• BIST 1.359,550
  • Altın 495,00
  • Dolar 8,5630
  • Euro 10,0900
  • İstanbul 31 °C
  • Ankara 33 °C

Ekonomik kriz geliyorum diyor

Ekonomik kriz geliyorum diyor
BM Kalkınma Programı eski Müdürü Bartu Soral, "Önümüzdeki dönemde yüksek enflasyon ve yeni zam dalgasına hazır olalım” uyarısında bulundu.

EKONOMİK BAKIŞ
İSTANBUL-
Birleşmiş Milletler (BM) Kalkınma Programı eski Müdürü ve ekonomist Bartu Soral, doların hızlı yükselişini değerlendirdi. Soral, "Önümüzdeki dönemde yüksek enflasyon ve yeni zam dalgasına hazır olalım” uyarısında bulundu.

BM Kalkınma Programı eski Müdürü, ekonomist Bartu Soral, dolardaki artışa ilişkin açıklamalarda bulundu. Bir süre önce Odatv’deki röportajda 1 dolar = 3,80 TL öngörüsünde bulunan Soral, “Yükselen döviz fiyatı sadece borç yükünü arttırmıyor, bu yıl başından beri yaşanan yüzde 20 oranındaki devalüasyon ithal mallarına dayanan yerli üretimimizi de vuruyor. İthal girdilerin fiyatı arttıkça, üretim maliyetleri artıyor, rekabet gücü ile beraber ihracat da düşüyor. Ayrıca ortaya çıkan enflasyondan ötürü halkın kullandığı ürünlerin fiyatı pahalanıyor. Yani önümüzdeki dönemde bütün bu sorunların üstüne bir de yüksek enflasyon ve yeni zam dalgasına hazır olalım” dedi.

Soral, terör ve ekonomik krize ilişkin peş peşe “Paralel Kürdistan Kumpası” ve “Tünelin Sonu Kriz” adlı iki kitap yazmış ve süreci analiz etmişti.

bartu-soral.jpg

Soral’ın ekonomideki gelişmelere ilişkin değerlendirmeleri şöyle:

"Bu yıl Ocak ayı hariç, seçimlerin yarattığı belirsizlik, siyasi gerginlik ve terör ortamından ötürü yabancı sermaye girişleri aylık cari açığı finanse etmekte yeterli olmadı. Hatta bazı aylarda sermaye çıkışları yaşandı. Seçim öncesine kadar ilk beş ayda kaydedilen 18.5 milyar dolarlık cari açığın 9 milyar dolarlık kısmı net hata noksan yani ülkeye nereden geldiği belli olmayan para ile finanse edildi. 3.7 milyar dolarlık kısmı ise Merkez Bankası rezervleri harcanarak finanse edilebildi. Buna karşılık doğrudan yabancı yatırım, portföy yatırımı (sıcak para) ve borçlanma kanallarından gelen toplam yabancı sermaye girişi bu dönemdeki cari açığın ancak % 32’sini finanse edebildi. Yani bu yıl Şubat ayından beri Türkiye dışarıdan para bulamıyor. Ya açıklanamayan para girişiyle ya da rezervlerinden harcayarak cari açığı finanse ediyor. Rezervlerimiz zaten diğer gelişmekte olan ülkelere göre yetersiz. Şimdi bu yetersiz rezervi de harcamak zorunda kalıyoruz. Uluslararası sermaye piyasalarının Türkiye’ye bakışı bir süredir sıkıntılıydı. Bu durum ülkeye giren yabancı sermayeden anlaşılıyor. Erken seçim kararıyla beraber belirsizlik ve soru işaretleri arttı. Önümüzdeki 12 içinde dış piyasalardan bulmamız gereken finansman miktarı 220 milyar dolar. Buna karşılık Amerika Merkez Bankası (FED) Eylül ayında faiz artışına gidiyor.

Bu yüksek finansman ihtiyacı karşısında bu finansmanı sağlamasını beklediğimiz yabancı yatırımcılara karşı nasıl bir tablo çizdiğimize bakın: rezervlerimiz yetersiz, ülkeyi terör bütünüyle sarmış, turizm ve ihracat gelirleri geçen yıla göre yüzde 20’ye yakın gerilemiş, Şubattan beri ülkeye dış finansman girişi çok zayıflamış, ortada anayasal zeminde meşru bir hükümet yok ve erken seçime gidiliyor. Bunların üstüne bir de iktidarı kaybetmemek için her yolu deneyen bir Cumhurbaşkanı var.

“MERKEZ BANKASI ARTAN GERGİNLİĞİN FARKINDA”

Nitekim Merkez Bankası (MB) artan gerginliğin farkında; para politikasını sadeleştireceğim diyor. Aslında Mart ayından beridir böyle bir durum var. Piyasada oluşan, piyasa oyuncularının her gün yüz yüze kaldığı faiz bankalar arası gecelik faiz oranıdır. Bankaların birbirleri ile olan likidite alışverişi bu faiz seviyesinden gerçekleşir. Mart ayından beridir bu faiz tavanda yani yüzde 10,75 seviyesinde oluşuyor. MB basitleştirme yapacağım derken bu faiz oranını baz alacaktır ama bu oran bile yüksek ve cazip bir faiz oranı değil. İlk beş aydaki girişler bunu gösteriyor. Bu sebeple MB para politikasını sadeleştirirken faiz arttırmak zorunda kalacaktır.

Bu yılın haziran sonu itibarıyla, özel sektörün yurt dışından sağladığı uzun vadeli kredi borcu, 2014 yıl sonuna göre 10,3 milyar dolar artarak 178,2 milyar dolara, hane halkının kredi ve kredi kartlarıyla oluşan toplam borcu ise 410 milyar TL’ye yükseldi. En büyük sıkıntı ise 2014 başından beri borçluluğu süratle artan reel sektörde var. Bakınız 2014 başında reel sektörün Gayri Safi Yurtiçi Hasılaya göre borçluluk oranı yüzde 47’yken bugün bu oran yüzde 64 seviyesine tırmandı. Bunun yarısından fazlası dolar ve avro üzerinden borçlar…

YÜKSEK ENFLASYON ve YENI ZAM DALGASINA HAZIR OLALIM”

Ekonominin tıkanmasıyla beraber 2013 yılında hızla borçlanmak zorunda kalan reel sektörün üstüne bir de 2015 yılında yaşanan devalüasyondan ötürü oluşan dolar ve avro borçlarındaki artış bindi. Bu borç dağılımına bakınca özellikle son iki yılda uluslararası piyasalar değil yurt içindeki bankalardan borç alındığı görülüyor. Faizlerde ve/veya döviz kurlarında yaşanacak yukarı yönlü yükselişler ilk önce reel sektörü, ardından hane halkını ve daha sonra bugün güçlü gördüğümüz bankaları vuracak. Ayrıca yükselen döviz fiyatı sadece borç yükünü arttırmıyor, bu yıl başından beri yaşanan yüzde 20 oranındaki devalüasyon ithal mallarına dayanan yerli üretimimizi de vuruyor. İthal girdilerin fiyatı arttıkça, üretim maliyetleri artıyor, rekabet gücü ile beraber ihracat da düşüyor. Ayrıca ortaya çıkan enflasyondan ötürü halkın kullandığı ürünlerin fiyatı pahalanıyor. Yani önümüzdeki dönemde bütün bu sorunların üstüne bir de yüksek enflasyon ve yeni zam dalgasına hazır olalım."

turk-lirasi.jpg


TL,EN KÖTÜ PERFORMANS GÖSTEREN PARA BIRIMI OLDU

Erken seçim ve terör olaylarıyla tırmanışa geçen dolar, 3 lira sınırına dayandı. Uzmanlar, dövizdeki bu çıkışın erken seçime kadar devam edeceğini ve Türk Lirası üzerindeki kur baskısının artacağını belirtiyor.

Türkiye'nin son dönemlerde bozulan ekonomik göstergelerini değerlendiren New York State Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Fordham Üniversitesi Uluslararası Politika Çalışmaları Merkezi Araştırma Görevlisi Yrd. Doç. Dr. Emre Özsöz, Türkiye'nin risk primindeki artışa dikkat çekerek, bütçe disiplinin bozulması halinde not indiriminin gelebileceğini söyledi. Kredi risk primi olarak da değerlendirilen, Türkiye'nin CDS (kredi temerrüt sigorta primi) değerlerinin son bir haftada 23 puan birden yükseldiğine dikkat çeken finans uzmanı Özsöz, "20 Ağustos tarihi itibariyle Türkiye'nin CDS değerleri, bir ay öncesine göre yüzde 25 artarak, Ocak 2014'ten beri en yüksek seviyesi olan 280'i gördü. CDS oranlarındaki artış, bir ülkenin riskinin artması anlamına gelir. Borcun ödenmeme riskine karşı satın alıcısını sigortalayan ve aslında bir sigorta poliçesi gibi düşünebileceğimiz CDS kontratlarının dünyadaki hacmi, 20 trilyon dolara yakındır. Türkiye CDS'lerinin bu orandaki payı da 200 milyar dolar civarındadır." dedi.

Türk Lirası’nın, doların 3 liraya yaklaşmasıyla gelişmekte olan ülke piyasaları içerisinde 2015 yılında Brezilya Reali'nden sonra en kötü performansı gösteren para birimi olduğunu aktaran Yrd. Doç. Dr. Özsöz, şöyle devam etti: “Aslında bu gelişmelerin sebeplerini hepimiz biliyoruz. Hükümeti kurulamayan ve bu sebeple tekrar seçime gidecek olan bir ülke, yabancı yatırımcıları korkutmak için yeterlidir. Bütün bu siyasi belirsizlik, Türkiye’nin ülke riskini arttırmıştır. Bir de bunun üzerine her gün gelen çatışma ve şehit haberleri de eklenince, piyasalardaki düşüş oldukça anlaşılır hale gelmiştir. Birçok yatırımcı, bu sebepten Türkiye’deki pozisyonlarını kapatmakta ya da yeni pozisyon açmaktan uzak durmaktadır.”

‘BÜTÇE DİSİPLİNİ BOZULURSA NOT İNDİRİMİ GELEBİLİR

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poor’s Türkiye'de uzun süren politik belirsizliğine ilişkin endişelerini dile getirdi. Standard & Poor’s’un, Türkiye’deki erken seçim değerlendirmesi hakkında sıkça sorulan sorulara ilişkin açıklamada bulundu. Açıklamada, erken seçimin tek başına Türkiye’nin kredi notunu düşürmeyeceğini ancak yılın geri kalan kısmında siyasi belirsizliğin yükselebileceği belirtildi.

Haziran seçimlerinin ‘Askıda’ kaldığını belirten kuruluş, hükümet ile PKK arasında şiddet olaylarının tırmanmasının da huzursuzluğu körüklediğine dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın eski partisi dahil olmak üzere siyasi partilerin koalisyon görüşmelerinden sonuç alamadığını kaydeden S&P, Türkiye’nin Güneydoğu sınırındaki jeopolitik endişelerle karşı karşıya kaldığını belirtti.

S&P “Belirsiz bir siyasi ortam, potansiyel sermaye çıkışları dahil olmak üzere Türkiye’nin iç ve dış olaylara karşı ülke politikası tepkisini zayıflatabilir’uyarısı yaptı.

Açıklamada, “Türkiye’nin sınırlarındaki jeopolitik gerginlik ve PKK arasında şiddetin alevlenmesi, güveni zayıflatıp ve yatırım faaliyetlerin geçiktirerek büyümeyi engelleyebilir” ifadelerine yer verildi.

Türk lirasının, dolara karşı yüzde 25 değer kaybederek tarihin rekorunu kırdığını hatırlatan derecelendirme kuruluşu, “Türk lirasının zayıflaması, yatırımcıların Türk varlıklarına olan iştahını baltalayacağını düşünüyoruz.” denildi. Bu durumun Çin’deki devalüasyon ve ABD Merkez Bankası (FED)’in faiz artırımı gibi gelişmelerle bağlantılı olduğuna dikkat çekildi.

Açıklamada, Türkiye'nin sermaye çıkışlarında diğer gelişen ülkelere göre daha kırılgan olduğunu vurgulayan S&P, “Türkiye’nin küresel fon değişkenlerine karşı dış pozisyonu diğerlerine göre daha savunmasızdır. Bu zayıflık yüksek dış finansman ihtiyaçları, dış borç ve kısa dönem dış borcun kullanılabilir rezervlere kıyasla daha yüksek oranda bulunmasından kaynaklanıyor. Türkiye'nin değişen yatırımcı duyarlılığı ve risk iştahına karşı hassas olduğunu düşünüyoruz. Türkiye’nin bu riskliliği, yabancı finans girişlerini yavaşlatabilir.” denildi.

Türk lirasının dolara karşı değer kaybetmesine de değinen kuruluş, “Türk banka ve şirketlerinin dış borçlarını ödemek için daha fazla yerel paraya ihtiyaçları olacağını” belirtti. TL’nin zayıflaması, Avrupa Birliği’ndeki partnerlerin zayıf talebi Rusya, Irak ve Suriye’ye yapılan ihracatı düşürdüğü belirtildi.birçok yatırımcının, Türk Lirası ve Türk piyasalarını es geçtiğini kaydetti. Bu tablonun ve Türk Lirası üzerindeki kur baskısının erken seçime kadar devam edeceğini söyleyen Özsöz, “Umudumuz, bütçe disiplininin bu süre içerisinde kaybolmamasıdır. Eğer bütün bunların üzerine Türkiye’nin bütçe disiplini de bozulursa ne yazık ki yatırım yapılabilirlik olan kredi notumuzda bir düşüş gerçekleşebilir.” ifadelerini kullandı.

bakan-zeybekci-1b.jpg

EKONOMI BAKANı'NDAN KRIZ BEDDUASı

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, “Bana televizyon ekranlarında konuşan kriz tellalları bir tane gerekçe söylesinler. İlla, 'Kriz çıkacak.' diyor. Krizlerde kalasın e mi. Kendi kendinin krizinde kalasın da kefen parasını bulamayasın." dedi.

Bakan Zeybekci, Swiss Otel İzmir'de düzenlenen, AK Parti 51. İl Danışma Meclisi toplantısına katıldı. Şırnak'ta şehit olan Abdülkadir Pekdaş'ın İzmir’de oturan babası Celal Pekdaş ve iki kardeşi de toplantıda yer aldı. Acılı babanın salonda anons edilmesi üzerine, “Şehitler ölmez, vatan bölünmez” sloganı atıldı.

Konuşmasında CHP’ye sert eleştirilerde bulunan Zeybekci, “CHP’nin tek mantığı, diğerinin başarısız olmasıdır. Kendinin başarılı olmasıyla ilgili bir şeyleri yoktur. Tek dertleri AK Parti başarılı olmasın, yapamasın. 'AK Parti insin, biz çıkalım' değil. 'İnsin, biz de bir şeyler yapalım'. Yapmak, proje geliştirmek, başarılı olmak diye bir dertleri yok. Mantık ve genetiklerine aykırıdır. Son dönemde bedduacılarla biraraya geldiler. Türkiye harap olsun, ekonomik krizlere kalsın diye dua ediyorlar.” dedi. Türkiye'nin eskiye dönmesini isteyenler olduğunu belirten Bakan Zeybekci, “Türkiye'nin IMF'ye muhtaç olmasını istiyorlar. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kemal Derviş'le görüştüğünü, dışarıdan Ekonomi bakanlığına razı olduğunu söylemedi mi? Derviş, Türkiye'nin yeniden Dünya Bankası'ndan gönderilen, yeniden faizlerin tahsilat memuru olmak için hazır bekliyor. İstiyorlar ki kriz olsun, Türkiye namerde muhtaç olsun.” diye konuştu. Doların Türk Lirası karşısında artması için geçerli bir gerekçe olmadığını, doların İngiliz Sterlini ve Japon Yeni karşısında da değer kazandığını vurgulayan Zeybekçi, "Doların artışıyla ilgili bir gerekçe yok. Bana televizyon ekranlarında konuşan kriz tellalları, bir tane gerekçe söylesinler. İlla, 'Kriz çıkacak.' diyor. Krizlerde kalasın e mi? Kendi kendinin krizinde kalasın da kefen parasını bulamayasın." şeklinde konuştu.

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.