• BIST 12433.5
  • Altın 6495.18
  • Dolar 44.3489
  • Euro 51.3612
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 17 °C
  • Antalya 17 °C

Küresel ekonomi dönüm noktasında

Küresel ekonomi dönüm noktasında
IMF Başkanı Christine Lagarde, "kara bulutlar" olarak Ukrayna'daki gerilim, Orta Doğu ve Asya'daki protestoların şiddetlenmesi ve Ebola salgını olarak sıraladı.

HAFTANIN EKONOMİK YORUMU
İSTANBUL-
Türkiye’nin içinde bulunduğu jeopolitik, siyasi ve akınımik durum ülkeyi hedef tahtasının ortasında bulunduruyor. İŞİD’in elindeki diplomat rehinelerin iadesinden sonra ABD “Sıra sizde” diyerek Türkiye’yi sıkıştırmaya başladı. ABD’de İŞİD terror örgütü diyen Cumhurbaşkanı, Türkiye’de terror örgütü bakışını değiştirip farklı bakıyor. Bu arada Rojava düşüncesi içende Güneydoğu’yu Kürdistan yapmaya çalışan peşmergeler Koban’ide İŞİD’e karşı savaşıyor. Türkiye’nin İŞİD’e destek verdiği iddiaları ortamı geriyor. Bu arada sınır geçişleri giderek artan Türkiye güvenli bölge oluşturulmasını istiyor. Bu arada Irak ve Suriye'den Türkiye'ye yönelik terör tehdidine karşı TSK'nın yurt dışına gönderilmesi için hükümete izin verilmesini içeren başbakanlık tezkeresi, 298 oy ile kabul edildi.  Türkiye’nin Irak ve Suriye sınırındaki olaylar tam bir bilmece gibi. Bakalım nasıl çözülecek?
Dünyaya bakarsak Küresel ekonomi dönüm noktasında' diyen Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Christine Lagarde, jeopolitik riskleri küresel ekonominin üstünde dolaşan "kara bulutlar" olarak nitelendirdi.

Petrol bölgesi Ortadoğu kaynarken Suudi Arabistan'ın petrolün satış fiyatını düşürdüğü haberi yatırımcıları endişelendirdi. Petrol vadelileri Nisan 2013'ten bu yana ilk kez 90 doların altına geriledi.

Türkiye’de ticaretin en önemli iç dinamiği olan KOBİ’ler için TÜİK’in açıkladığı rapor bir gerçeği daha ortaya çakırdı.  2013 yılında ihracatın yüzde 59,2’sini gerçekleştiren KOBİ’lerin ithalattaki payının yüzde 40 olduğu anlaşıldı.

ABD: TEZKERE IÇIN ÇıKAN KARAR MEMNUNIYET VERICI

WASHINGTON - ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Jen Psaki, TBMM’de kabul edilen Suriye ve Irak tezkeresinden memnun olduklarını belirtti. Psaki, ABD Dışişleri’nin "özel IŞİD temsilcileri" emekli Orgeneral John Allen ve yardımcısı Büyükelçi Brett McGurk’ün de, gelecek hafta Ankara’nın koalisyona sağlayacağı askeri katkıları görüşmek üzere Türkiye’ye geleceğini açıkladı. Ziyaret sırasında İncirlik NATO Üssü’nün IŞİD mücadelesine sağlayabileceği katkıların ağırlıklı yer tutacağı öğrenildi.

ABD ve Türkiye arasında IŞİD’e karşı mücadele için müzakereler devam ederken, Psaki, günlük basın toplantısında tezkere konusunda şunları söyledi: “Türkiye ile yakın temas halindeyiz. Türk askeri harekâtına izin veren Parlamento kararından memnuniyet duyuyoruz. Irak ve Suriye’deki IŞİD tehdidine karşı koymadaki işbirliğimizi ilerletmeyi ele almak için Türk uzmanlarla birçok üst düzey görüşmelerimiz oldu. Bu görüşmeler devam edecek. Bu işbirliğini güçlendirmeye bakacağız.”

legarde1.jpg

LEGARDE: IMF'NIN BÜYÜME BEKLENTILERINI REVIZE EDECEĞIZ

WASHINGTON - Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Christine Lagarde, küresel ekonomideki iyileşmenin vasat, dengesiz ve riskli olduğuna dikkati çekerek, IMF'nin büyüme beklentilerini aşağı yönlü revize edeceğini söyledi. 

IMF Başkanı Lagarde, gelecek hafta başlayacak "IMF ve Dünya Bankası Yıllık Toplantısı" öncesinde küresel ekonomiyi değerlendirdi.

Başkent Washington'daki Georgetown Üniversitesi'nde konuşan Lagarde, küresel ekonominin beklentilerden daha yavaş bir iyileşme gösterdiğini belirtirken, bu durgunluğun uzun bir süre devam edebileceği uyarısında bulundu.

Lagarde, beklentilerin altında kalan iyileşmeden memnuniyetsizliğini dile getirerek, şunları kaydetti:

"Küresel ekonomi, genel olarak 6 ay önce öngördüğümüzden daha zayıf durumda. Potansiyel büyüme tahminlerimiz de düştüğü için, 2015 için mütevazı bir büyüme bekleniyor. Beklentiler, elbette ülkeler ve bölgeler arasında değişiklik gösteriyor. Aslında, şu anki ekonomik şartların en büyük özelliği, ülkelere özgü olmaları."

Lagarde, gelişmiş ülkelerdeki en güçlü ekonomik iyileşmenin ABD ve İngiltere'de görüldüğünü, fakat Avro bölgesindeki iyileşmenin çok zayıf olduğunu ifade etti. Gelişmekte olan ülkelerin gösterdiği büyümenin küresel büyümenin yüzde 80'ini oluşturduğunu açıklayan Lagarde, bu ülkelerin küresel ekonomiye katkılarının devam edeceğini, ancak bunun eskisine oranla daha yavaş olacağını öne sürdü.

Orta Doğu'nun ekonomik görünümünün sosyal ve politik çatışmalarla gölgelendiğini aktaran Lagarde, Sahra altı Afrika gibi düşük gelirli olan gelişmekte olan ülkelere yönelik beklentilerin ise yükseldiğine işaret etti. Lagarde, öte yandan bu ülkelerin artan borçları konusunda dikkatli olması gerektiğini vurguladı.

"KÜRESEL EKONOMI DÖNÜM NOKTASıNDA"

Lagarde, jeopolitik riskleri ekonominin üstünde dolaşan "kara bulutlar" olarak nitelendirirken, bu riskleri Ukrayna'daki gerilimin tırmanması, Orta Doğu ve Asya'daki protestoların şiddetlenmesi ve Ebola salgının genişlemesi olarak sıraladı. 

Küresel ekonominin dönüm noktasında olduğunu ileri süren Lagarde, "Şimdi temel hedefimiz küresel ekonominin vites artırmasına yardım ederek, kırılgan, dengesiz, ve risklerle çevrelenmiş olan hayal kırıcı iyileşmenin üstesinden gelmek. Bu gelecek hafta kanun yapıcıların aklındaki en önemli konu olacak" dedi. 

Ülkelerin, daha cesur ve akıllı tedbirlerle istihdamı artırıp, büyümeyi hızlandırabileceğini savunan Lagarde, bunu sağlayabilmek için parasal ve mali politikaların daha iyi dengelenmesi gerektiğinin altını çizdi. 

Lagarde, "Gelişmiş ülkelerin merkez bankaları tarafından uygulanan genişleyici para politikaları, ekonominin düzelmesine büyük katkıda bulundu. Ancak bu politikalar ne kadar devam ederse, finansal riskler de o kadar artacak" diyerek parasal normalleşmeden en çok etkilenecek gelişmekte olan ülkelerin finansal istikrarlarını korumak amacıyla uygun makro ihtiyati politikaları benimsemesi tavsiyesinde bulundu.  

"BÜYÜME VE ISTIHDAM DOSTU REFORMLARA IHTIYAÇ VAR"

Dünya genelinde 200 milyon işsiz olduğunu kaydeden Lagarde, istihdam ve işgücü verimliliğini artıracak büyüme ve istihdam dostu reformlara ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. 

Gelir eşitsizliğine konusuna da değinen Lagarde, gelir piramidinin en tepesindeki yüzde 1'lik kesimin dışında kalan insanların gelirlerinin hiç artmadığını aktardı. 

Lagarde, özellikle kadınların ve gençlerin işgücüne katılım oranını artıracak politikalara destek verilmesi gerektiğinin altını çizdi. 

Verimli kamu harcamaları ve vergi kaçakçılığını önleyecek reformlar gibi iyi hedeflendirilmiş mali tedbirler büyümeye katkıda bulunabileceğini dile getiren Lagarde, enerji teşviklerine ilişkin reformların da devlet bütçesini rahatlatabileceğini belirtirken, bu teşviklerin mevcut haliyle doğaya da zarar verdiği ve fakirlerden ziyade varlıklı kişilere yarar sağladığı eleştirisinde bulundu. 

Lagarde, altyapı yatırımlarının son yıllarda uzun vadeli ortalamasının altında kalarak büyümeyi kısıtladığını ve bunun yatırımları da olumsuz etkilediğini sözlerine ekledi.

roubini.20141003030020.jpg

ROUBINI'DEN ARTAN RISK UYARISI

Nouriel Roubini son yayınlanan köşesinde jeopolitik risklerin artmasına rağmen piyasaların buna karşı kayıtsız olduğunu belirtti.

Roubini piyasaların neden kayıtsız kaldığına dair kendine göre iyi sebeplerinin olduğunu fakat bunun yakın dönemde değişebileceğini belirtti. Ünlü ekonomist ayrıca yatırımcıları rehavetten çıkartacak 3 gelişmenin meydana gelebileceğini belirtti.

1. ABD veya Avrupa'da terör saldırısı : Roubini yazısında Ortadoğu'nun yatırımcıları henüz çok fazla paniğe sevk etmediğini fakat IŞİD'in bazı üyelerinin Avrupa veya ABD pasaportu taşıdığı düşünüldüğünde buralarda gerçekleştirilecek bir veya daha fazla terör saldırısı riskinin bir panik oluşturabileceğinin altını çiziyor.

2. Rusya-Ukrayna veya Suriye çatışmaları yayılabilir : Roubini piyasaların Rusya ve Ukrayna arasındaki çatışmaların veya Suriye'deki iç savaşın daha da kızışmayacağı veya yayılmayacağı konusundaki varsayımının yanlış olduğunu belirtiyor. Roubini yazısında "Rusya Başkanı Vladimir Putin'in dış politikası iktidarına olan tehditlerden dolayı daha agresif bir hale gelebilirken, Ürdün, Lübnan ve Türkiye, Suriye'deki olaylardan dolayı istikrarsız bir hale geliyorlar" ifadelerini kullandı.

3. Hong Kong protestoları ve daha fazlası : Roubini jeopolitik tansiyonların küresel ekonomiye yön veren sistemik bir faktörün sarsılması durumunda dünyaya yayılacağını söylüyor. Hong Kong, ABD veya Avrupa bu faktörü ortaya çıkarabilir.

"Bugün veya yakın zamanda Hong Kong'dan gelen haberler Çin'deki zayıf ekonomik verilerle beraber küresel finansal çalkantı yaratabilir" diyen Roubini aynı zamanda Fed'in faiz oranlarını beklenenden daha erken yükseltmesiyle de bir finansal çalkantının yaşanabileceğine işaret ediyor.

DRAGHI: EURO’DAN GERI DÖNÜŞ YOK

Avrupa Merkez Bankası (AMB) Başkanı Mario Draghi Avrupa'da artan şüphelerin anlaşılır olduğunu çünkü "işlerin çok yolunda gitmediğini" belirtti. Draghi bunun sebebinin ya ülkelerin resesyonda olmasından ya da ülkelerin komşularının hatalarını ödediklerini düşünmelerinden kaynaklandığını ifade etti. "Eurodan geri dönüş yok," diyen Draghi buna rağmen yapısal reformların gereğini yineledi. Euro/dolar şu sıralar 1.2680 seviyesinde seyrediyor.

Avrupa Merkez Bankası (AMB) Başkanı Mario Draghi'nin perşembe günü yaptığı açıklamaya göre AMB bu ayın sonuna doğru ipotekli tahvil alımına, yılın son üç ayında da varlık destekli menkul kıymetler alımına başlayacak.

Associated Press’in haberine gore Yönetim Konseyi'nin faizi rekor düşük seviyelerde tutma kararının ardından basın konferansında konuşan Draghi bir kez daha enflasyon görünümünün kötüleşmesiyle konseyin "ek önlemler kullanma konusundaki kararlılığında fikir birliği oluşturduğunu" belirtti. Draghi böylece parasal genişleme olarak bilinen hükümet tahvili alımı programına gitme kapısını açık bıraktı.

AMB'nin hayata geçirmeyi planladığı bu iki tahvil alımı programı temel faiz oranlarındaki indirimle beraber Eylül'de açıklanmıştı. Haziran ayında da temel faiz oranlarında indirime giden AMB yeni ucuz ve orta vadeli tahvilleri içeren yeni bir program duyurdu.

Draghi, "Tüm önlemlerimiz ekonomiye etki ederken bunlar enflasyon oranlarını hedeflediğimiz seviyelere yaklaştırmaya yardım edecek," ifadesini kullandı.

Eylül'e kadarki üç aydaki anketlerin Euro Bölgesi ekonomisindeki zayıflamaya işaret ettiğini belirten Draghi yine de ılımlı bir toparlanmanın enflasyon oranındaki artışla beraber 2015'te kendini göstermeye başlayacağını bildirdi.

Ancak Draghi toparlanmanın beklenildiği kadar güçlü olmama ihtimalinin de bulunduğunu ifade etti.

"Euro Bölgesi'nin ekonomik görünümüyle ilgili riskler aşağı yönlü olmaya devam ediyor," diyen Draghi, "Özellikle Euro Bölgesi büyüme ivmesindeki son zamanlardaki zayıflama, artan jeopolitik risklerle beraber güveni ve özel yatırımları düşürebilir," uyarısında bulundu.

AMB bankalara verdiği kredilerde uyguladığı refinansman faiz oranını yüzde 0.05'te bıraktı. AMB gecelik mevduat faizlerini de eksi yüzde 0.2'de tuttu. Draghi geçen haftaki faiz indirimiyle AMB'nin faiz indiriminde alt banda ulaştığını bildirdi.

Yeni tahvil programlarının amacı AMB'nin bilançosunu 1 trilyon euro artırmak ve finansal piyasaları ve kamuyu enflasyonun bankanın "yüzde 2'nin hemen altı" hedefine ineceğine ikna etmek olarak görülüyor. Enflasyon geçen ay 5 yılın en düşük seviyesi olan yüzde 0.3 olarak kaydedilmişti.

Ekonomiler zayıfladığında bu gibi düşük enflasyon oranlarının getirdiği risk fiyatların çok zayıflamasıyla karların ve harcamaların düşmesi olarak görülüyor. Bu durumda özel sektör ve hükümetlerin borçlarını ödemesi zorlaşıyor.

Son ekonomik veriler piyasaların AMB'nin özellikle parasal genişleme olarak bilinen hükümet tahvili alımı konusunda daha fazlasını yapmasını istemesine yol açmıştı. Bu politika uzun vadeli faiz oranlarını düşürmek ve borçlanma ve harcamaları artırmak amacıyla ABD, İngiltere ve Japonya'daki merkez bankaları tarafından kullanılmıştı.

Zayıf enflasyon verilerinin üstüne önemli bir tüketici güveni anketi de uzun süreli ortalamasının altına düştü. Bu durum Euro Bölgesi'ndeki tüketicilerin ekonomik görünümle ilgili daha fazla endişelerinin olduğu anlamına geliyor. Euro Bölgesi ekonomisi ikinci çeyrekte duraklamıştı ve yazın gelen veriler üçüncü çeyrekte büyümeye işaret etmişti. Ancak büyümedeki toparlanmanın zayıf olması bekleniyor.

Barclays BARC.LN -2,86%  ekonomistleri salı günü AMB'nin er veya geç hükümet tahvilleri alımına başlamasını beklediklerini söylemiş ancak bunun hala tahmin etmesi zor olduğunu eklemişlerdi.

Yine de AMB'nin teşvik paketinin İtalya gibi rekabetle ilgili derin sorunları olan ülkelere fayda sağlayıp sağlamayacağı henüz belirsiz.

AMB'nin lehine işleyen bir faktör ise euronun zayıflaması olarak görülüyor. Para birimi bu hafta ABD doları karşısında 2 yılın en düşük seviyesine geriledi.

Bu durum ihracatlar yoluyla ekonomiyi destekliyor ve ithal edilen ürünlerin fiyatlarını artırarak enflasyonu da yükseltiyor.

TÜRKIYE’DE DURUM

7 SORUDA YENI DEİK'IN PERDE ARKASı

Wsj’de Ayşegül Akyarli Güven Torba Yasa ile birlikte lağvedilen ve yeniden kurulma çalışmaları yapılan yeni DEİK’in 7 soruda perde arkasını inceledi.

20 Eylül tarihinde yayınlanan yeni yönetmeliğin ardından Yeni DEİK ilk yönetim Kurulu toplantısını sürpriz bir şekilde dün yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi'nin birer konuşma yaptığı toplantı Yeni DEİK'in geleceği konusunda da önemli sinyaller verdi. Basına kapalı o toplantıda dün yaşananlar ve yansımaları şöyle:

1)Dünkü toplantıda neler yaşandı?

DEİK'IN YENI BAŞKANı ÖMER CIHAD VARDAN OLDU

Aslında dün, İstanbul'da, basına kapalı olarak gerçekleşen toplantı yeni icra kurulu üyeleri için bile sürpriz oldu. Bir telefon ile toplantıya davet edilen yeni Yönetim Kurulu Üyeleri toplantıda önce Erdoğan'dan 20 dakikalık bir konuşma dinledi, ardından da Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi söz aldı ve önemli mesajlar verdi. Zeybekçi konuşmasında "Biz bunu DEİK'e müdahale etmek için yapmadık. Amacımız daha geniş ve katılımcı olması. Kuruluş aşamasında gözlemci olmak ve gerektiğinde yardımcı olmak dışında bir etkimiz olmayacak" diye konuştu.

2)Erdoğan basına kapalı toplantıda yeni yönetime ne söyledi?

Konuya yakın kaynaklara göre Erdoğan dün yapılan toplantıda bundan sonra kendisinin daha çok dış ilişkilerle Başbakan Davutoğlu'nun da iç ilişkilerle daha çok ilgileneceğini dile getirdi. Baltık ülkelerine ziyaretlere hazırlandığını ifade eden Erdoğan toplantıda genel bir konuşma yaptı. "Yurtdışı ile ilişkilerimiz çok önemli. Türkiye'nin ihracat hedefleri de öyle. 2023 hedefleri için bazı pazarlara daha çok odaklanmalıyız."

3)İş Konseyi Başkanları yeni yapı hakkında ne düşünüyor?

Herkes beklemede. Her ne kadar Bakan Zeybekçi "Müdahale etmeyeceğiz" dese de değişimin sonunda yaşanacakları görmek istiyorlar. Yeni Başkan Vardan konusunda bir rahatsızlık yok. Konuştuğumuz iş konseyi başkanlarından edindiğimiz bilgilere göre Vardan'ın adil ve prensipli bir Başkan olacağı konusunda çok şüphe duymuyorlar. Ancak hükümetin duruşu konusunda "Bekle gör" pozisyonundalar.

4)Eski DEİK'e ne olacak?

Eski DEİK 2 Ekim tarihinde olağanüstü genel kurul ile kendisini ibra edecek. Böylece 27 yıllık kurum sona erecek. Yerine yeni DEİK devreye girecek.

5)Eski DEİK'teki iş konseyi Başkanları ve personelin durumu ne olacak?

Eski iş konseyi başkanları ve eski DEİK personeli göreve bıraktığı yerden devam edecek. Eski DEİK döneminde planlanan tüm toplantılar yapılacak, ziyaretler de iptal edilmeyecek.

6)Yeni DEİK yönetiminde kimler var?

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu'nun (DEİK) yeni Yönetim Kurulu ilk toplantısını dün yaptı. Yönetim Kurulu Başkanlığı'na, aynı zamanda İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) Başkanlığı'nı da yürüten Ömer Cihad Vardan seçildi. Yönetim Kurulu ilk toplantısında görev dağılımı yaparak, Başkan Yardımcıları, Sayman Üye ve İcra Kurulu Üyelerini belirledi. TOBB, TİM, MÜSİAD, TÜSİAD ve TMB temsilcileri Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılıklarına seçildi. Sayman Üye olarak Remzi Gür belirlendi. İcra Kurulu üyeliklerinde ise Ömer Cihad Vardan (Başkan), TOBB, TİM, MÜSİAD, TÜSİAD, TMB temsilcileri dışında, Berna İlter, Latif Aral Aliş, Başaran Ulusoy, Rona Yırcalı, Pınar Eczacıbaşı, Çetin Nuhoğlu ve Zeynep Bodur Okyay görev alacak.

7)Yeni yönetim kurulu başkan yardımcıları Ekonomi Bakanlığı tarafından atandı. Ama yönetmeliğe göre seçimle gelmeleri gerekiyordu. Yeni bir seçim yapılacak mı?

Yeni DEİK'in 20 Eylül'de yayınlanan yönetmeliğine gore Ekonomi Bakanlığı'nın Başkan'ı belirlemesi, yönetim kurulu üyelerinin ise bir Genel Kurul ile seçilmesi bekleniyordu. Ancak Başkan yardımcıları atandı. Yeni DEİK kasım ayı başında bir genel kurul yapacak. Bu Genel Kurul'da yapılacal seçim ile Yöneti,m Kurulu üyeleri belirlenecek.

KOBİ’LERIN EKONOMIYE KATKISI

TÜİK, "Küçük ve Orta Büyüklükteki Girişim İstatistikleri"ni yayınladı. Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler (KOBİ) toplam girişim sayısının yüzde 99,8’ini, istihdamın yüzde 75,8’ini, maaş ve ücretlerin yüzde 54,5’ini, cironun yüzde 63,3’ünü, faktör maliyetiyle katma değerin (FMKD) yüzde 54,2’sini ve maddi mallara ilişkin brüt yatırımın yüzde 53,2’sini oluşturdu.

kobi.jpg

Toptan ve Perakende Ticaret, Motorlu Kara Taşıtlarının ve Motosikletlerin Onarımı faaliyetindeki KOBİ’lerde istihdam payı yüzde 29,5, maaş ve ücret payı yüzde 24, ciro payı yüzde 53,8, faktör maliyetiyle katma değer payı yüzde 27,2, maddi mallara ilişkin brüt yatırım payı ise yüzde 23,2 olarak gerçekleşti.

KOBİ’LER IHRACATıN YÜZDE 59,2’SINI GERÇEKLEŞTIRDI

İhracatta 1-9 kişi çalışan mikro ölçekli girişimlerin payı yüzde 17,8 iken, 10-49 kişi çalışan küçük ölçekli girişimlerin payı yüzde 24,1, 50-249 kişi çalışan orta ölçekli girişimlerin payı yüzde 17,3, 250+ kişi çalışan büyük ölçekli girişimlerin payı ise yüzde 40,7 oldu.

Girişimin ana faaliyetine göre KOBİ’lerin ihracatının yüzde 35’i sanayi, yüzde 60,4’ü ticaret sektöründe faaliyet gösteren KOBİ’ler tarafından yapıldı.

KOBİ’LERIN 2013 YıLıNDA ITHALATTAKI PAYı YÜZDE 39,9 OLDU

İthalatta 1-9 kişi çalışan mikro ölçekli girişimlerin payı yüzde 5,7, 10-49 kişi çalışan küçük ölçekli girişimlerin payı yüzde 16,2, 50-249 kişi çalışan orta ölçekli girişimlerin payı yüzde 17,9, 250+ kişi çalışan büyük ölçekli girişimlerin payı ise yüzde 60,1 oldu.

Girişimin ana faaliyetine göre KOBİ’lerin ithalatının yüzde 34,9’u sanayi, yüzde 55,9’u ticaret sektöründe faaliyet gösteren KOBİ’ler tarafından gerçekleştirildi.

KOBİ’LER IHRACATıNıN YÜZDE 45,9’UNU AVRUPA ÜLKELERINE YAPTı

Ülke gruplarına göre 2013 yılında dış ticaret incelendiğinde, KOBİ’ler tarafından yapılan ihracatın yüzde 45,9’u Avrupa ülkelerine, yüzde 38,7’si Asya ülkelerine gerçekleştirildi. KOBİ’ler ithalatının yüzde 51,4’ünü Avrupa ülkelerinden, yüzde 38,9’unu Asya ülkelerinden yaptı.

KOBİ’lerin Ihracatının Yüzde 91,5’ini Imalat Sanayi Ürünleri Oluşturdu

KOBİ’lerin ihracatı içinde giyim eşyası sektörünün payı yüzde 14,5, “ana metaller” in payı yüzde 12,1 ve “tekstil ürünleri”nin payı yüzde 10,3 oldu. KOBİ’lerin ithalatında ise öne çıkan sektörler “kimyasallar ve kimyasal ürünler” (yüzde 15,6), “ana metaller” (yüzde 14,8) ve “başka yerde sınıflandırılmamış makine ve ekipmanlar” (yüzde 12,7) oldu.

YENILIKÇI KOBİ’LERIN ORANı YÜZDE 48 OLDU

Çalışan sayısı büyüklük grubuna göre 2010-2012 yıllarını kapsayan üç yıllık dönemde 10 ve daha fazla çalışanı olan girişimlerin yüzde 48,5’i yenilik faaliyetinde bulundu. Çalışan sayısı 10-249 olan KOBİ’lerde ise bu oran yüzde 48.

Çalışan sayısı büyüklük gruplarına göre 10-49 çalışanı olan KOBİ’lerin yüzde 46,5’i, 50-249 çalışanı olan KOBİ’lerin ise yüzde 56,1’i yenilik faaliyetinde bulundu.

Sanayi sektöründe yenilikçi KOBİ’lerin oranı yüzde 49 iken, bu oran hizmet sektöründeki KOBİ’lerde yüzde 46,8.

KOBİ’LERIN YÜZDE 26,3’Ü ÜRÜN VE/VEYA SÜREÇ YENİLİĞİNDE

KOBİ’lerin yüzde 26,3’ü 2010-2012 yıllarını kapsayan üç yıllık dönemde ürün ve/veya süreç yeniliği faaliyetinde (devam eden ve sonuçsuz kalan yenilik faaliyetleri de dahil) bulundu. Aynı dönem içerisinde yenilik faaliyeti devam eden KOBİ’lerin oranı yüzde 13,8, yenilik faaliyeti sonuçsuz kalan KOBİ’lerin oranı ise yüzde 3,5.

KOBİ’lerin yüzde 43,2’si organizasyon ve/veya pazarlama yeniliği faaliyetinde bulundu

KOBİ’lerin yüzde 43,2’si 2010-2012 yıllarını kapsayan üç yıllık dönemde organizasyon ve/veya pazarlama yeniliği faaliyetinde bulundu. Bu kapsamda KOBİ’lerin yüzde 31,2’si organizasyon yeniliği, yüzde 34,3’ü ise pazarlama yeniliği gerçekleştirdi.

BORSA GÜNÜ 74 BIN PUANıN ALTıNDA TAMAMLADı
Borsa İstanbul 100 (BIST 100) endeksi, yarın tek seans yapılacak haftanın son işlem günü öncesinde etkili olan satış baskısı ile günü 296,55 puanlık azalışla 29 Nisan'dan bu yana en düşük kapanış olan 73.857,96 puandan tamamladı.

Borsa İstanbul'da işlem gören hisse senetleri ortalama yüzde 0,40 değer kaybederken toplam işlem hacmi 2,7 milyar lira oldu. Gün sonunda bankacılık endeksi yüzde 0,06, holding endeksi yüzde 0,33 düşüş kaydetti. Günün en fazla kazandıran sektörü ise yüzde 1,66 ile turizm oldu.

Güne yükselişle başlayan BIST 100 endeksi, en yüksek 74.729,85 puanı gördükten sonra Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) beklentiler dahilinde faizlerde değişikliğe gitmemesi ve varlığa dayalı menkul kıymet alım programına ilişkin takvim açıklamasına karşın Başkan Mario Draghi'nin konuşmasında yeni bir söylemin olmamasının ardından tekrar düşüşe geçti.

Gün içinde analistlerin destek olarak nitelendirdikleri 73.800 puanın altını gören endeks, günü bu seviyenin hemen üzerinde tamamladı. 

Analistler, 4 gün Kurban Bayramı tatiline girecek borsada yarın tek seans işlem yapılacağını hatırlatarak, yurt içinde açıklanacak eylül ayı enflasyon verisinin yön üzerinde belirleyici olacağını kaydediyor. Yarın yurt içi piyasalar kapandıktan sonra ABD'de açıklanacak tarım dışı istihdam ve işsizlik verisi ile kredi derecelendirme kuruluşu Fitch'in Türkiye değerlendirmesinin bayramdan sonraki ilk işlem gününde fiyatlanacağını vurgulayan analistler, bu yüzden risk almaktan kaçınan yatırımcıların satış baskısına neden olduğunu belirtiyor.

Analistler, BIST 100 endeksinin 73.800 seviyesinin altında 72.500 desteğinin gündeme gelebileceğini, olası toparlanmalarda ise 75.500 seviyesinin direnç konumunda olduğunu tahmin ediyor.

'BATı'DAKI LEVI'S BILE KILIT VURDU...'

Türkiye’nin bindiği dalı kesmemesi için hazırgiyim sektörünün sorunlarına acil çözüm bulunması gerektiğini bildiren TGSD Başkanı Cem Negrin,"Batıdaki Levi’s bile fabrikaya kilit vurdu. Yine de doğuya yatırıma giden yok!" dedi

'Batı'daki Levi's bile kilit vurdu...'

Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı Cem Negrin, hazır giyimde kullanılan yatırım teşviklerinin sadece yüzde 20’sinin 6. Bölge’de kullanıldığına dikkat çekerek, “İyi niyetle ancak eksik organize edilen yatırım teşvikleri umulan rüzgarı estirmedi. Bu işten sonuç alınmak isteniyorsa yanlışlar ayıklanıp, hatalar düzeltilmeli” dedi.

Cem Negrin yaptığı yazılı açıklamada uygulamanın hayata geçtiği Haziran 2012’den bu yana hazır giyim sektörünün kullandığı 856 milyon TL tutarındaki teşvikin sadece 189 milyon TL’sinin 6. Bölge’de yer aldığını söyledi. Şanlıurfa başta olmak üzere 6. Bölgeye yatırım yapanların tamamına yakınının o bölgenin insanı olduğunu vurgulayan Negrin şöyle devam etti:

"KÂR ELDE EDEMIYORUZ"

“2014 yılını 19 milyar doların üzerinde bir ihracat rakamıyla kapatacağız. Satışlarımız artıyor ancak yatırımlar yetersiz. En çok ihracat gerçekleştirdiğimiz Almanya’da yüzde 11, ikinci sıradaki İngiltere’de yüzde 17 ve üçüncü İspanya’da yüzde 16’lık ihracat artışı elde ettik. Bu başarıya karşın 2007’de 100 olarak belirlediğimiz bileşik maliyet endeksimiz Ağustos ayında 187’ye çıkarken, karlılık endeksimiz ise 85’lere geriledi. Daha yüksek maliyetlerle daha çok iş yapıyoruz ancak kâr elde edemiyoruz. Gelen talebi karşılamak için mutlaka yeni yatırım yapmak zorundayız. Ancak burada da pratikte bir getirisi olmayan teşviklerin yeniden revize edilmesini beklemek zorundayız” dedi.

"PERAKENDECI LEVI'S'IN YAPAMADıĞıNı BIZ NASıL YAPALıM?"

Cem Negrin,  dünyanın en büyük denim üreticilerinden Lewi’s’ın Çorlu fabrikasında üretimi durdurarak 677 çalışanın işine son vermesinin Türk hazır giyim sektörünün yaşadığı sorunların görülmesi açısından önem taşıdığını söyledi. Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi ile Ekim ayı içinde yapmayı planladıkları Hazırgiyim Sektör Çalıştayı’nda tüm sorunların masaya yatırılacağını anlatan Negrin, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu şartlarda kimse doğuya yatırıma gitmiyor. Batı’daki Levi’s da Çorlu’daki fabrikasına kilit vurdu. Perakende zincir mağazaları olan bir dünya markasının dahi üretimini sürdürmekte zorlanıp fabrika kapattığı bir dönemde, işi sadece ihracat olan bir Türk sanayici nasıl ayakta kalıp, yatırıp yapabilir? Türkiye olarak bindiğimiz dalı kesmemek için yaşanılan zorlukları çok iyi değerlendirip acil önlem almamız gerekiyor. Geldiğimiz noktada TGSD olarak Ekonomi Bakanımız Nihat Zeybekçi ile yapacağımız Hazırgiyim Sektör Çalıştayı’nı Ekim ayında gerçekleştirip kronik sorunlara çözüm üretmek istiyoruz” dedi.

Bu haber toplam 0 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.