Haftanın Ekonomik Yorumu (10-15 Ocak 2011)
İSTANBUL- Nijerya Merkez Bankası başkanı iki uluslararası bankacılık ödülüne layık görüldü. Mr. Sanusi"ye bu ödül çökme eşiğine gelen 24 bankasını kurtardığı için layık görüldü. Bizde ülkesinin bankalarını batırmak yerine kurtarmayı seçen Sanusi"yi candan kutluyoruz.
Mallam Lamido Aminu Sanusi, saygın Banker dergisince, hem Afrika kıtası hem de dünya genelinde "2010 yılının en iyi Merkez Bankası yöneticisi" seçildi. 49 yaşındaki bankacı, Merkez Bankası başkanlığına 2009 yılının Haziran ayında atandı. Nijerya'da büyük kriz içindeki mali sektörü kurtardığı için övgüyle söz edilen bir isim. Sanusi, Nijerya'yı küresel düzeyde yatırımcıların hedefi ve Afrika'nın en fazla umut vaat eden pazarlardan biri haline getiren reformların geçmesini sağladı.
Dergi "Sanusi'nin başlattığı reformlar, bankacılık sektörünü sağlıklı hale getirmek için şarttı. Bu reformlar olmasaydı, Nijerya yeni bir banka krizine sürüklenecekti" diye konuştu.
Sanusi çökme eşigine gelen 24 bankayı kurtardığı için bu ödüle layık görülmüş. Orası Nijerya burası Türkiye. Biz de bir zamanlar 24 bankayı kurtaranları değil, 24 bankayı gözgöre göre, IMF istedi diye maşa olup batıranları ödüllendiriyorduk.
İMKB Başkanı Hüseyin Erkan: Tedbirler borsayı hedef almıyor
İSTANBUL - Merkez Bankası'nın sıcak paraya yönelik getirmiş olduğu önlemlerin doğrudan hisse senedi piyasasını hedef almadığını kaydeden İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) Başkanı Hüseyin Erkan, "Hisse senetlerini yabancı yatırımcıların elde tutma süreleri 1 yılın üzerinde. Yerli yatırımcıların elde tutma süreleri ise 2 haftanın çok altında. Dolayısıyla yerli para daha sıcak" değerlendirmesinde bulundu.
Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD) Başkanı Celal Toprak ve dernek üyeleriyle bir araya gelen Erkan, 2011 yılı için bugüne kadar hisse senetleri piyasasında 9, tahvil ve bono piyasalarında ise 6 halka arz başvurusunun yapıldığını bildirerek, 2011 yılında hisse senetleri piyasasındaki toplam halka arz sayısının 25'i geçmesinin beklendiğini belirtti.
Erkan, bir gazetecinin Merkez Bankası'nın sıcak paraya yönelik getirmiş olduğu önlemeleri hatırlatması üzerine de şunları kaydetti:
"Önlemler doğrudan hisse senedi piyasasını hedef almıyor. Daha çok para piyasasını repoyu hedef alan bir konu. Dolayısıyla hisse senetleri piyasasını çok da fazla etkilemeyecektir. Zaten bugüne kadar gelen herkesin sıcak para dediği para hisse senetleri piyasasına kimsenin bilmediği bir şekilde uzun vadeli olarak giriyor. Kısa vadeli, gelip de hemen üç beş gün içerisinde çıkan bir yabancı sermaye yok, öyle bir davranış biçimi içinde değiller.
Yabancı yatırımcılar şu anda hala yüzde 67 civarında halka açık olan kesimde ağırlıkları var. Yerli yatırımcıların elde tutma süreleri ise 2 haftanın çok altında... Dolayısıyla sıcak para burada yabancı para mı yerli para mı? Yerli para daha sıcak..."
Wall Street"den Hokus Pokus Planı
Wall Street Journal'ın yayımladığı haberde Türkiye'deki yıllık enflasyonun hedefinin altında gerçekleştiğine dikkat çekerek,Türkiye'nin kredideki hızı büyümeyi yavaşlatmaya ve sıcak para girişlerini azaltmaya yönelik hokus pokus planının şimdilik yolunda göründüğü belirtildi.
Enflasyon verilerinin Merkez Bankası'nın kredibilitesini arttırdığı görüşüne yer verilen haberde "İktisatçılar, şimdi enflasyonun, rekor kırarak yüzde 5 altına inebileceğini söylüyorlar. 2010 yılının ilk dokuz ayında yüzde 9'luk bir yıllık büyümeyi kaydeden bir ekonomi için hiç de fena sayılmaz" yorumu yapıldı.
ABD'nin borsa ve iş dünyasının gazetesi Wall Street Journal tarafından yayınlanan bir haberde "Türkiye'nin politika yapıcılarının, eş zamanlı olarak kredideki hızlı büyümeyi yavaşlatmayı ve ekonomiyi istikrarsızlaştırabilecek sıcak para girişlerini azaltmayı amaçlayan hokus pokus planı, şimdilik yolunda gibi görülüyor" denildi. Merkez Bankası'nın Aralık ayında aldığı önlemlerin ardından tüketici enflasyonunun 2010 yılında beklenenden daha hızlı düşerek, Merkez Bankası'nın yüzde 6.5'lik hedefinin altında, yüzde 6.4 düzeyinde gerçekleştiğine de dikkat çekildiği haberde şöyle devam edildi:
"İktisatçılar, şimdi enflasyonun, rekor kırarak yüzde 5 altına inebileceğini söylüyorlar. 2010 yılının ilk dokuz ayında yüzde 9'luk bir yıllık büyümeyi kaydeden bir ekonomi için hiç de fena sayılmaz. Ve bu özellikle, faizleri daha da düşürmek için daha çok manevra alanını elde etmiş olan Merkez Bankası'nın faiz belirleyicileri için olumlu bir haber."
"Faiz indirimleri kredideki patlamayı daha da alevlendirmekle tehdit ediyor"
Haberde "O kadar hızlı büyüyen bir ekonomide politika yapıcıları neden daha çok faiz indirimleri düşünüyor" diye sorulduktan sonra hızlı sıcak para girişlerinin kar topu gibi büyüyen cari açık yarattığı tehlikeye dikkat çekilerek "Faiz indirimleri, spekülatif yatırımlar için daha az teşvik demektir. Ancak daha ucuz para, aynı zamanda birçok iktisatçının, aşırı bir biçimde ekonomiyi ısıttığı uyarısını yaptıkları iç kredilerdeki patlamayı daha da alevlendirmekle tehdit ediyor" diye yazıldı.
"Merkez bankası kredibilitesi arttı"
Bu tehditle mücadele amacıyla zorunlu karşılıklarının artırıldığına işaret edilen haberde ekonomistlerin, Türkiye'nin stratejisinin işleyip işlemeyeceği konusunda bölünmüş olmayı sürdürdüğünü belirtirken de ekonomistlerin "Son enflasyon haberleri, Merkez Bankası'nın kredibilitesini artıran ve daha çok faiz indirimleri için kapıyı açan olumlu bir adım olduğunu" söyledikleri kaydedildi.
"Yeni faiz indirimleri bekleniyor"
Haberde değerlendirmelerine yer verilen Morgan Stanley ekonomisti Tevfik Aksoy'un "Aralık'ta enflasyondaki sürpriz düşüş (Merkez Bankası'nın) kredibilitesini daha da artırdı. Para Politikası Kurulu üyeleri, kredideki büyümeyi azaltmak amacıyla zorunlu karşılıkları artırırken faizi yeniden indirmeye cezbedebilirler" dedi.
Merkez Bankası'nın yeniden faiz indirmesini bekleyenler arasında yer alan, Goldman Sachs'tan Ahmet Akarlı da, "50 baz puanlık bir indirimin ötesinde görünürlük oldukça az. Para politikasında bilinmeyen bir arazideyiz ve Merkez Bankası'nın sonraki hareketin ne olacağını tahmin etmek için elimizde pek bir analitik araç da yoktur" ifadesini kullandı.
"Riskler gerçek ve karmaşık politikanın sonuç verip vermeyeceği bilinmiyor"
WSJ'daki haberin son bölümünde de "Riskler gerçektir ve karmaşık politika kaymasının arzulanan sonucu verip vermeyeceğini söylemek için henüz erken" denildikten sonra "Ancak enflasyon, beklenenden hızlı düşerken banka, bu para melodramının ilk perdesini başarıyla idare ettiği gibi görünüyor" sözleri kullanıldı.
Mevduat Faizlerine Yeni Yıl Ayarı /Para ile para kazanma devri bitiyormu?
Yeni yılla birlikte mevduat oranları % 8'in altına indi, faizcinin sıkıntısı arttı. 10 yıl önce 100 bin liranın aylık faizi 4.650, asgari ücret 116 liraydı. Bugün aynı paranın faizi 600, asgari ücret 629 TL. Ekonomideki istikrar paradan para kazananın değil çalışanın işine geliyor
Ekonomideki istikrar faizden geçinen yatırımcı için kabusa döndü. Parayı faize park edip dünyanın en yüksek faiziyle çalışmadan geçinme dönemi tamamen bitti. Merkez Bankası'nın aralık ayındaki faiz indiriminin ardından bankalar yılbaşıyla birlikte mevduat oranlarını 1- 1.5 puan düşürerek yüzde 7.75'e kadar düşürdü. Bu faizden vergi (stopaj) de düşüldüğünde yatırımcının eline geçen net faiz yüzde 7'yle tarihin en düşük seviyesine indi.
Yıllık yüzde 7 faiz yıllardır bankadaki parasının getirisiyle yaşayan onbinlerce tasarruf sahibi için adeta felaket. 100 bin lirasını bankaya yatıran bir yatırımcı günde 20, ayda ise 600 lira kazanç sağlıyor. Bu getiri 629 liralık asgari ücretten bile az.
Bonolarda durum vahim
Yatırımcı mevduat faizi yerine yıllardır en gözde yatırım aracı olan Hazine bonosuna gitse durum daha da vahim. Kamu bütçesindeki parlak performans nedeniyle Hazine'nin borçlanma ihtiyacı azalınca bu alanda da faizler tarihi dip yaptı. Dün en çok işlem gören Hazine bonosunun yıllık bileşik faizi yüzde 6.84 ile rekor düşük seviyeye indi. Bu faizden vergi de çıkınca yatırımcı net faiz yüzde 6.15'e kadar düşüyor. Yani 100 bin lirasını Hazine bonosuna yatırın tasarruf sahibi yılda ancak 6 bin 150, ayda ise 513 lira getiri sağlayabiliyor. Üstelik hem mevduat hem de bono faizinde yeni düşüşler bekleniyor. Geçen yılı yüzde 6.4'le 41 yılın en düşük seviyesinde kapatan yıllık enflasyonun ardından bankacılar Merkez Bankası'ndan yeni bir faiz indirimi daha bekliyor. Bu faizdeki getirinin daha da gerilemesi demek.
Dövizde kar etmiyor
Faizden umudunu kesip dövize koşmak da eskisi gibi kar etmiyor. ABD ve Avrupa'da faiz oranları ikinci dünya savaşından sonra en düşük seviyeye indi. Ayrıca merkez bankaları karşılıksız para basıyor. Döviz diğer gelişen ülkelerde olduğu gibi Türkiye'ye de yağıyor. Bu yüzden dövize de eskisi gibi yüksek faizler yok. Dolara, euroya yıllık en fazla yüzde 1.5 faiz veriliyor. Dövize geçen yatırımcı aynı zamanda kur riskiyle de karşı karşıya. 2010 başında dolar alan yatırımcının getirisi uluslararası paritedeki tüm yükselişe ve faiz getirisine rağmen 5.7'de kaldı. Euro alan yatırımcının durumu ise tam felaket oldu. Avrupa para birimi yurtdışında ve içinde değer kaybedince banka faizine rağmen anaparasının yüzde 2.6'sını kaybetti.
Mevduatın avantajı azalıyor
DenizBank Fon Yönetimi Grubu ve Özel Bankacılık Grubu Genel Müdür Yardımcısı Bora Böcügöz: Özellikle Türkiye'de yıllarca mevduat çok karlı, risksiz, lüks bir üründü. Çok kısa vadede en yüksek getiriyi sağlıyordu. Bugün uygulanan para politikaları sonucunda mevduatın bu avantajları azalıyor. Mutlaka değişik yatırım alternatifleri ortaya çıkacak. Borsa, hisse senedi, uzun vadeli yatırım, ana para korumalı fonlar gibi çeşitlenmeler olacak. Yine de yatırımların büyük kısmı mevduatta. Mevduat artık para kazanma amacından ziyade tasarruf amacı olarak görülecek, koruma faktörü ön plana çıkacak. Ama tasarrufu artırma, çok kazanmak için farklı ürünlerin gündeme gelmesi söz konusu olacak.
A bank Ekonomisti Serdar Şenol:
MEVDUAT faizlerinin gerilemesi her ülkede benzer tepkilere sebep oluyor. Artık parayı yatırıp para kazanma devri geride kalıyor. Faiz oranları düşünce getiri oranları da düşüyor. Belli miktar tasarruflarını hisse senedi piyasasında olduğunu, fonlarda olduğunu görüyoruz. Türkiye'de bu süreç yeni başlıyor, devam edecek. Fonlar tarafında hareketlenme olacak. Yatırımcının uzun vadeye gözünü diktiği bir sistem oluşacak Mevduat bağımlılığımız azalıyor, mevduat faizleri yatırımcıyı mutlu eden bir araç olmaktan çıkıyor.
Çağlayan Otoparkı Kapıcıoğlu İnşaat"ın
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin (İBB) Çağlayan Meydanı'nda, intifa hakkı karşılığı zemin altı otopark yapımı ve 30 yıl işletme hakkı ihalesini Dünya Göz Hastanesi'nin sahibi Eray Kapıcıoğlu'nun şirketi kazandı. İhale de Uransan ile Kapıcıoğlu firmaları arasında büyük çekişme yaşandı. Fiyat 1.250"ye gelince favori gösterilen Uransan ihaleden çekildi. Varyap ve Kalyon gibi birçok firmanın iştirak ettiği ihaleyi Kapıcıoğlu firması kazandı.
Kapıcıoğlu İnşaat, yer tesliminin ardından 1 yıl içinde otopark inşaatını tamamlayacak. Avrupa'nın en büyük Adliye Sarayı binası ile önemli bir ulaşım merkezi haline gelen Çağlayan Meydanı'nın yayalaştırma çalışmaları devam ederken, meydanın altına yapılacak olan zemin dört katlı otoparkın ihalesi İBB tarafından yapıldı. Çağlayan Meydanı zemin altına inşa edilecek olan otopark yaklaşık 800 araçlık kapasiteye sahip olacak. Ortalama 23 bin 600 metrekarelik alanda 4 kattan oluşacak olan Çağlayan Meydanı zemin altı katlı otoparkını inşa edecek ve de işletecek olan olan firma IBB"ye yıllık enflasyon oranlarında artacak 1.250.000 TL+KDV ödeyecek.
43 Yeni Organize Sanayi Bölgesi geliyor
Türkiye'nin orta ve yüksek teknolojili ürünlerde Avrasya'nın üretim üssü haline getirilmesi hedefleniyor.
Türk iş dünyası ve yabancı yatırımcıların uzun süredir merakla beklediği Sanayi Strateji Belgesi, dün Sanayi Bakanı Nihat Ergün tarafından açıklandı. 20112014 yıllarını kapsayan belge 72 eylemden oluşuyor. Planlar, gelişmiş sanayi altyapısı, sanayi üretimindeki çeşitlilik, nüfus yapısı, coğrafî ve stratejik konum gibi Türkiye'nin güçlü yönlerinin daha da etkili hale getirilmesini hedefliyor. Belgeye göre,
Türkiye genelinde 43 organize sanayi bölgesi oluşturulacak.
Küçük ve orta ölçekli işletmelere (KOBİ) daha fazla ihracat yapmaları için destek verilecek.
KOBİ'lerin sayıları ve nitelikleri artırılacak.
Büyük firmalardan KOBİ'lerin parasını zamanında alabilmesi için Borçlar Kanunu düzenlenecek. İşkur'un fonksiyonları genişletilecek.
Kamuda bürokrasi azaltılacak, firmalar tek bir numarayla bütün işlemlerini yapacak.
Çalışmanın tanıtımında konuşan Bakan Ergün, hazırlanan belgenin makro ekonomideki istikrar sonrası ihtiyaç duyulan mikro reformların gerçekleştirilmesini sağlayacağını ve bu sayede iş dünyasının rekabet gücünün artacağını söyledi. Hedeflerinin sanayiyi yüksek katma değerli ve ileri teknoloji ürünlerinin üretildiği bir yapıya dönüştürmek olduğuna dikkat çekti. Bakanlık olarak vizyonlarını orta ve yüksek teknolojili ürünlerde Avrasya'nın üretim üssü olarak belirlediklerini ifade eden Bakan, bunun sağlanması halinde yüksek teknolojili sektörlerin ihracat içindeki payında da ciddi bir artış yaşanacağına dikkat çekti.
Belgenin en önemli ayaklarından birini KOBİ'lerin finansman ihtiyaçlarının karşılanması oluşturuyor.
Bu kapsamda işletmelerin parasal ihtiyaçlarının karşılanmasına öncelik verilecek. Kamunun küçük ve orta boy işletmelerden yaptığı alımlarda ilk önce bu şirketlerin parası ödenecek. Avrupa Birliği'nin küçük işletmeler için 'ödemeler direktifi' olduğunu belirten Bakan Nihat Ergün, ödemelerin sözleşmelere de bağlı bulunduğunu, dünya genelinde ise ödemelerin 60 günü geçmeyecek şekilde uygulamaya tabi tutulduğuna dikkat çekti.
Ergün, KOBİ destekleri, sektörel politikalar, altyapı çalışmaları, teşvik programları veya bölgesel farklılıklar gibi çeşitli alanların uyum içinde çalıştığı bir yapı oluşturulacağını kaydetti. Sanayi Bakanı, "Teşvik politikalarıyla bu politikalar uyumlu çalışacak. Bu strateji belgesi teşvik politikalarıyla uyumlu olmazsa bir sonuç zaten elde edemeyiz." dedi. Strateji belgesi kapsamında yatay politikalar; yatırım ve iş ortamı, uluslararası ticaret ve yatırımlar, beceriler ve insan kaynağı, KOBİ'lerin finansmana erişimi, firmaların teknolojik gelişimi, altyapı sektörleri, çevre ve bölgesel kalkınma olmak üzere toplam 8 alt başlıkta toplanıyor. Bu çerçevede ayrıca Gelir Vergisi sistemi yeniden ele alınırken, işyeri açma işlemleri de kolaylaşacak.
Eylemlerin kesinlikle kâğıt üstünde kalmayacağı sözü veren Bakan Ergün, bunun tam uygulanması halinde Türkiye'nin 2023 yılındaki 500 milyar dolarlık ihracat hedefine ulaşmasının kaçınılmaz olduğunu söyledi.
IMKB"de Katılım Endeksi başladı
Katılım bankacılığı prensiplerine uygun hisse senetlerinden oluşan 'Katılım Endeksi', geçtiğimiz hafta faaliyete geçti.
İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Ulusal Pazar'da işlem gören ve katılım bankacılığı prensiplerine uygun hisse senetlerinden oluşan 'Katılım Endeksi'nin başlatılması da IMKB"nin yeni uygulaması.
Piyasalar
Not artışı beklentileri var /2011"in olası riskleri dış konjöktür kaynaklı olacak
Türkiye'nin, en geç yılın ikinçi yarısı için beklediği "not" artışı, piyasalardaki beklentileri de bu yönde şekillendirmeye başladı.
Not artışının ardından "yatırım yapılabilir ülke" kategorisine girmesiyle birlikte Türkiye'nin, başta cari denge olmak üzere makro dengelerde daha güçlü dinamikleriyle sahip olacağına işaret eden ekonomistler, 2011 yılındaki olası risklerin ise daha çok dış konjonktür kaynaklı olacağı görüşünü dile getiriyorlar. Ekonomistler 2011 yılında Türkiye için en önemli riskin, içeride olası bir enflasyon ve cari açık dışarıda ise Avrupa ekonomilerinin borç sorunu olacağını düşünüyor. Ekonomistlere göre aynı zamanda seçim yılı olan 2011'de anketlerden benzer bir Meclis yapısını olacağının işaretlerinin gelmesi halinde seçim, piyasa açısından sıkıntı yaratan bir unsur olmayacak.
Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz'ın görev süresinin dolacağı 2011 yılında da Yılmaz ile devam mı edileceği, yoksa piyasaların yeni kaptanının farklı bir isim mi olacağı da önemli. Çünkü Yılmaz'ın göreve geldiği dönemde yaşanan süreç uluslar arası piyasalardaki belirsizlikle de birleşmiş ve banka yüklü faiz artırımı yapmıştı.
2011 yılı tahminlerinde hem fikir olunan nokta daha yavaş büyüyen bir Türkiye ekonomisi ile karşı karşıya kalacağımız yönünde. Merkez Bankası'nın ve diğer kurumlarınn yeni önlemlerle ekonomiyi belli bir dengede götüreceğine kesin gözüyle bakan ekonomistler 2011 Türkiye'sinin yüksek büyüme hızı ile değil bütçe ve borç dinamiklerinin sağlamlığı ile öne çıkacağını tahmin ediyor.
2010 yılında küresel ekonomiye damga vuran gelişmeler,
Avrupa borç krizi,
Fed'in ikinci tur parasal genişlemeye gitmesi,
kur savaşları,
parasal genişleme ile gelişmekte olan ülkelere sermaye akımlarının hızlanması ve bu ülke para birimlerinin değer kazanması,
merkez bankalarının finansal istikrara yönelik aldıkları tedbirler,
emtia fiyatlarının hızlı yükselişi,
olurken ekonomistler, 2011'de Avrupa'daki borç sorunlarını emtialardaki yükselişi izlemeye devam edecek. Ayrıca düşük faiz ortamının hisse senedi piyasalarını destekleyeceği de kaydediliyor.
Yeni yılın ilk haftası sakin geçerken haftanın kapanışı sürpriz yapmadı. Borsa 68.770 ile 25 yılını kutladı. Dolar 1.5665, euro 2.0355 ile haftayı kapatırken, parite 1.2907 oldu.
Borsa bu haftada çıkışını sürdürecektir. Trendler bunu gösteriyor. Beklentiler olumlu. Pozisyonlar yavaş yavaş açılacaktır. Bu arada yılın ilk yarısında yeni halka açılmalar bekleyebiliriz.
Dolar 1.54-1.56 bandında devam edecektir. Parite 1.29-31 arasında değişebilir. Her zaman söylediğimiz gibi ABD ekonomisinin 2011 yılında daha tutarlı bir yükseliş göstermesini bekliyoruz. AB ülkelerinde durulma zaman alacaktır.
Ocak ayında yeni bir faiz indirimini biz şahsen beklemiyoruz. Enflasyon baskısının Ocak ve özellikle şubat ayında kendini hissettirmesi beklenebilir. TCMB faiz indirimi konusunda acele davranmayacaktır. Her şeye zam gelmeye başladı. Simitçi durduk yerde 75 kuruş olan simiti 100 kuruş yaptı. Sucu zam yaptı. Bir okurum anlattı. Yılbaşı gecesini bir saat geçe baklava almak istemişler. Yeni fiyatı konusunda ihtilaf çıkmış. Enflasyon 6.5 ama gelin vatandaşa sorun. Fakirin ekmeği simit bile %25 zam yedi ve kimse tınmıyor. Ulaşım zamları yeni yeni dokunmaya başladı. Taksiler taksimetre artırdılar. Sitenin bekçisi evine odun alamadığından yakınıyordu. Belediye"ye müracaat etmiş. Ancak rengi belli olduğu için vermemişler. Bunlar yıllık enflasyon hesabına girmiyor.
Siyasete gelince henüz kızışmadı. Bu hafta DP"nin Kurultayı var. Koca iki parti hala Tansu Çiller"den medet umuyor. Sn. Demirel"e bu konuda güvenirdim ama o da beklemede. Bu ülkede galiba en zor yetişen parti lideri. Sebebi yetiştirmiyorlar.
Sandalyeye oturan nasılsa kırk yıl kalkmıyor. Erbakan"a ne dersiniz? Bu hafta Cindoruk veya Mesut Yılmaz derler mi acaba diyede merak ediyorum. Galiba muhalefet çelik çomak oynarken atı alan gene Üsküdar"ı geçecek.
Esenlikle Kalın