Bir dönemin başarılı ve efendi sporcularından Metin Kurt genç sayılacak bir yaşta kalbine yenik düştü.
Bizim jenerasyonun futbol meraklıları onu ve ağabeyi İsmail Kurt'u çok iyi bilir. Her ikisi de hem Galatasaray hem de milli takımın değişmez savaşçıları idi.
Rahmetli Metin Brian Birch döneminde üstüste üç yıl şampiyon olan takımın aslarındandı.
Sonra ne oldu da sahalardan uzak kaldı takip edemedim.
Hiç değilse antrenör olarak devam eder diye beklediklerimdendi.
Ama bir daha haber alamadım.
Kültürlü bir insandı.
Futbolcunun böylesini bulmanın zor olduğu bir dönemde anlaşılıyor ki büyük büyük bir suç işlemiş ve sahalardan aforoz edilmiş. Tabir caizse cami duvarına işemiş.
Suçu, futbola sendikalaşma diye bir kavram getirme gayreti içine girmek.
Bugün bile hakları belli olmayan sporcunun geleceğini, haklarını güvence altına alacak düşünceleri 1970'li yıllarda ortaya atmış olması işlediği suç oluyor.
Galatasaray'ın o zamanki ağzı purolu komprador başkanı rahmetli üstelik profesör Ali Uras onu aforoz etmiş ve futbol sahalarından silmiş atmış.
Büyük bir külübümüzde yöneticilik yapan, onlarla kamplara maçlara giden bir arkadaşıma sormuştum sporcuların seviyelerini. Sosyal yaşamlarını ve ilgilerini.
O zamanlar bir tek oyuncunun ismini vermişti hiç elinden kitabı düşürmeyen. Okumak için kitap isteyen. Böyle bir tarlada altın başak tabii ki yaşatılmaz.
Dünyanın düzeni böyle.
Ama Amerika'da ve Avrupa’da sporcunun sendikalaşma ve grev hakkı varken bizde niye olmasın diyeni sahalardan kovmanın mantığını anlamak zor.
Rahmetli Metin Kurt kimin için savaşmış ve kimler için futbol sahalarından uzaklaştırılmış.
Tabii ki ülkedeki bütün sporcular için…
Sporculuğa bir kimlik kazandırmak istemiş.
Onlar ne yapmış. Arka çıkmışlar mı?
Maalesef hayır!
Arkasına baktığında kimseyi yanında görememiş.
Ne yakın arkadaşları ne spor medyası bu konuda Metin'e sahip çıkmamış.
Bugün ölümünün arkasından tam sahife tefrikalar düzen spor medyası o zamanlar niye ortalarda gözükmemiş?
Spor medyamız iğneyi başkasına batırırken çuvaldızı kendine batırmalı.
İşte Rahmetliyi büyük yapan da bu yalnız bırakılmışlığı.
Ama o kimseye küsmemiş.
Ayakta kalmasını bilmiş, karnını başka gayretleri ile doyurmasını bilmiş ve ideallerinden hiçbir zaman kopmamış. Toplumcu kimliğinden hiçbir zaman ayrılmamış.
Hiç kimse için yazılmayanlar bugün Metin için sahife sahife yazılıyorsa “Sezar'ın hakkı Sezara'a” demek lazım. Günümüzde ağzı bozuk, küfürle koçluk yapmaya çalışanları zirvede gördükçe insanın isyan edesi geliyor.
Benim gözümde Metin Kurt hakiki bir sportmen.
Oynadığı futbol yanında düşünceleri ile de Türk Spor tarihine geçmiştir.
Allah rahmet eylesin.
Metin Kurt'un ölümü ve iğne-çuvaldız
Yazarın Diğer Yazıları
SON EKLENEN GALERİLER
- 09:00 - Köln Katedrali'ne girişe ücret geliyor: 12 euro
- 10:23 - Costa Cruises Türkiye Genel Müdürü Burak Çalışkan oldu
- 09:00 - Dedeman Hospitality'den Kazakistan’da Stratejik Ortaklık
- 09:00 - TUI: Kadınlar yalnız seyahati tercih ediyor
- 19:12 - Yolcu kokpite girmeye çalıştı, uçak rotayı değiştirdi
- 18:51 - Küresel kriz bir havayolu devini daha vurdu
- 17:41 - Sabiha Gökçen’den Ezber Bozan Farkındalık:
- 15:01 - Artan uçak biletleri kruvaziyer için ne anlama geliyor?
- 21:48 - Kappatur'dan %100 vize randevu garantili Avrupa seyahati
- 20:00 - Alanya'da tur operatörleri istişare toplantısı yapıldı
- 19:00 - Tofaş Bursa Anadolu Arabaları Müzesi ziyaretçilerini bekliyor
- 18:00 - mykOrini Rixos Premium, Dubrovnik'te açılıyor
- 17:56 - Singapur'da İstanbul temalı "Blue Beauties" sergisi açıldı
- 16:53 - İstanbul, küresel İslam ekonomisinin ev sahipliği yapacak
- 15:47 - Milli hızlı tren saatte 240 kilometre hıza ulaştı
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.




























