Londra'da Uluslararası Gastronomi Film Festivali yapıldı

Uluslararası Gastronomi Film Festivali’nin (UGFF), Londra edisyonu tamamlandı. “Londra’da Yeni Dalga Anadolu Mutfağı” temasıyla gerçekleştirilen etkinlik, birbirinden değerli film gösterimlerine ve panellere ev sahipliği yaptı.

LONDRA - Gastronomi ve sinemanın buluşma noktası Uluslararası Gastronomi Film Festivali’nin (UGFF), Londra edisyonu tamamlandı. “Londra’da Yeni Dalga Anadolu Mutfağı” temasıyla gerçekleştirilen etkinlik, birbirinden değerli film gösterimlerine ve panellere ev sahipliği yaptı.
Uluslararası Gastronomi Film Festivali’nin Londra’da gerçekleştirdiği etkinlik, Birkbeck Londra Üniversitesi’nden Uluslararası İlişkiler Profesörü Prof. Alejandro Colás ile Sosyal Bilimler Okulu Kıdemli Öğretim Üyesi Dr. Jason Edwards’ın açılış konuşması ile başladı. Etkinlik, Uluslararası Gastronomi Film Festivali’nin Kurucusu Gülper Ergün’ün hoş geldin konuşması ile devam etti.

  “Gastronomi: Anı, Kültür ve İnsan Demek”

Etkinlikte konuşan Ergün, “Bugün burada sadece bir etkinlik için değil, hep birlikte bir hikayeyi derinlemesine düşünmek için bulunuyoruz. Gastronomiyi hiçbir zaman sadece yemek olarak görmedik. Bizim için gastronomi, anı, kültür ve insan demek. Her yemeğin içinde bir yer, bir aile ve bazen de bir göç hikayesi barınır. Ancak bu hikayelerin çoğu görünmez kalır. İşte bu yüzden bu yolculuğa çıktık.” dedi.

Hikayelerini anlatmak için en güçlü yol olarak sinemayı seçtiklerini aktaran Ergün, “Çünkü sinema sadece bir masayı göstermez, onu hissettirir. Uluslararası Gastronomi Film Festivali bu fikir üzerine kuruldu. Bu festivali hayal ettiğimiz ilk günden itibaren, farklı ülkelerde bulunmayı ve kültürler arasında köprüler kurmayı hayal ettik. Bugün Londra'dayız. Londra, birçok kültürün bir araya geldiği eşsiz bir şehir. Yeni nesil şefler, göçle birlikte taşınan tarifler ve farklı mutfaklar arasındaki bağlantılar aracılığıyla Anadolu mutfağının bu şehirde nasıl değiştiğini ve dönüştüğünü keşfedeceğiz. Bizler, sadece yemeklerden bahsetmiyoruz. Aidiyetten, hafızadan ve birlikte yaşama biçimlerimizden bahsediyoruz. Bugün burada yarattığımız şey aynı zamanda farklı dillerin ve farklı kültürlerin buluştuğu bir masa. Aynı masaya oturabilen insanların birbirlerini anlayabileceğine inanıyoruz. Bu festival sadece film izlemekle ilgili değil, birlikte düşünmek, paylaşmak ve yaratmakla ilgili. Çünkü biz sadece bir etkinlik düzenlemiyoruz; kültürlerarası bir diyalog kuruyoruz.” diye konuştu.

Anadolu Mutfağının Londra’daki Yolculuğu Ele Alındı

Etkinlikte ilk panel olan Anadolu Mutfağının Londra’daki Çağdaş Yolculuğu ve Dönüşümü; “Şef ve Yemek Yazarı Melek Erdal, Mangal 2 Restoranı’nın Kurucusu Ferhat Dirik ve National Geographic Gezi ve Yemek Yazarı Berkok Yüksel’in katılımıyla gerçekleşti. Panelin moderatörlüğünü ise Manchester Üniversitesi Öğretim Üyesi İsmail Ertürk üstlendi. Panelde Anadolu mutfağının Londra’daki temsil biçimi, geleneksel tariflerin modern dokunuşlarla nasıl yeniden yorumlandığı ve bu dönüşümün uluslararası gastronomi sahnesindeki etkileri ele alındı. Katılımcılar, yerel malzemelerin küresel mutfakla buluşması, göç ve kültürel etkileşimin mutfak üzerindeki rolü üzerine görüşlerini paylaştı. Ayrıca, Anadolu mutfağının Londra’da artan görünürlüğü ve markalaşma sürecine dair deneyimler aktarıldı.

Günün devamında; Cenk Demirkıran’ın yönetmenliğini üstlendiği Yerüstü – Yeraltı, Barış Duran’ın yönetmenliğini gerçekleştirdiği Göçle Gelen Zenginlik: Kars Gravyeri ve Selin Aktaş’ın yönettiği Toprağına Renk Katanlar filmlerinin gösterimleri yapıldı.

Londra’da Diaspora Mutfakları Kültürü Masaya Yatırıldı

Gösterimlerin ardından “Londra’da Diaspora Mutfakları: Etkileşim, Çeşitlilik ve Kültürel Katkı” başlıklı panel düzenlendi. Panele; İngiltere’deki etnik mutfakların tarihi ve sosyolojisi üzerine uzmanlığıyla tanınan Prof. Panikos Panayi, Hertfordshire Üniversitesi’nden Prof. Dr. Susan Parham, Birkbeck, Londra Üniversitesi’nden Uluslararası Siyaset ve Sosyoloji Uzmanı Prof. Alejandro Colás ile Sosyal Bilimler Okulu Kıdemli Öğretim Üyesi Dr. Jason Edwards katılım sağladı.

Prof. Panikos Panayi panelde gerçekleştirdiği sunumda; geleneksel beslenme biçimlerinin çevre- yaşam koşullarıyla değiştiğini ve göç süreçleriyle birlikte bu yemek kültürünün yeni ortamlara taşınarak hem korunduğunu hem de dönüşerek yeniden anlam kazandığını vurguladı. Prof. Dr. Susan Parham ise şehirlerin sadece binalardan ibaret olmadığını; yemek kültürünün şehir yaşamını şekillendiren önemli bir unsur olduğunu aktardı. 

Dr. Jason Edwards ise “yeni dalga” Anadolu mutfağının Londra’daki gelişimi üzerinden bakıldığında yenilik ve otantikliğin sabit kavramlar olmadığını belirtti. Edwars ayrıca göçmenlerin ekonomik ve mekansal kısıtlar nedeniyle mutfaklarını dönüştürmek zorunda kaldığını ve zamanla bu mutfakların daha bölgesel, kimlik odaklı ve çeşitlenen bir yapıya evrildiğini söyledi. 

Prof. Alejandro Colás da geçmişten günümüze mutfak kültüründe yaşanan gelişmeleri değerlendirdi. Colás, talep ve piyasa dinamikleri sayesinde günümüzde farklı çeşitlere kolayca ulaşıldığını bunun da ekonominin mutfak kültürü üzerindeki belirleyici rolünü gösterdiğini söyledi. Colás, ayrıca yemek kültüründe zamanın da etkili olduğunu, yeme alışkanlıklarının doğrudan zamanla bağlantılı olduğunu aktardı. 

Etkinlik, Tas Restaurant’ta düzenlenen akşam yemeğiyle sona erdi.

Manşetler

WTC: 2035'e kadar turizme 12.5 milyon dolar yatırım yapılacak
Rus turistlerin yerini Polonyalılar ile BDT ülkeleri aldı
23 Nisan Çocuk Bayramı buruk geçti
Başkan Grégoire: Paris'te Airbnb artık tarih oldu!
 Londra'da Uluslararası Gastronomi Film Festivali yapıldı
Dünya çocukları Antalya'da buluştu
Yerli turizm harcamaları 2025’te 555 milyar lirayı aştı
Kendilerini hayvan sanan "Therian" pilotlar kokpitte miyavlıyor
Marriott: Oteller çalışma alanlarına dönüşüyor
Lufthansa iştiraklerinden birini kapatıyor.