İSTANBUL - Bloomberg'de yayımlanan çarpıcı bir analiz, Orta Doğu'daki savaşın sadece bölgesel güvenliği değil, Amerikan finansal hegemonyasının temel taşı olan "Petrodolar" sistemini de yıktığını ortaya koydu. 1974 yılında Henry Kissinger tarafından kurulan ve Körfez'in petrol gelirlerini ABD Hazine tahvillerine yatırmasını öngören sistem, savaşın her iki ucundan aldığı darbelerle durma noktasına geldi. Artık Merkez Bankaları, Amerikan tahvilinden çok altın tutuyor.
ABD ile İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü acımasız savaşın ekonomik faturası, Amerikan dolarının küresel rezerv para birimi statüsünü derinden sarsıyor. Bloomberg'de Aaron Brown imzasıyla yayımlanan "İran Savaşı Petrodoları Parçaladı" başlıklı makale, 50 yıldır tıkır tıkır işleyen küresel finans döngüsünün nasıl kırıldığını çarpıcı verilerle gözler önüne serdi.
KİSSİNGER'IN 1974 ANLAŞMASI (PETRODOLAR DÖNGÜSÜ) NEYDİ?
Sistemin temelleri 1974 yılında dönemin ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger'ın Suudi Arabistan ile yaptığı tarihi anlaşmaya dayanıyor. Bu anlaşmaya göre; Suudi Arabistan (ve sonrasında diğer Körfez ülkeleri) petrolü sadece ABD Doları üzerinden satacak ve elde ettikleri devasa gelir fazlasını ABD Hazine tahvillerine yatıracaktı. Buna karşılık ABD, bölgeye güvenlik garantisi sağlayacaktı.
Yarım asır boyunca bu "mükemmel döngü", ABD'nin borçlanma maliyetlerini sessizce sübvanse etti ve doların küresel rezerv para statüsünü perçinledi. Ancak Bloomberg analizine göre, 28 Şubat'ta başlayan savaş bu sistemi iki uçtan birden kopardı: İthalatçılar ve İhracatçılar.
1. İthalatçıların Çıkmazı: Türkiye, Hindistan ve Tayland Tahvil Satıyor
Savaşın ilk darbesi petrol ithal eden ülkelerden geldi. Varil fiyatının 100 doları aşması ve yerel para birimlerinin dolar karşısında erimesi, Türkiye, Hindistan ve Tayland gibi ülkeleri "acımasız bir aritmetiğin" içine itti.
Merkez bankaları, kurdaki erimeyi ve iç piyasadaki enflasyonu durdurmak için piyasaya dolar satmak zorunda kaldı. Ancak bu dolarları elde etmenin tek yolu, ellerindeki en likit dolar varlığı olan ABD Hazine tahvillerini satmaktı.
Sonuç olarak; 28 Şubat'tan bu yana yabancı merkez bankaları üst üste 5 hafta boyunca net tahvil satıcısı oldu. New York Merkez Bankası'ndaki yabancı tahvil varlıkları yaklaşık 82 milyar dolar düşerek 2.7 trilyon dolarla 2012'den bu yana en düşük seviyesine geriledi. Geçmişteki her krizde (Ukrayna Savaşı, Covid-19, 7 Ekim vb.) yatırımcılar "güvenli liman" olarak ABD tahvillerine sığınır ve faizler düşerken, bu kez tam tersi oldu; 10 yıllık ABD tahvil faizi haftalar içinde %3.9'dan %4.4'ün üzerine fırladı.
2. İhracatçıların Çıkmazı: Petrol Körfez'de Mahsur Kaldı
Normal şartlarda petrol fiyatları arttığında Körfez ülkeleri daha çok kazanır ve bu "petrodolarları" yeniden ABD tahvillerine yatırırdı. Ancak bu krizde durum farklı; Körfez üreticileri petrollerini satamıyor.
Hürmüz Boğazı'nın kapanması ve İran'ın füze tehditleri nedeniyle Körfez bölgesindeki variller denizde mahsur kaldı. Kuveyt, Irak, Suudi Arabistan ve BAE mart ayında üretimi günlük 10 milyon varil kısmak zorunda kaldı. Katar, LNG tesislerinin vurulmasının ardından mücbir sebep (force majeure) ilan etti.
KÖRFEZ'DEN ABD'YE ŞOK: YATIRIMLAR GÖZDEN GEÇİRİLİYOR
Petrol geliri elde edemeyen, üstüne hava savunma sistemlerine devasa paralar harcayan Körfez ülkeleri (Ocak ayı itibarıyla ellerinde 300 milyar dolarlık ABD tahvili bulunuyordu), ABD'ye verdikleri yatırım sözleşmelerini askıya almaya hazırlanıyor. Financial Times'a konuşan bir Körfez yetkilisi, bölgedeki devasa egemen varlık fonlarının ABD'ye yönelik mevcut yatırım taahhütleri için "mücbir sebep" maddelerini işletmeyi incelediğini belirtti.
Petrol fiyatları yeniden yükselişte: 110 dolar sınırını aştı
ALTIN, ABD TAHVİLİNİ TAHTINDAN İTTİ
Tüm bu kriz, zaten yavaş yavaş şekillenen küresel bir değişimi hızlandırdı. Yabancı yatırımcıların elindeki ABD Hazine tahvillerinin payı yüzde 50'lerden yüzde 32'ye kadar düştü. 1996 yılından bu yana ilk kez, küresel merkez bankalarının elindeki toplam altın rezervi, ABD devlet tahvili miktarını geride bıraktı.
Bloomberg makalesi, krizin asıl nedenini şu sözlerle özetliyor: "Güvenli limana kaçış ticareti her zaman siyasi bir temele dayanırdı: Küresel bir krizde ABD bir dengeleyici ya da seyircidir. Ancak savaşın bir tarafı doğrudan ABD olduğunda, petrol şokunu o tetiklediğinde ve bütçe açıkları büyüdüğünde bu hesap değişir. Kissinger'ın 1974 anlaşması Soğuk Savaş'ı, Körfez Savaşlarını, 2008 Finansal Krizini ve Pandemiyi atlattı ama bu savaşı atlatamadı. Petrodolar her zaman finansal kılıfa bürünmüş siyasi bir anlaşmaydı. Şimdi siyaset değiştiği için finans da onu takip ediyor."