11 Ağustos 2026
  • İstanbul29°C
  • Ankara31°C
  • Antalya39°C

DENİZE ERİŞİM: İSTANBUL'UN 647 KİLOMETRELİK KIYILARI KİMİN?

Yaz aylarında İstanbul'un plajları ve Adalar'daki yoğunluk, kamusal alanlara erişim hakkını tartışmaya açtı. Peki uzun bir kıyı şeridine sahip kentin denizinden kimler yararlanabiliyor?

Denize erişim: İstanbul'un 647 kilometrelik kıyıları kimin?

11 Ağustos 2026 Salı 12:00

İSTANBUL -Yaz sıcaklarının etkisiyle İstanbul'un halk plajları ve Adalar hafta sonları dolup taşıyor. Ancak gündem yalnızca yoğunluk değil. İstanbul'un Caddebostan Halk Plajı'nda müzik açarak halay çeken bir grubun görüntüleri, sosyal medyada yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. Tartışma kısa sürede kamusal alanın nasıl kullanılabileceğine ilişkin yorumlara dönüştü. Son dönemde Adalar vapurlarındaki yoğunluğu gösteren görüntüler de benzer tartışmaları yeniden gündeme taşıyor.

Ancak bu tartışma, İstanbul'un kamusal kıyılarıyla ilgili daha temel bir soruyu da ortaya çıkarıyor:

Yaklaşık 16 milyon kişinin yaşadığı bir kentte insanlar neden yaz aylarında sınırlı sayıdaki plajda ve aynı vapur hatlarında buluşuyor?

Şehir plancılarına göre Caddebostan Plajı üzerinden yürütülen tartışma, plajdaki davranış biçimlerine indirgenemeyecek kadar geniş bir tabloya işaret ediyor. Sorun sadece kıyıya ulaşmak değil, kıyıdan yararlanmak.

DW Türkçe'ye konuşan İstanbul Üniversitesi'nden kent bilimci Prof. Dr. Pelin Pınar Giritlioğlu, İstanbul'daki sınırlı sayıdaki halk plajında ve Adalar vapurlarında yaşanan yoğunluğun yalnızca yaz aylarına özgü bir hareketlilik olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söylüyor. Giritlioğlu, bu yoğunluğun insanların denize, kamusal alanlara ve rekreasyon alanlarına erişme isteğini ve gündelik hayatın yoğunluğu içindeki deşarj olma ihtiyacını yansıttığını belirtiyor.

647 kilometre kıyı var ama herkes ulaşamıyor

İstanbul Planlama Ajansı'nın (İPA) bu yıl yayımladığı "İstanbul'da Mavi Kamusallık: Gündelik Hayatta Denizle Temaslar" araştırması, İstanbul'un denizle ilişkisine dair dikkat çekici veriler ortaya koyuyor.

Rapora göre İstanbul'un toplam kıyı uzunluğu 647 kilometreye ulaşıyor. Bu kıyıların yüzde 69'u erişilebilir durumda bulunurken yüzde 12'si yarı geçirgen, yüzde 20'si ise geçişe ve kullanıma kapalı alanlardan oluşuyor.

istanbul-plajlari.jpgİstanbul'da yaşayanların büyük bir kısmının kıyıya kolay erişimi bulunmuyor

Araştırma, kıyıların fiziksel olarak var olmasının herkesin denize kolay ulaşabildiği anlamına gelmediğini de gösteriyor. Nitekim İstanbul'da kent nüfusunun yalnızca yüzde 12'si kıyıya yaya olarak 15 dakika içinde ulaşabiliyor.

Buna göre yaklaşık 1,8 milyon kişiye karşılık gelen bu grubun dışında kalan büyük çoğunluk denize ulaşabilmek için toplu ulaşım ya da özel araç kullanmak zorunda kalıyor. Kıyıya yaya olarak 30 dakika içinde erişebilenlerin oranı ise yüzde 27'ye çıkıyor.

Giritlioğlu, İPA verilerinin sosyal medyada tartışılan görüntüleri anlamak açısından önemli olduğunu ifade ediyor.

"Kent nüfusunun önemli bölümünün aslında kıyılara erişimle ilgili bir problemi bulunuyor. O yüzden de rekreatif ihtiyaçlarını gidermek üzere olabildiğince Adalar gibi, çok sınırlı sayıdaki plajlar gibi fırsatları ulaşmaya, erişmeye çalışıyorlar."

Kamusal alan herkesin ama kuralları da var

Sosyal medyadaki tartışmalarda öne çıkan yorumların önemli bölümü, kamusal alanın nasıl kullanılabileceğine odaklanıyor. Plajda halay çekilmesini eleştiren paylaşımlar kadar bunun kamusal alanın doğal bir kullanımı olduğunu savunan yorumlar da dikkati çekiyor.

Giritlioğlu, bu tartışmanın kamusal alanın temel niteliğini yeniden hatırlatması gerektiğini söylüyor.

"Bir kere kamusal alanın herkese açık, herkes açısından erişilebilir ve herkesin kullanımına sunulmuş bir yer olduğunu hatırlatarak başlamak isterim" diyen Giritlioğlu, bunun herkesin kamusal alanda istediğini yapabileceği anlamına gelmediğini de vurguluyor. "Bizlerin özgürlükleri başkasının özgürlüğünün sınırlandığı noktada biter" ifadesini kullanan Giritlioğlu, şöyle devam ediyor:

"Ama elbette ki herkes istisnasız kamusal alanlardan yararlanma, bunlara serbestçe ve eşitçe erişim hakkına sahiptir. Davranış biçimleri bunun başka bir boyutudur."

Giritlioğlu'na göre sosyal medyada yürütülen tartışmalarda kamusal alanın kimlere ait olduğu sorusu öne çıksa da, asıl tartışılması gereken mesele bu alanların herkes için gerçekten eşit biçimde erişilebilir ve kullanılabilir olup olmadığı.

Sorun sadece kıyıya ulaşmak değil

Giritlioğlu, İstanbul'da kıyıların varlığı ile kıyıya erişim arasında önemli bir fark bulunduğunu, ancak meselenin bununla da sınırlı kalmadığını ifade ediyor.

"Kıyının varlığı da çok önemli ama kıyıya erişim de çok önemli" diyen Giritlioğlu, kıyıya ulaşmanın tek başına yeterli olmadığını söylüyor. "Kıyıdan yararlanmak, yani kıyının varlığı yetmiyor. Tamam kıyı orada var, bir şekilde eriştik ama erişmek de yetmiyor. Buradan nasıl yararlanabileceğimiz, yani eşit ve serbestçe buradan nasıl yararlanabileceğimiz de ayrı bir tartışma konusu" değerlendirmesinde bulunuyor.

istanbul-plajlari-001.jpgİstanbul'da Karaköy kıyısına Galataport'a sık sık dev yolcu gemileri yanaşıyor

Giritlioğlu, İstanbul'da birçok kıyı alanının fiilen kullanılamadığına dikkat çekiyor. Bazı kıyıların Galataport örneğinde olduğu gibi farklı kullanım biçimleri nedeniyle sınırlı kaldığını, bazı bölgelerde ise oteller ve özel kullanıma ayrılmış yapıların kıyıya erişimi zorlaştırdığını belirtiyor. Bu nedenle kıyıya ulaşmanın yanında kıyıdan eşit biçimde yararlanmanın da kamusal bir hak olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyor.

İstanbul'da 95 resmi yüzme alanı bulunuyor

İstanbul'daki resmi yüzme alanları kentin belirli bölgelerinde yoğunlaşıyor. İstanbul İl Yüzme Suyu Komisyonu bu yıl kent genelinde 95 noktayı resmi yüzme alanı olarak belirledi.

Bu alanlarda 15 Haziran ile 15 Eylül arasındaki yüzme sezonunda yaklaşık 15 günde bir su numunesi alınıyor. Analizlerde özellikle insan sağlığı açısından önem taşıyan Escherichia coli (E. coli) ve intestinal enterokok bakterileri izleniyor. Sonuçlar Sağlık Bakanlığı'nın Yüzme Suyu Takip Sistemi üzerinden kamuoyuyla paylaşılıyor.

İPA raporuna göre erişime açık kıyıların önemli bölümü Karadeniz sahillerinde yer alırken merkez ilçelerde kıyıya erişim görece daha sınırlı kalıyor. Sağlık Bakanlığı verileri de "mükemmel" sınıfındaki yüzme alanlarının önemli bölümünün Şile, Adalar, Silivri ve Çatalca'da bulunduğunu gösteriyor.

Bakanlığın 6 Ağustos tarihli verilerine göre İstanbul'daki resmi yüzme alanlarının 67'si "mükemmel" su kalitesi sınıfında yer alıyor. Bu alanların 21'i Şile'de, 17'si Adalar'da, 10'u Silivri'de bulunuyor. Çatalca'da 6, Arnavutköy'de 5, Büyükçekmece'de 4, Kadıköy'de 3 ve Beylikdüzü'nde ise 1 yüzme alanı "mükemmel" kalite sınıfında değerlendiriliyor. İkisi Arnavutköy, biri Silivri'de olmak üzere üç Mavi Bayraklı plajı bulunan kentte, denize girenlerin su kalitesinin yanı sıra akıntı ve güvenlik risklerine karşı da dikkatli olması gerekiyor.

Tatil yapamayanlar için kamusal kıyılar daha da önemli

İstanbul'da kamusal kıyılara yönelik yoğunluk,ekonomik koşulların dinlenme alışkanlıklarını nasıl etkilediği sorusunu da gündeme getiriyor.

istanbul-plajlari-002.jpgİstanbul'daki Florya Plajı

Türkiye İstatistik Kurumul'nun (TÜİK) 2025 yılı Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması'na göre Türkiye'de nüfusun yalnızca yüzde 49,5'i evden uzakta bir haftalık yıllık tatil masrafını karşılayabiliyor. Nüfusun yüzde 50,5'i ise ekonomik nedenlerle yılda bir haftalık tatil yapabilecek maddi imkana sahip olmadığını belirtiyor.

Gelir grupları arasındaki fark ise daha da dikkat çekiyor. Medyan gelirin yüzde 60'ının altında gelire sahip gruptakilerin yalnızca yüzde 12,7'si bir haftalık tatil masrafını karşılayabilirken, yüzde 87,3'ü bu masrafı karşılayamıyor. Medyan gelirin yüzde 60 ila 120'si arasında olan grupta tatil masrafını karşılayabilenlerin oranı yüzde 37,8'de kalırken, medyan gelirin yüzde 120'sinden fazla gelire sahip grupta yüzde 81'e yükseliyor.

Bu tablo, ücretsiz ya da düşük maliyetli kamusal alanların önemini daha da artırıyor. Sahiller, halk plajları ve Adalar, yaz aylarında uzun süreli tatil yapma imkanı bulamayan çok sayıda kişi için günübirlik dinlenmenin başlıca alanları arasında yer alıyor.

Deniz ulaşımındaki yoğunluk da artıyor

Yaz aylarında kıyılara yönelik talep deniz ulaşımına da yansıyor.

Şehir Hatları, yaz tarifesinde kent genelinde 32 hatta günde ortalama 839 sefer düzenliyor.

Yaz döneminde özellikle Adalar hatlarına yönelik seferler artırılırken Kabataş-Adalar, Maltepe-Adalar ve Tuzla-Pendik-Adalar hatları güçlendiriliyor. Bostancı-Adalar hattındaki gece seferleri de yaz boyunca devam ediyor.

Son haftalarda sosyal medyada sıkça paylaşılan vapur kuyrukları ve dolu seferler de özellikle hafta sonlarında Adalar'a yönelen yoğun talebi gözler önüne seriyor.

"Kıyıya erişim bir kent hakkı"

Giritlioğlu, kıyıya erişimin yalnızca ulaşım ya da şehir planlaması meselesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söylüyor.

"Bu bir kent hakkı. Bu bir rekreasyon hakkı ve herkese tanınmış bir hak. Anayasayla verilmiş bir hak" diyen Giritlioğlu, kıyı alanlarına ilişkin bütün planlamaların da bu hak temel alınarak yapılması gerektiğini belirtiyor. Planlamanın temel ilkesinin herkesin kıyılardan eşit biçimde yararlanmasını sağlamak olduğunu ifade ediyor.

Giritlioğlu'na göre kıyılardaki yoğunluğun çözümü yalnızca daha fazla vapur seferi koymakla sınırlı değil. Kıyılara ve Adalar'a yönelik ziyaretçi yönetiminin bütüncül biçimde ele alınması gerektiğini vurguluyor.

"Bu ziyaretçi yönetim planı sadece aslında Ada'yı kapsayacak bir planda olmamalı. Buna karşı kıyıları ile birlikte bir bütün olarak bakan bir plan yapılmalı diye düşünüyorum" diyen Giritlioğlu, deniz ulaşımının da bu planlamanın bir parçası olması gerektiğini söylüyor. Bazı hatlarda seferlerin artırılabileceğini, çok yoğun noktalarda ise ziyaretçi yönetimiyle talebin dengelenebileceğini ifade ediyor.

Giritlioğlu, "Ancak bu şekilde bir bütün olarak bunu planlayabilirsek, bir ulaşım planı haline getirebilirsek ve kent planıyla da entegre edebilirsek, o zaman daha sağlıklı ve verimli bir sonuç almış ve halkın kıyılara daha dengeli, daha sağlıklı, daha hakça ve eşitçe adil bir şekilde erişimini de sağlamış olabiliriz" değerlendirmesinde bulunuyor.

Kaynak: DW Pelin Ünker
Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
SON DAKİKA