MURAT EMEN-EMEN&EMEN
Haftanın Ekonomik Görünümü 11-16 Nisan 2011
İSTANBUL- Amerika Birleşik Devletleri'ndeki bütçe krizi son anda varılan ara anlaşmayla son buldu. Resmi kurumları felce uğratabilecek olan anlaşmazlık, uzlaşmaya varmak için gereken sürenin dolmasına bir saat kala giderilebildi. Uzlaşmaya varılamasaydı federal bütçe fonlarının devlet hizmetlerinin askıya alınacak, bir çok resmi kurum işlemez hale gelecekti.
Anlaşmaya varılamazsa bütçe kullandırılmayacağı için yaklaşık 800 bin devlet çalışanının iş bırakması ve acil hizmet vermeyen pek çok daire ile ulusal park ile müzelerin kapanması gerekecekti.
Obama'nın açıklaması
ABD Başkanı Barack Obama, anlaşmaya varılmasından dakikalar sonra Beyaz Saray'da yaptığı açıklamada, hem Demokrat hem de Cumhuriyetçi milletvekillerinin tavizleri sonucunda bütçe anlaşmasına varıldığını ve bu sayede federal hükümetin felce uğramasının önlendiğini söyledi.
Her iki partinin liderlerine anlaşmaya varılmasından dolayı teşekkür eden Obama, anlaşmanın, ABD'nin bütçe tarihindeki en derin harcama kesintilerini içerdiğini kaydetti.
Obama, harcamalardaki bazı kesintilerin "can yakıcı" olduğunu, ancak öncelik verdikleri projelerin korunduğunu ifade etti. Anlaşmaya varılmasından dolayı keyifli olduğu gözlenen Obama, "Yarın, Washington Anıtı ve tüm federal hükümetin açık olacağını duyurmaktan mutluluk duyuyorum" dedi.Senato'daki Demokrat Çoğunluk Lideri Reid de, varılan anlaşmayı "tarihi" olarak niteledi.
Bütçe krizi ve siyasi gerilim
Senato'daki Demokratların lideri Harry Reid, Cumhuriyetçi kanatta yer alan Çay Partisi hareketini bütçe görüşmelerini kendi ideolojik gündemlerini dayatmak için kullanmakla suçladı. Çay Partisi destekçilerinin etkisiyle, Cumhuriyetçiler önerilen bütçede ek kesintiler yapılmasını istiyordu. Demokratlar kesintiler konusunda geri adım attı, ancak muhalefeti her ödün ardından yenilerini istemekle suçladılar.
ABD’nin yasadığı bu günler her zaman kolay kolay unutulmayacak günler. ABD bir zenci başkan getirdi ama tekrar yeni bir zenci başkanın gelmesini imkansız bir
Erdoğan'ın Libya siyaseti İngiliz basınında
İngiltere'nin haftalık Economist dergisi bu haftaki sayısında Türkiye'nin Libya siyasetini irdeliyor.
Yazıda, isyancıların elindeki Bingazi'de son dönemde Türkiye aleyhtarı eylemler düzenlendiği, konsolosluğun önüne giden 100 kadar kişinin buradaki Türk bayrağının indirilmesini istedikleri hatırlatılıyor.
Economist, Erdoğan hükümetinin Kaddafi karşıtı Libyalı isyancıların silahlandırılması fikrine kati şekilde karşı olduğunu vurguluyor.
Dergi, Türkiye'nin NATO operasyonlarına da "geçten geçe" destek verdiğini belirtiyor.
Yazıda, Ankara'nın bölgeye savaş gemileri ve son olarak bir yardım gemisi göndermesinin "dışlanmamak" ve "Türkiye'nin bölgesel süpergüç olma iddiasının zedelenmemesi" için attığı adımlar olabileceği savunuluyor.
Economist, "Türkiye'nin bocalamaları Erdoğan'a atfedilen Batı aleyhtarı duygulardan değil, daha çok pragmatizm ve biraz da ileri görüşlülükten kaynaklanıyor. Libya'da çalışan 20 bin Türkün büyük bölümü şimdi döndü. Türkiye'nin isyancılar kazanırsa iptal edilebilecek olan 15 milyar dolar tutarında devam eden sözleşmesi var.'' diye yazıyor.
Economist'e konuşan savunma uzmanı gazeteci Lale Kemal, ''Türkiye Kaddafi'nin iktidara tutunması ihtimaline karşı seçeneklerini açık tutmak istiyor'' diyor.
Dergi, ''Erdoğan'ın da tekrar tekrar uyardığı gibi ülke bir iç savaşın eşiğinde olabilir ve NATO operasyonları derinleştikçe, sivillerin ölümü riski de artıyor... 12 Haziran'da genel seçim varken, Erdoğan Batı'yla işbirliği ederek eline Libyalıların kanının bulaşmasını istemiyor." görüşüne yer veriyor.
EconomistTürkiye için yeni bir krizin ise Suriye'de ortaya çıktığına dikkat çekiyor ve Erdoğan'ın Suriye lideri Beşar Esad'a tutumunu yumuşatma telkini yapmasının sonuç vermediğini belirtiyor.
"Kürtler protestoculara katılıp Esad'ın adamlarının ateşi altında kalır da, binlerce kişi Türkiye sınırını geçmeye başlarsa ne olacak?" diye soruyor Economist.
Dergi, "Türkiye'nin ihtiyacı olan en son şey daha çok isyankar Kürt" diye ekliyor.
Euro bölgesinde faizler yüzde 1,25'e yükseldi
Avrupa Merkez Bankası, (ECB) gösterge faiz oranını çeyrek puan artırarak yüzde 1,25'e yükseltti.
ECB, mali kriz ve küresel resesyon ardından yaklaşık iki yıldır faiz oranlarını yüzde 1'de tutuyordu. Avrupa Komisyonu, euro bölgesi için enflasyon tahminini yüzde 2,2'ye çıkarmıştı.
Avrupa Merkez Bankası'nın enflasyon hedefi yüzde 2.
Bununla birlikte, faiz artırımının Portekiz gibi euro bölgesinin zayıf ekonomilerinin sorunlarını ağırlaştırabileceğinden endişe ediliyor.
Uzmanlar, faiz artırımının beklenen bir karar olduğunu, bunu yenilerinin izleyebileceğini belirtiyor.
ECB ayrıca, marjinal borç verme faizini yüzde 1.75'ten yüzde 2'ye, gecelik mevduat faizi oranını da yüzde 0,25'ten 0,50'ye çıkardı.
Enflasyon endişesi
Ekonomistler, Avrupa Merkez Bankası'nın, yükselen petrol ve emtia fiyatlarının enflasyon üzerindeki etkisinden kaygı duyduğuna dikkat çekiyor.
BNP Paribas'tan Ken Watrett, "Enflasyon, hedeflerinin üzerinde seyrediyor ve bir süre daha böyle kalmasından endişe ediyorlar" dedi.
Bununla birlikte faiz artırımının nereye kadar gideceği konusunda belirsizlik var.
Faizlerin yükselmesinin özellikle İrlanda ve Portekiz'de büyümeye sekte vurabileceği kaydediliyor.
Sonunda Portekiz’de yardım istedi
Haftalardır süren spekülasyonların ardından ekonomik krizle boğuşan Portekiz, Avrupa Birliği'nden acil malî yardım talebinde bulundu.
Ekonomik önlemler paketinin parlamentoda reddedilmesi ardından istifa eden Başbakan Jose Socrates, 'önlerinde başka bir seçenek kalmadığını' söyledi.
Geçtiğimiz yıl Yunanistan, beş ay önce de İrlanda, Avrupa Birliği'nden yardım talep eden ülkeler olmuştu. Piyasa uzmanları, Portekiz'in içine düştüğü ekonomik durumun çok riskli olduğuna dikkat çekiyor ve kurtarma paketinin şartlarının Yunanistan ve İrlanda'nın anlaşmalarından daha ağır olabileceğini belirtiyor.

Japonya yeni bir tehlike atlattı
11 Mart’taki deprem ve tsunaminin ardından ortaya çıkan nükleer krizle mücadele eden Japonya, önceki günkü 7.1 büyüklüğündeki yeni depremle yeni bir nükleer kriz daha yaşıyor. Fukuşima Nükleer Santrali’nin ardından şimdi de bir diğer santral Onagawa’da nükleer sızıntı meydana geldi.
Rus RİA ajansının Japon yetkililere dayanarak verdiği haberlere göre kritik gelişmeler Onagawa başta olmak üzere iki nükleer tesiste yaşandı. İlk önce 4 nükleer reaktörün bulunduğu Higasidori santralinde birinci reaktörün soğutma sistem pompalarını besleyen elektrik kesildi. Personelin Fukuşima’dan farklı olarak acil müdahalesi sonucunda yedek dizel jeneratörler çalıştırılarak yeni felaket önlendi.
PİYASALAR
• Avrupa MB, geçen haftaki toplantısında beklendiği gibi politika faizini 25 baz puan artırdı. Karar sonrası açıklamalarda ise seri bir faiz artırım sürecine girilmediği, ancak gerektiğinde artırımların sürebileceği bildirildi.
• ABD'de bütçe konusunda ara çözüm bulundu ve önemli kısıntılarla sorun çözüldü.
• Sanayi üretiminde %18,9'luk Ocak rakamının ardından Şubat'ta da %12 "“ %18 arası büyüme bekleniyor
• IDO (İstanbul Deniz Otobüsleri) ihalesini büyük çekişme sonucunda Tepe-Akfen Ortaklığı aldı.
iParite tarafında EUR, şu anda faizi artan bir para birimi olarak dikkat çekiyor, ancak Avrupa'da mali sıkıntıların sürmesi ve ABD'de de FED'in parasal sıkılaşmayı yavaş yavaş gündemine almasının ilerleyen dönemde USD'yi EUR karşısında destekleyebilir.
Tahvil Piyasası
TL'nin USD karşısında değer kazanması tahvil bono piyasasına da olumlu yansıyor. Geçen hafta %8,59 seviyesine kadar gerileyen gösterge tahvilin bileşik faizi haftayı %8,62'den kapattı. Öte yandan geçtiğimiz hafta iç borçlanma programını açıklayan Hazine 11 Nisan'da 29.01.2014 itfalı 3 ayda bir kupon ödemeli TL cinsi sabit kuponlu devlet tahvilinin yeniden ihracını gerçekleştirecek. 12 Nisan'da gerçekleştirilecek ihale ile 20.02.2013 vadeli yeni gösterge tahvil ihraç edilecek. Aynı tarihte 06.01.2021 vadeli 6 ayda bir kupon ödemeli TÜFE'ye endeksli devlet tahvilinin de yeniden ihracı gerçekleştirilecek.
Hatırlanacağı gibi Merkez Bankası 23 Mart'ta gerçekleştirdiği toplantıda zorunlu karşılık oranlarını beklenmedik şekilde artırmıştı. Karşılık oranlarındaki artışın piyasadaki TL likiditesi üzerindeki etkileri özellikle paranın TCMB’ye intikal tarihi olan 15 Nisan'dan sonra daha net hissedilecek. TL likiditesinde oluşacak sıkışıklığın etkisiyle faizlerin yukarı yönlü hareketi beklenebilir.
Avrupa Merkez Bankası dün gerçekleştirdiği toplantıda beklendiği gibi politika faizini 25 baz puan artırarak %1,25'e çıkardı. Faiz artırımı EUR için pozitif olsa da özellikle mali durumu sorunlu ülkelere ilişkin endişeler EUR/USD'ın yukarı yönlü potansiyelini sınırlıyor. FED'den gelen açıklamalarda parasal sıkılaşma sinyallerinin olması da parite üzerindeki baskı oluşturuyor.
2010 yılının son aylarında FED'in parasal gevşemeye devam etmesi ile destek bulan EUR/USD, 2011 yılının ilk haftalarında Avrupa ülkelerine ilişkin endişelerin gündeme gelmesi ile zaman zaman zayıflamıştı. Orta-uzun vadede ise FED'in yeni bir parasal gevşemeye gitmeyebileceği beklentisi ile USD'nin destek bulma ihtimali oldukça yüksek görünüyor. Kısa vadede petrol ve emtia fiyatlarındaki yükselişe paralel faiz artırımı beklentileri EUR'yu desteklese de; FED'in para politikasında sıkılaşmaya dair atacağı adımların paritede aşağı yönlü seyre neden olacağı düşünülüyor.
Dolar 1.50’lere doğru gidiyor
TL'nin değer kazanımının devam etmesiyle USD/TL kuru 1,50 seviyesine doğru gevşedi. Son bir ayda 1,60 - 1,61'den 1,50'ye doğru gevşeyen USD/TL'de tepki alımları görülebilir. Diğer yandan karşılık oranlarındaki artışın TL likiditesini azaltıcı etkisinin yanı sıra TCMB'nin faiz indirimlerinin sonuna gelmesi ve dünyada artan enflasyonist baskıların önümüzdeki dönemde faiz artırımlarını gündeme taşıma olasılığı TL'nin değer kazanma ihtimalini artırıyor.
2010 yılında gelişmekte olan ülkelere artan ilgiye paralel, güçlü ekonomisi ve siyasi istikrarı ile Türkiye varlıklarına olan ilgi TL'nin de USD karşısında değerlenmesini sağladı. Orta-uzun vadede PPK'nın parasal sıkılaşma kararlarının TL'yi desteklemesini bekliyor ve USD/TL'de Lira tercih edilmesi öneriliyor.
Borsa 70.000’e dayandı
İngiltere ve Avrupa Merkez Bankalarının beklentiler doğrultusundaki faiz kararlarının arkasından yurtdışındaki alıcılı seyir IMKB’ de etkisini gösterdi. Geçtiğimiz haftanın son dört günündeki artışın ardından kar realizasyonu görüldü. Babacan’ın bankalara yönelik yeni tedbirlerden bahsetmesinin etkisiyle 67.880’lere gerileyen endeks, yutdışından gelen haberlerle yönünü yukarı çevirdi ve 70.000’e dayandı. Acaba 70.000 direnci kıralıabilirmi onuda bu haftanın gelişmeleri gösterecek.
Esenlikle Kalın.
Kısa Vade : Avrupa Merkez Bankası dün gerçekleştirdiği toplantıda beklendiği gibi politika faizini 25 baz puan artırarak %1,25'e çıkardı. Karar sonrası açıklamalarda bölgede enflasyon risklerine işaret edilmekle beraber, faizler konusunda agresif bir artırım patikası çizilmedi. Banka'nın açıklamalarında 2011'in devamında yeni faiz artırımları için net bir mesaj yok, ancak bu konuda açık kapı bırakıldığını görülüyor. Faiz artırımı EUR için pozitif olsa da özellikle mali durumu sorunlu ülkelere ilişkin endişeler EUR/USD'ın yukarı yönlü potansiyelini sınırlıyor. FED'den gelen açıklamalarda parasal sıkılaşma sinyallerinin olması da parite üzerindeki baskı oluşturuyor.
Orta-uzun vade : 2010 yılının son aylarında FED'in parasal gevşemeye devam etmesi ile destek bulan EUR/USD, 2011 yılının ilk haftalarında Avrupa ülkelerine ilişkin endişelerin gündeme gelmesi ile zaman zaman zayıflamıştı. Orta-uzun vadede ise FED'in yeni bir parasal gevşemeye gitmeyebileceği beklentisi ile USD'nin destek bulma ihtimali oldukça yüksek görünüyor. Kısa vadede petrol ve emtia fiyatlarındaki yükselişe paralel faiz artırımı beklentileri EUR'yu desteklese de; FED'in para politikasında sıkılaşmaya dair atacağı adımların paritede aşağı yönlü seyre neden olacağı düşünülüyor.
USD/TL
Kısa Vade : TL'nin değer kazanımının devam etmesiyle USD/TL kuru 1,50 seviyesine doğru gevşedi. Son bir ayda 1,60 - 1,61'den 1,50'ye doğru gevşeyen USD/TL'de tepki alımları görülebilir. Ancak, buradaki potansiyel getiriyi şimdilik düşük bulunuyor. Diğer yandan karşılık oranlarındaki artışın TL likiditesini azaltıcı etkisinin yanı sıra TCMB'nin faiz indirimlerinin sonuna gelmesi ve dünyada artan enflasyonist baskıların önümüzdeki dönemde faiz artırımlarını gündeme taşıma olasılığı TL'nin değer kazanma ihtimalini artırıyor.
Orta-uzun vade : 2010 yılında gelişmekte olan ülkelere artan ilgiye paralel, güçlü ekonomisi ve siyasi istikrarı ile Türkiye varlıklarına olan ilgi TL'nin de USD karşısında değerlenmesini sağladı. Orta-uzun vadede PPK'nın parasal sıkılaşma kararlarının TL'yi desteklemesini bekliyor ve USD/TL'de Lira tercih edilmesi öneriliyor.
(DİKKAT: Haftalık ekonomik yorum Emen&Emen tarafından turkiyeturizm.com için hazırlanmaktadır. İzinsiz kopyalanıp kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Aksi takdirde Basın Yasası ve Telif Hakları Yasası'na göre yasal işlem yapılacaktır



































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.