RUS TÜCCARIN PEMBE KÖŞK'Ü
Moskovanın tam kalbinde, Bolşoya Nikitskaya Caddesinde, binanın bahçesinde Türk bayrağı dalgalanıyor.85 yıldır diplomatik olarak Türk toprağı

07 Nisan 2009 Salı 09:00
TürkRus.Com
MOSKOVA- Moskova"nın tam kalbinde, Bolşoya Nikitskaya Caddesi"nde, önünden geçip gidenlerin hayranlıkla baktıkları tarihi bir köşk var. Ona Pembe Ev diyorlar. Pembe ve beyaz renlerin hakim olduğu bu görkemli binanın bahçesinde Türk bayrağı dalgalanıyor. Çünkü burası tam 85 yıldır diplomatik olarak Türk toprağı... Çünkü burası Türkiye"nin Moskova Büyükelçiliği rezidansı...
Moskova'da Rusça ve Türkçe olarak yayınlanan, Türkrus.Com ailesi üyesi "Kompas-Pusula" dergisinin son sayısında dikkat çeken bir röportaj var. Her zaman büyük ilgi ve merak uyandıran Türk Büyükelçiliği rezidansının kapısı Kompas-Pusula'ya açıldı, Bolşoya Nikitskaya"daki Türkiye Büyükelçiliği rezidansı "Pembe Ev"in öyküsünü, evsahibesi Oya Akıncı anlattı.

Tarihi 1900"e kadar uzanan bu bina sadece görkemiyle ilgiye değer değil. Klasik deyişle, eğer bu binanın dili olsa, duvarları tanık olduklarını anlatabilse ne şaşılası öyküler, ne tutkulu aşklar ve ne tarihe çentik atan olaylar çıkardı ortaya. Bir zengin işadamının metresiyle yaşadığı tutkulu ilişkiden, Sovyet devriminin ilk yıllarındaki çalkantılara kadar...
Köşkün şu anki evsahibesi Oya Akıncı, onun hakkını verecek kadar iyi biliyor her köşesini, her eşyasını ve tarihini. Türkiye"nin Moskova Büyükelçisi Halil Akıncı"nın eşi olan sefire hanım, aslında bir yıldan az bir süredir evsahibesi ama ne bu köşkün, ne de bu şehrin yabancısı. Halil Akıncı"nın daha önce Moskova"da görev yaptığı yıllarda, hem 1970"lerde, hem de 1990"ların başında bu şehirde yaşarken de köşkün sürekli konuklarından olduğu için kendisini hiç bir zaman yabancı hissetmemiş.
Bazı resepsiyonlarda Moskova"daki Türk toplumunun ve yabancı misyonun temsilcilerini de ağırlayan köşke bir kez ayak basanların ister istemez merak ettikleri nokta, köşkün tarihçesi. Hakkında birçok şehir efsanesi üretilen köşkün perde arkasını aralamak için soğuk bir aralık gününde kalkıp Bolşoya Nikitskaya 43 A adresine geliyoruz.
Oya Akıncı"dan köşkü dinlemek ayrı bir keyif. Çünkü Akıncı, köşke eşinin elçilik vazifesi nedeniyle yaşadığı bir ikamet gibi bakmıyor. Onun için bu köşk, keşfetmekle bitmeyen efsunlu bir güzellik. Her köşesinden tarih ve anılar fışkıran bir canlı abide. Her eşyasının hayranlık duyulacak kendi kişisel tarihi olan bir hazine. Ve Akıncı köşkü takdim etmeye başlıyor bize.
Köşkün arazisi, Çar"ın ava gittiği tarihi Moskova caddelerinden birinin üzerinde. Çar, bu arsaları kendisine en yakın hissettiği dostlarına armağan ediyor. 1883 yılına kadar köşkün değerli arazisi, kökleri ünlü yazar Lev Tolstoy"a kadar uzanan bazı aileler dahil, zenginler arasında el değiştirmiş. Bu tarihte Rus iş ve sanat çevrelerinde adı iyi bilinen ve 1905"te devrimciler tarafından kurşuna dizilen Savva Morozov tarafından satın alınmış. Arsanın kaderi, 1898"de Valentin Asigkritoviç Balin adlı devrin tekstil fabrikası sahibi, ünlü burjuva tarafından alınınca değişmiş. Balin, şu an Türkiye Büyükelçiliği olan rezidansı 1900-1901 yıllarında inşa ettirmiş. Projenin mimarlığını N. G. Zelenin yapmış. Rus Çarlık ampirik mimarisinin en güzel örneklerinden biri sayılıyor.

Rivayete göre Balin bu evi metresi için yaptırıyor. Hatta sürpriz olsun diye, tamamlanana kadar haber vermiyor. Ancak Balin"in bunca sevgisine ve emeğine rağmen, metresi evi gördüğünde beğenmiyor ve çekip gidiyor. Bu yüzden Balin"in de hiç oturmadan evi sattığı söyleniyor. Bugün bile köşkün ikinci katında, kabullerin yapıldığı orta odanın iki taraftaki devasa kapılarının üstünde metresin ve Balin"in metal dökme rölyefleri karşılıklı birbirine bakıyor. Aynı salonun sokağa balkan penceresinin yakınındaki genç kız tablosu da, Balin"in metresini resmediyor. Metresin adını bilen yok. Bir başka rivayet ise, reddilmeye dayanamayan aşık işadamının nce metresini öldürdüğü, sonra da intihar ettiği yolunda...
Balin"e yar olmayan köşk, 1917 Ekim Devrimi ile birlikte devletin eline geçiyor. 1919 yılında harabe bir hale dönüyor, Göçmenler ve Tutuklular Merkezi olarak kullanılıyor. 1922"de de yardım derneklerine veriliyor. Oya Akıncı, o günlerin olası ortamını Muhtemelen Dr. Jivago filmindekine benzer sahneler o zamanlar bu köşkte de yaşanıyordu diye tasavvur ediyor.
1923 yılında köşkün Bolşevik hükümet tarafından Dışişleri Bakanlığı emrine verilmesi ve yabancı misyonlara tahsis edilmesine izin verilmesiyle kaderi bir kez daha değişiyor. 1924"te köşk, Ali Fuat Cebesoy"un büyükelçiliği sırasında Türkiye Cumhuriyeti"ne önce kiralık olarak veriliyor. Hem elçilik binası, hem rezidans olarak kullanılıyor. 12 Mart 1973"te Türk hükümeti binanın mülkiyetini satın alıyor.
Büyükelçi Halil Akıncı ve eşi Oya Akıncı, Moskova"ya görevli olarak ilk kez 1975"te geliyorlar ve köşkü o günden beri biliyorlar. Yani 34 yılı bulan bir tanışlıklıkları var.
Köşkün giriş katında hemen solda elçinin 14. Louis stilini yansıtan çalışma odası ve nadir eserlerle süslü bir kütüphane var. Sağ tarafta caddeye bakan tarafta, Tudor mimarisinin olağanüstü örneği olan şömineli bir yemek salonu dikkat çekiyor. Köşkün arka tarafında ise misafir odası, oturma salonu gibi bölümler var. Olağanüstü merdivenleri çıkınca, sağ tarafta köşkün mücevherleri diyebileceğimiz, iç içe geçmiş üç salona çıkılıyor.

İlki müzik odası. Burası Çarlık devrinde köşkün sahiplerinin vce konuklarının piyano başında toplandıkları, en güzel konserlerin verildiği etkileyici salon. İyonik sütunları ve rölyefleriyle etkileyici. Tanrıça Diana vitrayları, Faberge ürünleri havayı daha da eşsiz kılıyor. İbrahim Çallı"nın fırçasından çıkan Atatürk portresi bu odaya katılmış en büyük zenginliklerin başında geliyor. 1936"da Moskova"yı ziyaret eden Çallı, bu gezinin anısına Atatürk tablosunu elçiliğe armağan etmiş. Onun dışında köşkün duvarlarında genellikle Fransız resaamlarının peyzaj tabloları var.
Onun hemen yanında oturma odası gibi kullanıldığı anlaşılan şömineli bir salon var. Buraya Napolyon tarzı yansımış. En sonda, muhtemelen evsahibinin en özel konuklarıyla sohbett ettiği dipteki oda ise Art Nouveavu tarzının en güzel örneğini yanısıtıyor. Özellikle bu odanın aynı tarzdaki avizesi tam bir sanat hazinesi. İkinci katın arka kısımlarında ise büyükelçi ailesinin mütevazı yaşam alanları var.
Biz her seferinde olduğu gibi rezidansın her duvarına, her eşyasına, her ayrıntısına hayranlıkla bakmaya devam ederken, evsahibemiz Oya Akıncı bambaşka bir gözle, tarihin ve anıların da süzgecinden geçirerek bakıyor elbette. Bir köşede, başbakanlığı döneminde 70"lerde gelen Bülent Ecevit ve eşi Rahşan Hanım ile sohbet ettikleri anı hatırlıyor. Öbür köşede devrin SSCB Dışişleri Bakanı Eduard Şevardnadze"nin eşine Türk moda defilesi yapışları gözünün önüne geliyor. Bir diğerinde devrin başbakanı Turgut Özal ve eşiyle sohbetleri kulağında çınlıyor. Toplamda 12 yılımız Moskova"da geçti. Bu köşkün bende sayısız anısı var diyor Oya Hanım.
Oya Akıncı, St. Petersburg yerine eski Ruslar gibi hala Leningrad diyecek kadar gerçek Moskovalı. Eski günlerin anılarını tüm renkleriyle hatırlayacak kadar Rusya"ya ve o günlere tutkuyla bağlı. Rusların tıpkı Türkler gibi gönül bağına çok değer verdiklerini, bize çok benzediklerini söylüyor. Bizim gibi sevecenler. Ruslarla bu kadar iyi anlaşmamızın nedeni birbirimize bu kadar çok benziyor olmamız. Biz de herhalde Rusya"yı, Moskova"yı Ruslar kadar yaşadık diye anlatırken sık sık farkında olmadan konuşmasına Rusça kelimeler bile katıyor. Brejnev döneminde, 1993"de Beyaz Ev"in bombalandığı tarihi günlerin tanıklığına kadar Oya Akıncı"nın Rusya"da yaşadığı pek çok şey var. Bu anılarını, tarihin tanığı olan Pembe Evin orta salonunda bize anlatırken o günlere dalıp gidiyor.
Bizi uğurlarken köşkün gözden kaçacak bazı eksiklerini bulup not ediyor, bazı eşyaları düzeltiyor, her adımda bu köşkle yaşadığı hissine kapılıyorsunuz. Ve bu muhteşem köşkün sağlam ellere emanet olduğunu görüp huzurla soğuk Moskova sokağına çıkıyoruz. Pembe Ev"in öyküsünü öğrenmiş olarak...
MOSKOVA- Moskova"nın tam kalbinde, Bolşoya Nikitskaya Caddesi"nde, önünden geçip gidenlerin hayranlıkla baktıkları tarihi bir köşk var. Ona Pembe Ev diyorlar. Pembe ve beyaz renlerin hakim olduğu bu görkemli binanın bahçesinde Türk bayrağı dalgalanıyor. Çünkü burası tam 85 yıldır diplomatik olarak Türk toprağı... Çünkü burası Türkiye"nin Moskova Büyükelçiliği rezidansı...
Moskova'da Rusça ve Türkçe olarak yayınlanan, Türkrus.Com ailesi üyesi "Kompas-Pusula" dergisinin son sayısında dikkat çeken bir röportaj var. Her zaman büyük ilgi ve merak uyandıran Türk Büyükelçiliği rezidansının kapısı Kompas-Pusula'ya açıldı, Bolşoya Nikitskaya"daki Türkiye Büyükelçiliği rezidansı "Pembe Ev"in öyküsünü, evsahibesi Oya Akıncı anlattı.

Tarihi 1900"e kadar uzanan bu bina sadece görkemiyle ilgiye değer değil. Klasik deyişle, eğer bu binanın dili olsa, duvarları tanık olduklarını anlatabilse ne şaşılası öyküler, ne tutkulu aşklar ve ne tarihe çentik atan olaylar çıkardı ortaya. Bir zengin işadamının metresiyle yaşadığı tutkulu ilişkiden, Sovyet devriminin ilk yıllarındaki çalkantılara kadar...
Köşkün şu anki evsahibesi Oya Akıncı, onun hakkını verecek kadar iyi biliyor her köşesini, her eşyasını ve tarihini. Türkiye"nin Moskova Büyükelçisi Halil Akıncı"nın eşi olan sefire hanım, aslında bir yıldan az bir süredir evsahibesi ama ne bu köşkün, ne de bu şehrin yabancısı. Halil Akıncı"nın daha önce Moskova"da görev yaptığı yıllarda, hem 1970"lerde, hem de 1990"ların başında bu şehirde yaşarken de köşkün sürekli konuklarından olduğu için kendisini hiç bir zaman yabancı hissetmemiş.
Bazı resepsiyonlarda Moskova"daki Türk toplumunun ve yabancı misyonun temsilcilerini de ağırlayan köşke bir kez ayak basanların ister istemez merak ettikleri nokta, köşkün tarihçesi. Hakkında birçok şehir efsanesi üretilen köşkün perde arkasını aralamak için soğuk bir aralık gününde kalkıp Bolşoya Nikitskaya 43 A adresine geliyoruz.
Oya Akıncı"dan köşkü dinlemek ayrı bir keyif. Çünkü Akıncı, köşke eşinin elçilik vazifesi nedeniyle yaşadığı bir ikamet gibi bakmıyor. Onun için bu köşk, keşfetmekle bitmeyen efsunlu bir güzellik. Her köşesinden tarih ve anılar fışkıran bir canlı abide. Her eşyasının hayranlık duyulacak kendi kişisel tarihi olan bir hazine. Ve Akıncı köşkü takdim etmeye başlıyor bize.
Köşkün arazisi, Çar"ın ava gittiği tarihi Moskova caddelerinden birinin üzerinde. Çar, bu arsaları kendisine en yakın hissettiği dostlarına armağan ediyor. 1883 yılına kadar köşkün değerli arazisi, kökleri ünlü yazar Lev Tolstoy"a kadar uzanan bazı aileler dahil, zenginler arasında el değiştirmiş. Bu tarihte Rus iş ve sanat çevrelerinde adı iyi bilinen ve 1905"te devrimciler tarafından kurşuna dizilen Savva Morozov tarafından satın alınmış. Arsanın kaderi, 1898"de Valentin Asigkritoviç Balin adlı devrin tekstil fabrikası sahibi, ünlü burjuva tarafından alınınca değişmiş. Balin, şu an Türkiye Büyükelçiliği olan rezidansı 1900-1901 yıllarında inşa ettirmiş. Projenin mimarlığını N. G. Zelenin yapmış. Rus Çarlık ampirik mimarisinin en güzel örneklerinden biri sayılıyor.

Rivayete göre Balin bu evi metresi için yaptırıyor. Hatta sürpriz olsun diye, tamamlanana kadar haber vermiyor. Ancak Balin"in bunca sevgisine ve emeğine rağmen, metresi evi gördüğünde beğenmiyor ve çekip gidiyor. Bu yüzden Balin"in de hiç oturmadan evi sattığı söyleniyor. Bugün bile köşkün ikinci katında, kabullerin yapıldığı orta odanın iki taraftaki devasa kapılarının üstünde metresin ve Balin"in metal dökme rölyefleri karşılıklı birbirine bakıyor. Aynı salonun sokağa balkan penceresinin yakınındaki genç kız tablosu da, Balin"in metresini resmediyor. Metresin adını bilen yok. Bir başka rivayet ise, reddilmeye dayanamayan aşık işadamının nce metresini öldürdüğü, sonra da intihar ettiği yolunda...
Balin"e yar olmayan köşk, 1917 Ekim Devrimi ile birlikte devletin eline geçiyor. 1919 yılında harabe bir hale dönüyor, Göçmenler ve Tutuklular Merkezi olarak kullanılıyor. 1922"de de yardım derneklerine veriliyor. Oya Akıncı, o günlerin olası ortamını Muhtemelen Dr. Jivago filmindekine benzer sahneler o zamanlar bu köşkte de yaşanıyordu diye tasavvur ediyor.
1923 yılında köşkün Bolşevik hükümet tarafından Dışişleri Bakanlığı emrine verilmesi ve yabancı misyonlara tahsis edilmesine izin verilmesiyle kaderi bir kez daha değişiyor. 1924"te köşk, Ali Fuat Cebesoy"un büyükelçiliği sırasında Türkiye Cumhuriyeti"ne önce kiralık olarak veriliyor. Hem elçilik binası, hem rezidans olarak kullanılıyor. 12 Mart 1973"te Türk hükümeti binanın mülkiyetini satın alıyor.
Büyükelçi Halil Akıncı ve eşi Oya Akıncı, Moskova"ya görevli olarak ilk kez 1975"te geliyorlar ve köşkü o günden beri biliyorlar. Yani 34 yılı bulan bir tanışlıklıkları var.
Köşkün giriş katında hemen solda elçinin 14. Louis stilini yansıtan çalışma odası ve nadir eserlerle süslü bir kütüphane var. Sağ tarafta caddeye bakan tarafta, Tudor mimarisinin olağanüstü örneği olan şömineli bir yemek salonu dikkat çekiyor. Köşkün arka tarafında ise misafir odası, oturma salonu gibi bölümler var. Olağanüstü merdivenleri çıkınca, sağ tarafta köşkün mücevherleri diyebileceğimiz, iç içe geçmiş üç salona çıkılıyor.

İlki müzik odası. Burası Çarlık devrinde köşkün sahiplerinin vce konuklarının piyano başında toplandıkları, en güzel konserlerin verildiği etkileyici salon. İyonik sütunları ve rölyefleriyle etkileyici. Tanrıça Diana vitrayları, Faberge ürünleri havayı daha da eşsiz kılıyor. İbrahim Çallı"nın fırçasından çıkan Atatürk portresi bu odaya katılmış en büyük zenginliklerin başında geliyor. 1936"da Moskova"yı ziyaret eden Çallı, bu gezinin anısına Atatürk tablosunu elçiliğe armağan etmiş. Onun dışında köşkün duvarlarında genellikle Fransız resaamlarının peyzaj tabloları var.
Onun hemen yanında oturma odası gibi kullanıldığı anlaşılan şömineli bir salon var. Buraya Napolyon tarzı yansımış. En sonda, muhtemelen evsahibinin en özel konuklarıyla sohbett ettiği dipteki oda ise Art Nouveavu tarzının en güzel örneğini yanısıtıyor. Özellikle bu odanın aynı tarzdaki avizesi tam bir sanat hazinesi. İkinci katın arka kısımlarında ise büyükelçi ailesinin mütevazı yaşam alanları var.
Biz her seferinde olduğu gibi rezidansın her duvarına, her eşyasına, her ayrıntısına hayranlıkla bakmaya devam ederken, evsahibemiz Oya Akıncı bambaşka bir gözle, tarihin ve anıların da süzgecinden geçirerek bakıyor elbette. Bir köşede, başbakanlığı döneminde 70"lerde gelen Bülent Ecevit ve eşi Rahşan Hanım ile sohbet ettikleri anı hatırlıyor. Öbür köşede devrin SSCB Dışişleri Bakanı Eduard Şevardnadze"nin eşine Türk moda defilesi yapışları gözünün önüne geliyor. Bir diğerinde devrin başbakanı Turgut Özal ve eşiyle sohbetleri kulağında çınlıyor. Toplamda 12 yılımız Moskova"da geçti. Bu köşkün bende sayısız anısı var diyor Oya Hanım.
Oya Akıncı, St. Petersburg yerine eski Ruslar gibi hala Leningrad diyecek kadar gerçek Moskovalı. Eski günlerin anılarını tüm renkleriyle hatırlayacak kadar Rusya"ya ve o günlere tutkuyla bağlı. Rusların tıpkı Türkler gibi gönül bağına çok değer verdiklerini, bize çok benzediklerini söylüyor. Bizim gibi sevecenler. Ruslarla bu kadar iyi anlaşmamızın nedeni birbirimize bu kadar çok benziyor olmamız. Biz de herhalde Rusya"yı, Moskova"yı Ruslar kadar yaşadık diye anlatırken sık sık farkında olmadan konuşmasına Rusça kelimeler bile katıyor. Brejnev döneminde, 1993"de Beyaz Ev"in bombalandığı tarihi günlerin tanıklığına kadar Oya Akıncı"nın Rusya"da yaşadığı pek çok şey var. Bu anılarını, tarihin tanığı olan Pembe Evin orta salonunda bize anlatırken o günlere dalıp gidiyor.
Bizi uğurlarken köşkün gözden kaçacak bazı eksiklerini bulup not ediyor, bazı eşyaları düzeltiyor, her adımda bu köşkle yaşadığı hissine kapılıyorsunuz. Ve bu muhteşem köşkün sağlam ellere emanet olduğunu görüp huzurla soğuk Moskova sokağına çıkıyoruz. Pembe Ev"in öyküsünü öğrenmiş olarak...
Yorumlar
SON DAKİKA
İspanya’nın savaş karşıtı olması ilişkileri güçlendirdiİspanya’nın uluslararası krizler karşısında sergilediği savaş karşıtı tutumun da etkisiyle oluşan bu atmosfer, İspanyol vatandaşlarının Türk vatandaşlarına yönelik vize kolaylığı sağlanması için imza kampanyası başlatmasına kadar uzandı.08 Mart 2026 Pazar 17:54GÜNDEM
İstanbul’un Atlantis’i: Sular altındaki "Lanetli" 10. ada Vordonisi!Yüzyıllarca sadece balıkçıların "oltalarımız kayalara takılıyor" dediği bir efsane olarak kalan Vordonisi, Fener Rum Patrikhanesi’nin MS 500 tarihli tozlu arşivlerinden çıkan bir haritayla yeniden doğdu.07 Mart 2026 Cumartesi 12:00TURİZM
ITB Berlin: Savaşın gölgesinde diyalog ve dayanıklılık gösterdiDünyanın önde gelen B2B seyahat fuarı, İTB Berlin 2026, 60. yıldönümünde çok sayıda kaynak ve hedef pazardan yaklaşık 97.000 katılımcıyı bir araya getirdi.07 Mart 2026 Cumartesi 11:00MICE
Kadın Dostu Markalar Farkındalık Ödülleri sahiplerini bulduKadın Dostu Markalar Platformu tarafından düzenlenen 6. Uluslararası Kadın Dostu Markalar Farkındalık Ödülleri Töreni’nde toplumsal dönüşüme katkı sunan Türkiye’nin önde gelen markalardan 30 proje ödüllendirildi.07 Mart 2026 Cumartesi 10:00MICE
Lufthansa CEO'su, ilk Boeing 777X'i 2027'de bekliyorLufthansa Grubu CEO'su Carsten Spohr, Boeing teslimat gecikmesi yüzünen Lufthansa’da 40'tan fazla yeni uçağın alınamadığını söyledi. Geciken uçaklar arasında Boeing 787 ve 777X modelleri de bulunuyor.07 Mart 2026 Cumartesi 09:00ULAŞTIRMA
Raylar üzerinde “mermi trenler” seyahati değiştiriyorRaylarda hız yarışı sadece "çabuk varmak" ile ilgili değil. Hızlı trenler; uçaklara göre %90 daha az karbon salımı yapmaları, şehir merkezlerinden kalkış kolaylığı, dijital göçebeler için 5G bağlantısı sunmalarıyla turizmin geleceğini şekillendiriyor.06 Mart 2026 Cuma 18:30ULAŞTIRMA
Dünyada en çok turist öldürülen, güvensiz şehirlerTuristlerin en çok hayatını kaybettiği bölgeler genellikle suç oranının yüksek olduğu Latin Amerika ve Güney Afrika şehirleridir.06 Mart 2026 Cuma 18:00TURİZM
AIRBNB yapay zekâ ile yeniden yapılandırılıyorRezervasyon yapmanın ötesine geçen bir yapıya bürünen Airbnb, yapay zekayı temel yapısına entegre ederek teknolojik yeniden buluşlara yöneliyor.06 Mart 2026 Cuma 17:30KONAKLAMA
Sİngapur 15 yılda MICE'ı iki katına çıkarmayı hnedeflediSingapur, önümüzdeki 15 yıl içinde MICE (Toplantı, Teşvik, Konferans ve Sergi) sektörünü üç katına çıkarmayı planlıyor.06 Mart 2026 Cuma 17:00MICE
Brezilya, 2026 Karnavalı'nda yabancı ziyaretçi rekoruBrezilya Turizm Bakanlığı ve Embratur'un resmi rakamlarına göre, 2026 Karnavalı'na 300.000 yabancı ziyaretçi geldi; bu rakam 2025'e göre %17'lik bir artış anlamına geliyor.06 Mart 2026 Cuma 16:31MICE
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2005 Türkiye Turizm











Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.