Hindistan'dan gelirken 1875'den beri İngilizce yayınlanan ve ülkenin en popüler hemen gazetesini alıp uçağa bindim.
Hemen hemen 40 sayfa. Bir kısmı magazin, bir kısmı moda ama 28 sayfası gerçek gazete.
Aradım taradım editoryal yazının dışında bir tane bile köşe yazısı bulamadım. Tekrar tekrar aradım. Yok.
Aynı şekilde ABD gazeteleri geldi gözümün önüne.
Üç-beş seçkin yazarın dışında oralarda da yok köşe yazarı. Herhalde Avrupa ülkelerinde de çok farklı olduğunu zannetmiyorum.
Bize geliyorum.
Maşallah her gazetede sayısı 20'nin üzerinde köşe yazarı var.
Acaba bu, sen anlamazsın. Ben sana anlatayım mı demektir. Cehaletimizdenmi kaynaklanıyor?
Geri kalmış ülkelere mahsus bie şeymidir ki, diye düşünüyorum.
Sakın Başbakan'ın son çıkışı ile ilgi kurmayın. Benim o tarakta bezim yok.. O çıkışı hiçbir zaman tasvip etmedim. Bu demokrasi değil.
Ben çok önceden fazla sayıdaki köşe yazarı konusunu düşünüyorum.
Gazete haber veren medya aracıdır. İstenen haberi vermesidir. Yorumu okuyana aittir. Böyle olmalıdır.
Ama öyle değil. Sen anlamazsın bak ben anlatayım diyen süreçtir bizdeki uygulama. O ne demiş, bu ne demiş...
İşte medyayı değerli ve önemli yapan tılsım burada.. Medya gücü dediğimiz olay burada. Yoksa yatırımcısı bu kadar para niye yatırsın bu işe.
Bize düşünmemizi istedikleri şeyi kolayca empoze edebilmek için yönlendiriyorlar. İktidarı savunabilmek veya iktidara yüklenebilmek için kullanıyorlar. Kamuoyunu etkilemek, sırasında bazı kesimlere gözdağı vermek için kullanıyorlar. Doğru ve salt haber ile bu yapılamayacağı için, bazı köşe yazarlarını kullanıyorlar. Ben olmasın demiyorum ama Türkiye'de sayıları fazla diyorum.
Gazetelerde en yüksek maliyet unsuruda yüksek paralar ödenen bu köşe yazarlarıdır. Söylenen rakamları altalta koyarsanız büyük rakamlar yapıyor.
Geçmişte medya savaşları zamanında bir TV kanalının yönetim kurulunda bütçeyi görüşüyoruz. Sorumlu arkadaş tasarruf için bir haber programının programdan çıkarılması halinde kanalın kara geçeceğini belirtti. Bizlerde teklifi tasvip ettik.
Ama patron Olmaz yapamam. Ben atarsam diğer tarafa gider ve oradan bana küfretmeğe başlar dedi.
Medyanın içler acısı hali bu idi bir zamanlar.
Bu sayede pekçok köşe yazarı ve programcı haketmedikleri halde büyük paralar kazandılar.
Türkiye bir değişim yaşıyor. Hızlı medyalaşma ve birden sayıları artan kanallar, farklı amaçlar için kullanıldığından kirliliğe sebep olurken,ülkede medyanın ve Türk dilinin kalitesini düşürdü. Bu değişim sürecinde bir ayıklanma ve silkinmede bu sahada yapılsa iyi olur.
Türk medyası ve değişim
Yazarın Diğer Yazıları
SON EKLENEN GALERİLER
- 09:00 - Köln Katedrali'ne girişe ücret geliyor: 12 euro
- 10:23 - Costa Cruises Türkiye Genel Müdürü Burak Çalışkan oldu
- 09:00 - Dedeman Hospitality'den Kazakistan’da Stratejik Ortaklık
- 09:00 - TUI: Kadınlar yalnız seyahati tercih ediyor
- 19:12 - Yolcu kokpite girmeye çalıştı, uçak rotayı değiştirdi
- 18:51 - Küresel kriz bir havayolu devini daha vurdu
- 17:41 - Sabiha Gökçen’den Ezber Bozan Farkındalık:
- 15:01 - Artan uçak biletleri kruvaziyer için ne anlama geliyor?
- 21:48 - Kappatur'dan %100 vize randevu garantili Avrupa seyahati
- 20:00 - Alanya'da tur operatörleri istişare toplantısı yapıldı
- 19:00 - Tofaş Bursa Anadolu Arabaları Müzesi ziyaretçilerini bekliyor
- 18:00 - mykOrini Rixos Premium, Dubrovnik'te açılıyor
- 17:56 - Singapur'da İstanbul temalı "Blue Beauties" sergisi açıldı
- 16:53 - İstanbul, küresel İslam ekonomisinin ev sahipliği yapacak
- 15:47 - Milli hızlı tren saatte 240 kilometre hıza ulaştı
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.




























