İSTANBUL- İstanbul’un simge yapılarından Yerebatan Sarnıcı’nın tapusunun Vakıflar Genel Müdürlüğü adına tescil edildiği açıklandı. Ekrem İmamoğlu "Ortada açık bir tablo var: Bir 'çökme' kararı verildiyse; ne hukuku dinliyorlar, ne adaleti gözetiyorlar ne de kamu vicdanına kulak veriyorlar" dedi
İstanbul’un en önemli tarihi yapılarından biri olan Yerebatan Sarnıcı’nın mülkiyetine ilişkin tartışma yeniden gündeme geldi. Sarnıcın tapusunun Vakıflar Genel Müdürlüğü adına tescil edildiği bildirildi.
Gelişme, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’nin sosyal medya hesabından yapılan açıklamayla duyuruldu. Açıklamada, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) envanterinde yer alan yapının “hukuki ve vicdani dayanak olmadan” devredildiği ifade edildi.
Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’nden yapılan paylaşımda tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, karara sert tepki gösterdi. İmamoğlu, Yerebatan Sarnıcı’nın İBB Miras tarafından restore edilerek milyonların ziyaretine açıldığını hatırlatarak, tapu devrinin hukuka aykırı olduğunu savundu.
“Ortada açık bir tablo var: Bir ‘çökme’ kararı verildiyse; ne hukuku dinliyorlar, ne adaleti gözetiyorlar ne de kamu vicdanına kulak veriyorlar” ifadelerini kullanan İmamoğlu, benzer süreçlerin daha önce Galata Kulesi ve Gezi Parkı gibi alanlarda da yaşandığını dile getirdi.
'Hukuki dayanak yok'
Açıklamada Yerebatan Sarnıcı’nın tapusunun Vakıflar Genel Müdürlüğü adına tescil edildiği belirtilerek karar eleştirildi. “İBB Miras tarafından titizlikle restore edilen ve milyonların ziyaretine açılan bu kentin en kıymetli hazinelerinden biri olan Yerebatan Sarnıcı’nın tapusu, hiçbir hukuki ve vicdani dayanağı olmadan tescil ettirildi” denildi.
İBB’nin restorasyon çalışmasıyla yeniden açılmıştı
Yerebatan Sarnıcı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin “İBB Miras” projesi kapsamında kapsamlı bir restorasyondan geçirilmiş ve Temmuz 2022’de yeniden ziyarete açılmıştı. Yapı, modern sergileme teknikleri, aydınlatma düzenlemeleri ve yürüyüş platformlarıyla hem korunmuş hem de turizme kazandırılmıştı.
6’ncı yüzyılda Bizans İmparatoru I. Jüstinyen tarafından inşa edilen Yerebatan Sarnıcı, kentin su ihtiyacını karşılamak amacıyla yapılmıştı. Ayasofya ve Topkapı Sarayı’nın bulunduğu tarihi yarımadada yer alan yapı, İstanbul’un en çok ziyaret edilen kültürel miras alanları arasında bulunuyor.
336 mermer sütun üzerine kurulu sarnıç, yaklaşık 100 bin ton su depolama kapasitesiyle dikkat çekerken, Medusa başlı sütun kaideleriyle de dünya çapında tanınıyor.
Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi: Yerebatan Sarnıcı İBB'den alındı
Tartışma büyüyebilir
Yerebatan Sarnıcı’nın mülkiyetine ilişkin bu gelişme, son yıllarda bazı tarihi yapıların farklı kurumlar arasında devriyle ilgili tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
Bu tartışmaların en çarpıcı örneklerinden biri ise Galata Kulesi olmuştu. Oksijen muhabiri Baran Can Sayın’ın haberine göre, 2019 yılında Galata Kulesi’nin tapusu “Kule-i Zemin Vakfı” adına Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilmiş, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ise bu işlemin iptali için yargıya başvurmuştu.
Yaklaşık yedi yıl süren dava sürecinin ardından mahkeme, İBB’nin mülkiyet itirazını reddetti. Kararın dayanaklarından biri ise Vakıflar Kanunu’nda yapılan değişiklik oldu. Buna göre, bir yapının vakıf malı sayılması için artık vakfiye şartı aranmayabiliyor; geçmişte vakıf tarafından onarım yapılmış olması bile mülkiyet devri için yeterli kabul edilebiliyor.
Bu düzenleme, yalnızca Galata Kulesi’ni değil, benzer statüdeki pek çok tarihi yapıyı da kapsayabilecek bir emsal tartışmasını beraberinde getirdi.
Oksijen yazarı, Stanford Üniversitesi tarih profesörü Ali Yaycıoğlu da bu noktaya dikkat çekerek, söz konusu yaklaşımın hukuki açıdan tartışmalı olduğunu ve benzer yöntemle çok sayıda tarihi eserin devrinin önünün açılabileceğini belirtti.
Yaycıoğlu’nun “Sırada hangi yapı var? Yerebatan mı?” sorusu ise bugün yaşanan gelişmeyle birlikte yeniden gündeme geldi.
Bu çerçevede Yerebatan Sarnıcı kararı, yalnızca tek bir mülkiyet tartışması değil; Türkiye’de kültürel mirasın yönetimi ve hukuki statüsü üzerine daha geniş bir tartışmanın parçası olarak görülüyor.