EKONOMİK DURUM
İSTANBUL- Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, "Döviz hareketliliğinin arkasında Fedin faiz artırma beklentisi var" dedi. Şimşek, Dövizdeki dalgalanmalarla ilgili bir soru üzerine de son hareketliliğin arkasında büyük oranda Fedin faiz artırma beklentisinin olduğunu belirterek, "Son haftalarda Amerikadan gelen veriler ve Fed başkanının yaptığı açıklamalar nedeniyle mart ayında artık neredeyse yüzde 100 olasılıkla bir faiz artışı fiyatlanmaya başladı. Faiz artışının fiyatlanmış olması Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için olumlu değil. Çünkü dış finansmana ihtiyacı olan ülkeler için fon akışını etkileyecek bir faktör. Bu doları güçlendiren bir faktör." değerlendirmesinde bulundu.
"Belirsizliğin azalması liraya olumlu yansır"
Ekonominin bir miktar yavaşlamasına rağmen büyümenin devam ettiğini dile getiren Şimşek, "Bu son yıllarda Türkiyenin yaşadığı şokları herhangi bir ülke yaşasa belki o ülke çökmüştü ekonomik anlamda. Türkiye hala dimdik ayakta." şeklinde konuştu.Enflasyondaki yükselişe ilişkin bir soruya karşılık da Şimşek, bunun geçici olması için gereken tedbirleri aldıklarını ifade etti. Şimşek, liradaki değer kaybına ilişkin de şu değerlendirmelerde bulundu:"Eğer 16 Nisanda ülkenin önü açılır ve Türkiyedeki belirsizlik azalır, hemen arkasından hükümetimiz şu anda planladığı gibi kalan bütün diğer yapısal reformları hızlı bir şekilde yaparsa liradaki değer kaybı da devam etmez, kalıcı olmaz. Tabii küresel faktörler var, ben genel konuşuyorum. Yani Türkiye ekonomisindeki performans güçlenince liraya olumlu yönde yansır. Siyasi belirsizlik azaldığı zaman, reform potansiyeli, beklentileri arttığı zaman kesinlikle o da olumlu yansır."İşsizlik oranına ilişkin bir soru üzerine de son dönem yaşanan sıkıntıların, ekonomiye, turizme ve ihracata olumsuz yansıdığını ifade eden Şimşek, bunun sonucunda işsizliğin yüzde 12lere çıktığını, bunun tekrar tek hanelere düşürülebileceğini söyledi. Bunun Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin onaylanmasının ardından ekonominin canlanmasıyla ve ilave reformlarla başarılabileceğinin altını çizen Şimşek, hükümet olarak istihdamı artırmaya yönelik adımlar attıklarını ve atmaya devam edeceklerini kaydetti.
Şimşek, şubat ayında 232 bin ilave istihdam olduğunu, mart ayında da yeni istihdam oluşumunun devam ettiğini dile getirerek, "Nisan sonrası işler büyük ihtimalle açılacak" dedi."Ertelenmiş yatırımlar devreye girecek"Türkiyenin başına gelen felaketler nedeniyle yatırım erbabının bekle, gör politikasına devam ettiğini belirten Şimşek, "Referandumda güçlü bir evet çıktıktan sonra yatırımcı önünü görecek ve bu ertelenmiş yatırımlar devreye girecek" ifadesini kullandı.Şimşek, nisan sonrasında gerek dış talebin gerekse iç talebin canlanması ihtimalinin ekonomiyi güçlendireceğini vurgulayarak, "Bu yatırımı, istihdamı artırır. Zaten sihirli denklem bu, o nedenle işsizlik tekrar iner. Ama tersi olursa, belirsizlik devam eder, reform noktasında fırsat bulunamazsa, bu yatırım ve ihracat teşviklerine rağmen bekle gör durumu sürerse mevcut durum devam eder ve işsizlik böyle kalabilir. Ama biz onu bir senaryo olarak öngörmüyoruz. Evet belirsizliği azaltır. Son yıllarda yaşadığımız travmalara kesin bir perde getirir, o fasıl kapanır, Türkiye artık önüne bakar." dedi.Şimşek, mevcut sistemde ileride zayıf bir hükümet başa gelirse terörle mücadelenin arzulanan güçte olamayabileceğini belirterek, cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde milletin değerleri ile barışık, en az yüzde 50den fazlasının oyunu almış bir cumhurbaşkanı olacağını, bu durumda terörle mücadelenin güçleneceğini kaydetti.Yeni sistemin kabul edilmesi halinde vesayet sisteminin son bulacağını vurgulayan Şimşek, darbe zihniyetine de tamamen bir çizgi çekileceğini söyledi.
"Rusya ile turizmde rekor ihtimali çok yüksek"Verdikleri yatırım teşvikleri, istihdam ve ihracat desteklerinin ortalık toz dumanken çok etkili olmadığını dile getiren Şimşek, şunları kaydetti:"2017 nisan ayından itibaren (Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin kabul edilmesiyle) öngörülebilirlik artacağı için bir belirsizlik ortadan kalkacağı için güçlü bir şekilde bu destek ve teşvikler devreye girecek ve ekonomiyi canlandıracak. Bu beraberinde ilave istihdam getirecek ve işsizliği bir miktar aşağıya getirecek. Bunu reformlarla destekleyeceğiz. Reform seferberliğini geçen sene başlattık. Şimdi anayasa değişikliği en büyük reform, arkasından da geriye kalan diğer reformlar bu beklentiyi olumlu etkileyecek. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin devreye girmesiyle belirsizliğin azalması dışarıdan Türkiye algısını da yavaş yavaş iyileştirir. Çünkü Türkiye karşıtları bunu önemli bir mücadele alanı olarak görüyorlar."
Şimşek, terör eylemleri ve Türkiye aleyhindeki propagandaların turizmi olumsuz etkilediğini, ancak bunun geçici faktörler olacağına inandığını söyledi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putinin görüşmesinde turizmle ilgili alınan kararları da değerlendiren Şimşek, "Rusya ile ilgili (turizmde) rekor ihtimali çok yüksek. Çok hızlı bir şekilde 2015 kasım öncesine dönüş söz konusu, zaten başladı. Ocakta Rusyadan gelen turist sayısında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 80in üzerinde bir artış var. Dolayısıyla bu devam edecek. Rusyadaki bu güzel gelişme Avrupadaki kayıpları ne kadar telafi eder, bu önemli." diye konuştu.Geçici şokların kalıcı tahribat yaratmayacağını ifade eden Şimşek, gerekli tedbirleri aldıklarını ve almaya devam edeceklerini söyledi.
ŞIMŞEK: TCMB, KUR RISKINE YÖNELIK 'SISTEMIK RISK VERI TAKIP MODELI' OLUŞTURACAK
Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, "Reel sektörün kur riskine yönelik TCMB tarafından bir 'sistemik risk veri takip modeli' oluşturulacak" dedi.
Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, reel sektörün kısa vadeli yabancı para pozisyonunun oldukça dengeli olduğunu ancak kur riskine yönelik daha sağlıklı bir gözetim imkanının oluşturulması için Merkez Bankasınca bir "sistemik risk veri takip modeli"nin oluşturulacağını bildirdi.
Şimşek, Türkiye ekonomisinin son yıllarda içerde ve dışarıda yaşanan bir dizi şok karşısında oldukça dayanıklı bir performans gösterdiğini söyledi.Küresel ekonomideki belirsizliklerin devam ettiği bir konjonktürde, Türkiye'nin dış şoklara ve Döviz kuru oynaklığına karşı dayanıklılığını daha da artıracak ilave tedbirler üzerinde çalıştıklarını vurgulayan Şimşek, reel sektörün yabancı para cinsinden borçluluğuna ilişkin çalışmaları da bu kapsamda değerlendirdiklerini ifade etti.Çeşitli kaynaklardan derlenen verilere göre firmaların kısa vadeli yabancı para pozisyonunun oldukça dengeli olduğunu belirten Şimşek, şöyle devam etti:
"Buna rağmen elimizde resmin bütününü görecek detayda veri olmadığı da bir gerçek. Bu nedenlerden dolayı zaman zaman Döviz kurunda dalgalanmalar yaşandığı dönemlerde reel sektörün Döviz borcuna ilişkin yapılan yorumların Türkiye’ye yönelik risk algısını olumsuz etkileyebildiğini görüyoruz. Dolayısıyla firma bazında yabancı para pozisyonunun ve Döviz nakit akışlarının düzenli olarak izlenebildiği bir çerçeve oluşturulmasının birçok açıdan faydalı olacağını düşünmekteyiz. Nakit akımlarını veya vade uyumsuzluğunu daha iyi takip edecek bir çerçeve oluşturulmasının risk yönetimi açısından yararlı olacağını değerlendiriyoruz. Sonuç olarak, basiretli borçlanma ve risk yönetimine katkıda bulunmak amacıyla teşvik ve makro ihtiyati düzenleme çerçevesinin yeniden ele alınması gerekiyor."Reel sektör Döviz pozisyonunun daha kapsamlı bir şekilde ve makul bir frekans aralığında izlenebilmesinin finansal istikrar ve fiyat istikrarı açısından önem taşıdığını vurgulayan Şimşek, yakın dönemde Finansal İstikrar Komitesi koordinasyonunda ilgili paydaşların da katkılarıyla konuyla ilgili bir çalışma platformu oluşturulduğunu söyledi.Veriler yeni modelle takip edilecekBu kapsamda, öncelikle firmaların Döviz yükümlülüklerinin sağlıklı ve süreklilik arz eden bir izleme ve etkin bir makro ihtiyati düzenleme çerçevesine kavuşturulmasının hedeflendiğini belirten Şimşek, Komitenin yönlendirmesiyle Merkez Bankasının koordinasyonunda bir süredir reel sektör ve bankalarla temas halinde çalışmaların yürütüldüğünü ifade etti.Başbakan Yardımcısı Şimşek, bu çerçevede reel sektörün kur riskine yönelik sağlıklı bir gözetim imkanının oluşturulması ve doğru politikaların belirlenmesi için bir "sistemik risk veri takip modeli" üzerinde çalışıldığını belirtti.İlk aşamada toplam yabancı para borcun yüzde 83’üne sahip olan 2 bin firmaya dair detaylı veri toplanacağına işaret eden Şimşek, "Böylelikle firmalarımızın hem stok Döviz pozisyonu ve hem de kısa vadeli Döviz nakit akışını izleyebilecek durumda olacağız. Oluşturulan veri seti aracılığıyla firmalarımızın doğal ve finansal korunmalarına dair bilgiler de toplanacak." şeklinde konuştu.Çalışmalar son aşamaya geldiVerilerin içeriği ve süreç hususunda çalışmaların sonuçlanma aşamasına geldiğini ifade eden Şimşek, bu modele başkanlığını yaptığı Finansal İstikrar Komitesinde son halinin verileceğini kaydetti.Şimşek, "Veri aşaması tamamlandıktan sonra firmalarımızdan gelen bilgileri analiz ederek gerekirse teşvik ve makro ihtiyati düzenleme aşamasına geçmeyi planlıyoruz. Amacımız firmalarımızın riskini daha etkin bir şekilde yönetmesine katkıda bulunmak, firmalarımızı basiretli borçlanma ve etkin risk yönetimine teşvik etmek, bu alanda ilgili paydaşlarda farkındalık oluşturarak sağlıklı ve uzun soluklu bir çerçeve tesis etmek." değerlendirmesinde bulundu.Firmaların Döviz gelirleri ile Döviz borçları arasındaki bağın gözetilmesi, risklerin yönetilmesi için finansal araçların kullanımının finansal istikrar açısından da önem taşıdığına dikkati çeken Şimşek, makro ihtiyati düzenlemenin çerçevesinin bu amaçları hedefleyen ve kademeli bir uyum sürecine dayanan bir yapıda olacağını aktardı.Şimşek, yabancı para borcun nispeten daha düşük kısmına sahip yaklaşık 23 bin firmanın Dövizle borçlanmasının da yapısal bir perspektiften ele alınacağını sözlerine ekledi.Kaynak: Şimşek: TCMB, kur riskine yönelik 'sistemik risk veri takip modeli' oluşturacak



































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.