SULTANAHMET'İN ORTASINDAKİ SIR
Bırakmayacağım, bu işin peşini bırakmayacağım. HaberTürk yazı yazdığım dördüncü gazetedir. Yıllardır dillendirdiğim aynı konuyu tekrar açacağım

23 Haziran 2009 Salı 09:00
Memet Güler - HaberTürk
Bırakmayacağım, bu işin peşini bırakmayacağım. HaberTürk yazı yazdığım dördüncü gazetedir. Şimdi bir kez de burada, yıllardır dillendirdiğim aynı konuyu tekrar açacağım. Pazar akşamı Fatih Altaylı ile Murat Bardakçı'nın programı Teke Tek Özel'de soruma yanıt bulsaydım, ta en başa dönmezdim. Ayasofya Müzesi Başkanı Dr. Haluk Dursun'dan Kutsal Kase ile ilgili bir şeyler duysaydım, aynı şeyleri bir daha söylemezdim. İddia ediyorum efendim, Ayasofya'nın altında tarihin en büyük sırrı yatıyor. 15 yıldır hasretle bekliyorum ama kimseler bir türlü o sırlar kapısını aralamıyor. İşte bu yüzden şimdi bir daha kaleme alıyorum. Dinleyin, bakın insanlığın 2 bin yıldır aradığı Kutsal Kase'nin ipuçlarını anlatıyorum.
KAYBOLUP GİTMİŞ BİR UYGARLIK
90'lı yılların başıydı. Sanat tarihi eğitimimin son, gazeteciliğimin ilk yıllarıydı. Çalıştığım Yeni Yüzyıl gazetesi, kültür-sanat alanında ülkenin en prestijli yayınıydı. Bir taraftan haber yapıyor, bir taraftan da Bizans tarihi ve sanatı alanında uzmanlaşmaya çalışıyordum. Okuyor, araştırıyor; İstanbul'daki, Anadolu'daki, Yunanistan'daki bütün Bizans kiliselerini, müzelerini dolaşıyordum. Kalbi İstanbul'da atan, kaybolup gitmiş bir uygarlığın izlerini arıyordum. Bizans kiliselerinin çeşitli ortak yanları vardı. En önemli ortak özellik ise, kilisenin doğu ucunda bulunan ve bizim camilerimizdeki mihrapların yerini tutan, adına da apsis denilen kutsal bir bölümün bulunmasıydı. Bütün Bizans kiliselerinde, işte o apsisin hemen dibinde bir odacık-bölme daha vardı. Kilise hangi kutsal azize adanmışsa onun kemikleri ya da Hz. İsa döneminden kalan en kutsal emanetler, adına kripta denilen o küçük, kimi yerde devasa odacıkta saklanırdı. Kriptanın içine ancak ruhban sınıfından olanlar ve imparatorlar girebilir, onların dışında kalanlar o kısma asla sokulmazdı.
ÖZEL DEHLİZLER İNŞA ETTİRMİŞLER
Kafayı, kripta denilen yer altındaki gizli odalara takmıştım. Gittiğim her Bizans yapısında, binadaki kriptaları arardım. Ayasofya'nın kriptasına da işte o yıllarda taktım. Aylarca aradım taradım ancak hakkında tek satır bilgi bulamadım. Günlerce Ayasofya'nın içinde-çevresinde gezindim. O günlerde İstanbul Arkeoloji Müzesi, o sırada Sultanahmet Cezaevi olan ve şimdilerde Four Seasons Oteli olarak hizmet veren binanın olduğu yerde büyük bir kazı başlatmıştı. Kazı alanına girmek elbette yasaktı. Dönemin müze müdürü Alpay Pasinli'yi tanıyordum. Yalvar yakar içeri girmeye ikna ettim. Girdim, gördüm, fotoğraflarını çektim, belgeledim. Haberi koşa koşa gazeteye yetiştirdim. Meseleyi önemsediler, haberimi manşetten verdiler.
Kazıda ortaya çıkartılan muazzam yapı, Büyük Bizans Sarayı'nın Ayasofya'ya doğru uzanan yer altı tünelleriydi. Bizans imparatorları, saraydan Ayasofya'nın kriptasının bulunduğu bölüme giden özel dehlizler inşa ettirmişlerdi. Haber yayınlanınca ortalık ayağa kalktı. Günlerce bütün gazeteler, televizyonlar Büyük Saray ile Ayasofya arasındaki o görkemli-süslemeli-bezemeli dehlizlerin haberini yazdı-anlattı. Müthiş bir zafer sarhoşluğu içindeydim. Bir tarihi eser haberiyle, memleketin gündeminde, gazetelerin manşetindeydim.
Ancak sorumun cevabını hâlâ bulamamıştım. Ayasofya'nın kriptasına ulaşamamıştım. O günden beri oradaki kazıdan ses gelmedi. Geçen yıllarda üzerine kocaman bir de otel inşa edildi. Oysa biliyordum ki Ayasofya yapılırken Bizans, dünyanın en güçlü Hıristiyan devletiydi. Kiliseyi yaptıran İmparator Jüstinyen, Hıristiyan aleminin bütün kutsal eserlerini Ayasofya'ya getirtmiş, yapının en kutsal yeri olan kriptanın içine yerleştirmişti. Çalışmaya devam ettim. Ayasofya'nın şimdiki ana giriş kapısının birkaç metre ilerisinde, yine binanın altına doğru giden dehlizler olduğunu fark ettim. İki taraftan Ayasofya'nın altına doğru uzanan tüneller-dehlizler vardı.
AYASOFYA'NIN KRİPTASI BULUNMALI
Durum belliydi, Ayasofya'nın altında kimselerin bilmediği bir başka Ayasofya daha vardı. Ancak kimse mimarlık ve insanlık tarihinin en önemli anıt yapısı olan Ayasofya'nın altındaki tünelleri-dehlizleri-geçitleri-oda ve bölmeleri yazmamış-görmemiş-anlatmamıştı. İşte bu yüzden aynı konuyu, şimdi yeniden yazıyorum. Diyorum ki; Ayasofya'nın altında, tam da Hz. İsa ile Hz. Meryem mozaiğinin bulunduğu alanda, şimdiye kadar kimselerin içine giremediği bir bölme olmalıdır. Ve o noktada mutlaka bir kazı yapılmalıdır.
Ayasofya'nın kriptası bulunmalı, o kapı açılmalıdır. Döneminin en güçlü imparatorunun oraya neler koyduğu, artık ortaya çıkartılmalıdır. Diyorum ki, belki de Kutsal Kase, yani Hz. İsa'nın kutsal kalıntıları ya da kimbilir belki gerildiği çarmıhın parçaları oradadır. Ayasofya'nın kendisini bu kadar muazzam inşa edebilen akıl, yapının en kutsal yerine bütün dünyayı ilgilendirecek önemde şeyler bırakmış olmalıdır. Açıp, bakmaya değmez mi?..
Bırakmayacağım, bu işin peşini bırakmayacağım. HaberTürk yazı yazdığım dördüncü gazetedir. Şimdi bir kez de burada, yıllardır dillendirdiğim aynı konuyu tekrar açacağım. Pazar akşamı Fatih Altaylı ile Murat Bardakçı'nın programı Teke Tek Özel'de soruma yanıt bulsaydım, ta en başa dönmezdim. Ayasofya Müzesi Başkanı Dr. Haluk Dursun'dan Kutsal Kase ile ilgili bir şeyler duysaydım, aynı şeyleri bir daha söylemezdim. İddia ediyorum efendim, Ayasofya'nın altında tarihin en büyük sırrı yatıyor. 15 yıldır hasretle bekliyorum ama kimseler bir türlü o sırlar kapısını aralamıyor. İşte bu yüzden şimdi bir daha kaleme alıyorum. Dinleyin, bakın insanlığın 2 bin yıldır aradığı Kutsal Kase'nin ipuçlarını anlatıyorum.
KAYBOLUP GİTMİŞ BİR UYGARLIK
90'lı yılların başıydı. Sanat tarihi eğitimimin son, gazeteciliğimin ilk yıllarıydı. Çalıştığım Yeni Yüzyıl gazetesi, kültür-sanat alanında ülkenin en prestijli yayınıydı. Bir taraftan haber yapıyor, bir taraftan da Bizans tarihi ve sanatı alanında uzmanlaşmaya çalışıyordum. Okuyor, araştırıyor; İstanbul'daki, Anadolu'daki, Yunanistan'daki bütün Bizans kiliselerini, müzelerini dolaşıyordum. Kalbi İstanbul'da atan, kaybolup gitmiş bir uygarlığın izlerini arıyordum. Bizans kiliselerinin çeşitli ortak yanları vardı. En önemli ortak özellik ise, kilisenin doğu ucunda bulunan ve bizim camilerimizdeki mihrapların yerini tutan, adına da apsis denilen kutsal bir bölümün bulunmasıydı. Bütün Bizans kiliselerinde, işte o apsisin hemen dibinde bir odacık-bölme daha vardı. Kilise hangi kutsal azize adanmışsa onun kemikleri ya da Hz. İsa döneminden kalan en kutsal emanetler, adına kripta denilen o küçük, kimi yerde devasa odacıkta saklanırdı. Kriptanın içine ancak ruhban sınıfından olanlar ve imparatorlar girebilir, onların dışında kalanlar o kısma asla sokulmazdı.
ÖZEL DEHLİZLER İNŞA ETTİRMİŞLER
Kafayı, kripta denilen yer altındaki gizli odalara takmıştım. Gittiğim her Bizans yapısında, binadaki kriptaları arardım. Ayasofya'nın kriptasına da işte o yıllarda taktım. Aylarca aradım taradım ancak hakkında tek satır bilgi bulamadım. Günlerce Ayasofya'nın içinde-çevresinde gezindim. O günlerde İstanbul Arkeoloji Müzesi, o sırada Sultanahmet Cezaevi olan ve şimdilerde Four Seasons Oteli olarak hizmet veren binanın olduğu yerde büyük bir kazı başlatmıştı. Kazı alanına girmek elbette yasaktı. Dönemin müze müdürü Alpay Pasinli'yi tanıyordum. Yalvar yakar içeri girmeye ikna ettim. Girdim, gördüm, fotoğraflarını çektim, belgeledim. Haberi koşa koşa gazeteye yetiştirdim. Meseleyi önemsediler, haberimi manşetten verdiler.
Kazıda ortaya çıkartılan muazzam yapı, Büyük Bizans Sarayı'nın Ayasofya'ya doğru uzanan yer altı tünelleriydi. Bizans imparatorları, saraydan Ayasofya'nın kriptasının bulunduğu bölüme giden özel dehlizler inşa ettirmişlerdi. Haber yayınlanınca ortalık ayağa kalktı. Günlerce bütün gazeteler, televizyonlar Büyük Saray ile Ayasofya arasındaki o görkemli-süslemeli-bezemeli dehlizlerin haberini yazdı-anlattı. Müthiş bir zafer sarhoşluğu içindeydim. Bir tarihi eser haberiyle, memleketin gündeminde, gazetelerin manşetindeydim.
Ancak sorumun cevabını hâlâ bulamamıştım. Ayasofya'nın kriptasına ulaşamamıştım. O günden beri oradaki kazıdan ses gelmedi. Geçen yıllarda üzerine kocaman bir de otel inşa edildi. Oysa biliyordum ki Ayasofya yapılırken Bizans, dünyanın en güçlü Hıristiyan devletiydi. Kiliseyi yaptıran İmparator Jüstinyen, Hıristiyan aleminin bütün kutsal eserlerini Ayasofya'ya getirtmiş, yapının en kutsal yeri olan kriptanın içine yerleştirmişti. Çalışmaya devam ettim. Ayasofya'nın şimdiki ana giriş kapısının birkaç metre ilerisinde, yine binanın altına doğru giden dehlizler olduğunu fark ettim. İki taraftan Ayasofya'nın altına doğru uzanan tüneller-dehlizler vardı.
AYASOFYA'NIN KRİPTASI BULUNMALI
Durum belliydi, Ayasofya'nın altında kimselerin bilmediği bir başka Ayasofya daha vardı. Ancak kimse mimarlık ve insanlık tarihinin en önemli anıt yapısı olan Ayasofya'nın altındaki tünelleri-dehlizleri-geçitleri-oda ve bölmeleri yazmamış-görmemiş-anlatmamıştı. İşte bu yüzden aynı konuyu, şimdi yeniden yazıyorum. Diyorum ki; Ayasofya'nın altında, tam da Hz. İsa ile Hz. Meryem mozaiğinin bulunduğu alanda, şimdiye kadar kimselerin içine giremediği bir bölme olmalıdır. Ve o noktada mutlaka bir kazı yapılmalıdır.
Ayasofya'nın kriptası bulunmalı, o kapı açılmalıdır. Döneminin en güçlü imparatorunun oraya neler koyduğu, artık ortaya çıkartılmalıdır. Diyorum ki, belki de Kutsal Kase, yani Hz. İsa'nın kutsal kalıntıları ya da kimbilir belki gerildiği çarmıhın parçaları oradadır. Ayasofya'nın kendisini bu kadar muazzam inşa edebilen akıl, yapının en kutsal yerine bütün dünyayı ilgilendirecek önemde şeyler bırakmış olmalıdır. Açıp, bakmaya değmez mi?..
Yorumlar
SON DAKİKA
İspanya’nın savaş karşıtı olması ilişkileri güçlendirdiİspanya’nın uluslararası krizler karşısında sergilediği savaş karşıtı tutumun da etkisiyle oluşan bu atmosfer, İspanyol vatandaşlarının Türk vatandaşlarına yönelik vize kolaylığı sağlanması için imza kampanyası başlatmasına kadar uzandı.08 Mart 2026 Pazar 17:54GÜNDEM
İstanbul’un Atlantis’i: Sular altındaki "Lanetli" 10. ada Vordonisi!Yüzyıllarca sadece balıkçıların "oltalarımız kayalara takılıyor" dediği bir efsane olarak kalan Vordonisi, Fener Rum Patrikhanesi’nin MS 500 tarihli tozlu arşivlerinden çıkan bir haritayla yeniden doğdu.07 Mart 2026 Cumartesi 12:00TURİZM
ITB Berlin: Savaşın gölgesinde diyalog ve dayanıklılık gösterdiDünyanın önde gelen B2B seyahat fuarı, İTB Berlin 2026, 60. yıldönümünde çok sayıda kaynak ve hedef pazardan yaklaşık 97.000 katılımcıyı bir araya getirdi.07 Mart 2026 Cumartesi 11:00MICE
Kadın Dostu Markalar Farkındalık Ödülleri sahiplerini bulduKadın Dostu Markalar Platformu tarafından düzenlenen 6. Uluslararası Kadın Dostu Markalar Farkındalık Ödülleri Töreni’nde toplumsal dönüşüme katkı sunan Türkiye’nin önde gelen markalardan 30 proje ödüllendirildi.07 Mart 2026 Cumartesi 10:00MICE
Lufthansa CEO'su, ilk Boeing 777X'i 2027'de bekliyorLufthansa Grubu CEO'su Carsten Spohr, Boeing teslimat gecikmesi yüzünen Lufthansa’da 40'tan fazla yeni uçağın alınamadığını söyledi. Geciken uçaklar arasında Boeing 787 ve 777X modelleri de bulunuyor.07 Mart 2026 Cumartesi 09:00ULAŞTIRMA
Raylar üzerinde “mermi trenler” seyahati değiştiriyorRaylarda hız yarışı sadece "çabuk varmak" ile ilgili değil. Hızlı trenler; uçaklara göre %90 daha az karbon salımı yapmaları, şehir merkezlerinden kalkış kolaylığı, dijital göçebeler için 5G bağlantısı sunmalarıyla turizmin geleceğini şekillendiriyor.06 Mart 2026 Cuma 18:30ULAŞTIRMA
Dünyada en çok turist öldürülen, güvensiz şehirlerTuristlerin en çok hayatını kaybettiği bölgeler genellikle suç oranının yüksek olduğu Latin Amerika ve Güney Afrika şehirleridir.06 Mart 2026 Cuma 18:00TURİZM
AIRBNB yapay zekâ ile yeniden yapılandırılıyorRezervasyon yapmanın ötesine geçen bir yapıya bürünen Airbnb, yapay zekayı temel yapısına entegre ederek teknolojik yeniden buluşlara yöneliyor.06 Mart 2026 Cuma 17:30KONAKLAMA
Sİngapur 15 yılda MICE'ı iki katına çıkarmayı hnedeflediSingapur, önümüzdeki 15 yıl içinde MICE (Toplantı, Teşvik, Konferans ve Sergi) sektörünü üç katına çıkarmayı planlıyor.06 Mart 2026 Cuma 17:00MICE
Brezilya, 2026 Karnavalı'nda yabancı ziyaretçi rekoruBrezilya Turizm Bakanlığı ve Embratur'un resmi rakamlarına göre, 2026 Karnavalı'na 300.000 yabancı ziyaretçi geldi; bu rakam 2025'e göre %17'lik bir artış anlamına geliyor.06 Mart 2026 Cuma 16:31MICE
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2005 Türkiye Turizm











Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.