• BIST 1.110
  • Altın 455,741
  • Dolar 7,2351
  • Euro 8,5204
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 22 °C

Gülsen Kırbaş- Rehber, Acente, Otel

Gülsen Kırbaş ve Uğurlu Konakları

Gülsen Kırbaş İstanbul doğumludur.
Avusturya Lisesi’ni ve Boğaziçi Üniversitesi Biyoloji Bölümünü bitirdi.
Daha sonra mesleğini icra etmeyip, cazip bulduğu turizme yöneldi.
1985 yılında Almanca ve İngilizce profesyonel turist rehberliğiyle başladığı turizm yaşamını, 1995’de seyahat acentesi açarak sürdürdü.
1997’de şu anda sahibi olduğu NOVITAS Turizm’i kurdu. Bu acente ile, bilimsel toplantı ve kongre organizasyonlarının yanı sıra, yurtiçi ve yurtdışı kültür turları organizasyonlarına ağırlık verdi. Bu alanda Türkiye’nin önde gelen acenteleri arasına girdi ve pek çok özgün kültür turu programları oluşturdu ve rehberliğini yaptı.
1999 yılından beri özellikle Batı Karadeniz ve Kastamonu yöresine ağırlık verdi ve Kastamonu’ya özgü tur programları hazırlayarak hayata geçirdi. Bu faaliyetler sonucunda Kastamonu’da gördüğü doğal ve kültürel turizm potansiyeline hayran kalarak Kastamonu’da yatırım yapmaya karar verdi.
2003 yılında Kastamonu merkezli olarak, “Kastamonu Konak İşletmeleri Turizm San. ve Tic. Ltd. Şirketi” ni kurdu ve Kastamonu Kalkınma Vakfı ile, tarihi Toprakçılar Konakları’nın turistik tesis olarak işletilmesi için sözleşme imzaladı.
2004 yılı Ocak ayında, Toprakçılar Konakları otel-restoran işletmesi açıldı ve özel belgeli butik otel olarak faaliyete geçti.
Gülsen Kırbaş, 2005 yılında 150 yıllık Uğurlu Konağı’nı satın aldı ve Anıtlar Kurulunca onaylanan restorasyon projesi uyarınca restorasyonunu yaptı. Dört yıllık restorasyon sürecini bizzat kendisi yönetti ve ahşap işçiliği dahil pek çok kısmında bizzat çalıştı. İç dekorasyon, tefriş, çevre düzeni ve bahçe peyzajını kendisi tasarladı ve uyguladı. Konaklama tesisi olarak projelendirilen yapıyı, 2009 yılının Aralık ayında özel belgeli konaklama tesisi ve restoran olarak hizmete açtı. Halen Kastamonu Konak İşletmeleri’nin Genel Müdürü olarak fiilen otel işletmesini yönetmektedir.
Gülsen Kırbaş, 1988 yılında Boğaziçi Üniversitesi Tarih bölümünden Sanat Tarihi yüksek Lisans derecesi aldı. Tez konusu, “19. yüzyılda Batılılaşma Etkisinde Osmanlı Mimarisinin geçirdiği fizyonomik değişim ve Galata-Beyoğlu bölgesinin incelenmesi”dir.

Halen doktora çalışmasını sürdürmektedir. Çalışma konusu, Kastamonu’daki geleneksel Türk sivil mimarisinde koruma sürecinde özgünlük sorunlarıdır. Özel ilgi alanları ise, Türk-İslam mimarisi, sivil yaşam kültürü ve tarihi kent dokularının korunması ve canlandırılmasıdır.

2012-2013 öğretim yılında, Boğaziçi Üniversitesi Turizm İşletmeciliği Bölümü’nde yarı zamanlı olarak ders vermiştir.

Gülsen Kırbaş, TÜRSAB (Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği) Kültür Turizmi Komitesi II. Başkanı, Doğa Turizmi Komitesi üyesi, Ekoturizm ve Sürdürülebilir Turizm Derneği kurucusu ve başkanı, TUREB ( Turist Rehberleri Birliği ) üyesi, İTO üyesi, KATSO üyesi, NÖBİVA (Nörolojik Bilimler Vakfı) kurucusu ve mütevelli heyeti üyesi, ALV (Avusturya Liseliler Vakfı) kurucusu ve mütevelli heyeti üyesi, Kastamonu Tarihi Evleri ve Kültür Varlıklarını Koruma ve Yaşatma Derneği yönetim kurulu üyesidir.

Gülsen Kırbaş çok iyi derecede Almanca ve İngilizce, okuma ve anlama seviyesinde Latince bilmektedir. Prof. Dr. Dursun Kırbaş’la evlidir ve Zeynep Kırbaş’ın annesidir.

Gülsen Kırbaş’ın ve Uğurlu Konakları’nın aldığı ödüller:

* 2003 yılında: Gülsen Kırbaş, Kastamonu turizmine katkılarından dolayı Kastamonu Ticaret ve Sanayi Odası tarafından teşekkür plaketiyle ödüllendirildi.

* 2005 yılında: Gülsen Kırbaş, Dünya Gazetesi tarafından her ilden bir kadın girişimciye verilen “Yılın Girişimci Kadını” ödülüne, Kastamonu adına layık görüldü.

* 2008 yılında: Gülsen Kırbaş, Kastamonu Ticaret ve Sanayi Odası tarafından yılın başarılı iş kadını olarak ödül aldı.

* 2011 yılında: Kastamonu Konak İşletmeleri, Kastamonu Kaliteli Yaşam derneği tarafından, “Kaliteyi yükseltme alanındaki uygulamalarından dolayı” ödüle layık görüldü.

* 2011 yılında: Gülsen Kırbaş, Garanti Bankası, KAGİDER ve Ekonomist Dergisinin ortaklaşa verdiği” Yılın Kadın Girişimcisi” yarışmasında “Gelecek vaad eden kadın girişimci” ödülünü aldı.

* 2012 yılında: Uğurlu Konakları, Scal İnternational İstanbul Kulübünün, “Kültürel Değerlerin Korunmasına Katkı” dalında verdiği Üçüncülük ödülüne layık görüldü.

* 2013 yılında: Uğurlu Konakları, Küçük Oteller Sitesinin internet üzerinden yaptığı oylamada 450 küçük otel arasında birinci olarak, Türkiye’nin en güzel küçük oteli seçildi.

 

Ruhu Gezgin Gönlü Girişimci

Biyolog olma yolunda hevesle yürürken, her defasında önüne çekilen setlerin bir anlamı olmalıydı... Nitekim gezgin avukat bir babanın ruh ikiziydi, daha sekizini bile doldurmadan yayla turizmini yaşamıştı. Belki de o yüzdendi; biyolojiye gönül verirken bile ruhunu fayda yüklü ideallerle seyahate teslim edişi... Ve gün geldi, kendi ağzından söylediği gibi, “eğrisi doğrusunu buldu”... Dolambaçlı yollardan da olsa turizm, ‘novitas’ı oldu, yepyeni başlangıçlarla kendini içine çekti... Bu sayımızda Kastamonu turizmine değer katan ilk kadın girişimcilerden; Novitas Turizm ve Uğurlu Konakları’nın değerli sahibesi Gülsen Kırbaş’ı iş’te kadın sayfalarımızda ağırladık.

Gülsen Hanım, turizmle yollarınız nasıl buluştu?

Ben tamamen bir bahtsızlık, şanssızlık sonucu turizmci oldum ama iyi ki de olmuşum. Bana yakışan, kişiliğime uyan da buymuş. Derler ya hani, “eğrisi doğrusunu buldu” diye... Dolambaçlı bir yoldan da olsa hayatta doğru yolu bulduğumu ve kişiliğime uygun bir mesleği seçtiğimi düşünüyorum. Peki benim turizm hikayem nasıl başladı, ona anlatayım... Beni tanıyan herkes hikayemi iyi bilir zaten. Ben ilkokul yıllarımdan itibaren çok başarılı bir öğrenciydim. Bütün girdiğim okullarda hep okul birinciliği aldım. Çabuk kavrardım ama çalışmayı da çok severdim. Ama diğer taraftan da çok yaramaz ve hiperaktif bir çocuktum. Fazla enerjiktim, vücudumun her tarafı yara bere içindeydi. Şu an bile öyledir... Hareketli bir çocuk olmama rağmen gündüzleri oyun oynarama geceleri de derslerime çalışırdım. Ben gece insanıyımdır, öyle anlatayım. Belki bir miktar kendi ilgi alanlarım bir miktar da öğretmenlerimin telkin ve yönlendirmeleriyle

bir bilim kadını olmayı hayal ettim. O zamanlar daha çok fen bilimleri, pozitif bilimlere ilgi duyardım. O doğrultuda biyoloji okumayı çok istedim. Ben liseyi Avusturya Lisesi’nde okudum. Bilindiği gibi çok köklü bir okuldur, keza öğretmenlerimiz de çok kıymetlilerdi. Dolayısıyla biyoloji öğretmenlerim beni öteden beri hep çok etkilemişlerdir. Bu sebeple de orta ikinci sınıfta biyoloji okumaya karar verdim. Ben biraz farklıydım... Ne bileyim, Afrika’ya gideyim, soyu tükenmekte olan hayvanları kurtarayım veyahut deniz altında nesli tükenmekte olan canlıları inceleyeyim gibi düşlerim vardı. Fakat enteresan olan, hepsinin bir şekilde gezmekle bir bağlantısının olmasıydı.

“Seyahat hevesim babamdan geçen genetik bir özellik”

Sanırım seyahat hevesim bana babamdan geçen genetik bir özellik. Benim babam, Hüseyin Perçin, bir avukattır ama gezgin bir avukattır. Türkiye’de belki de ilk seyahat kitaplarını yazan insanlardan biridir o. Babam içinde gezme ateşi olan bir insandı “Hiç unutmam, babam ortaokulu bitirdiğimde beni ödül olarak Almanya, Avusturya, İsviçre’ye götürdü, trenle seyahat ettik. Yine bir Karadeniz turuyla 1965 yılında Rize’de Ovit Yaylasına çıktığımızı anımsıyorum. Ben daha sekiz yaşımdayken yayla turizmini yaşadım.” ve ben de kişilik olarak ona çok benzediğimi düşünüyorum. O ruh bende hep vardı zaten. Babamla birlikte biz kopar giderdik çoğu zaman... Hiç unutmam, ortaokulu bitirdiğimde beni ödül olarak Almanya, Avusturya, İsviçre’ye götürdü, trenle seyahat ettik. Yine ailecek bir Karadeniz turumuzda 1965 yılında Rize’de Ovit Yaylasına çıktığımızı anımsıyorum. Ben daha sekiz yaşımdayken yayla turizmini yaşadım. Bu hatıraların hepsi bende önemli bir yer etti tabii ki. Gezmek her zaman bir tutku oldu benim için. Ama dediğim gibi liseyi bitirene kadar en büyük hayalim biyoloji okumaktı.

Peki biyolojiden kopuşunuz; gezme, seyahat turkunuzu bir turizmci olarak profesyonel hayata geçirişiniz hangi dönem ve nasıl bir kararla oldu?

1970’li yıllarda Moleküler Biyolojiye merak sardım. O zaman Boğaziçi Üniversitesi’nde Biyoloji bölümü daha yeni açılıyor.Üniversiteyi çok yüksek bir puanla kazanarak girdim. 1980 öncesi; ülkenin en çalkantılıyılları... Okulumu bir takım zorluklarla da olsa bitirebildim. Ardından eğitimime yurt dışında devam etmek istedim. Berlin’de Max Planck Institut’a başvurdum ve ilk Türk öğrenci olarak kabul edildim. Almanya’ya gidip yerleştim, derslerim ve her şey çok güzel gidiyor. O ara Almanya’da Türkiye’den sığınmacı çok sayıda kaçak insan yaşıyordu. Polis oturma iznini bile zor veriyordu. Hatta Berlin’e öğrenci sıfatıyla gittiğim halde mesnetsiz sorunlarla oturma iznimi Türkiye’deki konsolosluk üzerinden almam için beni yönlendirdiler, öyle düşünün... Bu yaşananlar çok can sıkıcıydı tabii. Çünkü ders dönemindeyiz, okulu bırakmam zor. Bir şekilde Türkiye’ye döndüm. Yine de burada başvurumu yaptım. Geri döneyim mi dönmeyeyim mi diye kara kara düşünürken şimdiki eşim Prof. Dr. Dursun Kırbaş ile karşılaştım. Kendisi çok eskiden beri tanıdığım bir arkadaşımdı ama bir süredir görmüyordum. Yeniden karşılaşınca benim o halim üzerine, kendisi de Nöro Psikiyatrdır zaten, “Dur ben sana rahatlatıcı bir tedavi uygulayayım” dedi. Bunu yaparken de bir şekilde yakınlaştık ve evlenmeye karar verdik. Unutmadan şunu da söyleyeyim, benim Almanya vizem de çıktı. Ama kafam o kadar atmıştı ki, kendi kendime “Berlin daha yolun başında bana bu zorlukları çıkarıyorsa, sonrası ne olur?”dedim ve Almanya’ya dönmedim.

Almanya’ya veda, Türkiye’ye yeniden merhaba!

Madem burada kalmaya karar verdim, onun üzerine Türkiye’de imkanlar araştırmaya başladım. O ara eşim Manisa SSK Hastanesi’nde mecburi hizmet yapıyordu. Ben de onunla gittim. En yakın olarak doktora için Ege Üniversitesi’ne başvurdum. O dönem doktora değil, master açıyorlardı. Sınavda 100 üzerinden 110 puanla aldılar beni. Fakat öğrenci olmadığı için bölümü açamadılar. Yani biyoloji hayalimde önüme hep engeller çıktı. Ben diyorum ki, “Evren beni başka bir yöne doğru göndermek istiyormuş.” Çok başarılıydım ama imkanlar önümde bir türlü açılmak bilmiyordu. Tabii o zamanlar öyle değerlendiremiyordum ama şu anki dünya görüşümle her şeyin bir sebebi olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla ben de ister istemez turizme doğru yöneldim

Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.