• BIST 13779.39
  • Altın 6659.71
  • Dolar 47.6791
  • Euro 55.1258
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 21 °C
  • Antalya 23 °C

Christopher Nolan’ın “The Odyssey” filmi ne anlatıyor?

Christopher Nolan’ın “The Odyssey” filmi ne anlatıyor?
Erhan Kaya yazısında “Biz yalnızca bu topraklarda yaşamıyoruz. Dünyanın en büyük tarihsel hikâyelerinden birinin tam ortasında duruyoruz” diyor.

İSTANBUL- Hotel Linkage CEO’su Erhan Kaya bizim topraklarımızda geçen ve bizim geçmişimizi anlatan, turizm adına ders çıkarmamız gereken Christopher Nolan’ın “The Odyssey” adlı filmi hakkında görüşlerini sosyal media hesabında yazdı. Gerçekten bılak hafızcmlı bmir toplum olduk ve herşeyi unutuyoruz. Mitolojide geçen tüm hikayelerin Türkiye topraklarında yaşandığını ve Göbeklitepe ile bu toprakların geçmişinin dünyanın en eskisi olduğunu unutuyoruz.
Erhan Kaya yazısında çok doğru uyarı yaparak “Biz yalnızca bu topraklarda yaşamıyoruz. Dünyanın en büyük tarihsel hikâyelerinden birinin tam ortasında duruyoruz” diyor.
Turizmin önemli teknoloji kuruluşu “Hotel Linkage Leading the Revolution in Travel Technology for the Hospitality Industry” konusunda hizmet veriyor. Erhan Kaya ise bu şirketin CEO’su olarak turizme büyük katkı sağlıyor.
Yazısı şöyle:
 

erhan-kaya-.jpg

CHRISTOPHER NOLAN’IN FILMINI İZLIYORUZ
AMA 3.000 YILLIK KENDI HIKÂYEMIZI KAÇIRIYORUZ.

ERHAN KAYA - 6 AĞUSTOS 2026

Biz bir film izliyoruz ama aslında doğup büyüdüğümüz toprakların 3.000 yıllık devasa hafızasına bakıyoruz.
Gündemde Christopher Nolan’ın The Odyssey filmi var. Bütün dünya, Truva Savaşı’nın ardından evine dönmeye çalışan Odysseus’un hikâyesini konuşuyor.
Ama çoğumuzun gözden kaçırdığı çok önemli bir detay var: Bu hikâye bizim topraklarımızda başladı.
Truva, bugün Çanakkale sınırları içerisinde yer alıyor. Yani Batı dünyasının en önemli kurucu destanlarından biri, tam olarak bu coğrafyada yaşanan bir savaşın ardından doğdu.
Truva Savaşı’nı, kesintisiz biçimde devam eden tek bir “Doğu-Batı savaşı” olarak anlatmak elbette tarihsel açıdan fazla basit olur. Aktörler, devletler, dinler ve ittifaklar sürekli değişti.
Ancak şu gerçek hiç değişmedi: Çanakkale ve İstanbul, yaklaşık 3.000 yıldır Doğu ile Batı arasındaki güç mücadelesinin en kritik sahnelerinden biri oldu.

erhan-kaya--001.jpgGelin, tarihin kurduğu bu inanılmaz sembolik zincire birlikte bakalım:

1. Agamemnon ve Truva

Truva’yı kuşatan Miken ordularının başındaki kralın adı Agamemnon’du. Truva düştü. Ancak Miken uygarlığı da kısa süre sonra çöktü. Yani bu zafer doğrudan Roma İmparatorluğu’nun yolunu açmadı.
İşin ilgi çekici tarafı şu: Yüzyıllar sonra kurulan Roma, kendi kökenini savaşı kazanan Agamemnon’a değil, yenilen Truva’dan kaçan Aeneas’a bağladı. Bir anlamda dünyanın en büyük imparatorluklarından biri, kendisini yenilmiş Truvalıların mirasçısı olarak gördü.
Agamemnon ismini ise bir kenara not edin. Çünkü yaklaşık 3.000 yıl sonra yeniden karşımıza çıkacak...

2. Fatih Sultan Mehmet ve Roma’nın Başkenti

Roma İmparatorluğu zamanla doğu ve batı olarak ikiye bölündü. Batı Roma çöktü ama merkezi Konstantinopolis olan Doğu Roma, yaklaşık bin yıl daha yaşadı.
Bugün bizim “Bizans” dediğimiz devlet, kendisine Bizans demiyordu. Onlar kendilerini Romalı, devletlerini de Roma İmparatorluğu olarak görüyordu.
1453 yılında Fatih Sultan Mehmet, yalnızca bir şehri değil, Doğu Roma İmparatorluğu’nun başkentini fethetti. Fatih’in daha sonra Kayser-i Rûm (Roma’nın Hükümdarı) unvanını kullanması tesadüf değildi. Kendini Roma’nın siyasi mirasının da sahibi olarak görüyordu.
Dönemin tarihçisi Kritovulos’un aktardığına göre Fatih, 1462 yılında Truva kalıntılarını ziyaret etti ve Truvalıların intikamının kendi döneminde alındığı anlamına gelen sözler söyledi.
Popüler kültürdeki “Hektor’un intikamını aldım” cümlesi birebir doğrulanmış bir alıntı olmasa da, Fatih’in kendisini Truva ve Anadolu’nun kadim hafızasıyla ilişkilendirdiği çok güçlü bir tarihsel gerçektir.

3. Karlofça ve Yön Değiştiren Üstünlük

1699 Karlofça Antlaşması’yla birlikte Osmanlı’nın Avrupa’daki ilerleyişi durdu. Askerî ve siyasi üstünlük kademeli olarak Avrupa devletlerinin tarafına geçti.
Ve tarih, 1918 yılında inanılmaz bir sembolle yeniden sahneye çıktı:

4. HMS Agamemnon

30 Ekim 1918’de Osmanlı Devleti’ne Mondros Ateşkes Antlaşması imzalatıldı.
Nerede? Çanakkale önlerinde, bir İngiliz savaş gemisinde.
Geminin adı neydi? HMS Agamemnon.
Truva’yı kuşatan Miken ordularının başındaki kralın adı, yaklaşık 3.000 yıl sonra yeniden Çanakkale coğrafyasının karşısındaydı. İngilizlerin bu gemiyi bilinçli seçtiğine dair resmi bir belge olmasa da ortaya çıkan tablo çarpıcıdır: Miken komutanının adını taşıyan gemide, bir imparatorluğa yenilgi imzalatılıyordu.
Tarih bazen belgelerle konuşur, bazen de sembollerle...

5. Oyunu Bozan Lider: Mustafa Kemal Atatürk

Ama hikâye Mondros’ta bitmedi.
Mustafa Kemal Atatürk, önce Çanakkale’de, ardından Millî Mücadele’de Anadolu’nun kaderini değiştirdi. Mondros ile hedeflenen o paylaşım planı çöktü.
Atatürk’ün Dumlupınar sonrası “Truva’nın intikamını aldık” dediğine dair yaygın bir rivayet vardır. Doğrudan yazılı bir belge olmasa da sembolik bağ çok nettir:
Agamemnon zırhlısıyla dayatılan o teslimiyet, Millî Mücadele ile yırtılıp atılmıştır.
Sözün Özü Bugün Hollywood’da izlediğimiz şey yalnızca antik çağda geçen bir macera filmi değil.
Truva’dan Çanakkale’ye, Fatih Sultan Mehmet’ten Mustafa Kemal Atatürk’e uzanan devasa bir coğrafi ve tarihsel hafızaya bakıyoruz.
Hikâye değişiyor, aktörler değişiyor, imparatorluklar kurulup yıkılıyor... Fakat coğrafya değişmiyor.
Biz yalnızca bu topraklarda yaşamıyoruz. Dünyanın en büyük tarihsel hikâyelerinden birinin tam ortasında duruyoruz.

 

Bu haber toplam 372 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2005 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.