Haftanın Ekonomik Görünümü- 01- 08 Kasım.2009
İSTANBUL- İlginç bir döneme giriyoruz. Türkiye Rusya, Çin, Iran ve Suriye ile olan dış ticaretini geliştirilen bu sistem ile dolar ve euro dışında kendi para birimi ile yapacak. İhracatı karşılığında da karşı ülkenin parasını kabul edecek. Sistem istismar edilmez tutarsa, baltalanmazsa bölgesel işbirliği artar ve önemli bir başlangıç olabilir. Uygulamaya geçilirse bu ülkeler arasındaki dış ticaret hacmının artması ve hatta karşılıklı yeni yatırım olanaklarının devreye sokulmasını beklemek tabiidir.
Türkiye"nin ihtiyacı olan ve ithalatında büyük meblağlara ulaşan doğal gaz ve petrol temininde önemli kolaylıklar sağlayacaktır. Özellikle İran"dan temin edilecek doğal gaz ve madenlerin bu yolla alınabilme olanağı yeni ufuklar açacaktır.

DÜNYAYI BUNDAN SONRA KITALAR YÖNETECEK
Başbakan Erdoğan"ın dediği gibiTürkiye hem batıya hem de doğu"ya açıktır yaklaşımı diğer yaklaşımlardan daha sıcak ve akılcı bir yaklaşımdır.
Fransa eski Maliye Bakanının 2002"de Harvard"daki konferansı sırasında söylediği Dünyayı bundan sonra kıtalar yönetecek lafı boş değildir. AB içinde yer bulamazsak bizde kendi kıtamızı ve bölgesel işbirliğini güçlendirerek bu sözlerin gereğini yerine getirebiliriz.
Bu sistem eğer yürütülebilirse ;
İthalatçı ve ihracatçı döviz hareketlerinden etkilenmeyecektir.
Karşılıklı yatırımlar artacaktır.
En önemlisi dış ticaret hacımları artacaktır.
AB ve ülkelerine karşı kozlarımız daha da artacaktır.
En önemlisi Rusya ve Çin gibi iki büyük dev ile artırılacak ekonomik işbirliği bize yeni kapılar açacaktır.
Türki Cumhuriyetlerde Rusya ile birlikte başta enerji ve inşaat olmak üzere geliştirilebilecek çok proje vardır. Hala Rusya"nın etkisinde olan bu ülkelerde Rusya"yı rakip değil, ortak görmek akılcı bir yaklaşımdır.
Bütün bunlar siyasi istikrarla birlikte yürütülebilirse çok iyi neticeler verebilecek gelişmelerdir.

TÜRK PARASINI KORUMA KARARINDA DEĞİŞİKLİK
Hükümet düzenlemeyi 32 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkındaki Karar'da değişiklik yaparak gerçekleştirdi. Geçen Mart ayında Bakanlar Kurulu kararı ile yapılan değişiklik ile, Merkez Bankası sadece kendi işlemlerinde kullanacağı konvertibl (çevrilebilir) dövizi tespit edecek. Merkez Bankası, kendi listesinde yer almayan paralarla ilgili özel bankaların yaptığı işlemlere ise karışmayacak. Böylece isteyen banka İran Riyali ve Rus Rublesi başta olmak üzere diğer para birimleriyle işlem yapabilecek. Bunun için bankalar Riyal ile TL arasında bir kur belirleyecek.
Kendi para biriminde ticaret konusunda Türkiye Rusya ile de benzer bir düzenleme yaptı. Aynı görüşmeler, Çin"le de yürütülüyor. Çin"le ticaretin de bu ülkenin para birimi Yuan ve TL cinsinden yapılabilmesi için müzakereler sürüyor.

2010 BÜTÇESİ REALİST DEĞİL
Rakamları açıklanan 2010 bütçesinde öncelikle global krizle mücadele konusunda hiçbir açıklık yok. Vergi gelirleri afaki bir artış görünümü veriyor. Biz rakamı koyalım, yıl içinde duruma göre çaresine bakarız anlayışı hakim. Artan ve daha da artacak gibi gözüken işsizlik ve düşecek kapasite kullanımı için çare gözükmüyor. Felaket tellallığı yapmak istemiyoruz ama durum apaçık ortada.
Ayrıca yerel yönetimler için ayrılan tahsisat siyaset kokuyor. Tabii ki yerel yönetimlerin de mali kaynağa ihtiyacı var. Ama tasarruf ilkesini öne alan bir mahalli idareler politikasına ihtiyaç var hiç değilse bu dönemde. Taşa toprağa yatırım yapıp para sıkıntısı çekmek yerine bazı yatırımlar şimdilik ertelenmeli diyoruz.
Bu anlayışla gidilirse 2010 bütçesi 2009" dan da fazla açık verecek anlamı çıkıyor. Kemer sıkma politikasına ihtiyaç varken, politik yatırımlardan kaçınmak gerekiyor.

2010"DA BÜYÜME 3.5 HEDEFLENİYOR
2010 yılında Tüketici Fiyatları Endeksinin (TÜFE) 5,3, Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) büyüklüğünün 1 rilyon 29 milyar lira, büyüme hızı oranının da yüzde 3,5 olarak gerçekleştirilmesi hedefleniyor.
2010 Yılı Programının Uygulanması, Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair Bakanlar Kurulu Kararı Eki, Resmi Gazete'nin geçtiğimiz Cuma gününün mükerrer sayısında yayımlandı.
Buna göre, 2010 yılında Türkiye'nin yüzde 3,5 oranında büyümesi bekleniyor. Gelecek yıl ihracatın 107,5 milyar dolar, ithalatın 153 milyar dolar olması hedefleniyor.
GSYH, TL bazında 1 trilyon 28 milyar 802 milyon lira, döviz bazında ise 641,3 milyar dolar olarak hesaplandı. Türkiye nüfusunun 2010 yılında 72 milyon 698 bin, kişi başına milli gelirin de 13 bin 647 dolar seviyesine ulaşacağı tahmin ediliyor.
Programa göre 2010 yılı sonunda dış ticaret açığı da 45,5 milyar dolar olacak. Önümüzdeki yıl iş gücüne katılma oranının yüzde 47,4, işsizlik oranının da yüzde 14,6 olması bekleniyor.
2010 Yılında 11 milyar dolar dış borç ödenecek (AA)
Maliye Bakanlığının 2010 yılı Bütçe Gerekçesinde yer alan projeksiyonlarına göre, Merkezi Yönetim Dış Borç ödemeleri kapsamında önümüzdeki yıl 7 milyar 56 milyon doları ana para, 3 milyar 917 milyon doları da faiz olmak üzere toplam 10 milyar 973 milyon dolar dış borç ödenecek.

TÜRKİYE EN ÇOK BİRAYI IRAK"A İHRAÇ EDİYOR
Türkiye'nin 2008 yılı bira ihracatında Irak, 22,1 milyon dolarla ilk sırayı aldı. Irak'ı 6,7 milyon dolarlaKuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), 4,3 milyon dolarla Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve 3,6 milyon dolarla Azerbaycan izledi. Biradan sonra en fazla ihraç edilen içki olan Türk Rakısı ihracatı ise gurbetçilerin yoğun olarak yaşadığı AB ülkelerine yapıldı.
AA muhabirinin, İhracatı Geliştirme Etüd Merkezi (İGEME) tarafından hazırlanan Alkollü ve Alkolsüz İçecekler raporundan derlediği bilgilere göre, Türkiye'nin alkollü içkiler ihracatı içerisinde en önemli ihraç kalemini bira oluşturuyor.
Bira ihracatı, 2007 yılında bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 7, 2008 yılında ise yüzde 35 oranında artış gösterdi. Bu ülkelerin yanı sıra Bahreyn, Lübnan, Kanada ve İngiltere'de en çok bira ihraç edilen diğer ülkeler oldular.

TÜRKİYE İŞVEREN SENDİKALARINA GÖRE KAYNAMA DURMADI
Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) tarafından yayınlanan ekim ayı bülteninde "Küresel dünyanın aktörleri olan bazı ülkelerin ekonomilerinde yeniden canlanma belirtilerinin başladığı bir dönemde ülkemiz ekonomisindeki toparlanma eğilimi çok yavaş. Kamuoyunda ekonomiye ilişkin iyimser bir hava yaratılmak isteniyorsa da özellikle ekonominin lokomotifi olan sanayi sektöründeki üretim durumu ve işgücü piyasası göstergeleri karşısında, buna uygun gelişmeler kaydedildiğini ifade etmek mümkün görünmemektedir" deniliyor.

ABD"DE 9 BANKA DAHA KAPATILDI
FDCI muhtelif eyaletlerde ödeme zorluğu içine giren 9 yerel bankayı daha kapatma kararı aldı. Bu kararla krizden buyana ABD"de kapatılan banka sayısı 115 oldu. Beklentiler daha birçok bankanın bu duruma düşeceği yönünde. Toplam 123 şubeleri bulunan bu bankalar aktif ve pasifleri ile birlikte US Corp bünyesindeki US Bank"e devredildi.

ING, KÜÇÜLEREK YENİDEN YAPILANIYOR
Economist'in haberine göre; global krizden en fazla etkilenme de İzlanda"dan sonra ikincilik için en yakın aday Beneluks. ABN-AMRO ve Fortis sıkıntlarından sonra sıra ING'de. Hollanda'nın en büyük bankası, banka ve sigorta bölümlerini ayırma kararı aldı.
Karar bir dizi gelişmeyi içeriyor. Öncelikle sigorta bölümü satılıyor. Doğrudan online bankacılığın Amerika kolu ayrılıyor. Bunun yanında Hollanda'daki bazı perakende aktivitelerde satılıyor. Banka 2013 yılında 2008 bilançosuna göre %45 daha küçülmüş olacak.
İş bu kadarla da bitmiyor. Gündemde Ducth hükümetinin kriz sırasında enjekte ettiği 11.2 billion USD'nin yarısını, yeni hisse çıkararak geri ödemeyi planlıyor. Ancak gerek bu durum, gerekse yeniden yapılanmanın akibeti hissedarları memnun etmedi ve Pazartesi hisseler bir miktar düştü. Bu durum, ING'nin hükümetten yardım almış diğer bankalar gibi hükümet yatırımından kaçmak istediği şeklinde yorumlanıyor.
Avrupa Birliğinde genel kabul gören bir anlayışa göre, sigorta ve bankacılık faaliyetinin aynı çatı altında olması modasının geçtiği kabul edimeğe başladı.. Nitekim, ING ile aynı gün bir diğer sigorta grubu olan Standard Life, bankacılık branşını satılığa çıkardığını açıkladı.

PİYASALAR
Dolar geçtiğimiz hafta başından itibaren şaşırdı
Niçin düşüyor kritiğini yaptığımız dolar, geçtiğimiz hafta başından itibaren tekrar yükselme trendine girdi. ABD"de gütüketici güven endeksinin düşmesi ve ABD hazine bonosuna gelen yüksek talep, piyasaların moralini bozdu. ABD"den başlayarak, Avrupa ve Uzakdoğu borsalarında önemli düşüşler yaşandı.
Bu gelişmeler anında bizim piyasalara etki etti ve dolar 1.49"lara dogru yükseldi. Borsa kan kaybetti.
Yabancılar hem bu gelişmelerden hem de faiz indirimlerin dip yaptığı endişesine kapılıp, ellerini boşaltmaya başladılar. Dolara yukarı yönde etki yapan nedenlerden biri de bu gelişmeler. TCMB"nin Enflasyon Raporu"da bu yönde destek vermedi. Belki önümüzdeki günlerde olmasa da yıl sonuna kadar .50 base point zorlama bir faiz indirimi olabilir.
Ama durumlar iç açıcı değil. Bankalarımız bireyselin dışında fazla istekli değiller. Bunda Hazinenin 2010"nun ilk dört ayındaki ağır dış borç ödeme tablosu. Nasıl karşılanacak.? Borç idaresinde zorluk gözüküyor. Yabancıların ve bankaların dip yanında faizlerde yükselme ihtimaline karşı bir müddet tahvil merakı olmayacağına inanıyorum.

IMF ve FAİZLER
İş dönüp dolaşıp IMF anlaşmasına dayanıyor. Bu konuda fırsatların kaçtığını söylemek mümkün. Global kriz ortamında IMF"nin şaplonunda (cari harcamalar içinde kullanabilme gibi)esneme varken bu daha kolay olabilirdi. IMF böyle davranan ülkelere bir şey söylemedi. Şimdi gene sıkışınca IMF dersek çok şey kaybetmiş oluruz.. Ekonomi yazarları arasında maalesef bu konuda bazen abuk sabuk yazılar yazanlar var. Yok IMF bize yalvarıyormuşta. IMF"ye ihtiyaçımız yokmuşta. Bunlar çıkıp halkın arasında dolaşmayan sırtı kalın veya yandaş zihniyetliler. Bal gibi biliyorlar ki bu ülkenin %2.3 ile bulduğu bu paraya ihtiyacı var. IMF şaplonuda yağlı ip değil. Tasarruf et diyor. Tedbir al diyor. Bazı reformları yap diyor.
Yerel seçimlere giderken 2009 başında kriz içinde belediyelere verilen 5 Trilyon buğünkü ve yarınki sıkışmaların başlangıç noktası. 2008 bütçesinin durumu biliniyorken, siyasi mülahazalarla büyük harcama yapıldı. IMF bazı şeylerde diretirken başına gelecekleri biliyor. Bunu onlarda biliyor. Dalların ve yaprakların değil, ağacın önemli olduğunu düşünelim lütfen.
Durum böyle iken Fitch"in Türkiye"nin notunu pozitif incelemeye aldığını açıklaması bile piyasaların moraline fayda etmedi. (Yılsonuna kadar bu yöndeki kararını açıklaması bekleniyor.)

NE BEKLİYORUZ?
Bu hafta ilginç bir hafta. Dolar, dış piyasalar ve tahvil faizleri merakla bekleniyor. Doların 1.50 bandını geçeceğini zannetmiyorum. Tabii ki ABD verileri önemli. Ancak yükseliş sağlıklı değil. Çin faktörü doların yükselmesinde ne derece etken olacaktır bilinmiyor. Yeni bir Bretton Wood tartışması bence buğünün sorunu değil. On yıllık bir süreçtir. Dolara bağlı para sistemi ile bu dünya bir müddet daha gitmek zorundadır.
Prof. Reubini"nin dediği gibi dolardaki aşırı yükselme beraberinde başka sorunlar hatta yeni bir kriz getirebilir. Ucuz doların carry trade amaçlı kullanıldığını söyleyen Reubini bu konuda haklı. Ucuz dolar, maliyetini aşan bir seviye yakalarsa yeni sorunlar beklenebilir diyor. Dikkatli olmak gerekiyor.
Bu haftanın gündeminde doların seyri ve içerdeki faizlerin durumu var. Gelir azalmasına rağmen, harcama artarsa bunun yolu faiz yükselmesinden geçer. Beklenen faizlerin yükselmesi. Ya faiz yükselmesine razı olacağız veya IMF simitine sarılacağız.
Bu hafta siyaset karışık. Başbuğ Paşa sıkıntıda. Belge tartışması gündemin birinci konusu. Medya konuyu fazla kaşıyor. Altından ne çıkacak herkes merak içinde.
Demokrasi (Kürt) açılımına Öcalan noktayı koydu ve bitirdi. AKP suskun. Muhalefet bu durumu önceden görmüştü. Şimdi Kuzey Irak üzerinden çalışılacak hissi var. Bir zamanların Anavatan Partisi sessiz sedasız Demokrat Parti"ye katıldı. Seçimler sırasında küçük hesaplarla yapılamayan şimdi gerçekleşti.
Esen kalın.
(DİKKAT: Haftalık ekonomik yorum Emen&Emen tarafından turkiyeturizm.com için hazırlanmaktadır. İzinsiz kopyalanıp kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Aksi takdirde Basın Yasası ve Telif Hakları Yasası'na göre yasal işlem yapılacaktır)



































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.