• BIST 1.325
  • Altın 462,556
  • Dolar 7,8681
  • Euro 9,5144
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 3 °C

Dimyat’ın pirinci, Sakıp Sabancı ve Temel ile Dursun

Süha Öncü

Ticari kayıp ve iflasları en yalın şekilde anlatan ‘’ Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmayın’’ benim sevdiğim özdeyişlerdendir.

Daha çoğunu elde etmek için kazanılmışların kaybını anlatır.

Birçok ticaret insanı bu özdeyişi çok sık söyler ama nedense tamamen tersini yapar.

Dimyat’ın Nil nehrinin suladığı bereketli toprakları olduğunu söyleyenlere inananlar, daha fazlasını kazanacakları düşüyle elde ettiklerini riske koyarak Dimyat yollarına düşmüşler.
Varanlar kazanmış ama azıkları yetmeyenler evdeki bulgurlarından olmuşlar.

Sakıp Sabancı bir söyleşide, işi bilenle işi bilmeyen iş insanını şöyle tarif etmişti. Suyun sıcak olup olmadığını iş bilen kişi serçe parmağının ucuyla, iş bilmeyen kişi beş parmağının tamamını suya daldırarak anlamaya çalışır.
Su sıcaksa iş bilen kişinin sadece serçe parmağının ucu hafif yanar ama işine devam eder, oysa iş bilmeyen kişinin elinin tamamı yanacağı için iş göremez olur.

Temel ile Dursun işsiz kalınca Amerika kıtasına gitmeye karar vermişler. Uzun gemi yolculuğunda Amerika’da ne iş yapacaklarını yolculara sormuşlar.
Yolculardan biri; Kızılderili kafası avcılığının çok para kazandırdığını, kafa başına 10 $ vereceğini ve isterlerse kendisi ile çalışabileceğini söylemiş.
Temel ve Dursun buna çok sevinmişler.
Amerika kıtasına vardıklarında gerekli teçhizatlarını alarak sahaya çıkmışlar.
Bütün gün yakıcı güneş altında dolaşmışlar ama hiç Kızılderili görememişler.
Akşam olunca çok yorulmuşlar ve uyumak için çadırlarını kurmuşlar.
Temel ’’Dursun ümidini kaybetme, bu daha ilk gündü, uyuyalım, enerji toplayalım’’ demiş.
Gece yarısı yüzlerce Kızılderili Dursun’un üzerindeki çadırı kaldırıp uyandırmışlar.
Dursun heyecanla '' Temel uyan zengin olduk’’ demiş.

1980’lı yıllarda başkalarının anlatımlarıyla bilmediği sadece deniz ve güneş turizm sektörüne öz kaynağı ve kredi kullanarak yatırım yapanlar, ilk 1994 krizinde zarar ederek yatırımlarını satmak zorunda kaldılar.
Direnenlerin bir kısmı da 2001 krizinde aynı akıbeti yaşadı.
Parası olanlar ve kredi kuruluşları ucuz maliyetle bu tesislerin sahibi oldu. Ama bu işten en karlı çıkanlar bankalar oldu.

Geçmişin olumsuzluklarından gerekli deneyimleri kazanan turizm sektörünün tüm bileşenleri 2020 ve sonrası dönemler için tüm hazırlıklarını yapmıştı.
2020 sezonundan 50 milyon yabancı turist, 50 milyar $ ciro hayalleri kurarken, yılın başında Çin’in bir kentinde çıkan ufak virüs 2020 yılının bütün hayallerini yok etti.

Umarım Türk turizm sektörünün tüm bileşenleri ve sivil toplum kuruluşları 50 yıllık deneyimlerini göz önünde tutarak gelecekleri için gerçekçi hayaller kurar ve doğru planlar yaparak sektörü daha ileriye taşırlar.

Kalın sağlıcakla,

Bu yazı toplam 11093 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.