İSTANBUL - Türksail yazarı Serdar Bapoğlu İstanbul’un kentsel dönüşüm adalarını yazdı. Bapoğlu'nun yazısı şöyle: Maltepe ve Yenikapı’daki dolgu alanları İstanbul’un milyonlarca metreküp “kentsel dönüşüm” artığı molozlarına yetmedi… İstanbul Boğazı Karadeniz ve Marmara girişi ile Kumburgaz’dan sonra şimdi de Pendik önlerine üç yapay ada projesi gündeme geldi. İBB, toplam 630 bin metrekarelik yüzölçümüne sahip olacak adaları eğlence ve su sporları merkezi yapmayı planlıyor.
İstanbul’da “kentsel dönüşüm” adı altında tarih boyunca görülmemiş bir inşaat seferberliği yaşanıyor. Mahallelerle birlikte “mahalle kültürü” de yok olurken yerlerini kimsenin komşusunu dahi tanımadığı gökyüzüne uzanan gökdelenler, “rezidans” denen devasa kompleks binalar alıyor.
Küçük ve mütevazı olanla yetinmeyi çoktan unuttuk. Gözümüz hep daha büyüğünde, daha uzununda, daha görkemlisinde...
Gerçekte “kentsel dönüşüm”, İstanbul’un depreme dayanıksız binalarını güçlendirmek amacını taşıyan bir proje idi. Ancak görünen, rotasından çoktan sapıp rantın merkezine yerleştiği…
Öte yandan kırılgan piyasa koşullarında bazı sektörlerin “sıcak para girişi” sayesinde ayakta tutulmasının hedeflemesi de madalyonun diğer yüzü.
Hal böyle olunca, hafriyat çalışmalarında kepçeler, milyonlarca metreküp toprağı ve molozu kamyonlara yüklüyor. Kamyonlar ise artık yüklerini boşaltacak alan bulmakta zorlanıyor.

DENİZ BU, DOLDUR GİTSİN!
Yenikapı önlerinde deniz, “parlak bir düşüncenin ürünü” olarak “miting alanı” projesi çerçevesinde dolduruldu.
Yetmedi, ardından Maltepe sahilinde bir milyon metrekarelik alan daha dolduruldu. O da yeterli olmadı…
Nasıl denizi bir “çöplük” olarak görmekten vaz geçemiyor ve iştahla elimize geçen her şeyi fütursuzca bu maviliklere atıyorsak, bu alışkanlığın devamı olarak doldurmaktan da geri durmuyoruz.

Kentsel dönüşümün molozlarına şimdi bir “katma değer” de Kanal İstanbul’dan gelecek.
Bilim insanlarının ve üniversitelerin tüm tepkilerine rağmen yönetim Marmara Denizi ile Karadeniz’i bir kanalla birbirine bağlamakta kararlı. Dolayısıyla Trakya bölgesinin doğu tarafında devasa bir kazı yapılacak. İyi de buradan çıkacak toprak ne olacak?

HARİTALAR YİNE DEĞİŞECEK
Hemen “zehir gibi” fikirler peşinden geldi. Bunlardan biri İstanbul Boğazı’nın Karadeniz ve Marmara girişlerine “yapay adalar” kondurmaktı. Bir diğer ada zinciri için de Kumburgaz önleri nişanlandı.
Hani ne derler, bıçağı sapladıktan sonra ölüm garanti olsun diye “içerde çevirmek” gibi bir şey…
Sonuçları ne olur, doğal denge bundan nasıl etkilenir? Ne soran var ne de söyleyenleri dinleyen…
Hele de bu bıçağın “saplandığı” dünyanın en eski yerleşimi İstanbul’da tarihin “yok edilmesi” de görünen o ki, kimseyi ilgilendirmiyor. Güzelim İstanbul’u çöl kenarındaki Dubai’ye çevirme gayretinin kimseyi yaralamadığı gibi…
PRENS ADALARI’NA KOMŞU GELİYOR
Ancak gereken “kapasite” o kadar fazla ki, üretilen projeler anlaşılan yeterli olmuyor. İBB (İstanbul Büyükşehir Belediyesi) şimdi Pendik önlerine “Prens Adaları”na komşu üç ada daha kondurmaya niyetli.
Projeye göre adaların toplam yüzölçümü 603 bin 500 metrekare olacak. Üç adanın toplam kıyı uzunluğu ise 7 bin 460 metreye ulaşacak.
Bu adalarda ne mi yapılacak? Sıkı durun! Su sporlarının merkezi haline getirilecek.
Kumsalı bulunacak ilk adaya su sporları kulübü, yüzme havuzu, rafting parkuru, deniz feneri ve kayıkhaneler inşa edilecek. Ayrıca geniş bir piknik alanı olacak.
Pendik adaları spor, gezi ve eğlence merkezi olacak...
PAZARLIK KONUSU OLUR MU?
Bu adada yelken, optimist, rüzgar sörfü, kürek, rafting ve plaj voleybolu gibi pek çok spor yapılabilecek.
Su sporları tesisi ise sutopu ve sualtı sporları, olimpik açık ve kapalı havuzlar, kürek, sualtı hokeyi, sualtı ragbisi ve dalış okulu gibi çok sayıda su sporuna imkan verecek şekilde inşa edilecek.
Şimdi aklımıza bir soru takılıyor. Buna çok yakın yakıştırmalar Maltepe dolgu alanı için yapılmıştı ancak “süs” görünümlü bir iki etkinlik sahası dışında alan tümüyle bomboş kaldı.
Maltepe'deki dolgu alanı...
Ve zihnimizi kurcalayan soruların devamı geliyor…
Bilindiği gibi İstanbul’da yelken ve su sporlarının buluştuğu en önemli merkezler Kalamış, Fenerbahçe, Caddebostan'da…
Yıllardır “rantiyenin gözü” de bu bölgelerin üzerinde, hissediyoruz. Hatta planların çoktan çizildiğini de tahmin edebiliyoruz… Bekliyorlar…
Öte yandan yine bu bölgelerdeki kulüplerin tepesinde yıllardır sallanan “ecrimisil” kılıcı var… Ödenmesi “akıllara zarar”, her geçen gün katlanarak büyüyen işgaliye bedelleri talep ediliyor. Ayakta durabilmek için olağanüstü emek harcayan kulüplerin bu bedeli ödeyemedikleri gün yerlerinden olacakları malum…
Şimdi ister misiniz, yönetim şu öneri ile kulüplerin karşısına gelsin:
“Sizin için denizin ortasında şahane bir merkez yaptık. Her türlü imkanınızı da sağlayacağız. Özel marinalarınız dahi olacak. Hadi yerlerinizi bize bırakıp oraya taşının, biz de ecrimisil borçlarınızı silelim.”
Bir taşla kaç kuş vurulur acaba?



































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.