Haftanın Ekonomik Görünümü (16-22 Kasım 2009)
İSTANBUL- Gevşek Para Politikası ve likidite çoşkusu devam ediyor
Geçen hafta yapılan Merkez Bankaları ve G-20 Zirvesinden çıkan sonuç, kriz nedeniyle destek amaçlı teşvik paket ve harcama politikalarının bir süre daha devamının sinyalini veriyor. Likidite desteğinin devam edeceği mesajı piyasalarda iyimser havanın güçlenmesine neden oldu. ABD İşsizlik verisinin yüksek gelmesine rağmen bu hava sürüyor. Gelişmelere de bu sonuç yön verecek.

Görülen o ki temel dinamiklerde belirgin bir düzelme görülmeden bu politikalardan vazgeçilmeyecek. Tüketim-talep dengelerinde, üretim performanslarında ve yatırım harcamalarında bir düzelme görülene kadar bu politikalar devam edecektir.
Bu dönemde ABD verileri, doların seyri gibi önemli veriler piyasaları yönlendirecektir.
Önemli bir hatırlatma; risk iştahının arttığı dönemlerde dolar düşer, azaldığı dönemlerde doların arttığını unutmayalım. Günümüz risk iştahının arttığı günler.

GAZETEPORT'UN HABERİ
Hüsnü Özyeğin Millenium Bankasını satın aldı
Milllenium Bank'ın yeni sahibi Hüsnü Özyeğin oldu. Finans kaynakları tarafların hemen her konuda el sıkıştığını ve kısa bir süre sonra resmi açıklamanın yapılacağı bilgisini verirken, taraflar konu hakkında herhangi bir açıklama yapmadı.
TMSF'den 2003'te Sitebank'ı alarak Türk bankacılık sektörüne adım atan Portekiz'in en büyük bankası Millenium Bank, 2006'da Türkiye'deki bankaya da kendi adını vermişti. Portekizli BCP Grubu'nun sahibi olduğu Millenium Bank'a ilk olarak çoğunluk hisseleri İsrail'in en büyük ikinci bankası bank Hapoalim'in elinde bulunan Bank Pozitif talip olmuştu. Geçtiğimiz Ocak ayında başlayan görüşmeler Mayıs ayına kadar sürmüş, ancak yeni alıcıların ortaya çıkması ve buna bağlı olarak satış fiyatının artması yüzünden iş çıkmaza girmişti.

Yeni alıcıların başında ise Hüsnü Özyeğin'in sahibi olduğu Credit Europe Bank geliyordu. Bu gelişmeler üzerine geçtiğimiz eylül ayında İsrailliler görüşme masasından kalkmıştı. Finansbank'ın eski sahibi Hüsnü Özyeğin'in 1994'te Hollanda'da kurduğu Credit Europe Bank halen 11 ülkede faaliyet gösteriyor.
İsrael'lilerin masadan kalkmasında, yakında bazı yatırım bankalarına mevduat toplama izninin verilmesi ihtimali yatıyor. Bekleyenler arasında
Bank Pozitif'in de bulunduğu belirtiliyor.

Batak Kredide İstanbul Birinci Sırada
Radikal Gazetesinin BDDK raporuna istinaden verdiği habere göre ;
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), bankaların bir türlü tahsil edemediği takipteki alacaklarının haritasını çıkardı. Takipteki kredilerin yarısından fazlası İstanbul"da faaliyet gösteren işletmelerin ve vatandaşların kredilerini geri ödemekte güçlük çekmesinden ortaya çıktı.
BDDK, Finansal Türkiye Haritasını oluşturdu. BDDK tarafından hazırlanan çalışmaya göre, bankacılık sektörü 12 milyar 292 milyon 57 bin TL kredisini geri alamadı. Takibe düşen bu alacaklardan yaklaşık 5 milyar 650 milyon TL"sini tekstil, taşıt, gıda, finansal kuruluşlar gibi ekonomik faaliyet gösteren sektörlerin kredilerini geri ödememesinden kaynaklandı. Kalan takipteki kredilerin ise 2 milyar 353 milyon 724 bin TL"si diğer tüketici krediler, 4 milyar 284 milyon 755 TL"si kredi kartlarından oluştu.
Fon portföyünde kurucu katılımı %10'dan %20'ye çıkarıldı.
Resmi gazete'nin e'nin bugünkü sayısında yayımlanan Sermaye Piyasası Kurulu'nun tebliği uyarınca, fon katılma belgelerinde, fonun, kurucu portföyüne dahil edilebilecek oran yüzde 10'dan yüzde 20'ye çıkartıldı.
Yatırım Fon'undaki menkul kıymetler ödünç verebilecek
Daha önce, yatırım fonundaki menkul kıymetler hiçbir şekilde ödünç verilemezken, yeni düzenleme ile ödünç verme imkanı getirildi.
Yatırım fonları, portföylerindeki menkul kıymetlerin piyasa değerlerinin en fazla yüzde 50'si tutarındaki menkul kıymetlerini ödünç verebilecek veya aynı tutarı aşmamak üzere ödünç alabilecekler.
Ödünç verme ve alma işlemi en fazla 90 iş günü süreyle yapılabilecek. Fon portföyünden ödünç verme işlemi, ödünç verilen menkul kıymetlerin en az yüzde 100'ü karşılığında nakit veya devlet iç borçlanma senetlerinden oluşabilecek teminatın fon adına saklayıcıda bloke edilmesi şartıyla yapılabilecek.

Euro bölgesi resesyondan kurtuldu
Avrupa Birliği'nde tek para birimi euro bölgesi, resesyondan çıktı.Buna göre euro kullanan 16 ülke, Temmuz-Eylül döneminde %0,4 büyüdü.
Euro bölgesi bir önceki üç ayda, yani Nisan-Haziran aralığında %0,2 küçülmüştü.
Bölgenin en büyük iki ekonomisi olan Fransa ve Almanya da ikinci kez büyüme göstererek, resesyondan çıktıklarını doğruladı. Ancak her ikisi de beklenenden daha az büyüdü. Bu da krizden çıkışın henüz sağlam temellere oturmadığının bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Almanya'nın büyüme oranı %0,7, Fransa'nınki ise %0,3 olarak açıklandı. Bu iki ülke, bir yıl boyunca küçüldükten sonra yılın ikinci çeyreğinde yeniden büyümeye başlayarak, bu kadar çabuk toparlanmalarını beklemeyen pekçok ekonomisti şaşırtmıştı.
Dünyanın ikinci büyük ekonomisi olan Japonya da ikinci çeyrekte onlara katılırken, ABD bir sonraki dönemde resesyondan çıktı.
İtalya, Avusturya ve Slovakya da üçüncü çeyrekte resesyondan çıktı; buna karşılık İspanya küçülmeye devam ediyor

İhracatlar arttı
BBC'nin ekonomi muhabirlerinden Nigel Cassidy, büyümenin yeniden yakalanmasında Avrupalı ihracatçıların önemli rol oynadığını söylüyor.
Muhabire göre eğer euronun değeri fazlasıyla yükselmiş olmasaydı, Avrupalı ihracatçılar çok daha fazla mal satabilirdi.
Pekçok iktisatçı, artışların büyük bölümünü hükümetlerin dev ekonomiyi canlandırma paketlerine borçlu olunduğunu söylüyor. Yalnızca Almanya, vergi mükelleflerinin 85 milyar eurosunu iş adamlarına borç verdi. Hükümetler sisteme kredi pompalamayı sona erdirdiğinde ne olacağı ise bilinmiyor. Avrupa Komisyonu, iki yıl içinde paketlerin çekilmesini istiyor.

Kürt açılımına Economist "in yorumu
Haftalık Economist dergisi, Türkiye'de hükümetin büyük tartışma yaratan Kürt açılımınını irdeleyen bir makale yayınlamış.
AKP hükümetinin muhalefetin ''ihanet'' suçlamalarına kulağını tıkamış bir şekilde, Kürt sorununu çözmek için cesur hamleler attığını kaydeden dergi, yaşanan sarsıcı tartışmalara karşın Türklerle Kürtler arasında barışa hiç olunmadığı kadar yaklaşıldığı görüşünde.
Açıklanan ilk adımlardan birinin PKK'yla ilintili suçlardan haklarında dava açılan ya da mahkum olan çocukların cezalarının azaltılmasını ya da ertelenmesini öngörecek bir düzenleme olduğunu kaydediliyor.
Ve bu düzenlemenin işsiz Kürt gençlerin radikalleşmesini önlemesi ya da PKK'ya katılmalarının önünü kesmesinin amaçlandığına işaret ediyor.

Dışişleri Bakanı Ahmed Davutoğlu'nun geçtiğimiz haftalarda Iraklı Kürtlerin yarı-bağımsız devletlerini ziyaret ettiğini hatırlatan Economist, daha kısa süre öncesine kadar Türkiye'de generallerin Kuzey Irak'ta Kürtlerin kontrolündeki bölgeyi işgal etme tehdidi; Barzani'nin ise ''biz de kendilerine karşı savaşırız'' sözlerinin ardından bu ziyaretle yaşanan dönüşümün çarpıcı olduğuna dikkat çekiyor.
Ancak bu açılım politikasının ülke genelinde tepki yarattığını, bu tepkinin son örneğinin de Diyarbakırspor'un bazı maçlarında görüldüğünü kaydeden Economist, şöyle devam ediyor:
''Diyarbakır'dan insan hakları avukatı Sezgin Tanrıkulu'na göre, duygusal ayrışmanın coğrafi bölünmeye yol açma riski ciddi. Gerçekten de hükümetin Kürt politikası risklerle dolu. PKK'nın kent terörüne geri dönmesi örneğin, generallere zayıflamakta olan nüfuzlarını yeniden öne çıkarma bahanesi verecektir.''
''Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, halihazırda yumuşak Kürt politikasına genel çerçevesiyle destek veriyor. Ordunun hükümeti devirme planları yaptığını ortaya çıkaran skandallar kendisini savuna pozisyonunda kalmaya itti.''
Economist makalesinin sonunda da, hükümetin önündeki zorlu görevin Kürt açılımının yalnızca Kürtler için değil, bütün etnik kökenlerden ve her mezhepten Türk yurttaşları için tasarlandığını göstermek olacağını vurguluyor.

Obama'nın ilk Asya çıkarması (BBC)
ABD Başkanı Barack Obama, sekiz günlük Asya turunun ilk ayağı olan Japonya'yı ziyaret ediyor. Obama daha sonra Singapur, Çin ve Güney Kore'yi ziyaret edecek ve bir Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) zirvesine katılacak. Başkan Obama'nın Tokyo ziyareti, iki ülke arasındaki güçlü bağların sorgulandığı bir döneme rastlıyor.
Japonya'nın yeni Başbakanı Yukio Hatoyama, ABD'den daha bağımsız bir çizgi izleme sözüyle iktidara gelmişti. İki ülkenin anlaşamadığı başlıca konulardan biri, Okinava'daki Amerikan üssünün taşınması konusu.Muthemelen yeni bir işbirliği anlaşması yapılacak.
ABD, binlerce askerinin bulunduğu bu üssün kendilerine söz verildiği gibi adadaki yerleşim birimlerinden uzakta bir yere taşınmasını istiyor.
Başbakan Hatoyama ise seçim kampanyasında ada halkının istediği gibi askerlerin buradan tamamen ayrılacağı sözünü vermişti.
Japon barış eylemcileri dün Tokyo'daki ABD Büyükelçiliği yakınında gösteriler yaparak ABD'nin planlarını protesto etti, ayrıca Başkan Obama'nın ülkeye bu ilk ziyaretinde bir zamanlar ülkesinin atom bombası attığı Hiroşima ve Nagazaki'yi görmeye zaman ayırmamasını eleştirdi.

Çin kaygısı
Ayrıca Japonya, gelecek yıl kendisini geçerek dünyanın ikinci büyük ekonomisi konumuna oturmayı bekleyen Çin ile ABD arasında gelişen ilişkilerden kaygılı.
Obama bu gezide Japonya'ya 24 saat, Çin'e ise üç gün ayırdı.
Başkan Obama ülkesinden ayrılmadan önce Reuters ajansına verdiği demeçte Çin'den hem ortak, hem de rakip olarak söz etti.
Obama dünyanın bu iki en güçlü ulusu arasındaki ekonomik eşitsizlikler düzelmezse, "muazzam bir gerginlik" yaşanacağını belirtti.
ABD liderinin bu gezide iki ülke arasında Çin lehine olan ticaret açığının kapatılmasını ve Çin halkının tüketmeye teşvik edilmesini istemesi bekleniyor.
Obama "hem dengeli hem de paylaşılan bir ekonomik büyüme stratejisi" yaratmaktan söz ediyor.

Asya'da yaşamıştı
Başkan Obama'nın, Asyalı liderler ile görüşmelerinde ülkesinin Afganistan stratejisini, ayrıca Kuzey Kore ve İran'ın nükleer programlarını da gündeme getirmesi bekleniyor.
BBC'nin Washington muhabirlerinden Kim Ghattas, Barack Obama'nın çocukluğunda Endonezya'da yaşadığını anımsatarak, Asya-Pasifik bağlantısı olan ilk başkan olduğunu söylüyor.Obama bu bağlardan faydalanarak bölgedeki müttefik ve rakiplerle ilişkileri ilerletmeye çalışacak. Gazetelerde ise Amerikan Başkanı Barack Obama'nın haftalardır beklenen Afganistan stratejisini açıklayamadan dokuz gün sürecek Asya turuna çıkmış olması geniş şekilde irdelenen başlıklardan.

ABD"nin Afgan Stratejisi geçikiyor
Yeni stratejinin gecikmesinin en önemli nedenlerinden biri , Afganistan'daki Amerikan Büyükelçisi Karl Eikenberry'nin ''son dakikada Beyaz Saray'a 'Afganistan'a ek asker göndermenin iyi fikir olmadığı' mesajı göndermesi ve bu uyarının da basına sızması'' olduğuna dikkat çekiliyor. Üst düzey diplomatın bu müdahalesiyle Afganistan'daki uluslararası gücün komutanı General Stanley McChyrstal'la doğrudan çatışma riski aldığına işaret ediyor.
Gazetenin aktardığı ayrıntılara göre, McChrystal'ın yardımcıları büyükelçiyi kendilerine pusu kurmakla ve arkalarından dolap çevirmekle suçlamış. Peki Obama'ya önerilen planın ayrıntıları ne?
Bu sorunun yanıtı Guardian'ın manşetinden duyurduğu haberde. Guardian ''dört alternatif plan var Obama'nın masasında'' diyor. ''10, 20, 30 ya da general McChrystal'ın istediği gibi 40 bin asker sevkedilmesi seçeneklerinden birini tercih edecek Obama.'' Ancak bu konuda kararın gecikmesi ulusal güvenlik bürokrasisinde tepkiyle karşılanıyor.
Bu tepkileri yüksek sesle getirenlerden biri de, isyancı hareketlerle mücadele konularında Amerikan ve İngiliz hükümetlerine danışmanlık yapmış olan David Kilcullen; Guardian'a yaptığı açıklamada, ''Zaman kaybediyoruz, ya bölgeyi kontrol etmek için yeterli sayıda askeri sevkederiz ya da çekilmeye niyetli olduğumuz mesajını uygun bir şekilde veririz'' diyor.

Havayollarının dev evliliği
İngiliz Havayolları British Airways ile İspanyol devi Iberia, 16 aydır süren pazarlıkların sonunda anlaşarak, Avrupa'nın en büyük üçüncü havayolu şirketini yaratmaya karar verdiler.
Avrupa'nın en büyük iki havayolu şirketi ise, Lufthansa ile AirFrance-KLM ortaklığı.
Yeni grubun uçak sayısı 419, uçuş noktası sayısı ise 205'e çıkacak.
Her iki şirket de mali krizden ağır darbe yemiş durumda.
Financial Times hem British Airways'in hem de Iberia'nın bu yıl içinde zarar beyan etmelerinin beklendiğini; şirketlerin ikisinin de çalışanlarıyla sorunlu günler geçirmekte olduklarını anımsatıyor.
Iberia çalışanları geçtiğimiz günlerde greve çıkmıştı, British Airways çalışanları ise aralık ayında iş bırakacak büyük olasılıkla.

Piyasalar
Teknik olarak sıkışan ABD borsaları süreli bir yükselmenin ardından %1 civarında düşüş yaşadı. Wal-Mart'ın yüksek kar açıklaması, petro-hisselerdeki düşüş bunu tetikledi.
Warren Buffet, ABD ekonomisinin içinde bulunduğu mali panik havasının sona erdiğini ifade ederek moral pompaladı.
Haftanın son gününe 1.4820 seviyelerinden başlayan dolar /euro kuru günü ve haftanın son günü alıcılı bir seyir izledi. Önümüzdeki hafta çoşkunun etkisi ile doların 1.47-1.49 bandında hareketi bekleniyor.
Altın 1.123 dolar ile haftanın son günlerinde yeni rekor seviyelerine imza atarken, dolardaki gevşeme altın fiyatını 1.101 dolar seviyesine çekti.
İçeride bono faizleri, yurtdışı piyasalarda yaşanan satış hareketi ile gelen satış sonu 8,75% seviyesine indi. Önümüzdeki haftada bu satış hareketinin fasılalarla devamı bekleniyor.
Esen kalın
(DİKKAT: Haftalık ekonomik yorum Emen&Emen tarafından turkiyeturizm.com için hazırlanmaktadır. İzinsiz kopyalanıp kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Aksi takdirde Basın Yasası ve Telif Hakları Yasası'na göre yasal işlem yapılacaktır)



































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.