ERİVAN – Dünya ülkeleri, doğa kaybını durdurmak ve ekosistemleri korumak amacıyla belirledikleri hedeflerin gerisinde kalıyor. Ermenistan’ın başkenti Erivan’da gerçekleştirilecek COP17 Biyoçeşitlilik Zirvesi, yaklaşık 200 ülkenin taahhütlerini ve uygulamadaki eksikliklerini gündeme taşıyacak.
2022’de kabul edilen Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi, 2030 yılına kadar doğa kaybını durdurmayı ve tersine çevirmeyi amaçlayan 23 hedef içeriyor. Kirliliğin azaltılması, tehdit altındaki türlerin korunması ve kara, iç su, kıyı ve deniz alanlarının en az yüzde 30’unun etkili biçimde korunması bu hedeflerin başında geliyor.
Ancak Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi kapsamında hazırlanan taslak değerlendirme, mevcut ilerlemenin hedeflere ulaşmak için yeterli olmadığını gösteriyor.
“VAATLER SOMUT EYLEMLERE DÖNÜŞMELİ”
Greenpeace International’dan An Lambrechts, COP17’nin kritik bir dönemde gerçekleştirildiğini belirterek hükümetlerin Erivan’dan açık bir rota değişikliği kararıyla ayrılması gerektiğini vurguladı. Lambrechts, yeni vaatlerden çok uygulanabilir kararların önem taşıdığına dikkat çekti.
Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi İcra Sekreteri Astrid Schomaker ise 2030 hedeflerinin hâlâ ulaşılabilir olduğunu, ancak bunun önemli değişiklikler gerektirdiğini ifade etti. Schomaker’e göre ilerleme doğru yönde olsa da mevcut hız yetersiz kalıyor.
Zirve kapsamında 16 Ekim’de düzenlenecek liderler buluşmasına yaklaşık 10 devlet başkanının katılması bekleniyor. Resmî müzakerelerin ise 19 Ekim’de başlaması planlanıyor.
YÜZDE 30 KORUMA HEDEFİNDE AÇIK BÜYÜYOR
COP17’de, küresel biyoçeşitlilik çerçevesinin kabulünden bu yana sağlanan ilerleme değerlendirilecek. Ulusal raporlar ve diğer veriler üzerinden hazırlanan küresel inceleme, başarıların yanı sıra uygulamadaki sorunları da ortaya koyacak.
Campaign for Nature’ın eylül ayında yayımladığı analize göre bazı ülkeler, “30x30” olarak bilinen koruma hedefi doğrultusunda önemli adımlar attı. Buna rağmen mevcut taahhütlerin tamamı uygulansa bile 2030’da kara ve iç suların ancak yüzde 27’sinin, okyanusların ise yüzde 12’sinin korunması öngörülüyor.
Bu tablo, özellikle denizlerin korunmasında hedef ile taahhütler arasında büyük bir fark bulunduğunu gösteriyor.
DOĞAYI KORUMANIN ÖNÜNDEKİ TEMEL ENGEL FİNANSMAN
Zirvenin en önemli gündem maddelerinden birini finansman açığı oluşturuyor. Ülkeler, 2030 yılına kadar kamu ve özel kaynaklardan biyoçeşitlilik için yılda en az 200 milyar dolar harekete geçirilmesini hedefliyor.
Bu tutarın içinde, gelişmekte olan ülkelere sağlanacak yıllık en az 30 milyar dolarlık uluslararası finansman da bulunuyor. Ancak mevcut kaynaklar taahhütlerin gerisinde kalıyor.
Gelişmiş ülkelerden katkılarını artırmaları beklenirken bütçe kısıtları ve siyasi öncelikler, finansman görüşmelerini zorlaştırıyor. Bu nedenle Erivan’da özel sektörün doğa koruma çalışmalarına nasıl daha fazla kaynak sağlayabileceği de ele alınacak.
CALİ FONU BEKLENTİLERİN GERİSİNDE
Şubat 2025’te faaliyete geçirilen Cali Fonu’nun performansı da zirvede değerlendirilecek başlıklar arasında yer alıyor.
AFP’nin aktardığı bilgilere göre şirketlerden yılda 1 milyar dolar katkı sağlaması beklenen fon, şu ana kadar yalnızca 6 bin dolar bağış toplayabildi.
Astrid Schomaker, fonun doğa koruma finansmanında önemli bir değişim yaratma potansiyelini koruduğunu, ancak şirketlerin katılımının beklentilerden daha yavaş ilerlediğini belirtti.
DOĞAYA ZARAR VEREN TEŞVİKLER TARTIŞILACAK
Hükümetlerin önündeki bir başka önemli başlık, doğaya zarar veren teşviklerin yeniden düzenlenmesi olacak. Küresel çerçeve, bu teşviklerin 2030’a kadar yıllık en az 500 milyar dolar azaltılmasını öngörüyor. Buna karşın bu alandaki ilerleme sınırlı kalıyor.
Birleşmiş Milletler verilerine göre doğayı korumak veya iyileştirmek için harcanan her 1 dolara karşılık yaklaşık 30 dolar, doğaya zarar veren faaliyetlere yöneliyor.
Aralarında Nestlé ve H&M Grubu’nun da bulunduğu 130’dan fazla işletme ve finans kurumu, ekim ayında hükümetlere teşvik reformu çağrısı yaptı. Kuruluşlar, yıllık 2,6 trilyon dolarlık kamu harcamasının toprakları, su kaynaklarını ve ekosistemleri tüketen uygulamaları desteklediğine dikkat çekti.
WWF International’dan Guido Broekhoven, bu kaynakların doğayı koruyacak alanlara yönlendirilmesinin COP17’nin öncelikleri arasında bulunması gerektiğini belirtti.
ERİVAN’DAN ORTAK İRADE BEKLENİYOR
Çevre kuruluşları, jeopolitik gerilimlerin uluslararası iş birliğini zorlaştırdığı bir dönemde COP17’nin ortak hareket etme iradesini göstermesi gerektiğini vurguluyor.
Erivan’daki görüşmelerin temel sınavı, mevcut hedefleri uygulamaya geçirecek finansmanı, teşvik reformlarını ve koruma kararlarını somutlaştırmak olacak.



































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.