İSTANBUL- İstanbul’un kalbinde, Tarihi Yarımada’nın mistik atmosferinde yükselen Eski Şark Eserleri Müzesi, 4 yıl süren titiz restorasyon çalışmalarının ardından kapılarını yeniden açtı.
İstanbul Arkeoloji Müzeleri kompleksi içerisinde yer alan ve 1917 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nun hakimiyeti altındaki Mezopotamya, Mısır, Anadolu ve Arabistan coğrafyalarından getirilen eşsiz eserleri korumak amacıyla kurulan Eski Şark Eserleri Müzesi, tarih tutkunlarını heyecanlandıran dev bir dönüşümü tamamladı.
4 yıllık kapsamlı tadilat ve restorasyon sürecinin ardından müze; Anadolu ve Mezopotamya’nın Yunan öncesi, Mısır ve Arap Yarımadası’nın ise İslam öncesi dönemlerine ait paha biçilmez koleksiyonlarını çağdaş bir müzecilik anlayışıyla sergilemeye başladı.
Modern Sergileme Tasarımı
yüzyılın sonundan I. Dünya Savaşı'na kadar süren Osmanlı kazılarında gün ışığına çıkarılan binlerce yıllık nadide eserler, yenilenen iç mekan tasarımı sayesinde adeta yeniden hayat buldu.
Dramatik Işıklandırma ve Mistik Atmosfer: Yeni iç tasarımda tercih edilen odaklı aydınlatma teknikleri, çivi yazılı tabletlerin üzerindeki her bir girintiyi ve oymayı ön plana çıkararak ziyaretçilere gizemli bir zaman yolculuğu sunuyor.
Modern Vitrin Mimarisi: İklimlendirme ve güvenlik standartları yüksek seviyeye çıkarılan özel cam vitrinler, eserlerin binlerce yıllık dokusunu en ince ayrıntısına kadar gözler önüne seriyor.
Kronolojik ve Tematik Kurgu: Mezopotamya’nın kadim kentlerinden Mısır’ın gizemli tapınaklarına uzanan salonlar, ziyaretçiyi yormayan, hikaye anlatımını ön plana çıkaran akıcı bir yerleşim düzenine kavuşturuldu.
Dünyanın İlk Aşk Şiiri
Müzenin yenilenen yüzüyle birlikte sergilenen en dikkat çekici hazinelerden biri, şüphesiz giriş bölümünde ziyaretçileri karşılayan ve edebiyat tarihinin ilk yazılı aşk belgesi kabul edilen "İstanbul 2461" envanter numaralı Sümer Aşk Şiiri tableti.
Bir Tanrıça ile Kralın Mistik Buluşması
Sümer inancına göre bolluk ve bereketi getirmesi amacıyla Kral Şu-Sin ile Aşk Tanrıçası İnanna’yı temsil eden başrahibenin sembolik evliliğini konu alan şiir, tutkulu ve arzu dolu dizeleriyle dikkat çekiyor:
"Damat, kalbimin sevgilisi,
Güzelliğin büyüleyicidir, bal gibi tatlı,
Beni titreten aslanım,
Damat, seni yatak odasına götüreyim...
Damat, benden hazzını aldın,
Söyle anneme, sana ziyafet versin,
Babama, sana hediyeler versin...
Kalbinin nerede neşelendiğini biliyorum,
Damat, sabaha kadar evimizde uyu..."
1950'li yıllarda dünyaca ünlü Türk Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ ve ekibi tarafından arşivlerde fark edilip Amerikalı Sümerolog Samuel Noah Kramer ile çevirisi tamamlanan bu kil tablet; Gılgamış Destanı ve Kadeş Barış Antlaşması gibi insanlık tarihine yön veren diğer devasa yapıtlarla birlikte Eski Şark Eserleri Müzesi’nde keşfedilmeyi bekliyor.
Tarihi Yarımada'nın kalbinde yer alan bu eşsiz müze, hem mimari ihtişamı hem de barındırdığı sırlarla dolu koleksiyonuyla İstanbul gezi rotalarının en üst sırasına yerleşmeye aday.