• BIST 12433.5
  • Altın 6495.18
  • Dolar 44.3489
  • Euro 51.3612
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 8 °C
  • Antalya 15 °C

Sanayi üretimi beklenenden düşük

Sanayi üretimi beklenenden düşük
Takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretim endeksi, geçen yıl 2014'e göre yüzde 4,5 arttı. Sanayi üretimi Aralık ayında % 0.8 ile beklenenden yavaş bir artış gösterdi

EKONOMİK BAKIŞ
İSTANBUL-
Takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretim endeksi, geçen yıl 2014'e göre yüzde 4,5 arttı. Sanayi üretimi Aralık ayında % 0.8 ile beklenenden yavaş bir artış gösterdi Kasım ayı verileriise aylık yüzde 0.9 düşüşten yüzde 0.8 düşüşe ve yıllık yüzde 3.5 artıştan yüzde 3.6 artışa revize edildi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), geçen yılın Aralık ayına ve 2015 yılına ilişkin sanayi üretim endeksi sonuçlarını açıkladı.
Aralık 2015 dönemine ilişkin "Sanayi üretim endeksi" verileri açıklandı.
Takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretim endeksi, geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde 4.5, mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi ise geçen yıl Aralık'ta Kasım'a göre yüzde 0.8 arttı. 2015 Aralık'ta bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4.5, arındırılmamış sanayi üretim endeksi ise aynı dönemde yüzde 3.2 yükseldi.
2015 yılı Aralık ayında bir önceki yılın aynı ayına göre madencilik ve taşocakçılığı sektörü endeksi yüzde 2,1 azalırken, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 4,4 ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 7,7 arttı. Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi ise yüzde 0,8 arttı.
Aralık ayında bir önceki aya göre madencilik ve taşocakçılığı sektörü endeksi yüzde 3,1, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 0,5 ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi ise yüzde 2,4 arttı.

ÇEYREK BAZDA ARTIŞ YÜZDE 4,2
Takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 4,2 arttı. Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi ise bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,9 arttı.

ANA SANAYİDE EN YÜKSEK ARTIŞ DAYANIKLI TÜKETİM MALINDA
Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış ana sanayi gruplarında en yüksek artış yüzde 4,8 ile dayanıklı tüketim malı imalatında gerçekleşti.
Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış imalat sanayiinde en yüksek artış yüzde 27,9 ile bilgisayarların, elektronik ve optik ürünlerin imalatında gerçekleşti.
Bu artışı, yüzde 9,3 ile mobilya imalatı ve yüzde 7,8 ile kok kömürü ve rafine edilmiş petrol ürünleri imalatı takip etti.

İMALATTA EN YÜKSEK DÜŞÜŞ DİĞER ULAŞIM ARAÇLARINDA
Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış imalat sanayiinde en yüksek düşüş yüzde 28,7 ile diğer ulaşım araçlarının imalatında gerçekleşti. Bu düşüşü, yüzde 5,4 ile deri ve ilgili ürünlerin imalatı ve makine ve ekipmanların kurulumu ve onarımı takip etti.Sanayi üretimi Kasım’da yıllık yüzde 3,5 artmıştı.

merkel.20160208114745.jpg

UZMANLAR MERKEL’IN TÜRKIYE ZIYARETINI DEĞERLENDIRDI
Avrupa’ya Suriyeli mülteci akınını durdurmak için İstanbul’u ziyaret eden Almanya Başbakanı Merkel, işbirliği karşılığında vize muafiyeti ve mali yardıma yeşil ışık yaktı. Ziyareti DW Türkçe’ye değerlendiren uzmanlara göre, Batı'nın çözüm niyeti var ama ortak bir plan yok.
İstanbul ziyaretinde hem Başbakan Ahmet Davutoğlu hem de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’la görüşen Angela Merkel’in ana gündemini Suriye’de savaştan kaçan sığınmacıların Türkiye’de nasıl tutulabileceği sorusu oluşturdu. Sığınmacı sorununu ‘kontrolsüz bir kriz’ olarak niteleyen Merkel, Türkiye'nin AB üyelik sürecinin canlandırılması gerektiğine de vurgu yaptı. Merkel, Türkiye’yle üyelik müzakerelerinde yeni fasılların açılabileceği, Türk vatandaşlarına vizesiz seyahat hakkı tanınabileceği mesajını verdi.

"BİLEREK İSTANBUL'U ZİYARET ETTİ"

Son dört yıldır donmuş olan Türkiye-AB ilişkilerinde yeni bir ivme yaşanacak mı? Suriyeli sığınmacı sorununa gerçek bir çözüm bulunabilir mi? Merkel’in ziyareti neyi değiştirecek? ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Hüseyin Bağcı, DW’nin sorularını yanıtlarken, Merkel'in ziyaretinin “her iki tarafın da birbirine olağanüstü ihtiyacının olduğu bir dönemde gerçekleştiğini” söyledi. “Merkel çok dikkatli hareket etti ve Ankara’ya gelmek yerine İstanbul’u ziyaret etti. Ankara’ya gelseydi; daha kapsamlı bir ziyaret olacaktı ama bilerek İstanbul’u tercih ederek Erdoğan ve Davutoğlu’na –benim acele işim var. Sığınmacı sorunu için geldim. Türkiye’nin iç politikasının ayrıntılarına girmek istemiyorum. Saray tartışmalarından uzak durmak istiyorum- mesajı verdi” diyen Bağcı’ya göre Merkel, bu mesajıyla hem Alman kamuoyunu hem de Türk kamuoyunu rahatlatmaya çalıştı. Merkel’in Almanya’da 2017’de yapılacak seçimleri kaybetme riskinin bile olduğunu ve bu riskin de Suriyeli sığınmacı sorunundan kaynaklandığını anlatan Bağcı, “Merkel; kendi kamuoyuna –bakın çalışıyorum-, Türk kamuoyuna da –sizin iç siyasetinize şimdi girecek vaktim yok- demeye çalıştı ve bunda da başarılı oldu. Ziyaret; Almanya’da çok tartışılacaktır ama Merkel bu ziyareti –Göçmen krizini çözmeye çalışıyorum ve uğraşıyorum. Türklerle de bu yüzden anlaşıyorum- diye satacaktır” diye konuştu.

Hüseyin Bağcı, AB’nin Türkiye’ye sığınmacılar konusunda yapacağı mali yardı paketinin nasıl kullanılacağı ve sonuç getirip getirmeyeceğinin zaman içinde anlaşılacağını anlatırken; “Erdoğan’ın da, Davutoğlu’nun da derdi tıpkı Merkel gibi iç politika. İki hafta sonra yapılacak seçim öncesi Türk hükümeti de Merkel ziyaretini kamuoyuna –Almanya’nın desteğini aldık-diye satacaktır. Erdoğan çok şanslı bir siyasetçi. Hem Merkel vize muafiyeti ve üyelik müzakereleri için yeni fasıllar açma sözü de verdi ki, Türk hükümeti bu sözleri seçim yolunda kullanmaktan kaçınmayacaktır” diye konuştu. Bağcı’ya göre, Türkiye-AB ilişkilerinin yeni bir ivme kazanması da kuvvetle muhtemel. “Karşılıklı ziyaretlerle taraflar birbirine yaklaşacaktır ama bu yakınlaşmayı çıkara dönüştürmek için de gayret gerekiyor. Türkiye’nin garip Suriye politikasından uzaklaşması şart” diyen Bağcı, 1 Kasım seçimlerinin Türkiye ve AB ilişkilerinin geleceği için dönüm noktası olacağını da düşünüyor. Çünkü seçim sonrasında oluşacak hükümetin tarzı; Merkel’le varılan anlaşmanın hayata geçmesinde temel rol oynayacak.

"KAZAN-KAZAN POLİTİKASI"

Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden Nail Alkan da Merkel'in ziyaretini DW’ye değerlendirirken “Hem Merkel hem de Erdoğan bu ziyaretten kazançlı çıkacak. Taraflar ziyareti –kazan kazan- politikası üzerine oturttular ve iç politikadaki sorunlarını çözmek için kendilerine yol açtılar” diye konuştu.
“Ancak, özellikle sığınmacılar konusunda geçici bir çözümün değerlendirildiği görülüyor. Sorunun büyüme ihtimali çok yüksek ve bütün dünyayı ilgilendiren bir Suriye meselesi var. Merkel’in; AB içinde bu meselesi uzun uzadıya konuşması gerekecek ki, işte o zaman bu ziyaretten elde ettiklerini yine bir gözden geçirmesi gerekebilir” diyen Alkan, Türkiye içindeki sığınmacı krizinin de daha trajik boyutlara ulaşabileceği riskine dikkat çekti. Alkan'a göre, zaman içinde BM, Avrupa ve Türkiye’nin sığınmacı konusunu daha etraflıca konuşması hem Suriyeli sığınmacılar hem de tüm dünya için öncelikli gündem maddesi olmalı. Almanya’da son dönemin en temel konusunun sığınmacılar olduğuna dikkat çeken Alkan, “Merkel; sığınmacıları Türkiye’de tutmak istiyor ancak biliyor ki, sığınmacılar da Avrupa’yı Türkiye’den daha cazip buluyor. Erdoğan’ın da, Merkel de şimdi iç politikadaki dertlerini sonlandırmaya çalışıyorlar ama bu kısa süreli çözümler kurtarıcı olamaz. Uzun süreli çözüme her ikisinin de, sığınmacıların da ihtiyacı var” diye konuştu.

Merkel’in ziyaretinin ardından Türkiye-AB ilişkilerinde ‘bir hareketlenme’ görülebileceğini, özellikle Türkiye’nin bu hareketlenmeyi iyi değerlendirmesi gerektiğine işaret eden Nail Alkan, “Vize serbestliğinde de, üyelik müzakerelerinde yeni başlıkların açılabileceğinde de nasıl ilerleneceği bilinmez ama Türkiye Almanya’nın açtığı bu yolu iyi kullanırsa kazançlarını en iyi noktaya taşıyabilir” değerlendirmesini yaptı.

"NİYET VAR, PLAN YOK"

Merkel'in ziyaretiyle son 4 yıldır dünya gündeminden hiç düşmeyen Suriyeli sığınmacılar sorununda yeni bir adım mı atılıyor? Bu soruyu da İltica ve Göç Araştırmaları Merkezi Başkanı Metin Çorabatır DW’ye değerlendirdi. Çorabatır, “Ortada bir çözüm niyeti var ama durum çok karışık” derken bu karışıklığı şöyle özetledi:

“Türkiye'ye verilecek olan 3 milyar euro nasıl ve kimler tarafından kullanılacak? Belki de bu paranın bir kısmı, Ege’de polisiye tedbirleri artırmak için kullanılacak. Türk ve Alman bürokrasisi, sığınmacı sorununda aynı dili mi konuşuyor bilmiyoruz. Türkiye; sığınmacılara mülteci hakkı tanımadığı sürece, onlar da Avrupa’ya kaçmaktan vazgeçmeyecekler. Almanya’yla anlaşmak yetmiyor. BM başta olmak üzere tüm AB’nin, sığınmacı konusunda artık ortak bir plan oluşturması gerekiyor. Yoksa, Merkel'in Türkiye'ye sunduğu paket geçici çözüm olmaktan öteye geçemez. Çok zor ve kritik bir dönemece girildi, sorunun çözümü için. Türkiye’deki sığınmacıların sorunları da artıyor. Sadece Almanya’yla diyalogu artırmak yetmiyor.”

Köprü ve Otoyollar Saniyede 21 Lira Getirdi

Günde ortalama 1 milyon araç geçişinin gerçekleştiği köprü ve otoyollar, 10 yılda 6 milyar 671 milyon lira gelir getirdi. Bir başka deyişle, köprü ve otoyollar saniyede 21 lira para basıyor.

istanbul-izmir-otoyol-2.jpg

Köprü ve otoyollardan son 10 yılda 3 milyar 442 milyon 986 bin 77 araç geçiş yaptı. Bu araçlardan elde edilen gelir 6,7 milyar lirayı buldu. Bir başka ifadeyle köprü ve otoyollar saniyede 21 lira gelir getirdi.

KÖPRÜLERDEN YAKLAŞIK 1,5 MİLYAR ARAÇ GEÇTİ

Karayolları Genel Müdürlüğünün (KGM) verilerinden yapılan derlemeye göre, 2006-2015 yılları arasında köprülerden 1 milyar 469 milyon 659 bin 848, otoyollardan da 1 milyar 973 milyon 326 bin 229 araç geçiş yaptı. Köprü ve otoyollardan bu dönemde elde edilen toplam gelir ise 6 milyar 671 milyon 446 bin 557 liraya ulaştı.

GEÇTİĞİMİZ 10 SENEDE YAKLAŞIK 3,5 MİLYAR ARAÇ KULLANDI

Son 10 yılda 3 milyar 442 milyon 986 bin 77 aracın kullandığı köprü ve otoyollardan, en fazla araç geçişi 2015 yılında oldu. Geçen yıl köprü ve otoyolları kullanan 412 milyon 473 bin 354 araçtan, 880 milyon 227 bin 681 lira gelir elde edildi.

KÖPRÜLER SANİYEDE 5 LİRA KAZANDIRDI

Günde ortalama 400 binden fazla aracın geçtiği Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprülerinden elde edilen gelir, saniyede yaklaşık 5 lira, aynı dönemde otoyol ve köprülerin toplam gelirleri ise saniyede 21 lirayı geçti.

toshiba.20160208113708.jpg

Toshiba Hisseleri 35 Yılın Dibine İndii

Dünyanın en büyük teknoloji firmalarından Toshiba hisseleri 35 yılın dibine çöktü. Firmanın bu mali yıl sonunda 6 milyar dolar zarar beklediğini açıklaması borsayı alt üst etti. Toshiba 6 milyar dolar zarar ederse 140 yıllık tarihindeki en büyük zararı hanesine yazacak. Firmanın hisseleri dün yüzde 11 düşerek 176 seviyesine kadar indi.

YOLSUZLUKTAN İSTİFA ETMİŞLERDİ

Elektronik tencereden nükleer santrale kadar pek çok alanda iş yapan firmanın CEO'su Hisao Tanaka geçen sene şirketteki yolsuzluklar yüzünden görevinden istifa etmişti. Toshiba'nın işleri, özellikle 2011 yılındaki Fukushima nükleer kazasının ardından zora girmişti.

chicago-borsasi.20160208114200.jpg

CHICAGO BORSASı, ÇINLILER'IN OLDU

Chongqing Casin Enterprise Group öncülüğünde bir Çinli yatırımcı grubu, 1882 yılında kurulan Chicago Borsası'nı (Chicago Stock Exchange) satın aldı
Çinli şirketlerin uluslararası arenada yatırımları hız kesmiyor. Son olarak Chongqing Casin Enterprise Group öncülüğünde bir Çinli yatırımcı grubu, Chicago Borsası'nı (Chicago Stock Exchange) satın aldığı açıklandı.

KARANLIKTA KALAN TARİHİ
Chicago Borsası'ndan yapılan açıklamada, Yönetim Kurulu'nun satışa oy birliği ile onay verdiği ve devir işlemlerinin 2016'nın ikinci yarısında tamamlanmasının beklendiğini bildirdi. Basın açıklamasında, Borsa'nın hali hazırdaki CEO'su ve Başkanı
John Kerin'in ve Borsa'nın yönetim ekibinin görevde kalacakları belirtildi.

İŞ KANUNU TASARıSı MECLISTE

"İş Kanunu ile Türkiye İş Kurumu Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı" Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun imzası ile Meclis Başkanlığına gönderildi.
Türkiye ekonomisinin yakın geçmişi ve bugünkü durumu birlikte analiz edildiğinde makroekonomik istikrarın istihdam oluşturma açısından gerekli, fakat yeterli olmadığının belirtildiği 10 maddelik tasarının gerekçesinde, "Bu nedenle, işgücü piyasasında yapısal sorunların çözümüne yönelik reformların gerekliliği her geçen gün kendisini daha güçlü hissettirmektedir. İşsizlik sorununun çözümü noktasında güvenceli esneklik yaklaşımı korunarak, yeni çalışma şekillerinin yaygınlaşması, işgücünün uyum yeteneğinin ve istihdam edilebilirliğinin artırılması ve istihdam hizmetlerinde etkinliğin sağlanması önem arz etmektedir" ifadelerine yer verildi.
Türkiye'de özel istihdam büroları tarafından yürütülen geçici iş ilişkisinin yasal zemininin olmaması bu şekilde çalışan işçilerin hak kaybına sebep olabilmekte ve kayıt dışı istihdamı teşvik etmektedir" açıklamasına yer verilen tasarıda, işgücü piyasasında güvenceli esnekliği sağlamayı amaçlayan bu düzenleme ile Türkiye İş Kurumundan izin alan ve en az 2 yıl iş ve işçi bulma hizmeti veren özel istihdam bürolarına geçici iş ilişkisi kurma yetkisi tanınıyor. Düzenleme, bir taraftan işletmelerin ihtiyaç duyduğu esnekliğe katkıda bulunurken, diğer taraftan da işsizlerin iş bulma süresini kısaltıp uzun süreli işsizlik oranlarının azalmasına katkı sağlayacak.
Yapılan düzenleme, geçici iş ilişkisini düzenleyen Avrupa Birliği Direktifine uygun olarak geçici iş ilişkisi kapsamında çalıştırılanların sürekli istihdamın yerini almaması için, ülkenin işgücü piyasasının ve ekonomisinin özellikleri dikkate alınarak uygulanma sebepleri, işçi sayısı ve sözleşme süresi ile ilgili sınırlamalar getiriyor. Düzenleme hem geçici olarak çalışanların korunması ve sistemin etkin işlemesi açısından hem de Avrupa Birliği Direktifine uyum sağlanması açısından önem arzediyor.
Çalışma mevzuatının, değişen ekonomik koşulların gerektirdiği dinamik bir yapıya kavuşturulması, özel istihdam büroları aracılığıyla geçici iş ilişkisinin kurulması ve uzaktan çalışma gibi esnek çalışma modellerinin çalışma mevzuatına kazandırılmasının öneminden bahsedildiği tasarının gerekçesinde, "Tasarı ile çağdaş çalışma ilişkileri ile uyum sağlayan, sosyal ve ekonomik değişimlere ayak uydurabilen söz konusu düzenlemelerin mevzuatımıza kazandırılması amaçlanmaktadır" ifadeleri kullanıldı. -

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.