• BIST 12433.5
  • Altın 6495.18
  • Dolar 44.3489
  • Euro 51.3612
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 8 °C
  • Antalya 10 °C

Dünya şimdilik savaş patırtısı istemiyor

Dünya şimdilik savaş patırtısı istemiyor
ABD seçim ve ekonomik sorunlarla meşgul. AB Euro bölgesindeki sıkıntılar ve İspanya'nın durumu ile ilgileniyor.

MURAT EMEN-EMEN&EMEN
Haftanın Ekonomik Görünümü 8-13 Ekim 2012
İSTANBUL-
Suriye'den gelen top mermilerine anında misli ile karşılık verilmesiyle bozulmaya başlayan piyasaların tezkere ile birlikte daha da bozulması bekleniyordu. Ancak beklendiği gibi olmadı. Bunda “Tezkere geçti ama savaşa girmiyoruz” açıklaması ve Suriye’nin özür dilemesi etkili oldu. Cuma gününün havası piyasalarda Suriye ile ilgili bir savaş beklentisi yok. Ancak hassasiyetin arttığını kabul etmek lazım. En küçük saldırı haberlerinde bile tepki verebilecek tedirgin bir piyasa yapısı olduğunu söylememiz lazım.
Geçtiğimiz hafta mermi olayı ile 1.8040'lara fırlayan dolar, açıklamanın arkasından 1.80'e geriledi. Faizlerde de seyir 7.50-7.70 arasınaydı ve bir bozulma görülmedi. Ancak dediğimiz gibi piyasalar bundan sonra olaylara tepki konusunda daha hassas. Bunu unutmayalım.
12 aylık enflasyonun %9.19 olması ve yüksek gelmesi Merkez'i korkutmuyor. Biliyorlar ki Ekim ayından itibaren zamlara rağmen enflasyon düşme trendine girecek.
Bu ayın 18'inde PPK Toplantısı var. 24 Ekim'de Enflasyon Raporu açıklanacak. Olayların Merkez Bankası kararlarını etkilemesi beklenmiyor. Süreç huzurlu geçerse faiz koridorunun üst tavanının biraz daha indirilmesi beklenebilir. Aksi halde kurların tırmanması ve faizlerin yükselmesini normal karşılamak gerekir.
Dış dünya kendi derdinde olduğu için, Suriye olaylarını geri plana ittiler. Şimdilik patırtı istemiyorlar. ABD seçim ve ekonomik sorunlarla meşgul. AB Euro bölgesindeki sıkıntılar ve İspanya'nın durumu ile ilgileniyor. Merkel'in vatandaşı ile problemi var. AB nerdeyse güney-kuzey dizisine benzeyecek kadar ilginç bir ayrışmaya girdi. Güney'de ciddi sorunları olan Yunanistan, İtalya ve İspanya var. Sıraya Kıbrıs'ta girecek gözüküyor. İspanya'nın sorunu çok güncel ve borç almamakta direniyor. Kuzeyde başta Almanya olmak üzere krizden daha az etkilenen ama krizdeki üyelerin getirdiği yükten sıkılan güçlü ekonomiler var.

emen2.20121007134825.jpg

Yukarıda yer alan karikatürde de görüleceği gibi pek çok şey Almanya'nın ağzına bakıyor. Ama Merkel'in tavrı değişmiyor. Ciddi ve acil adımlar atılması lazım. ECB'nin tahvil alım planı bile tehlikede. Banka faiz indirme çağrılarına direniyor.Alman halkı vergilerinin böyle harcanmasına veya ülkenin borçlanmasına tepki gösteriyor. Harp yıllarının jenerasyonu henüz hayatta olduğu için yaşadığı sıkıntıları unutmamış durumda. Aynı fedakarlığı sıkıntıdaki ülkelerden de bekliyor ve o ülkelerde hükümet tedbirlerine direnenlere karşı tavır koyuyor.

ECB FAİZ ORANLARINI DEĞİŞTİRMEDİ
Geçtiğimiz hafta toplanan ECB Para Piyasaları Komitesi, taleplere karşı direnerek faizleri beklendiği gibi 0.75'te devamına karar verdi. Daha sonra basın toplantısında konuşan Başkan Draghi faizleri indirmemesinin nedeni olarak, yükselen enerji fiyatları ve vasıtalı vergiler nedeniyle bazı AB ülkelerinde enflasyonun 2012 boyunca %2'nin üstünde seyredecek olmasını gösterdi.

İSPANYA:KURTARMA PAKETİNE İHTİYACIMIZ YOK
İspanya Ekonomi Bakanı Luis de Guindos, ülkesinin kurtarma paketine ihtiyacı olmadığını yineledi. De Guindos'un Londra'da yaptığı konuşma "Satılık İspanya" pankartları taşıyan bir grup gösterici tarafından kesildi. Euro bölgesinin dördüncü büyük ekonomisi olan İspanya'da kemer sıkma önlemlerine karşı büyük tepki hakim.

emen4.20121007135126.jpg

De Guindos, Londra İktisat Okulu'nda yaptığı konuşmada, İspanya'nın çok yakın zamanda kurtarma paketi isteyeceğine dair söylentileri yalanladı.
2008 küresel ekonomik krizi üzerine İspanya'da konut piyasasının çökmesinin ardından, İspanya hükümeti ciddi ekonomik zorluklarla karşı karşıya kaldı.
İspanya hükümetinin yakın zamanda açıkladığı kemer sıkma önlemlerine göre gelecek yıl devlet sektörü, eğitim, sağlık ve sosyal hizmetler alanlarında olmak üzere 13 milyar dolar değerinde kesinti yapılması öngörülüyor. Bütçenin açıklanmasının ardından İspanya şiddetli gösterilere sahne oldu.
De Guindos, "Sadece İspanya için değil, euro bölgesinin geleceği için de doğru olan şeyi yapıyoruz" dedi.
Bağımsız bir denetleme kurumunun hesaplarına göre, İspanya ekonomisinin ayakta kalabilmesi için bankaların 59.3 milyar euro sermayeye ihtiyacı var.
De Guindos, yatırımcıların ilgisini krizdeki bankaların tahvillerine çekebilmek için Londra'da bulunuyor. İspanya Temmuz ayında bankaları için euro bölgesinden destek istemişti.
İspanya giderek daralan ekonomi ve yüzde 25 işsizlikle karşı karşıya. İspanya hükümeti kurtarma paketi istemeyeceğini yineliyor ancak birçok kişiye göre bu kaçınılmaz bir hal alabilir.
6 başlıkta İspanya krizi (BBC)

İSPANYA'DA HIZLI GELİŞMELER OLUYOR.
Şu anda Başbakan Mariano Rajoy'u meşgul eden altı soru şunlar olabilir: Hükümet borçlarını azaltabilir mi?
Bazı ekonomistler bu sorunun çok doğru olmadığı görüşünde. Onlara göre İspanya ekonomik bir çıkmazda. Çok fazla borcu var, para birimi haddinden fazla değer kazanmış, emlak piyasası çökmek üzere. Bu nedenle hükümetin ekonomiyi canlandırmak için borç para alıp harcamaya devam etmesini yerinde buluyorlar.
Ancak İspanyol hükümeti bütçe açığını -her yıl yaptığı harcamalarla vergilerden kazandığı para arasındaki farkı- kapatmak zorunda. Çünkü ne mali piyasalar, ne Euro bölgesi hükümetleri, ne de Avrupa Merkez Bankası İspanya'ya ihtiyacı olan parayı süresiz olarak vermeye yanaşmıyor.

emen3.20121007135217.jpg

Geçen yıl ülkenin bütçe açığı Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'nın %8.5'ine eşitti. Başbakan Rajor bu oranı bu yıl %6.3'e 2014'ün sonunda ise %3'e çekmeyi planlıyor. Ancak bütçe açığını kapatmak İspanya için çok da kolay olmayacak gibi görünüyor.
Harcamalarda kısıntıya gitmek ekonomiye zarar veriyor, vergi gelirlerini azaltıyor, işsizlik harcamalarını artırıyor ve bunun sonucunda da hükümet, tahmin edilenden daha çok borç almak zorunda kalıyor. Bu yılın %6.3'lük bütçe açığı hedefi daha şimdiden %5.3'e çekildi ancak bu hedefe ulaşılamayacağına inanılıyor.
İşleri daha da karıştıran bir durum da borçlanmanın büyük bir kısmının İspanya'nın yerel hükümetleri tarafından yapılıyor olması.
Yani bu borçlanmayı Madrid hükümeti doğrudan kontrol edemiyor.
Ayrıca bu rakamlar bankacılık sektöründe hükümetin üstlenmek zorunda kalabileceği örtülü zararları hesaba katmıyor.

Bankalardaki açık ne kadar büyük?
Bağımsız yetkililerin İspanya bankacılık sitemiyle ilgili inceleme sonuçlarına göre İspanyol bankalarının ihtiyacı 59.3 milyar euro olarak açıklandı.
Bu açık, emlak sektöründe şişmenin yaşandığı son on yılda müteahhitlere verilen sorunlu krediler nedeniyle bankaların maruz kalacağı zararları karşılamak için hükümetin enjekte etmesi gereken sermaye miktarını temsil ediyor.
Emlak sektöründeki bu suni şişme söndü; bu kredilerin çoğu da geri ödenemez durumda.
Bu açığı kapatmak için Euro Bölgesi'nin kendi fonlarından 100 milyar euro'luk bir paket sunulmuş durumda; ancak yatırımcılar bankaların çok daha fazlasına ihtiyaç duyabileceğini belirtiyor.
İspanya açısından sorun sadece bankaların zararının miktarı değil.
Bu zararın muhatabının kim olacağı henüz bilinmiyor: Bir bütün olarak Euro Bölgesi mi, İspanya hükümeti mi, yoksa bankalardaki çoğu İspanyol kökenli özel yatırımcılar mı?
İrlanda hükümeti bankaların zararlarına kefil olunca batağa sürüklenmişti. İspanya aynı kaderi paylaşmak istemiyor.

BÖLGELER HİZAYA GETİRİLEBİLİR Mİ?
Mevduat bankaları gibi İspanya'nın bölgesel bankaları da ülkedeki emlak sektöründeki suni şişme ve patlamanın kurbanı. Gelişme yıllarında vergi gelirleri arttı. Eyalet hükümetlerinin vergi gelirleri resesyonda düştü. Ama Madrid tarafından belirlenen harcamaları aynı hızla azalmadı.
Eyaletlerin toplam bütçe açığı İspanya'nın 2011 Gayri Safi Yurtiçi Hasılası'nın yüzde 2.9'una ulaşarak toplam hükümet bütçesi açığının üçte birini oluşturdu.
Eyalet hükümetlerinin çoğu piyasalarda borç bulamadığı için hükümet 18 milyar euro tutarında bir kurtarma fonu oluşturdu. Yani eyalet hükümetlerinin borçları merkezi hükümetin borcu haline geldi.

YARDIM İSTEYEN EN BÜYÜK EYALET KATALONYA
Katalanlar kendilerinin İspanya'nın en güçlü ekonomisi olduklarına ve merkezi hükümet vergilerine en büyük katkının kendilerinden geldiğine inanıyor. Katalan hükümeti kurtarma paketi yerine, vergi gelirlerinden daha büyük bir pay almayı tercih ediyor.
Bu ay 1 milyondan fazla Katalan bağımsızlık talebiyle Barcelona sokaklarında gösteriler yaptı.

İSPANYA PİYASALARI KORKUTMALI MI?
Mali piyasalar alacaklarını geri alamama korkusuyla son dönemlere kadar İspanya'ya borç vermeme tehdidinde bulunuyordu. 10 yıl vadeli devlet tahvilleri için ödenen faiz miktarı Temmuz'da %7,6'ya ulaşarak Madrid açısından oldukça pahalı bir hale geldi (aynı dönem Almanya'nın oranı %1,2 idi). Fakat hükümetin bankalarla ilgili daha acil sorunları vardı.
Geçen yıl yabancı yatırımcılar paralarını geri istemeye başladılar.
Dahası İspanyollar da dahil birçok şirket ve birey paralarını İspanyol bankalarından çekip daha güvenli gördükleri başka ülkelere (özellikle Almanya'ya) yatırmak istediler.
İspanya merkez bankası bu kaçan paranın yerine koymak için Ağustos ayında Avrupa Merkez Bankası'ndan (AMB) 434 milyar euro, yani ülke GSYİH'sinin %40'ı oranında borç almak zorunda kaldı.
Hükümet ve bankalar borç bulamazsa ülke ekonomisini destekleyemez, kamu çalışanlarının maaşları ve yardımlar ödenemez, bankalar hükümete bile borç veremez.
İspanya'dan panik halinde para kaçışı ülke ekonomisini uçurumun kenarına sürükleyecekti.
Ancak AMB sayesinde durum göreceli olarak yatıştı.

mario-draghi.jpg

Geçen Aralık ayında AMB başkanı Mario Draghi başta İspanya olmak üzere Euro Bölgesi bankalarına üç yıl vadeli sınırsız kredi olanağı açıklamasında bulundu.
Bu ay ise Almanya'nın muhalefetini altederek, kısa dönemli borçlarını satın alma yoluyla Euro Bölgesi hükümetlerine yardım teklifinde bulundu. Ancak bu teklif şu koşula bağlıydı: İspanya hükümetinin önce Brüksel'in koşullu kurtarma paketine teslim olması gerekiyorduİ
İspanya Brüksel'den korkmalı mı?
Yunanistan, İrlanda ve Portekiz'in kurtarma paketlerini alabilmesi için "koşul"lara boyun eğmesi gerekti; harcamalardan kesintiler, vergi artışları, emek piyasasında reformlar dikte edildi; mali işlerini üç ayda bir Avrupa Komisyonu, İMF ve AMB teftişine açmak zorunda kaldılar.

İSPANYA EKONOMİSİ ÜÇ ÜLKENİN TOPLAMINDAN DAHA BÜYÜK
Bu ekonomik ağırlık politik ağırlığa dönüşerek İspanya'nın bankaları için sağlanacak kurtarma paketlerine koşul eklenmesine engel oldu.
Fakat İspanya hükümeti şimdi de kendisi için yardım paketi talebinde bulunursa, kendi işleri üzerindeki denetimin bir bölümünden feragat etmek durumunda olacak.
Bu feragatın büyüklüğü belli değil. Başta Almanya olmak üzere diğer Euro Bölgesi ülkeleri İspanya'yı sağa sola iteklemek için büyük lokma olarak görüyor. Ayrıca Yunanistan gibi ülkelerde koşul koymanın ne kadar ters teptiği de görüldü.

İSPANYA KENDİ SEÇMENLERİNDEN KORKMALI MI?
Katalonya'daki bağımsızlık yanlıları Başbakan Rajoy için baş ağrıtıcı sorunlardan biri yalnızca. İspanyol seçmenlerinin kesintilerden bıkmış olması daha büyük bir sorun teşkil ediyor. Bir önceki başbakan Jose Luis Zapatero bütçe açığına karşı saldırılarıyla Brüksel'de alkış topluyordu. Seçmenler geçen Kasım'da muhalif muhafazakarlara zaferi tattırarak ödüllendirdi onu.
Bu şekilde iktidara gelen Rajoy bütçe kesintilerine temkinli yaklaştı. Ama şimdi piyasalar (ve AMB) ona fazla seçenek şansı tanımıyor.
Ekonomi resesyonda, genç işsizlerin oranı %50, Madrid sokaklarında öğrenci protestoları eksik olmuyor. Bankalar için Brüksel'in verdiği yardım paketinden sonra Rajoy'un kamuoyu desteğinde azalma oldu. Bu nedenle Rajoy hükümet için AMB'den yardım talebinde bulunmak istemiyor. Kesintileri dışarıdan dikte sonucu olmaktansa kendi inisiyatifiyle yapmayı tercih ediyor. Çünkü İspanya'nın sorunu bütün Euro Bölgesi'nin sorunu demek.
Yunanistan'da kesintilere karşı halk tepkisi nedeniyle siyasal sistem çökme aşamasına gelmiş, Brüksel'le ortaklığa son verme ve euro'dan ayrılma ihtimali tartışılmaya başlanmıştı.
Bu nedenle Brüksel, Paris ve Berlin'deki Euro Bölgesi liderleri İspanya'yı da bu kadar itekleme konusunda fazla hevesli davranmıyor.

emen-10--financial-times.jpg

YARGIDA SİYASALLAŞMA

Financial Times : Yargıda Siyasallaşma yabancı yatırımcı için kaygı verici
Financial Times’in yer verdiği bir makalede Balyoz davası kararlarının "en kaygı verici" yönünün "yargı bağımsızlığı" konusunda yarattığı soru işaretleri olduğu savunulurken “Türk yargısının siyasallaşması, özellikle AKP’nin kur yapmaya çalıştığı yabancı yatırımcılar açısından problemli” görüşü de öne sürüldü.
Balyoz davası kararlarının “askeri vesayet döneminin kesinlikle sona erdiğinin” bir göstergesi olarak değerlendirildiği makalede “tartışmalı” olarak nitelenen ağır cezaların “sürpriz” oluşturduğu kaydedildi.
Makalede Türk medyası ve toplumun kararlara “şaşırtıcı” biçimde “sessiz” kaldığı savunulurken de bu durum, askerlerin son 10 yılda toplum arasında “önemli destek kaybının bir kanıtı” olarak değerlendirildi.
Muhalefet partilerinin “zayıflığına” vurgu yapılan makalede muhalefetin kamuoyunu, kararlarına karşı harekete geçiremediği yorumunu da yapıldı.
Makale, tüm bu faktörlerin aynı zamanda AKP’nin iktidar üzerindeki kontrolü konusunda kaygılar yarattığını savunarak AKP’ye tek meydan okumanın Kürt milliyetçi hareketi ve daha geniş İslamcı hareketten geldiği iddiasında da bulundu.
Türkiye’nin, genel yatırım ikliminin benzer ülkelere göre hala “son derece çekici” olduğu ancak Türk liderlerin, arzulanan yabancı sermayeyi gerçekten çekmek istiyorsa bürokrasi, işgücü maliyeti, vergi rejimi, yolsuzluklar gibi sorunlara çözüm bulması gerektiği belirtilirken yazıya şöyle devam edildi:
“Balyoz davasının sertliği de, Türkiye’ye bağlı olmayı sürdüren yatırımcılar için bile bir kaygı ve iktidarın giderek merkezileşmesi, yargı bağımsızlığının yokluğu ve ülkenin medya özgürlüklerine ilişkin çekici olmayan sicili konusundaki kuşkulara vurgu yapıyor.”

PİYASALAR

DÖVİZ

Hafta sonuna dogru 1.29 'da tutunmaya çalışan Euro/dolar paritesi haftayı 1.3041'den kapattı. Bu hafta paritede yatay seyrin devam etmesini bekliyoruz.
Geçtiğimiz hafta suriye kriziyle 1.8150're çıkan dolar yapılan tezkere açıklaması ile 1.80'lere gerilerek perşembe gününü 1.8015'ten haftayı da 1.7951'den, Euro ise perşembe gününü 2.3375'den haftayı da 2.3410'dan kapattı. Orta ve uzun vadede dolar tercih ediliyor.

BORSA
Suriye krizinden etkilenen borsa 66.635'den açıldığı perşembe günü düşüşle 65.635'e ancak Suriye'nin özür dilemesi ile birlikte toparlayarak 66.909'dan kapattı. Haftanın kapanışı cuma akşam itibariyle biraz daha yükselerek 67.383'den kapattı. Bu hafta içinde tahminler, Suriye gelişmelerine bağlı olarak düşebilir. Kırılgan bir piyasa olduğunu unutmayalım.
Avrupa’da STOXX 600 tarafında yüzde 0.3’lük yukarı yönlü hareket gözlenirken ülke endekslerinin genelinde sınırlı bir yükseliş gözleniyor. Yüzde 0.55 ile Fransa yükselişte başı çekerken yüzde 0.21 ile Londra FTSE en az kazanan endeks olarak görülüyor. Avrupa endekslerinde dün yaşanan sert geri çekilme sonrasında bu kayıpları telefi eden petrol fiyatlarının etkisi gözleniyor. İngiliz BP yüzde 0.60 primle güne devam ederken Fransız Total yüzde 0.63 primli. İtalyan Eni ise yüzde 1.41’lik değer artışı ile başı çekiyor.
Avrupa’da hisseler bazında bakıldığında bankacılık hisselerine de alım geldiği gözleniyor. İspanya’ya Fransa’da bankalara yüzde 1 üzerinde alım gelirken, Almanya’da BMW hisselerine gelen yüzde 1.16 alım dikkat çekiyor.

FAİZLER
Suriye krizi faizleri çok fazla etkilemedi. 7.50-7.70 bandında seyreden hareket haftayı 7.60 ile kapattı. Enflasyondaki yükselişi geçici gören Merkez bundan rahatsız değil.
Haftanın son gününde Asya'da Bank Of Japan bir değişikliğe gitmeyerek faizleri sabit tuttu ve yukarı yönlü hareket görüldü.
Perşembe günü FED’in FOMC toplantı tutanaklarını açıklaması ve Mario Drahgi’nin tahvil alımı için hazır olduklarını, euronun vazgeçilmez olduğunu kaydettiği faiz toplantısı sonrasındaki iyimserlik yeni günde de Avrupa geneline hakim oldu.
Avrupa'nın merak konusu İspanya'nın tavrı merak ediliyor. Ülkenin ESM'e başvuracaksa bile yakın zamanda olmayacağının açıklanması ardından sert yükselişe sahne olan ülkenin 2 yıllık tahvillinin faizinde aşağı hareket dikkat çekti. 2 yıllıklarda faiz 4 baz puan düşerek yüzde 3.24'e gerilerken ülkenin 10 yıllık tahvil faizi baz puan düştü ve yüzde 5.81'e geriledi. İtalya'da ise 10 yıllıklarda 7 baz puanlık geri çekilme ile yüzde 5.06'ya gelindiği gözleniyor.
Petrol fiyatlarıda merak konusu. S. Haftayı bir gün öncesine göre %4 düşüşle 112 Dolardan kapatan Brent petrol yakında patlama yapabilir.

Esenlikle Kalın

(DİKKAT: Haftalık ekonomik ve politik yorum Emen&Emen tarafından turkiyeturizm.com için hazırlanmaktadır. İzinsiz kopyalanıp kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Aksi takdirde Basın Yasası ve Telif Hakları Yasası'na göre yasal işlem yapılacaktır)

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.