İSTANBUL – Türkiye turizm sektörü, 2027 hazırlıklarını maliyet ve kârlılık hesapları üzerine kuruyor. Otellerden pansiyonlara, restoranlardan seyahat işletmelerine kadar sektörün geniş bir kesimi, artan giderler karşısında eriyen kazançlarını yeniden güçlendirmeyi hedefliyor.
DW Türkçe’ye konuşan sektör temsilcilerine göre, turist sayısında ve ciroda sağlanan artışlar işletmelerin mali tablolarına aynı ölçüde yansımıyor. Personel, enerji, gıda, bakım ve finansman giderleri yükselirken, dolu odalar her zaman yüksek kâr anlamına gelmiyor.
DOLULUK ARTIYOR, KAZANÇ AYNI HIZDA BÜYÜMÜYOR
Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB) Başkanı Müberra Eresin, 2026’nın sektör açısından zor ve dalgalı geçtiğini belirtiyor. Yakın coğrafyadaki savaşların ve jeopolitik belirsizliklerin seyahat talebini etkilediğine dikkat çeken Eresin, sonbahar dönemindeki hareketliliğin toparlanmaya katkı sağladığını ifade ediyor.
Eylül ve ekim aylarına ilişkin beklentilerinin olumlu olduğunu, kasımda ise daha sakin bir dönem öngördüklerini aktaran Eresin, aralık ve yılbaşı döneminde uluslararası ziyaretçi çekebilecek etkinliklerin önemine işaret ediyor.
Bununla birlikte doluluk oranlarının iyileşmesi, işletmelerin gelir ve kârlılık sorununu tek başına çözmüyor.
DÖVİZ GELİRİ İLE TL GİDERİ ARASINDAKİ MAKAS AÇILIYOR
Müberra Eresin’in değerlendirmesine göre, otellerin kazançlarının önemli bölümünün döviz, giderlerinin ise Türk lirası üzerinden oluşması sektör üzerindeki baskıyı artırıyor.
Döviz kurlarının sınırlı yükseldiği bir ortamda maliyetlerin sürekli artması, işletmelerin reel gelirlerini ve kâr marjlarını aşağı çekiyor. Bu durum, otellerin fiyatlandırma ve gelecek sezon planlamasını da zorlaştırıyor.
Eresin, 2027’ye ilişkin kesin bir tablo çizmenin henüz mümkün olmadığını belirtirken, savaşların sona ermesi ve jeopolitik ortamın sakinleşmesini sektörün temel beklentileri arasında gösteriyor.
İŞLER: ÖNEMLİ OLAN ODA BAŞINA KALAN NET GELİR
Ege Turistik İşletmeler ve Konaklamalar Birliği (ETİK) Başkanı Mehmet İşler de turizmde başarının yalnızca ziyaretçi sayısı, doluluk ve ciro üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurguluyor.
Oda fiyatlarındaki artışa rağmen işçilik, enerji, gıda-içecek, bakım, finansman ve dağıtım giderlerinin işletme kazançlarını aşındırdığını belirten İşler, oda başına kalan net gelirin ve bu gelirin sürdürülebilirliğinin daha fazla tartışılması gerektiğini ifade ediyor.
Sektörün 2027 gündeminde, daha fazla misafir ağırlamanın yanında mevcut turizm hareketliliğinden daha güçlü ve sürdürülebilir gelir yaratılması bulunuyor.
SON DAKİKA REZERVASYONLARI PLANLAMAYI ZORLUYOR
Turistlerin satın alma davranışlarındaki değişim de işletmelerin hesaplarını etkiliyor.
Mehmet İşler’e göre, ziyaretçiler artık destinasyonları ve tesisleri daha fazla karşılaştırıyor, fiyat-hizmet dengesini daha yakından inceliyor ve rezervasyon kararını daha geç veriyor.
Son dakika rezervasyonlarının ağırlık kazanması, tesislerin personel ihtiyacını belirlemesini, satın alma süreçlerini yönetmesini ve nakit akışını öngörmesini güçleştiriyor. Böylece talep bulunsa bile işletmeler açısından belirsizlik devam ediyor.






























Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.