İSTANBUL 2010'A GİRERKEN
UNESCO'nun amacı tarihi ve kültürel varlıkların korunması için "Dünya Mirası Listesi"ne girmek yanında ülkelere ağır sorumluluklar da yüklüyor.

30 Ağustos 2009 Pazar 21:00
Müge Akgün
UNESCO'nun 1972 yılında hayata geçirdiği "Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunması Sözleşmesi"ne Türkiye on yıl sonra imzacı olmuştu. İlk heyecan ve hevesle 38 kültürel, 23 doğal eserden oluşan bir liste Dünya Mirası Komitesi'ne iletildi. Ayasofya, Aya İrini, Zeyrek Camii, Tarihi Surlar, Süleymaniye ve çevresi ile İstanbul, 1985 yılında listeye ilk giren yerler arasındaydı.
Ancak UNESCO'nun amacı tarihi ve kültürel varlıkların korunmasını sağlamak olan "Dünya Mirası Listesi"ne girmek şöhretin yanı sıra ülkelere ağır sorumluluklar da yüklüyor. Sorumluluğunuzu yerine getiremediğinizde listeden çıkarılma tehlikesiyle karşı karşıya kalıyorsunuz. Listede yer almanın ülkelerin turizm gelirlerine büyük bir katkısı var. UNESCO bu eserlerin restorasyonuna ve doğal afetler ya da savaş nedeniyle başına herhangi bir şey geldiğinde maddi destek de veriyor.
İstanbul 2003 yılında sorumluluklarını ve adaylık dosyasındaki taahhütlerini yerine getiremediği için Dünya Mirası Listesi'nden çıkarılıp "Tehlike Altındaki Kültürel Miras Listesi"ne alınma tehlikesi ile karşı karşıya kaldı.
Aradan altı yıl geçmesine karşın bu tehlike hâlâ devam ediyor. Eserler niteliklerini kaybedecek kadar bozulurlarsa listeden çıkarılabilecek. UNESCO'nun uluslararası kurulu listeye aldığı kentlerin ya da eserlerin akıbetini de kontrol ediyor. Mesela mimari projesini Kadir Topbaş'ın çizdiği boynuz şeklindeki Haliç Köprüsü'ne bir dünya mirası olan Süleymaniye Camii'nin siluetini etkilediği için karşı çıkıyor. Bir zamanlar Mısır'da Giza piramitlerinin yanından otoyol geçmesini engellediği gibi.
Ama İstanbul Büyükşehir Belediyesi "Biz nasıl böyle bir detayı düşünemedik" diye hayıflanacağına, kültürel mirasa saygılı olmadığını kanıtlarcasına Silivri Ortaköy'deki tarihi bir kilisenin cami olarak restore edilmesini üstleniyor. Milliyet gazetesinden Şenol Demirci'nin verdiği bilgilere göre Silivri'deki Aziz Dimitrios Kilisesi Ayasofya, Selimiye ve Süleymaniye ile aynı koruma özelliklerine sahip.
Onlardan tek farkı, şu an harap durumda olması. Eğer tarihi yarımadada olsaydı zaten UNESCO böyle bir değişime izin vermezdi. 1 No'lu Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu Başkanı Sait Başaran "Diskotek mi olsaydı; camiye izin verdik, kötü mü ettik" demiş. Herhalde müze, kütüphane, sergi mekânı gibi olasılıklar Başaran'ın aklına gelmedi.
Geçmişte sıkça dillendirilen tarihi bir yapının bu yolla korunuyor olması bahanesi de son günlerde sıkça dillendirilen etnik ve dinsel kimliğe dayanmayan vatandaşlık anlayışına hiç uymuyor. Söylemeye bile gerek yok ama vatandaşlık tanımı sadece anayasalarda yapılmaz. Söyleme ve eyleme de yansır.
"Mütekabiliyete" çok önem verenler yine "Yunanistan'da bir tek cami bile yok, İspanya'da Cordoba Camii'nde ibadete bir kez bile izin verilmedi. Kimsenin bir şey söylemeye hakkı yok" diyebilir. Hatta demeye başladılar bile. Ben, dünya miraslarına saygılı olduğumuzu, geçmiş hatalarımızı artık tekrarlamadığımızı, bu konuda değiştiğimizi göstermeyi isterdim. Bir kez de yol gösterici olmayı denesek olmaz mı?
Neyse ki sağduyulu bir Kültür ve Turizm Bakanımız var da duruma el koydu. Kararı yeniden incelenmesi için kurula geri gönderdi, bakalım nasıl sonuçlanacak.
UNESCO'nun 1972 yılında hayata geçirdiği "Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunması Sözleşmesi"ne Türkiye on yıl sonra imzacı olmuştu. İlk heyecan ve hevesle 38 kültürel, 23 doğal eserden oluşan bir liste Dünya Mirası Komitesi'ne iletildi. Ayasofya, Aya İrini, Zeyrek Camii, Tarihi Surlar, Süleymaniye ve çevresi ile İstanbul, 1985 yılında listeye ilk giren yerler arasındaydı.
Ancak UNESCO'nun amacı tarihi ve kültürel varlıkların korunmasını sağlamak olan "Dünya Mirası Listesi"ne girmek şöhretin yanı sıra ülkelere ağır sorumluluklar da yüklüyor. Sorumluluğunuzu yerine getiremediğinizde listeden çıkarılma tehlikesiyle karşı karşıya kalıyorsunuz. Listede yer almanın ülkelerin turizm gelirlerine büyük bir katkısı var. UNESCO bu eserlerin restorasyonuna ve doğal afetler ya da savaş nedeniyle başına herhangi bir şey geldiğinde maddi destek de veriyor.
İstanbul 2003 yılında sorumluluklarını ve adaylık dosyasındaki taahhütlerini yerine getiremediği için Dünya Mirası Listesi'nden çıkarılıp "Tehlike Altındaki Kültürel Miras Listesi"ne alınma tehlikesi ile karşı karşıya kaldı.
Aradan altı yıl geçmesine karşın bu tehlike hâlâ devam ediyor. Eserler niteliklerini kaybedecek kadar bozulurlarsa listeden çıkarılabilecek. UNESCO'nun uluslararası kurulu listeye aldığı kentlerin ya da eserlerin akıbetini de kontrol ediyor. Mesela mimari projesini Kadir Topbaş'ın çizdiği boynuz şeklindeki Haliç Köprüsü'ne bir dünya mirası olan Süleymaniye Camii'nin siluetini etkilediği için karşı çıkıyor. Bir zamanlar Mısır'da Giza piramitlerinin yanından otoyol geçmesini engellediği gibi.
Ama İstanbul Büyükşehir Belediyesi "Biz nasıl böyle bir detayı düşünemedik" diye hayıflanacağına, kültürel mirasa saygılı olmadığını kanıtlarcasına Silivri Ortaköy'deki tarihi bir kilisenin cami olarak restore edilmesini üstleniyor. Milliyet gazetesinden Şenol Demirci'nin verdiği bilgilere göre Silivri'deki Aziz Dimitrios Kilisesi Ayasofya, Selimiye ve Süleymaniye ile aynı koruma özelliklerine sahip.
Onlardan tek farkı, şu an harap durumda olması. Eğer tarihi yarımadada olsaydı zaten UNESCO böyle bir değişime izin vermezdi. 1 No'lu Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu Başkanı Sait Başaran "Diskotek mi olsaydı; camiye izin verdik, kötü mü ettik" demiş. Herhalde müze, kütüphane, sergi mekânı gibi olasılıklar Başaran'ın aklına gelmedi.
Geçmişte sıkça dillendirilen tarihi bir yapının bu yolla korunuyor olması bahanesi de son günlerde sıkça dillendirilen etnik ve dinsel kimliğe dayanmayan vatandaşlık anlayışına hiç uymuyor. Söylemeye bile gerek yok ama vatandaşlık tanımı sadece anayasalarda yapılmaz. Söyleme ve eyleme de yansır.
"Mütekabiliyete" çok önem verenler yine "Yunanistan'da bir tek cami bile yok, İspanya'da Cordoba Camii'nde ibadete bir kez bile izin verilmedi. Kimsenin bir şey söylemeye hakkı yok" diyebilir. Hatta demeye başladılar bile. Ben, dünya miraslarına saygılı olduğumuzu, geçmiş hatalarımızı artık tekrarlamadığımızı, bu konuda değiştiğimizi göstermeyi isterdim. Bir kez de yol gösterici olmayı denesek olmaz mı?
Neyse ki sağduyulu bir Kültür ve Turizm Bakanımız var da duruma el koydu. Kararı yeniden incelenmesi için kurula geri gönderdi, bakalım nasıl sonuçlanacak.
Yorumlar
SON DAKİKA
İspanya’nın savaş karşıtı olması ilişkileri güçlendirdiİspanya’nın uluslararası krizler karşısında sergilediği savaş karşıtı tutumun da etkisiyle oluşan bu atmosfer, İspanyol vatandaşlarının Türk vatandaşlarına yönelik vize kolaylığı sağlanması için imza kampanyası başlatmasına kadar uzandı.08 Mart 2026 Pazar 17:54GÜNDEM
İstanbul’un Atlantis’i: Sular altındaki "Lanetli" 10. ada Vordonisi!Yüzyıllarca sadece balıkçıların "oltalarımız kayalara takılıyor" dediği bir efsane olarak kalan Vordonisi, Fener Rum Patrikhanesi’nin MS 500 tarihli tozlu arşivlerinden çıkan bir haritayla yeniden doğdu.07 Mart 2026 Cumartesi 12:00TURİZM
ITB Berlin: Savaşın gölgesinde diyalog ve dayanıklılık gösterdiDünyanın önde gelen B2B seyahat fuarı, İTB Berlin 2026, 60. yıldönümünde çok sayıda kaynak ve hedef pazardan yaklaşık 97.000 katılımcıyı bir araya getirdi.07 Mart 2026 Cumartesi 11:00MICE
Kadın Dostu Markalar Farkındalık Ödülleri sahiplerini bulduKadın Dostu Markalar Platformu tarafından düzenlenen 6. Uluslararası Kadın Dostu Markalar Farkındalık Ödülleri Töreni’nde toplumsal dönüşüme katkı sunan Türkiye’nin önde gelen markalardan 30 proje ödüllendirildi.07 Mart 2026 Cumartesi 10:00MICE
Lufthansa CEO'su, ilk Boeing 777X'i 2027'de bekliyorLufthansa Grubu CEO'su Carsten Spohr, Boeing teslimat gecikmesi yüzünen Lufthansa’da 40'tan fazla yeni uçağın alınamadığını söyledi. Geciken uçaklar arasında Boeing 787 ve 777X modelleri de bulunuyor.07 Mart 2026 Cumartesi 09:00ULAŞTIRMA
Raylar üzerinde “mermi trenler” seyahati değiştiriyorRaylarda hız yarışı sadece "çabuk varmak" ile ilgili değil. Hızlı trenler; uçaklara göre %90 daha az karbon salımı yapmaları, şehir merkezlerinden kalkış kolaylığı, dijital göçebeler için 5G bağlantısı sunmalarıyla turizmin geleceğini şekillendiriyor.06 Mart 2026 Cuma 18:30ULAŞTIRMA
Dünyada en çok turist öldürülen, güvensiz şehirlerTuristlerin en çok hayatını kaybettiği bölgeler genellikle suç oranının yüksek olduğu Latin Amerika ve Güney Afrika şehirleridir.06 Mart 2026 Cuma 18:00TURİZM
AIRBNB yapay zekâ ile yeniden yapılandırılıyorRezervasyon yapmanın ötesine geçen bir yapıya bürünen Airbnb, yapay zekayı temel yapısına entegre ederek teknolojik yeniden buluşlara yöneliyor.06 Mart 2026 Cuma 17:30KONAKLAMA
Sİngapur 15 yılda MICE'ı iki katına çıkarmayı hnedeflediSingapur, önümüzdeki 15 yıl içinde MICE (Toplantı, Teşvik, Konferans ve Sergi) sektörünü üç katına çıkarmayı planlıyor.06 Mart 2026 Cuma 17:00MICE
Brezilya, 2026 Karnavalı'nda yabancı ziyaretçi rekoruBrezilya Turizm Bakanlığı ve Embratur'un resmi rakamlarına göre, 2026 Karnavalı'na 300.000 yabancı ziyaretçi geldi; bu rakam 2025'e göre %17'lik bir artış anlamına geliyor.06 Mart 2026 Cuma 16:31MICE
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2005 Türkiye Turizm











Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.