• BIST 1.110
  • Altın 455,741
  • Dolar 7,2351
  • Euro 8,5204
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 22 °C

Okusalar bile anlamazlar

Özkan Altıntaş

Türkiye’nin okuma özürlü bir kuşak olduğu tartışılıp duruyor.
Hele internet kuşağının hiç kitap okumadığı, internette oluşan garip bir dili konuştuğu ve kitaplardan uzaklaştığı önü sürülüyor.
Arka arkaya kitap fuarları açılıyor.
İnsanlar büyük emeklerle kitaplar yazıyor.
Ama okuyan yok!

Bu ‘okuma’ sözü aklıma eskiden de böyle olduğunu hatırlattı.
Gazetelerin az yazı çok fotoğraf kullandığı dönemlerdeydi.
Bir başlık bir spor ve iki paragraf haberler yazılıyordu.
Gazetelerin görsele yönelip, yazıyı ikinci plana itmelerinin ana sebeplerinden birinin görüntülü haber veren televizyon olduğu ileri sürülüyordu.
Hatta gazetelere bu nedenle ‘boyalı basın’ tabiri yakıştırılıyordu.
İşte böyle bol fotoğraflı gazete döneminde Günaydın gazetesi bir devrim gibi bol fotoğraflı, az yazılı gazete olarak önemli sayıda okuyucu almıştı.

Bu arada Yeşilçam’da erotik filmler furyası başlamıştı
Herkes hatırlar Behçet Nacar’ın oynadığı “Parçala Behçet!”,
Beyazperdenin en önünde önünde oturarak sevişmeyi ondan öğrenen yüz binler, şehvet seanslarında kadınları parçalayışını iştahla seyrediyordu.
Aslında yatak sahneleri çekilirken tamamen soyunmuyorardı.
Her şey çıksa bile külotlar çıkmıyordu.
Sevişme sahnelerinde külotları bacaklarıyla saklayan oyuncular, çıplak oldukları izlenimi yaratırlardı.
Bir zamanlar Yeşilçam’ın seks ilahı olan Behçet Nacar bir röportajından “Külotlar çıktıktan sonra iş yozlaştı” diye dert yanmıştı.

Erotik furyasında basın durur mu?
Bazı gazeteler Yeşilçam’ın erotik furyasına uyarak erotik ağırlı gazeteler çıkardılar. Hatta Playboy, Playmen gibi yabancı dergilerin Türkçe versiyonları yayınlandı.

Gazetelerin en ünlüsü Günaydın’ın çıkardığı “Tan” gazetesiydi.
Bazı kesimler Tan gazetesini Resmi Gazete gibi her gün alırlardı.
Bazı devlet memurları işyerlerinde diğer gazetelerin arasına koyup gizli gizli kadınların çıplak fotoğraflarını seyrederlerdi.
Tan çok popülerdi…

Aşağıdaki hikayeyi gazeteci arkadaşım Güray Bursalı anlattı…
Tan gazetesinin başında Güray Bursalı vardı.
Sayfa sekreterliğini ise rahmetli Ali Galip Vural yapıyordu.
Bir gün Güray Bursalı gazeteye geç kaldı.
Ali Galip erken gelmişti.
Yönetimden, Tan gazetesini baskıya erken alacaklarını bildirmişlerdi.
Ancak Güray Bursalı yoktu. Çaresiz durumu kurtarmak isteyen Ali Galip Vural masaya oturdu ve başlıklar, spotlar, resimaltlarını “Allah ne verdiyse” kabilinden yazdı.
Gazete matbaaya gitti basıldı ve ilk baskılar geldi.
O sırada gazeteye gelen Güray Bursalı olayı öğrendi.
Geciktiği için yönetimden laf işiteceğini bekliyordu
Ali Galip ona: “Merak etme ağabey… Ben gazeteyi hazırlayıp baskıya verdim. İşte gazete!” diyerek, önüne baskıdan gelen Tan gazetesini koydu.
Güray Bursalı hayretle gazeteye baktı.
Ali Galip kafasına göre heryeri doldurmuştu.
Güray Bursalı, başlıklara, resimaltlarını baktığında hiçbirinin uyumlu olmadığını görünce Ali Galip’e çıkışarak “Sen ne yaptın?” dedi.
Ali Galip pişkin bir şekilde gülerek,: “Ağabey yönetimden fırça yemekten kurtulduk ya… Sen ona bak!” dedi.
Güray Bursalı, “Peki bu abuk sabuk yazılar ne olacak?” dedi.
Ali Galip bu kez daha pişkin bir şekilde:
“Merak etme Güray ağabey. Onları okumazlar. Okusalar bile anlamazlar. Fotoğraflar yeter!” deyiverdi.

Güray Bursalı’ya o saatten sonra Ali Galip’e hak vermekten başka çare kalmıyordu.
Nitekim ertesi gün ve sonrasında bu olay hiç farkedilmedi ve kimse anlamadı.
Demek ki Tan gazetesini, okumak için alan gazetecilerin içinde bile yoktu…
İşte okuma özürlü toplumun geçmişten günümüze gelişmesi böyle başladı.
Bugünkü halimizden hiç şikayet etmeyin.
Büyüklerimiz ne demiş? “Böyle başa böyle tıraş….”

Bu yazı toplam 720 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.