanıyor.
Kesin TL karşılığı ise işlem tarihindeki resmi kur üzerinden belirleniyor. Aran, bu tutarın şirket açısından kayda değer bir nakit kaynağı oluşturduğunu söyledi.
“Emsalsiz Bir Konum, Farklı Değerlendirmelere Açık”
Beykoz’daki arazinin Boğaz’a yakın ve emsalsiz bir konumda bulunduğunu belirten Aran, bu tür varlıkların değerinin farklı bakış açılarına göre değişebileceğini dile getirdi.
“Kimileri çok ucuza gitti diyebilir, kimileri de gerçek değeri bu muydu diye sorabilir” diyen Aran, daha yüksek bir değer biçenlerin bulunabileceğini ancak kararın mevcut ekonomik şartlar çerçevesinde alındığını kaydetti.
Fırsat Maliyeti ve Nakit İhtiyacı Vurgusu
Aran’a göre tartışmanın merkezinde yalnızca arsanın potansiyel piyasa değeri değil, fırsat maliyeti de bulunuyor. Sıkı para politikasının uygulandığı bir dönemde sanayi şirketlerinin nakit akışı ve borçluluk yapısının öncelik kazandığını belirten Aran, yaklaşık 25 yıldır bilançoda bulunan bir varlığın 7 milyar lira nakit yaratmasının finansal açıdan önemli olduğunu ifade etti. Bu kaynağın finansal getirisi ile şirketin borçluluk durumu birlikte değerlendirildiğinde satışın rasyonel bulunduğunu söyledi.
“Proje Geliştirmek İlave Sermaye Gerektirir”
Arazide proje geliştirilmesi yönündeki eleştirilere de değinen Aran, büyük ölçekli bir gayrimenkul projesinin ciddi ilave sermaye gerektirdiğini belirtti.
Bu büyüklükte bir varlığı nakit olarak alabilecek yatırımcı sayısının Türkiye’de sınırlı olduğunu ifade eden Aran, satıcı konumundaki şirketlerin her zaman geniş bir alıcı havuzu arasından seçim yapma lüksü bulunmadığını kaydetti.
“Kararlar Matematiksel ve Teknik Kriterlere Göre Alınır”
Bu tür işlemlerde yönetim kurulu ve üst yönetimin; emsal değerleri, imar durumunu, geliştirilebilecek projeyi, yatırım tutarını, beklenen getiri oranını ve süresini hesapladığını belirten Aran, teklif edilen bedelin alternatif senaryolarla karşılaştırıldığını söyledi. Şişecam’ın borçluluk yapısı ve nakit ihtiyacı dikkate alındığında 171,5 milyon doların kıymetli bir kaynak olduğunu vurgulayan Aran, işlemin Vergi Usul Kanunu açısından da kayda değer bir kazanç yarattığını ifade etti.
Karar süreçlerine ilişkin eleştirilere de yanıt veren Aran, büyük ölçekli alım-satım kararlarının matematiksel ve teknik kriterlere göre alındığını, siyasi ya da teknik dışı bir saik bulunduğuna dair herhangi bir gözlemi olmadığını söyledi. Satış sürecinin değerleme raporları, yönetim kurulu kararları, KAP bildirimi, sözleşme aşamaları ve tapu devri gibi hukuki prosedürler çerçevesinde tamamlandığını belirtti.
Aran'dan "Neden proje geliştirmediniz?" eleştirisine yanıt
'Niye proje geliştirmediniz' sorusu da bir eleştiri olarak geliyor. Proje geliştirmek için de ilave para harcamak gerekiyor ve gerçekten bugün Türkiye'de bunu nakit olarak verip kasaya koyabilecek alıcı sayısı az. Böyle bir işlemi yapabilecek büyüklükte gayrimenkul geliştiricisi de az ve bunların birbirine denk gelmesi öyle sanıldığı kadar kolay değil.
Bu büyüklükteki alıcı ve satıcının denk geldiği durumda hem Şişecam’ın Genel Müdürü ve bu konuyla ilgilenen ekipleri hem de Yönetim Kurulu 'arsanın emsal değeri nedir, imar durumuna bakıldığında orada nasıl bir proje geliştirilebilir, o projeye ne kadar para harcamak gerekir, sonucunda ne almak gerekir, bu geri dönüş ne kadar sürede olabilir?' gibi konuları, bugün gelen 171,5 milyon dolar teklifle karşılaştırarak bir karar veriyorlar. Ticari açıdan kapsamlı bir değerlendirmeyle verilmiş rasyonel bir karar olduğunu düşünüyorum.
İş Bankası'nda her karar matematiğine, tekniğine göre alınıyor. Tümüyle finansal ve rasyonel kararlar. Ama maalesef Türkiye'de bir karar alındıktan sonra ona her türlü senaryo yazılıyor.
Bilgi kirliliği had safhada. Şunu da ifade edeyim; İş Bankası’nda her karar matematiğine göre, tekniğine göre, o sırada o şirkette neyin doğru olduğuna ilişkin teknik bakış açısıyla alınıyor.
Arka planında söylenmeyen, siyasi ya da teknik dışı hiçbir alanın olmadığını; bankada verilmiş olan tüm bu tarz büyük alım-satım kararlarının hepsinin arkasında o rasyonaliteyi aradığımızı ve onunla hareket ettiğimizi söyleyebilirim. Bunun dışındakiler tamamen söylenti ve masa başı uydurma haberlerdir. Gerçek hayatta en ufak karşılığı olmayan söylemlerdir."



































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.