• BIST 12433.5
  • Altın 6495.18
  • Dolar 44.3489
  • Euro 51.3612
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 12 °C
  • Antalya 13 °C

TÜİK için suçlama: Güvenirliği kalmadı

TÜİK için suçlama: Güvenirliği kalmadı
CHP'nin ekonomiden sorumlu Genel Başkan Yardımcısi Aykut Erdoğdu: TÜİK şeffaflıktan uzaklaştı. Resmi istatistiklerin güvenilirliği aşınmıştır.

ANKARA- CHP'nin ekonomiden sorumlu Genel Başkan Yardımcısi Aykut Erdoğdu, TÜİK'in karar alma mevkiindeki kişilerin şeffaflıktan uzaklaştığını bildirerek, "Resmi istatistiklerin güvenilirliği aşınmıştır" dedi. Erdogdu, TÜİK'in Aralık 2016'da yaptığı Mili Gelir artışındaki değişiklikleri anlattığı TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda yaptığı sunuma ilişkin değerlendirmede, "mantıksız komplo teorileriyle tarihimiz tahrif edilirken, istatistiki verilerin güvenilirliği ortadan kaldırılarak, fikir insanlarının bu tahrifata karşı durma çabasının akamete uğratılmak istendiğini" ifade etti.Erdoğdu'nun konuyla ilgili açıklaması şöyle:"Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 13 Haziran 2017 tarihinde TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu üyelerine bir bilgilendirme sunumu yapmıştır. Bu sunumda 12 Aralık 2016’da ulusal hesaplar sisteminde kurumun yaptığı revizyon tartışılmıştır.Bu tartışmalar sonrasında tespitlerimiz şunlardır: TÜİK’in geçtiğimiz yıl Aralık ayında yaptığı hesaplama revizyonu sonucunda 2015 yılı milli gelirimiz 720 Milyar Dolardan 861 Milyar Dolara yükselmiştir. TÜİK revizyonun Avrupa Muhasebe Standartlarına (ESA2010) uyum kapsamında yapıldığını söylemektedir.Ancak revizyon sonucu ortaya çıkan milli gelir artışının çok küçük bir kısmı Avrupa standartlarına uyumdan kaynaklanmaktadır.TÜİK (2009 yılını baz alarak) 2012 yılı milli gelirimizi yeniden hesaplamış ve Türkiye’nin (eski seride) 1 trilyon 417 milyar TL olan 2012 yılı milli gelirini 1 trilyon 570 milyar TL olarak revize etmiştir.AB standartlarına uyum nedeniyle yapıldığı söylenen bu revizyon 2012 yılı milli gelirimizde yaklaşık 153 Milyar TL’lik artışa neden olmuştur. Bu artış oransal olarak % 10.79’dur.Revizyon sonucu ortaya çıkan 10,79 puanlık milli gelir artışının sadece 1,03 puanı AB standartlarına uyum ile açıklanabilmektedir. Kalan 9,76 puanlık artış TÜİK’in hesaplama yöntemindeki değişiklikten kaynaklanmıştır. Yani TÜİK rakamlarında ortaya çıkan değişiklik ağırlıklı olarak ESA 2010’dan değil hesaplama yöntemindendir. Ölçüm sorunlarından kaynaklanan fark ise 10,79 puanlık genişlemenin 7,97’sini açıklamaktadır. Diğer bir deyişle, “ölçüm sorunları” ekonomide TÜİK tarafından çizilen pembe tablonun en önemli bileşenidir.Özellikle imalat sanayi ve inşaat sektörlerine ilişkin aşırı artışlar kamu kurumlarından uzun zaman veri alınamamasına (Maliye Bakanlığı vs.) bağlanmıştır. Bu açıklama ikna edici değildir. Bu iki sektöre ilişkin eski ve yeni seriler arasındaki farkın kaynakları açıklanamamıştır.Açıklanan rakamları teyit imkânı sağlayacak birikim hesabı, finansal hesaplar, diğer değişim hesapları, yeniden değerleme hesapları ve açılış ve kapanış bilançoları açıklanamamıştır.Sektör gelirleri ile sektör endeksleri arasındaki kopuş açıklanamamıştır. Bu konuda örneğin, inşaat sektör endeksi 2009 -2015 arasında %6,41 artmışken inşaat geliri %12,24 artmıştır.TÜİK bu revizyonla geçmişte yaptığı bütün hesapların eksik ve yanlış olduğunu kabul etmiştir. TÜİK yaptığı revizyonları şeffaf yürütmemiş ve bu değişikliklerle ilgili kamuoyunu ikna edememiştir.TÜİK bu radikal ve izah edilemez değişikliklerle başta Orta Vadeli Program, Orta Vadeli Mali Plan ve kamu bütçesi olmak üzere temel tüm belgeleri geçersiz kılmıştır.Maliye Bakanlığı ve benzeri kurumlardan alınacak idari kayıtların önümüzdeki dönemde hem ulusal hesap sisteminde, hem de kısa dönemli iş istatistiklerinde kullanılacağı ve anket çalışmalarının sınırlandırılacağı anlaşılmaktadır. TÜİK Başkanı Türkiye’deki kültürel etmenleri gerekçe göstererek anketlerle güvenli veri toplanamadığını iddia etmiş ve halkımız arasında “parayla imanın kimde olduğunun” bilinemeyeceğine ilişkin bir inancın yaygın olduğunu paylaşmıştır. Bu iddia zımnen halkımızın dürüst olmadığı varsayımıyla hareket eden iflas etmiş bir zihniyetin ürünüdür.Her ölçüm için idari kayıtların kullanılması ve diğer ölçüm tekniklerinin bir kenara itilmesi TÜİK’in bilgi birikimini heba etmektedir. Karşımızda, yeni bir İskenderiye Kütüphanesi kundakçılığı vakası durmaktadır zira TÜİK on yıllardır toplanan birçok seriyi besleyecek veriyi artık toplamaktan vazgeçmektedir. Yapılan açıklamada ulusal hesap sisteminden elde edilen veri ile iş istatistiklerinden çıkan veri arasında zamanla uyum oluşacağı söylenmektedir fakat bu açıklama kamuoyunu yanıltma amacı taşıyan bir totolojidir çünkü uyum, iş istatistiklerinin de büyük oranda idari kayıtlar ile üretilmesiyle sağlanacaktır. Aynı veriden iki farklı sunum yapılacak ve verinin uyumlaştığı iddia edilecektir. Oysa yapılan iş aynı veriyi iki farklı pakette sunmaktan ibarettir.Tüm bu sorunların yanı, sıra anket çalışmaları ile derlenmiş verinin güvenilirliğinin bizzat TÜİK yetkililerince tartışmaya açılması TÜİK’in geçmişte sunduğu tüm veriyi de kuşkulu hâle getirmektedir.Yurtiçi tasarruf oranına ilişkin soruların tümü geçiştirilmiştir. Bu tutum yeni hesabın “tutturulamadığı” her kaleme ilişkin değerlerin tasarruf miktarına eklendiği kuşkusunu uyandırmaktadır.TÜİK Başkanı en azından uzmanların ve akademisyenlerin veri setini detaylarıyla incelemesine izin verilmesi gerektiği ve bu sayede yapılacak bağımsız değerlendirmenin kamuoyunun kuşkularını nispeten giderebileceğine ilişkin önerilere “teşhisinin inanılırlığını sağlamak için bir cerrahtan hastasının batınını açmasının” istenemeyeceğini söyleyerek karşılık vermiştir. Bu yerinde olmayan benzetme TÜİK’in karar alıcı pozisyonundaki kişilerin şeffaflık ilkesinden ne denli uzaklaştığını ve milletimize ne gözle baktığını açıkça ortaya koymaktadır. Halbuki istatistiki verilerin güvenilir, tutarlı, güncel ve şeffaf olması etik değil, yasal bir zorunluluktur.Yukarıda yer alan tespitlerimizden anlaşılacağı üzere TÜİK’in revizyon sonrası açıkladığı Türkiye Ekonomisinin temel makroekonomik verileri güvenilir değildir.Bu güvenilmez rakamların siyasi baskıyla değiştirilmiş varsayımlara ve hesaplama biçimlerine dayandığı şüphesi duymaktayız. Şüphe olguya işaret etse de etmese de, netice resmi istatistiklerin güvenilirliğinin aşınmasıdır. Bu güven aşınması da iktidarın temel hedefidir çünkü bir taraftan akla, mantığa ve olgulara dayanmayan komplo teorileriyle tarihimiz tahrif edilerek halkımızın geniş kesimleri aldatılırken, öte taraftan istatistiki verinin güvenilirliği ortadan kaldırılarak fikir insanlarımızın bu tahrifata karşı durma çabası akamete uğratılmak istenmektedir. Güvenilir verinin üretilmediği bir toplumda gerçeklik algısını komplo teorileri kurar. Komplo teorilerinin bilimsel çalışmalara galebe çalması ise bu iktidarın amaçlarına hizmet eder.Bu şüphenin gerçek olması halinde açıklanan rakamlara güvenerek yanlış kararlar veren başta kamu olmak üzere tüm kişi ve kurumların gelecekte uğrayacakları zararın müsebbibi bu hesapları yaparak kamuoyuna açıklayanlar ve açıklatanlar olacaktır."

 

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.