ÖZKAN ALTINTAŞ – TÜRKİYE TURİZM
VENEDİK — Venedik, dünyanın en romantik şehri olarak bilinir; ama aynı zamanda dünyanın en lanetli, en hayaletli ve en gizemli şehirleri arasında da en başlarda gelir. Kanalların altında ve sararmış taş duvarların arkasında yüzyıllarca biriken hikayeler bugün de yaşamaya devam ediyor.
1204 yılında 4. Haçlı Seferi ile İstanbul’a gelen Venedikliler geri dönerken İstanbul’un tarihi eserlerini de beraberlerinde götürdüler. Bir çoğunu San Marco Meydanı’na diktiler. Sultanahmet Hipodromu’nun atları, Fatih’teki Havariyun Kilisesi’nin sütunları, daha önce Pantokrator Kilisesi olan Zeyrek Camii’nin içindeki sunak gibi saymakla bitmeyen eser Venedik’i süslüyor.
Venedik milyonlarca kazık üzerinde kurulu bir şehir ve her yşıl biraz daha çöküyoır uzmanlar 100-150 yıl sonra Venedik'in çökeceğini söylüyor.Rialto Köprüsü yanında uçları dışarda olan bazı kazıklara gondollar bağlanıyor.
Bu gizemli şehrin yapısını incelemek için linki tıklayın
Venedik'i 1600 yıl su üstünde tutan sistem
San Marco Meydanı’nda gezerken Doğu Roma dönemi Sultanahmet’i yani At Meydanı’nı yaşarsınız. Ben Venedik’e her gelişimde bunları düşünüyorum. Öte yandan Venedik efsaüneler ve gizemler şehri olarak hikayelerle doludur. Bakalım neler var.




AZİZ MARK'IN ÇALINAN CESEDİ — SAN MARCO BAZİLİKASI'NIN KURULUŞ EFSANESİ
Venedik'in en büyük yapısı olan San Marco Bazilikası, aslında bir hırsızlık üzerine inşa edilmiştir. 828 yılında Venedikli iki tüccar, İskenderiye'deyken Hristiyan toplumunun azizlerinden Aziz Mark'ın Mısır'daki mezarını ziyaret etmekteydi. Camiye dönüştürülmek için yıkılacağını öğrenince cesedi Venedik'e kaçırmaya karar verdiler. Planın en zekice kısmı ise Müslüman gümrük görevlilerini atlatma yöntemiydi: azizin bedenini domuz eti dolu sepetlerin altına sakladılar. Domuz etini haram sayan görevliler sepetlere dokunmadı bile.
Ancak denizde bir fırtına patlak verdi ve neredeyse bu "kutsal yük"le birlikte herkes boğulacaktı. Efsaneye göre Aziz Mark bizzat kaptana göründü ve yelkenleri indirmesini söyledi.
Hikayenin bir de gizli katmanı var: Venedikliler, İskenderiye'de kiliseden bedenin alındığını gizlemek için yerine yakındaki başka bir azizin — Azize Claudia'nın — bedenini bıraktılar. Şiddetle ayrışmış iki ceset birbirinden ayırt edilemeyecek haldeydi.
Kaybolan ve yeniden ortaya çıkan beden: Bazilika 976'da bir yangında yandı ve yeniden inşa edildi. 1094'te yeniden kutsanmak üzereyken Aziz Mark'ın bedeninin nerede olduğu bir türlü bulunamadı. O sırada mucizevi bir şey oldu: bir sütun çatladı ve içinden azizin bedeni göründü.
Daha da çarpıcı bir teori: Bazı tarihçiler son yıllarda şok edici bir iddia ortaya attı: Venedikliler aslında Aziz Mark'ı değil, Büyük İskender'in cesedini çalmış olabilir. Büyük İskender'in mezarı yüzyıllardır İskenderiye'de aranmakta ama bir türlü bulunamamaktadır. Acaba Venedik'te mi yatıyor? Yalnızca bir DNA testi bu soruyu yanıtlayabilir — ama kimse henüz buna cesaret edemedi.

DÜKLER SARAYI VEYA DUCALE SARAYI — ENTRİKALAR, KAFALAR VE HAYALETLER
Doge's Palace (Dükler Sarayı), gizli koridorları olan bir yapıdır; bu pasajlar şehrin gizli polisi tarafından soyluları casusluk yaparak izlemek ya da suçluları hapsetmek için kullanılırdı.
Başı kesilen Dük'ün hayaleti: Sarayın en ünlü hayaleti Dük Marino Faliero'ya aittir. 1355'te Venedik hükümetine karşı başarısız bir darbe girişiminde bulundu ve sarayın dışında idam edildi. Efsaneye göre ruhu hâlâ sarayın koridorlarında dolaşmakta, özellikle Büyük Konsey Salonu'nda gölgeler arasında görülmektedir.
UĞURSUZ İKİ SÜTUN
İstanbul’da şimdiki Fatih Camii’nin yerinde olan Havaruyun Kilisesi’nden çalınıp götürülen Uğursuz iki sütun: Sarayın önündeki iki görkemli sütundan birine Venedik Aslanı, diğerine ise Aziz Teodoro ve ejderhası yerleştirilmiştir. Yüzyıllarca bu sütunların arasında idam gerçekleştirildi. Bugün de Venedikliler, bu iki sütunun arasından geçmenin uğursuzluk getirdiğine inanmaktadır.
AHLAR KÖPRÜSÜ — AŞK MI, ÖLÜM MÜ?
Yüzyılın başında Venedik, Rio di Palazzo üzerinde iki dünyayı birbirine bağladı: kararların alındığı görkemli Dük Sarayı ile cezaların çekildiği Yeni Hapisane. Ahlar Köprüsü bu ikisi arasındaki dar bir geçitti.
Köprünün adı, mahkumların son kez bu köprüden geçişlerinden gelir: kafes gibi oyulmuş küçük pencerelerden Venedik manzarasına son bir bakış atarak bir daha göremeyecekleri şehre "ah" çekiyorlardı. Geceleri kalabalıklar dağıldıktan sonra, yerel halk rüzgarda hâlâ köprüden yükselen hafif hıçkırıklar duyduklarını söyler.
Aşk efsanesi: Bir de romantik versiyonu var: gün batımında gondolda bu köprünün altından geçerken öpüşen çiftlerin ebedi aşka kavuşacağı söylenir — ama yalnızca köprünün sızıntılarını görmezden gelebilenler için.
Casanova'nın efsanevi kaçışı: 1756'da ünlü maceracı ve yazar Giacomo Casanova, bu sarayın çatıya yakın hücrelerine ("Piombi" — Kurşunlar) hapsedildi; kurşun kaplamalı çatı nedeniyle yazın dayanılmaz sıcak, kışın ise buz gibi soğuk olan hücrelerden. 15 ay sonra bir iş arkadaşıyla çatıyı deldi ve saraya ait koridorlarda kaybolarak şehre karıştı — Venedik tarihinin en cesur kaçışlarından biri.
CA' DARİO — "SENİ ÖLDÜREN EV"
Grand Canal'ın kıyısında, Salute Kilisesi'nin hemen karşısında gizemli bir güzelliğiyle durmakta olan Ca' Dario, Venediklilerin "seni öldüren ev" olarak adlandırdığı lanetli saraydır.
Saray 1479'da Giovanni Dario tarafından kızı Marietta için düğün çeyizi olarak inşa edildi. Marietta'nın kocası Vincenzo 1494'te iflas ederek bıçaklanarak öldürüldü. Marietta da kısa süre sonra intihar etti. Onların oğlu ise Girit'te bir kavgada hayatını kaybetti.
Yüzyıllar boyunca sahip değişti; ama kader hep aynı kaldı. 1970'lerde The Who grubunun menajeri Christopher Lambert, "hayaletlerin onu rahatsız ettiğini" arkadaşlarına itiraf etti ve sarayda uyuyamayarak satmak zorunda kaldı. Ardından gelen Fabrizio Ferrari hem iflasa sürüklendi hem de tutuklandı; kız kardeşi ise tuhaf bir trafik kazasında hayatını kaybetti. 1990'larda sarayı satın alan finans insanı Raul Gardini, büyük bir skandalın ardından 1993'te şüpheli koşullarda hayatına son verdi.
Woody Allen 2000'li yılların başında sarayı satın almayı düşündü; ama hayatta bu kadara ilk öğrenince vazgeçti. Bugün saray bir Amerikan şirketine ait — ama içinde kimse yaşamıyor.
Saklı anagram: Sarayın cephesindeki Latin yazıtı "Urbis Genio Joannes Darius" harfleri yeniden düzenlendiğinde "Sub ruina insidiosa genero" — yani "Bu çatının altında yaşayanlara sinsi yıkım getiririm" — anlamına gelen bir anagram oluşturuyor.
POVEGLİA ADASI — DÜNYANIN EN ÇOK HAYALET GÖRÜLEN YERİ
Lido ile Malamocco arasında, siste bürünmüş küçük bir ada: Poveglia. Kimileri bunu dünyanın en lanetli yeri olarak nitelendiriyor. Orta Çağ'da veba salgınları sırasında binlerce Venedikli ölmek ya da ölü oldukları için buraya sürgün edildi; yakıldılar ve toprağa gömüldüler. İddiaya göre adanın toprağı önemli ölçüde insan külü içeriyor — bitkiler bile burada düzgün yetişemiyor.
1922'de ada, zihinsel hastalarını şehirden uzaklaştırmak için bir akıl hastanesine dönüştürüldü. Efsaneye göre psikiyatri bölümünün başı, hastalara yasadışı deneyler yaptırdı; sonunda kendisi çıldırdı ve çan kulesinden atlayarak intihar etti. Kule bugün hâlâ duruyor.
Balıkçılar adanın kıyılarından kaçınıyor; sisten sesler geldiğini ve harabeye dönmüş binalarda ışıklar titreştiğini söylüyorlar. Hükümet adaya girişi yasakladı. Orada artık kimse yaşamıyor... en azından yaşayanlardan kimse.
RİALTO KÖPRÜSÜ — ŞEYTANLA YAPILAN ANLAŞMA
Efsaneye göre Rialto Köprüsü'nün inşaatı doğaüstü bir engelle karşılaştı: her gece şeytan gündüzleri yapılan çalışmaları yerle bir ediyordu. Ustalar çareyi bir şeytani pazarlıkta buldular — şeytan köprünün tamamlanmasına izin verecek, karşılığında ise köprüden ilk geçecek canlının ruhunu alacaktı. Köprü bitti; ustalar ilk olarak bir köpeği ya da horozu geçirdiler ve şeytanı kandırdılar.


ÖLÜM SOKAĞI VE SUİKAST KÖPRÜSÜ
Venedik'in sokak adları başlı başına bir gizem: şehirde bir "Calle della Morte" (Ölüm Sokağı), bir "Ponte degli Assassini" (Suikastçılar Köprüsü) ve hatta bir "Ponte dei Squartai" (Parçalananlar Köprüsü) bulunmaktadır.
Ölüm Sokağı ile ilgili hikayeye göre, Venedik'in On Kişiler Konseyi tarafından ölüm cezasına çarptırılan kişiler bu sokağa çekiliyor ve kılıçla sessizce öldürülüyordu. Yüzyıllar boyunca burada kaç kişinin öldürüldüğü bilinmiyor.
VENEDİK MASKELERİNİN GİZEMİ — KİMSİN SEN?
Venedik maskeleri sadece karnaval süsü değil, aynı zamanda şehrin karanlık tarihinin bir parçası. Cumhuriyet döneminde maskeler yalnızca karnavalde değil, günlük hayatta da giyilirdi; soylu ile halk arasındaki farkı ortadan kaldırıyor, anonim ihbarcıların, gizli sevgililerin ve suikastçıların yüzlerini gizliyordu. Dük Sarayı'nın "ağız kutuları" — bocche dei leoni (aslan ağızları) — adı verilen açıklıklara maskeli şikayetçiler anonim isimler bırakırdı; bu isimler gizli bir mahkemede yargılanırdı.
LATİN İSTİLASI
"Latin İstilası" terimi genellikle, 1204 yılında Dördüncü Haçlı Seferi sonucunda Latin Katolik Haçlılar ve Venedikliler tarafından Doğu Roma İmparatorluğu'nun başkenti Konstantinopolis'in (İstanbul) ele geçirilmesi, yağmalanması ve ardından burada bir Latin İmparatorluğu'nun kurulması olayını ifade eder.
Bu olayla ilgili temel bilgiler şunlardır:
* Tarih: 12 Nisan 1204.
* Olay: Dördüncü Haçlı Seferi'nin asıl amacından saparak Konstantinopolis'e yönelmesi ve şehri ele geçirmesi.
* Sonuçları: * Konstantinopolis büyük bir yıkıma, yangınlara ve yağmaya uğradı. Şehirdeki pek çok sanat eseri, değerli eşya ve kutsal emanet Batı Avrupa'ya götürüldü.
* Doğu Roma İmparatorluğu geçici olarak parçalandı ve yerine Konstantinopolis Latin İmparatorluğu kuruldu (1204-1261).
* Bizanslılar, İznik ve Trabzon gibi bölgelerde yeni devletler kurarak varlıklarını sürdürdüler.
* Bu olay, Doğu Ortodoks ve Batı Katolik kiliseleri arasındaki ayrılığı (Şizma) derinleştiren en önemli olaylardan biridir.
Latin İmparatorluğu, 1261 yılında İznik İmparatoru VIII. Mihail Paleologos tarafından Konstantinopolis'in geri alınmasıyla son buldu ve Doğu Roma İmparatorluğu yeniden kuruldu.



































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.