• BIST 12433.5
  • Altın 6495.18
  • Dolar 44.3489
  • Euro 51.3612
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 12 °C
  • Antalya 13 °C

THY’de ‘Temel’ sağlam…

THY’de ‘Temel’ sağlam…
2014 Havayolları Strateji Ödülleri’nde, ‘Yılın CEO’su seçilen THY Genel Müdürü Temel Kotil’le bir dünya markası yaptığı THY’yi ve kişisel yolculuğunu konuştuk.

ARZU AKYOL / Akşam
İSTANBUL-
İngiltere’nin başkenti Londra’da düzenlenen ‘2014 Havayolları Strateji Ödülleri’nde, ‘Yılın CEO’su seçildiniz. Tebrik ederiz.
Teşekkür ederim… Çok güzel bir duygu tabii. Bu ödül havacılık alanında bir genel müdürün alabileceği en önemli, en prestijli ödül. Bir havayolu genel müdürünün şirketine sunduğu katkıları ödüllendirmek için veriliyor. İki yıl önce de Lufthansa’nın Genel Müdürü Woltman Harbor almıştı. O zaman imrenmiştim ona. Bu ödülü verirken ‘Temel, bölgesel olan kariyerinde global bir oyuncuya dönüştü. Bu parlak bir başarı’ dediler. Bu çok değerli bir ifade… Kendi adıma da sevindim tabii ama daha ziyade THY adına sevindim. Çünkü bir şirketin CEO’su ne kadar çok konuşulursa şirketin marka değeri de o kadar artıyor.  Şimdi tüm havacılık dünyası bunu konuşuyor. Herkes tebrik diyor. Ulaşmak istediğiniz her yere ve herkese daha kolay ulaşmanızı sağlıyor.

Başka ödüller de aldınız bu yıl…

Bu yıl 4. defa ‘Avrupa’nın En İyi Havayolu’ seçildik. Üst üste bu ödülü almak çok değerli. İlk yıl ‘Mutlaka bu işte bir iş vardır’ diye düşündüler; ikinci yıl inanamadılar; 3. yıl “Olabilir” dediler. 4. yıl da “A artık fazla oluyorsunuz” dediler (gülüyoruz). Sonuçta bir yarışma oluyor ve 18 milyon insan oy kullanıyor. Yarışanlar arasında Swiss Air ve Lufthansa da var. Biz hep onlardan fazla oy alıyoruz. Businisiss Class servisimiz dünyanın en iyisi şu anda. Ben başka havayollarıyla da uçuyorum zaman zaman denemek için. THY gerçekten güzel…

Ödüller tamam ama siz kendinizi başarılı buluyor musunuz?

 Bizim kültürümüzde insanın kendi başarısını ifade etmesi zor ama mekanik olarak cevap verirsem evet başarılı

bir kişiyim. Benim dönemimde Lufthansa’da iki kez, Air France’ta bir kez genel müdür değişti. Onun için kişisel olarak kendimi başarılı sayıyorum. Ama önemli olan takım çalışması. Bu ödül her ne kadar şahsıma verildiyse de aslında THY’nin performansına da verildi.

Türkiye’de herhangi bir sektörde dünya markası yaratmak çok zor aslında ama THY bir dünya markası olmayı başardı. Nasıl sağladınız bunu, sırrınız ne?

 Çok büyük sabır ve emek lazım. Nasıl ki bir tohum ektiğiniz zaman sulanmazsa büyümez, meyve almanız için beklemeniz gerekir. Bu emeği vermeden ve bu sabrı göstermeden marka olmak da mümkün değil. Bir ürünün marka olması için en az 10 yıla ihtiyaç var. Ürünü iyi yapmak yeterli değil. Nüfuz etmeniz gerekiyor. THY de bu süreci yaşadı. Yönetim ve çalışanlar olarak her fırsatı değerlendirdik. Karadeniz rüzgârı haşindir derler ama biz yine de yelkenleri sonuna kadar açtık. Yırtılacağını hiç düşünmedik.  Yırtılmadı da… Bu markayı ellerimizle yaptık. Türk vatandaşlarının desteğiyle yaptık. 2005’te göreve başladığımda kendi vatandaşlarımız bizi beğenmiyor, bizimle uçmuyordu. Bu içimizi cız ettiriyordu.  İlk amacımız onların gönlüne girmekti. Bir marka oluşturmak istiyorsanız önce kendi tabanınız sağlam olacak.

‘Temel’ sağlam olacak yani…

(Gülüyoruz) Evet evet, ‘Temel’ sağlam olacak. Önce kendi vatandaşlarınız sizi motive edecek. Sonra hükümetiniz, Başbakanınız arkanızda olacak. Sağ olsun ilk günden beri Başbakanımızın desteği hep bizimleydi. Kendi hükümetini ve kendi vatandaşını arkasına almayan bir ürünün marka olma şansı sıfırdır. Tabii bir de bu işe çok para harcıyoruz. Bu seneki tanıtım bütçemiz 180 milyon lira…

4 KAT BÜYÜDÜK

Peki, THY’yi rakamlarla anlatır mısınız?

 Biz geldiğimiz yıl THY’nin 14 milyon yolcusu vardı, bu seneyi 60 milyona yakın yolcuyla kapatacağız. Yurtdışında uçuş noktası 75’ti, şu anda 106 ülkede 260 noktaya uçuyoruz. Ciromuz 2 milyardan 10 milyara yükseldi. Şimdi 11.4 milyar dolar… Kabinde çalışan sayımız bin 700’dü, şu anda 7 bin 500.  Pilot sayımız 640’tı şu anda 3 bin 500… Bütün rakamlar 4 kat arttı.  Tabii bu daha çok yurtdışından sağlandı. Toplam gelirimizin sadece yüzde 14’ünü iç hatlar oluşturuyor. İç hatlar buzdağının tepesi yani.

Eleştiriler de var tabii. Mesela hosteslerinizle ilgili estetik kaygılı eleştiriler gibi… Haklı bulduğunuz eleştiriler oluyor mu? Değiştirmek için neler yapıyorsunuz?

 Eleştiriye açık olmak çok önemli. Eleştiriye kapalıysanız eğer ‘bana hatamı söylediniz ama ben görmemezlikten geliyorum’ demek. Bu da o hatayı tekrarlamanız ve herkesin görmesi demek. Benim eleştiriye teşekkür etmem gerekir. 60 milyon yolcu taşıyoruz, 60 milyon insana dokunuyoruz. Bu çok önemli… Ben şirketin genel müdürü olarak buradaki yanlışları da, eksikleri de güzellikleri de biliyorum. Çok iyi şirketiz eyvallah ama eksiklerimiz de var. Kabindeki arkadaşlarımın çok eğitimsiz olduğunu da biliyorum. Uçaklarımızın bir kısmının o kadar iyi olmadığını biliyorum. Bunların hepsinin benim için bir izahı var. Neden? Büyüyoruz. Her sene 1500 yeni kabin personeli katılıyor aramıza. Eksiklerimizi güler yüz ve iyi niyetle toparlıyoruz. Kabin memurlarımızla ilgili eleştirilere gelince tamam tecrübesiz olabilirler ama hepsi Türkiye insanı. Neyi biliyorlar? Hizmet etmeyi, özür dilemeyi biliyorlar. Aslında annelerinden babalarından öğrendikleriyle bile bize yetiyorlar. Eski koltuklarımız da var yenileyeceğiz ama vaktimiz yok çünkü uçuşa devam etmemiz gerekiyor. Bir büyüme planımız var. Aslında birçok parametreyi aynı anda yönetiyoruz. Doğrularımızla daha az doğru olanlarımızı paketleyip yolcuya sunuyoruz. “Eksiğimizle fazlamızla, doğrumuzla yanlışımızla biz buyuz” diyoruz. Onlar da bize “Siz Avrupa’nın en iyi havayolusunuz” diyorlar. Şimdi amacımız dünyanın en iyi havayolu olmak. 

Yönetim felsefeniz nedir?

 Yönetimde yeni bir felsefemiz var; dışardan gelen zorluklarla içeriden gelen zorlukları dengelemeye çalışıyoruz. Biri artınca diğerini dengede tutuyoruz. Mücadele etmeyi öğreniyorsunuz zaman içinde. İçeriden ve dışarıdan gelen zorluk yüzde 100 diyelim. Dışarıdan gelen yüzde 70’e çıktıysa içerdekini yüzde 30’larda tutmaya çalışıyoruz. 10 yıldan beri bu şirketi yüzde yüz zorlukla yönetiyoruz. Bu bir yönetim felsefesi. Zora alıştıysanız, kendinizi zorda yaşatıyorsanız, bunu dengeleyerek şirketi hep aynı üretim, aynı streste ve aynı heyecanda tutabiliyorsunuz. 10 yıllık başarımızın sırrı bu belki de… Zoru yönetmeyi bilmek… Tabiat da böyle yapıyor. Hiçbir zaman yan gelip yatmıyor.

BAZEN TUTMAZ DİYORUM TUTUYOR

THY’nin reklam filmleri de çok başarılı ve çok konuşuluyor. Nasıl karar veriliyor. Dahliniz oluyor mu? Yoksa kendinizi uzmanların ellerine mi bırakıyorsunuz?

 Ben anlamıyorum bu işlerden. Bazen tutmaz diyorum, tutuyor. Bu genç arkadaşlarımızın başarısı. Burada  “Her şeyi bana sor, sonra yap” demiyoruz. Aksine “Sen yap, doğruysa başarı senindir, yanlışsa bana fatura et, ben geriye dönük imza atarım” diyoruz. Bu kadar büyük şirkette “Her şeyi bana sor” derseniz hiçbir şey olmaz.

Kurumunuzla ilgili gerçekleştirmek istediğiniz hayalleriniz, hedefleriniz var mı? Daha ne kadar büyümeyi ve nerede durmayı düşünüyorsunuz?

Şirket 10 yıl daha büyüyecek. Sonra duracak tabii. Yüzde 5-6 daha büyümeye ihtiyacımız var. Bunlar hayal değil

 artık. Bunları matematik olarak da çalışıyoruz. Uçak siparişlerimizi verdik. 2023 yılında Cumhuriyet’in 100. yılında yolcu sayımız 120 milyona ulaşacak. Şu anki rakamın 2 katına çıkacağız. İstanbul’da yapılacak yeni havaalanının da bu büyümeye katkısı olacak. İstanbul cazibe merkezi olacak. İstanbul’a yılda 200 milyon yolcu gelip gidecek.

THY bir dönem grevlerle gündeme geldi. Halledildi mi sorunlar? Çalışanlarınıza neler söylemek istersiniz?

 Çalışanlarımızla aramız her zaman iyiydi bizim. Hiçbir zaman direkt problemimiz olduğunu hatırlamıyorum. Çalışanlarla yönetim arasında değil, sendika yönetimi ile yönetim arasında bir sıkıntı oldu.  Son grev olayında da çalışan greve katılmadı biliyorsunuz. Dünyadaki belki de tek örnektir bu. Biz çalışanlarımızı çok seviyoruz. Gidip anket yapın onlar da bizi çok seviyorlar. Biz burayı sevgiyle yönetiyoruz. Hizmet sektöründe matematiksel olarak ölçemediğin servis kalitesini sevginin dışında bir yöntemle yönetme şansın yok zaten. Ben mühendisim, bir fabrikanın başında olsaydım matematik olarak ne yapacağımı bilirdim ama burada rakamlar değil duygular konuşur.

TEBDİLİ KIYAFET YAPMAM

Siz ilk ne zaman uçağa bindiniz, hatırlıyor musunuz?

 Rahmetli Özal burs vermişti. 1984 senesinde Amerika’ya eğitime gideceğim zaman binmiştim ilk defa. O zamanlar THY’nin Amerika’ya direkt uçuşu yoktu. Brüksel’den aktarmalı gitmiştik.

THY uçağına bindiğinizde neler oluyor, personel heyecanlanıyor mu?

 Bir defasında hanımla Japonya’ya gidiyoruz. Busines Class’a da yer yoktu, biz de ekonomide uçtuk. Kabindeki arkadaşlar bayağı telaş etmişlerdi. Gidip geldiler durmadan.

Tebdili kıyafet yaptığınız oluyor mu?

 Yok yapmayız. Niye yapalım ki? Onlar çalışıyor, biz ödül alıyoruz. Bilakis ben onlara soruyorum hep “Yardım edebilir miyim?” diye. Aslında bir gün kabinde onlara hizmet etmek de istiyorum. Bu güzel olur.

BABAANNEM BENİM İÇİN ÇOK ÖZEL

Rize’ye gider misiniz?

 Giderim tabii. Çok severim hem de... Çocukluğum orada geçti. Orada düştüm kalktım, ağaca çıktım, kolum kırıldı. Babaannem orada.

Babaannenin özel bir yeri var herhalde?

 Var. Babam dedem öldükten birkaç ay sonra doğuyor ve babaannem onu babasız büyütüyor. 1940-50’ler, yokluk yılları… Şartlar zor… Ailedeki tek erkek çocuk bendim. Bizim yaşlı kadınlarımızın erkek çocuklarına ayrı bir düşkünlüğü vardır. Babaannem de beni çok severdi. Bugünkü özgüvenimde bu sevginin ve bana her zaman bir büyük gibi davranmasının çok rolü vardır. Bugün hâl onun verdiği özgüven ile devam ediyorum yola. Hayatımda çok özel yeri var. Bunun dışında da memleketimin de özel bir yeri var. Karadeniz’de tabiatla iç içesiniz.

THY’nin felsefesi haline getirdiğiniz ‘tabiatla uyumlu’ olmayı orada öğrendiniz o zaman?

 Eyvallah… İnsan kendine zorluk çıkarmamalı ama kolayı da seçmemeli. Ben beş saat uyurum. 6. saat yatakta kalırsam bu işte bir yanlışlık var. Bu dengeyi en iyi tabiat biliyor. Bitkiler hayvanlar insanlardan daha iyi yapıyor.

DÜNYANIN EN GÜZEL YERİ KENDİ EVİNİZDİR

Biraz da sizi tanıyabilir miyiz? Kimdir Temel Kotil?

 1959 Rize doğumluyum. İlkokulu 2 yıl uzatmalı bitirdim. Kötü öğrenci değildim ama neyse…

Neden uzatmalı bitirdiniz o zaman?

 Sınıfta kaldım…

Gerçekten mi? İnanması zor…

Gerçekten, ilkokulu 7 yılda bitirdim. Ama iyi incelemek lazım bu durumu. Bence hiçbir çocuk kötü değildim.

 Eğer bir çocuk okulu sevmiyorsa bunun mutlaka bir sebebi vardır.

Siz niye sevmemiştiniz?

 Tabii ki öğretmen faktörü. Bağırmalar çağırmalar, dayaklar…

Dayak mı yediniz?

 Yemişizdir tabii…

Bu da sizin iki yılınıza mal olmuş anlaşılan…

Evet ama ondan sonra o iki yıla üzülerek on yıl geçirdim ve eğitim hayatım boyunca ilkokulda kaybettiğim o 2 yılı düşünerek 2 kat fazla çalıştım. İTÜ Uçak Mühendisliği Bölümü’ne girdim ve 83 yılında mezun oldum.  O yıllarda büyük hayallerimiz vardı tabii…

Neydi hayaliniz?

 Uçak yapacaktık ve Türkiye uçak imal edecekti. Şimdiye kadar olmadı maalesef. Neyse sonra burs kazandım. O da ayrı bir hikâye. Okul bitti, notlarıma bakmaya gittim. Burstan haberim yok. Bir arkadaşım söyledi. Birlikte başvurduk. O kazanamadı ben kazandım. İmtihanda tartışmalı bir soru vardı. Herkes kavga ederken ben babaannemin öğüdünü dinledim ve 20 dakika kazandım.

Öğüdü neydi babaannenizin?

“Kavga etme, işine bak” derdi (gülüyoruz). Ben de kavga etmedim, soruları cevapladım ve bursu kazandım. Amerika’ya gittim. 1991 yılında Türkiye’ye geri geldim. Cuma günü bitirdim, pazar günü uçağa bindim. Hiç kalmadım orada. Çocuklarım buradaydı.

Ne zaman evlendiniz?

 Öğrenciyken görücü usulü evlendim. Bir akrabam tavsiye etti, “Çok güzel bir hanımefendi var” diye. 27 yaşındaydım

 evlendiğimde. 25 yıldır evliyiz. 2 erkek 2 kız 4 çocuğum var.

Bu yoğunlukta ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?

 O konuda anlaştık hanımla Allah razı olsun… Doktorada da ben laboratuvarda çalışırken o çocukları büyüttü. Aramızda böyle bir iş bölümü var. Şimdi de torun büyütüyor. Onun desteği olmazsa olmazdı.

Evde onun sözü mü geçer?

 Aslında bizim evde böyle bir durum yok. Çok büyük kararları oturup konuşuruz. Ama en son sözü ben söylerim.

İzin günlerinizde ne yaparsınız?

 Bizim tatilimiz çocuklarla beraber olmak. Bakın THY Genel Müdürü olarak dünyanın pek çok yerine gittim ve çok lüks ortamlarda bulundum ama inanın dünyanın en güzel yeri kendi eviniz. En güzel yemeği de hanımınızın yaptığı yemektir. Hanımın yemeklerini hiçbir şeye değişmem.

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.