MURAT EMEN-EMEN&EMEN
Haftanın Ekonomik Görünümü 20-25 Ağustos 2012
İSTANBUL- Bizim jenerasyon açısından ne kadar ilginç. Gelişmişliğin ve refahın simgesi olarak gördüğümüz ve girmek için yapmadığımız kalmayan Avrupa Topluluğunun içinde bulunduğu krizi düşündükçe havsalam almıyor. Bugün oturmuşuz AB nasıl kurtulur diye düşünüyoruz.
Şikago ekolunden Nobel ödüllü ekonomist Milton Friedman “AB bir gün gelecek daĞılacak” kehanetine o zamanlar gülerek geçmiştim. AB'nin mimarı Almanya bile bugün eminim ki gelinen noktada pişmandır. Zamanında Başbakan Helmut Kohl'un AB oluşumuna DeGaulle'ü ikna için vermediği taviz kalmamıştı. Ama bugün AB veya bir kısım AB ülkeleri Almanya'nın en büyük başağrısı.
Ekonomistler Avrupa nasıl kurtuluru tartışıyor. Ama 2008 krizi ile birlikte açılan kuyu o kadar derinki, moral verici nutuklara rağmen AB'yi kurtarmak gerçekten çok güç. Buna soyunacak siyasetçi, iktidarı kaybetmeyi göze alabilmeli. Sözlerimiz iktidarı kaybeden Sarkozy'den sonra Merkel'e. O da biliyor ki AB'nin geleceği veya AB'de işlerin düzelmesi kendi elinde. O da bunu biliyor ama Alman kamuoyundan ve de seçimleri kaybetmekten korkuyor.
Alman ekonomisi çırak temelli bir ekonomidir. Teknik eğitime ağırlık veren Alman mucizesinin temelinde disiplin ve çırak ağırlıklı çalışkanlık yatar. Bu nedenle sokaktaki alman'ın, fedakarlık ölçüsü farklı olan bir yunanlıyı veya İspanyolu anlayabilmesi zordur. Feragat veya fedakarlık açısından çok fark vardır aralarında. “Ben sabah kalkıp işe giderken, tavernadan dönen” diye tanımladığı yunanlıyı anlaması veya hazmetmesi çok zordur.Merkel bu ikilem içinde zorlanmaktadır.
Merkel'de işin gerçeği bir siyasetçidir ve kendi kariyerini ve partisinin geleceğini tehlikeye atacak kadar cesur karar alamaz. Alırsada siyasetde kalamayacağını bilecek kadar deneyimlidir.
Gerçi geçtiğimiz hafta verdiği demeçlerde Euro'ya destek veriyor ama eylem deyince
bakalım neler yapabilecek. Merkel’in Eylül başında İspanya Başbakanı Rajoy ve İtalya Başbakanı Monti ile görüşmesinin ardından Fransa Cumhurbaşkanı Hollande’la görüşmesi yakından takip edilecek. Anlaşılan şimdilik soruna bulunan çözüm liderlerin daha sık biraraya gelmeleri olacak.
Bu bakımdan eylül ayı ile birlikte yaşayacağımız ve göreceğimiz gelişmeler çok önemli.AB'yi kurtaracak olan siyasetçilerin göstereceği basiret ve aksiyondur. Merkel'den çok fazla bir fedakarlık beklemediğim için bu konuda çok ümitli olduğumu söyleyemem. Bu bakımdan ECB ve diğer iki AB fonu ile idare edecek AB'nin sıkıntılardan kolay kurtulamayacağını söylemek kehanet olmaz.
ABD'DEN YEDİ BANKAYA LİBOR SORUŞTURMASI
ABD, yedi bankayı, Libor bankalararası faiz oranını manipüle ettikleri iddiasıyla sorguya çağırdı. New York başsavcısı tarafından sorgu için çağrılan bankalar, HSBC, Royal Bank of Scotland, Barclays, Citigroup, Deutsche Bank, JPMorgan ve UBS.
Geçen ay, Barclays Libor faiz oranı ile oynadığı gerekçesiyle ABD ve İngiltere tarafından 290 milyon sterlin ceza ödemeye mahkum edilmişti. Dünyanın en büyük bankalarının bazıları son aylarda birçok skandala karıştı. Barclays'in aldığı cezayı takiben ABD denetçileri, diğer bankaların da olası Libor manipülasyonundan dolayı soruşturulacağını söylemişti.
Libor faiz oranı, önde gelen bankaların 10 ayrı para kurunda bir geceden 12 aya kadar değişen sürelerde 15 farklı kredi almanın kendilerine maliyeti üzerinden yürüttükleri tahminlere dayanarak hesaplanıyor. Son aylarda bankaların alım satım politikaları ile ilgili çok sayıda iddia ortaya atıldı.
SKANDALLAR
Salı günü Standard Chartered'ın, İran ile 250 milyar dolar değerinde 60,000 işlemi sakladığı gerekçesiyle New York denetçileri tarafından 340 milyon dolar ceza ödemesine karar verildi. Standard Chartered'ın denetçiler ile uzlaşması üzerine hisseleri Çarşamba günü yükseldi.
HSBC de ABD senatosu tarafından bankada para aklama işlemlerinin yapıldığı iddiasıyla suçlanıyor. Senato'nun raporuna göre, HSBC'nin ABD şubesi 2001 ve 2007 yılları arasında 28,000 gizli işlem yaptı. Bu işlemlerin 19.7 milyar dolar değerindeki bir kısmı İran'ı da içeriyor.
Barclays'te ise Libor skandalının ardından bankanın başkanı Bob Diamond ve yönetim kurulu başkanı Marcus Agius istifa etti. Geçen hafta Sir David Walker yeni yönetim kurulu başkanı olarak atandı.
Walker, bankanın çalışma biçimini gözden geçireceğini ve yeni bir başkan için aramalara başlayacağını söyledi.
Walker 2009 yılında bankaların nasıl çalıştığı ile ilgili hükümet soruşturmasını yürütmüştü.
Bunun yanısıra RBS de, Libor oranını değiştirdiği iddiasıyla soruşturmaya tabi tutulduğunu açıkladı.
İNGİLİZ BANKASINA 340 MİLYON DOLAR CEZA
ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları ihlal ederek, bu ülkeyle yapılan 250 milyar dolarlık işlemi gizlemekle suçlanan İngiliz bankası Standard and Chartered 340 milyon dolar ceza ödemeyi kabul etti.
New York'taki denetçiler ve bankanın Yönetim Kurulu Başkanı Peter Sands'ın vardığı anlaşmayla, bugün yapılması beklenen duruşma ertelendi.
Banka, İran'la yapılan bazı işlemlerin Amerikan ambargolarını deldiğini kabul ediyor, ancak bu işlemlerin tutarının sadece 14 milyon dolar olduğunu savunuyordu.
New York'taki denetçi kurum DFS'den yapılan açıklamada, "Taraflar sözkonusu işlem miktanının en az 250 milyar dolar olduğunu kabul etti" denildi.
PETROL PETROL PETROL
Petrol piyasalarındaki hareketlilik yakından takip ediliyor. Dünya ekonomisinde yaşanan belirgin yavaşlama karşısında petrol talebinin düşmemesi korku ile takip ediliyor.
Gazeteport'un haberine göre; Financial Times’in emtia editörü petrol tarafında son dönemde yaşanan talebi böyle yorumluyor. Küresel ekonomideki anemik büyüme karşısında petrol talebinde ölüme direnen bir performans olduğuna dikkat çekiliyor.
Euro Bölgesi’nde kriz ABD’de büyüme kaygıları, Çin’de kararsız bütün bu olumsuz tabloya karşın Petrol karteli OPEC’in son açıklamalarına petrol talebinde daha stabil bir duruş olduğu belirtilirken Uluslar arası Enerji Ajansı batı ülkelerinde petrol talebinin beklentilerin üzerine çıktığını duyurdu. Bu yıl için rakamlara bakıldığında günlük 900 bin varil talebi 10 yıllık ortalamanın 1.1 milyon varil üzerinde.
Beklentilerin üzerine çıkan talebin piyasalar içinde iyi bir haber olmadığına vurgu yapılan açıklamalarda, Irak ambargosu ile Kuzey Deniz’indeki petrol sahalarının yeterliliği noktasında sıkıntıların doğabileceğin makalede yer alan detay arasında.
Orta Doğu’daki gerilen ilişkiler ve yapılan açıklamalar sonrasında son 8 haftada yüzde 30 değer kazanan Brent 117 dolara kadar yükselerek Mayıs’tan beri en yüksek seviyesine çıktı. Bununla birlikte ABD tarafında da stoklarda datalarında beklentilerin karşılanmaması ile yeniden 95 dolarlar gözlendi. Gelinen seviyede 2008 Temmuz rakamları yakalanmış oldu. Gelişmelerin etkisi ile Batı Texas, Rusya’da Ural, Orta Doğu’da Dubai petrollerinin yükseldiği görülüyor.
Temmuz ayı ve Ağustos başı için gelen datalarda artış gözleniyor olmasının ekonominin genel profili uyuşmadığına dikkat çeken uzmanlar talepte artışın uzun vadeli olup olmayacağının takip edilmesi gerektiği yönünde uyarıyorlar.
ÇİN DOSYASI
Çin Başbakanı Wen Jiabao, ülke ekonomisinin baskı altında olduğu ve sorunların bir süre devam edebileceği konusunda uyarılarda bulundu. Ancak Başbakan, Pekin'in mevcut sorunlara rağmen büyüme hedefine ulaşabileceğini söyledi.
Çin Başbakanı Jiabao: Ekonomik büyüme baskı altında
Wen, rahatlayan enflasyon oranlarının ekonomik büyümeyi canlandırmak adına çalışmalara devam eden siyasetçileri rahatlatacağını belirtiyor.
Küresel pazarda ürünlerine gösterilen talebin düşmesi ve iç tüketimdeki yavaşlık, Çin'i kötü yönde etkiledi.
Resmi haber ajansı Xinhua, Başbakan Wen'i "Gerekli koşul ve becerilere sahibiz, ve bu yılın ekonomik ve sosyal gelişme hedeflerine ulaştığımızdan emin olacağız" dediğini belirtiyor.
Başbakanın yorumları, dünyanın en büyük ikincisi olan Çin ekonomisindeki keskin yavaşlama üzerine yükselen endişelerin ardından geldi. Ülkenin gayri safi yurt içi hasılası, Nisan ve Haziran ayları arasında yılda yüzde 7,6 oranında büyüdü. Bu oran, Batı ekonomilerine kıyasla sağlıklı gibi görünse de, Çin'in son üç yılda deneyimlediği en yavaş büyüme hızı oldu.
Ay başında açıklanan verilere göre Temmuz ayında ihracat ve ithalat girdilerinde de keskin bir düşüş yaşandı. Bu da Çin ürünlerine karşı olan talebin hem iç, hem de dış pazarlarda düştüğünü gösteriyor. Euro bölgesi ve ABD ekonomilerinin güçlenememesi, Çin'in ekonomik büyümesinin de yakın dönemde daha çok yavaşlayabileceği endişelerini artırıyor.
Bu yöndeki endişeler, para politikalarının rahatlatılması çağrılarını beraberinde getirdi. Çin Halk Bankası, enflasyon oranlarını Haziran ayından bu yana iki kez kıstı. Bunun yanı sıra, son bir kaç ayda Çin bankalarının bulundurmaları gereken rezerv oranını da üç kez düşürdü.
Uzmanlar, Çin hükümetinin ekonomik büyümeyi canlandırmak için ileride bu tarz politikaları daha çok izlemesini bekliyor.
Çin ekonomisi uzmanı Dariusz Kowalcyzk, "Rezerv oranlarının düşürülmesinin, faiz oranlarına yapılacak bir indirimden daha muhtemel olduğuna inanıyoruz ve yakında harekete geçilmesini bekliyoruz" diyor.
JAPONYA'DA BÜYÜME YAVAŞLADI
Japonya'da, euro bölgesindeki krizin ihracatı olumsuz yönde etkilemesi ve iç talebin düşük kalması nedeniyle, yılın ikinci çeyreğinde ekonomik büyüme yavaşladı.
İkinci çeyrek dönemde Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GYSH) yüzde 0.3 oranında büyüdü. Önceki çeyrek dönemde ise GSYH yüzde 1 oranında artmıştı.
Geçen sene aynı dönem ile karşılaştırıldığında ekonomi yüzde 1.4 büyüdü.
Uzmanlara göre küresel ekonomideki belirsizlikler nedeniyle, Japonya'da büyüme önümüzdeki aylarda daha fazla yavaşlayabilir.
Tokyo'da Meiji Yasuda Hayat Sigorta'nın baş ekonomisti Yuichi Kodama iç talebin azalması ve Avrupa'daki borç krizi nedeniyle ihracatın daha fazla düşecek olması nedeniyle Japonya'nın Temmuz-Eylül ayları arasında ekonomik durgunluk yaşayacağını söyledi.
ABD'de ekonomik canlanmanın kırılgan olması ve euro bölgesinde devam eden borç krizi ülkenin ihracat sektörünü olumsuz yönde etkiledi.
Bunun yanısıra Japon Yeni'nin yüksek olması da Japon ürünlerinin fiyatını arıtrarak ihracat karlarını azalttı.
Son rakamlara göre dış talebin dibe vurması Japonya'nın GSYH'ında yüzde 0.1'lik düşüşe neden oldu.
İç talebi de artırmak da giderek zorlaştı. Hane halkı harcaması ve özel tüketim yılın ikinci çeyreğinde yüzde 0.1 arttı ancak bu önceki çeyrek döneme göre yüzde 1.2 düşüş anlamına geliyor.
TÜRKİYE RAPORU
TCMB faizlere dokunmadı.Karşılıklarda döviz ve altın oranını artırdı
Geçtiğimiz hafta PPK Toplantısını yapan TCMB, para politikasında esnekliğin korunmasının uygun olacağını belirtirken, önümüzdeki dönemde faiz koridorunun kademeli olarak daraltılabileceğini ifade etti.
TL yükümlülükler için tesis edilen zorunlu karşılıklarda döviz üst sınırı %60, altın %30 oldu.
TCMB bu kararı ile döviz likiditesinin ve döviz kurunun oynaklığının azalmasına katkıda bulunmayı amaçlıyor. Bu uygulama ile TCMB'nin döviz ve altın mevcudu da artacaktır.
Kurul temmuz enflasyon raporunda öngörülen doğrultuda, önümüzdeki dönemde enflasyonun aşağı yönlü bir eğilim sergileyeceğini tahmin etmektedir. Açıklamada önümüzdeki dönemde faiz koridorunun üst bandında bir indirim yapılabileceği ima edildi.
RESESYON OLMAZ AMA ÖNLEM ŞART
Avrupa'daki karamsarlık rüzgarlarının Türkiye'ye etkilerini araştıran Dünya Gazetesi, konuyu uzmanlarına sormuş. Ekonomistlere göre ufukta daha resesyon tehlikesi yok ancak ekonomi yönetimi şimdiden gerekli önlemleri almalı diyorlar.
Enflasyonun önemli bir sorun olarak görmeyen ekonomistler, büyüme ile ilgili soru işaretlerinin giderek güçlendiğine dikkat çekiyorlar. İkinci yarı için daha düşük bir büyüme beklentisini ifade ediyorlar.Her çeyrek bir öncekinden daha az büyüme trendine dikkat çeken ekonomistler, ABD ve Avrupa kaynaklı risklerin endişesini taşıyorlar. Esasen Sn. Babacan'da %4'ün altında bir büyüme rakamının sürpriz olmayacağını ifade etmişti. Uzmanlar senenin geri kalan kısmında ülkenin iç dinamiklerinden çok AB ve Amerika ve Çin bloklarında oluşacak gelişmelere odaklanmak gerektiğini ve önlemler konusunda da geçikilmemesine değiniyorlar.
YABANCI BANKALAR KÂRLILIKTA ÖNDE
Borsada işlem gören mevduat ve katılım bankaları açısından, içinde bulunduğumuz dönemde kambiyo zararlarının kara dönmesi, yüksek tutarda artan net faiz gelirleri ve bankacılık hizmet gelirleri kaynaklı artan faiz dışı gelirler nedeniyle yabancı bankaların net dönem karı, önceki yılın aynı dönemine göre, %57.4 artarak haziran 2012 itibariyle 1.6 milyar liraya yükseldi.
MAKET SATIŞ VE TÜKETİCİ YASASI
‘Sat-yap’ı güvence altına almayı amaçlayan yeni Tüketici Kanunu’na göre, inşaatı başlamadan konut satmak isteyen firma 4 kriterden 1’ini yerine getirmek zorunda.
Habertürk'ün haberine göre Bakan Yazıcı’nın “İnşaat başlamadan konut satışı olmayacak” açıklaması “Maketten satış yasaklanıyor” gibi yorumlansa da edinilen bilgiye göre bu konuda kesin bir sınırlama getirilmeyecek.
Ekimden sonra Meclis’e gitmesi beklenen Tüketici Kanunu Taslağı’nın ses getiren düzenlemelerini hafta başında duyuruldu.
Önceki gün de Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın gazetecilerle bir araya gelerek paylaştığı detaylar kamuoyuna yansıdı.
Bakan Yazıcı’nın en dikkat çekici açıklamalarından biri, inşaatı başlamayan konutun satılamayacağı bilgisiydi. Hatta, bu bilgi, maketten satışın önünün kesileceği şeklinde de algılandı. Hem gayrimenkul sektörü, hem de tüketici öngörülen düzenlemeyi tartışmaya başladı. Ancak bakanlıktan alınan bilgiye göre, işin rengi sanıldığı gibi değil.
İnşaatı başlamayan konutun satışının önü kapanmadan, ‘sat-yap’ı güvence altına almak için kriterler getirilmesi gündemde. Konut üreticileri, kanunun aradığı güvenlik kriterlerinden birini yerine getirirse inşaata başlamadan satış yapabilecek.
50 KONUTUN ALTINDA BAĞLAYICI OLMAYABİLİR
Kanun taslağının 21’inci maddesinin 2’nci fıkrasına bakıldığında 4 kriterin neler olduğu göze çarpıyor.
Bunlardan ilki, müteahhit firmaların ‘bağlı kredi’ kullanması. Yani, projenin satışında tüketiciye kredi sağlaması için anlaşılan bankalarla çalışılması.
İkinci kriter, yurtdışında kullanımı yaygın olan ‘bina tamamlama sigortası’. Müteahhit, inşaatın tamamlanamama riskine karşı sigorta yaptırıyor.
Kriterlerden üçüncüsü, projenin, bankanın aracılık ettiği ‘hakedişle inşa edilmesi’.
Bu sistemde, konut satışı yapıldıkça, banka firmaya o ölçüde finansman sağlıyor.
Son kriterde ise firmanın henüz tamamlanmadan sattığı konut karşılığında tüketiciye teminat vermesi bekleniyor.
Bu kriterlerin 50 konutun altındaki projelerde aranmaması da gündemde
SENET VE PEŞİN ÖDEME İÇİN DÜZENLEME YAPILACAK
Sat-yap’ı güvence altına almayı amaçlayan Tüketici Kanunu Taslağı’nda, konut satışlarında senet ve peşin ödemeye yönelik düzenlemeler henüz tamamlanmadı.
Edinilen bilgilere göre, farklı ödeme yöntemlerine ilişkin düzenleme yapılacak. Hatta, “kıymetli evrakın konut satışlarında kullanılamaması” ihtimali tartışılacak.
Taslakta, konut satışı sonrası inşaat firmasının teslim süresi 30 aydan 36 aya çıkarılırken, tüketicinin ön ödemeli satışlarda 14 gün içinde cayma hakkı olacak.
Konut veya tatil amaçlı taşınmazların ön ödemeli satışı
MADDE 21- (2) Konut veya tatil amaçlı taşınmazların ön ödemeli satışlarında tüketici, ödemeleri sözleşmede belirtilen bir bankada kendi adına açılacak gelir getiren bir tasarruf veya yatırım hesabına yatırmakla yükümlüdür. Banka, her iki tarafın çıkarlarını gözetmek zorundadır. Açılan hesaptan her iki tarafın rızasıyla ödeme yapılabilir. Bu rıza önceden verilemez. Ancak tüketicinin haklarını koruyacak şekilde, konutun tamamlanma oranına göre belirlenecek hakediş sistemi karşılığında yapılacak ödemelerde tüketicinin rızası aranmaz. Bu işlemlerle ilgili banka, tüketiciden komisyon ve benzeri isim altında herhangi bir bedel talep edemez. Tüketici satılanın devrine kadar bu maddenin yedinci fıkrası uyarınca sözleşmeden dönerse müteşebbis, bu hesap üzerindeki bütün haklarını kaybeder. Bağlı kredili satışlarda kullanılan kredi miktarı için veya devir ve teslim tarihine kadar olan ödemelere karşı tüketiciye teminat verilmesi durumunda ya da bina tamamlama sigortası yaptırılması durumunda bu fıkra hükmü uygulanmaz.
PİYASALAR
Petrol fiyatlarında yaşanan yükselişe rağmen yurtdışı piyasalara ayak uydurmaya çalışan yurtiçi piyasalarda geçtiğimiz hafta PPK toplantısı ön plandaydı. PPK beklentilere paralel faiz oranlarında değişikliğe gitmezken önceden belirttiği gibi munzam karşılıklarda yine ince ayar gerçekleştirdi. Merkez Bankası’nın toplantı özetinde önümüzdeki dönemde koridorun kademeli olarak daraltılabileceğini belirtmesi bono piyasasına gelen alımları destekledi. Petrol fiyatlarında önümüzdeki dönemde yaşanabilecek gevşeme eğilimi TL bonolara oluşan ilgiyi canlı tutabilir.
BORSA
Yüksek seyreden ve 114$'a ulaşan petrol fiyatları sebebiyle yurtdışı piyasalardan olumsuz ayrışan IMKB banka hisselerinin güdümünde 64.000 desteğinin üstünde kaldı. Haftayı 64.500'den kapatan endeksin bu yatay seyrini koruması bekleniyor.
Petrol fiyatlarının yüksek seyrini sürdürmesi endeksin önündeki en önemli engellerden biri. Geri çekilmelerde ise 64.500 – 64.700 bandında yine destek arayacak olan İMKB-100 Endeksi’nin haftalık kapanışını 65.000 seviyesinin üzerinde tamamlaması yükseliş trendinin korunması için önemli.
FAİZ
Artan riskler faizi 8.10'a çıkardı. Iran-İsrael gerginliği ve Suriye'ye yönelik endişeler etkili oluyor. Diğer taraftan artan petrol fiyatları ve yatırımcıların kar realizasyonları var. Jeopolitik riskler yorumları menfi etkiliyor. JP MOrgan'ın türk tahvilleri tavsiyesini düşürmesi faizi 8.07'e çıkardı.
DÖVİZ
Artan petrol fiyatları TL ye değer kaybettirirken hafta içinde değeri 1.80'e ulaştı. Global olarak Euro zayıf seyrediyor. Geçtiğimiz hafta ortası 1.2270 desteğinde güç toplayan Euro/USD 1.23-1.24 merkezli bant hareketine özellikle Merkel'in destek mesajlarından sonra devam edebilir. Yükselik momentumunun hız kesmesi ile 1.79-1.89 bandına geri çekilen USD/TL 1.7950 civarında dengeleniyor.
Esenlikle Kalın.
(DİKKAT: Haftalık ekonomik ve politik yorum Emen&Emen tarafından turkiyeturizm.com için hazırlanmaktadır. İzinsiz kopyalanıp kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Aksi takdirde Basın Yasası ve Telif Hakları Yasası'na göre yasal işlem yapılacaktır)