• BIST 1.392,910
  • Altın 492,12
  • Dolar 8,4360
  • Euro 9,9850
  • İstanbul 32 °C
  • Ankara 35 °C

Kravat ve fular

Ateş Nesin

Kravat esaretin, fular ise özgürlüğün simgesidir bana göre. Papyon kravat, kullanım alanı daha dar ve özel bir konuma sahip olduğu için onu söz konusu etmeyeceği yazımda.Yaşamım boyunca çok zorunlu olmadığım durumların dışında hiç kravat takmadım diyebilirim. On yedi yaşımdan beri tam bir fular tutkunuyum, her fırsatta da takarım.

Bir defa benim kravat kullanabilmem için, kesinlikle çok daha pahalıya mal olan ısmarlama gömlek diktirmem gerekiyor. Yoksa bedenime uyan ölçüdeki hazır gömleklerin iki yakasının, boynum kalın olduğu için (ensem değil) bir araya gelmesi olası değil. Kravat takmam gerektiği çok ender durumlarda satın almış olduğum ve bir geceliği andıran büyük beden gömleklerin omuzları kollarımdan aşağıya düşer, bir takkem eksiktir başımda. Bir zamanlar memurların yapmış olduğu gibi gömleğin iki kolunu lastikle toplayıp öyle giydiğim de çok olmuştur. Gittiğim yerlerde ceketimi çıkarmam hiç mümkün olmadı ama.

Kravatı genelde, en üst düzeydeki kişilerden tutun da, amirinden memuruna, işçisine dek herkes takar. Daha doğrusu kurulmuş olan burjuva düzenin emir komuta zincirinde takmak zorunda bırakılmışlardır. Ama iş salt kravat takmakla bitmez. Onu takacağın gömleğin, sırtındaki giysinin de kaliteli olması gerekir ki, kravat kendini göstersin. Mevki sahibi, zengin kişilerin boynundaki kravat, "işte ben kravatım" diye konuşurken, bir garibanın dökülen giysisinin içerisindeki renkleri atmış gömleğinin üzerine taktığı kravat sanki biçimsiz bir yere konmuş kelebek gibidir!

Kravatı takmak için, boynunuza sıkı sıkı bir düğüm atıp, kendinizi adeta idama mahkum etmiş olursunuz. Yazın sıcak günlerinde kravatın baskısıyla yüzünüz kızarıp alı al, moru mor olur, boyun damarlarınız dışarıya doğru fışkırır, sürekli ter dökersiniz. Bu işkenceye daha fazla dayanamayıp, protokol filan dinlemeyip nerede bulunursanız bulunun, gömleğinizin en üst düğmesini açarak, onu gevşetmeye çalışırsınız.
Kravat bir duvar saatinin sarkacı gibi ancak sağa sola gider gelir. Başka bir özelliğe, hareket yeteneğine sahip değildir.

Ama fular öyle mi ya ? Özgür ve şıktır. Ana konumunu hiç bozmadan alabildiğine hareket eder durur boynunuzda. Cildinize okşar gibi yumuşacık dokunuşu vardır. Her türlü kıyafete uygundur ve her ortamda rahatlıkla kullanılabilir. Hatta öyle ki, varlığıyla da, üzerinizdeki giysi nasıl olursa olsun göz alıcılığıyla dikkatleri çekip zevahiri her zaman kurtarır.

Zaman içerisinde neredeyse kaybolmaya yüz tutmuş olan fular, bir zamanlar sanatçıların, iş adamlarının, entelektüellerin, üst düzeydeki müzmin kumarbazların, jigoloların boynundan hiç eksik olmazdı.

Onun adını duymayanlar bile var günümüzde. Bir gün fular sormak için girdiğim büyük bir mağazadaki tezgahtar bana gülerek ," Beyefendi yanlış yere geldiniz, biz yular satmıyoruz" diye yanıt vermişti

Ben yazacağımı yazdım, artık seçim size kalmış. Ya cümle alemin taktığı, Hırvatların buluşu kravat, ya da, benim gibi az sayıda kişinin beğeniyle kullandığı Fransızların fuları!..

Bu yazı toplam 3241 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.