MURAT EMEN-EMEN&EMEN
Haftanın Ekonomik Görünümü 18-22 Haziran 2012
İSTANBUL -Sizler bu satırları okuduğunuzda Yunanistan'ın kaderi belli olmuş olacak. Seçim öncesi sorulan soru “Euro mu-Drahmi mi “ sorusunun cavabı belirlenmiş olacak. Kan kaybeden büyük parti Yeni Demokrasi'nin lideri Samaras seçim öncesi son konuşmasında “Hiç kimsenin gücü Yunanistanı Avrupa’dan çıkarmağa yetmeyecektir, kimsenin ülkemiz üzerinden oyun oymamasına izin vermeyeceğiz“ demişti.Samaras seçimlerde en kritik sorunun “Euro mu drahmi mi ? “ olacağını söyledi. Drahmiye dönersek bu bizi 50 yıl geriye götürür. Yurtdışındaki drahmi lobileri pusuya yatmış bekliyor” diye konuştu.
Samaras, euroda kalmak ve memorandumu yeniden müzakere etmek şartıyla ülkenin yararına ulusal kurtuluş hükümeti kurmak istedikleri yineledi.
SYRIZA lideri Alexis Tsipras'ın kurmak istediği sol hükümete, diğer sol partilerin yanıt vermediğine işaret eden Samaras, ülkenin hükümetsiz kalması tehlikesine dikkati çekti. Güçlü bir birlik hükümeti istediklerini ifade eden Samaras, üçüncü kez seçime gitmenin bir felaket olacağını vurguladı.
Yasadışı göç ve ülkedeki artan suç oranlarına karşı güvenlik birimlerini güçlendireceğini söyleyen Samaras, kalkınma, güvenlik ve sosyal adalet vaat etti, ekonomik büyüme ve gençlere istihdam sağlama sözünü tekrarladı.
SYRIZA'nın NATO ile ilgili politikasını da eleştiren Samaras, AB ve NATO'dan çıkarsa Yunanistan'ın komşularıyla yaşadığı sorunlarda yalnız kalacağını ifade ederek, şunları söyledi: “Ve soruyorum AB ve NATO dışına çıkarsak, güçsüz bir ülke olmaz mıyız?
Huzursuz komşularımızın baskılarına nasıl dayanacağız? Enerji zenginliğimizden faydalanmak için nasıl Münhasır Ekonomik Bölgemizi (MEB) ilan edeceğiz? Egemen Bağış, Türkiye'nin BM Deniz Hukuku Sözleşmesi'ni imzalamayacağını söyledi. Ama Tsipras, MEB'in ilanı için onların iznini istiyor. Hepimiz herkesle iyi ilişkiler kurmak istiyoruz ama ulusal egemenlik haklarımızı kullanmak için izin istemiyoruz. İttifakı egemenlik haklarımızı korumak için yapıyoruz.”
İspanya Dışişleri Bakanı Margallo “Eğer Titanik batarsa beraberinde birici sınıf yolcularda dahil hepsini dibe götürür” dedi.
Diğer taraftan Fransa'nın yeni Cumhurbaşkanı “Yunanistan üstlendiği taahhütleri yerine getirmez ise Euro'dan çıkarılır.” uyarısında bulundu.
KOMŞUNUN SONUNU GETİREN İKİ KELİME
Gazeteport'da yeralan haberi yorumluyoruz. Komşuda yaşanan son durum iki kelime ile anlatılıyor üstelik ikisi de yabancı olmadığımız kelimeler. Yunanistan’ın Osmanlı’dan aldığı rusfeti (rüşvet) ve haratsi (haraç).
Business Insider’in Yunan halkı ile yaptığı röportajlarda ortaya çıkan ilginç detay iki ülke arasında büyük etkileşimi de ortaya koyuyor.
31 yaşındaki bilgisayar mühendisi John kendisi ile yapılan röportajda, Yunanistan’ın sorunlarının temelinde iki ana noktada toplanabileceğini kaydetti. Eylül ayında göçmen olarak Avustralya’ya gitmeyi planlayan John sorunların temelini açıklarken Osmanlı İmparatorluğunda kalan iki kelimenin her şeyi açıkladığını kaydetti.
Bunlarda ilki rusfeti diyen Jonh bunu “ bana oy verirsen sana iş veririm” diyerek açıkladı. İşsizliğin temel sorunlar arasında yer aldığını kaydeden ve kendisini Marksist olarak niteleyen John, Tsipras’ın söylemleri ile diğer iki eski partiden ayrıldığını belirtiyor.
Yunanistan’ın sorunlarını açıklayan diğer kelimenin ise haratsi olduğunu kaydeden Jonh bunu da geçmiş dönemlerde Sultan’ın vergi koyması ile açıklamayı tercih etti. Sistemin yüksek vergiler ile haraç kestiğini savunan John bu sorunların küreselleşme ile kendilerine nüfuz ettiğini savundu. Yunanistan'daki gelişmeleri birlikte izleyeceğiz.
MERKEL RESTİ ÇEKTİ: GÜCÜMÜZ SONSUZ DEĞİL
Üye ülkeler yardım sırasına girince Merkel kızdı ve meclisteki konuşmasında üye ülkelere seslenerek “Herkes Almanya'dan yumruğunu masaya vurmasını ve krizi bitirmesini bekliyor. Evet . Almanya güçlü. Avrupanın istikrar limanı ve ekonomi motoru. Almanya bu gücünü AB'nin bütünlüğü ve dünya ekonomisi için kullanmak istiyor. Ancak şunuda unutmayın. Almanya'nın gücü sonsuz değil. Bizden gücümüzden fazlasınıda istemeyin.” dedi.
İspanya'da borçlanma maliyeti rekor düzeyde
Kredi derecelendirme kuruluşu Moody's İspanya'nın kredi puanını düşürünce bu ülkenin borçlanma maliyeti euro dönemine geçildiğinden bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.
10 yıl vadeli tahviller dün sabah yüzde 7 faiz ile alıcı bulurken uzmanlar bu faiz oranının devam edemeyeceğini vurguladı. Gün içinde bu oranda küçük bir düşüş yaşandı.
Bu gelişme, Moody's'in İspanya'nın kredi puanını "çöp" kategorisinden hemen önceki puana düşürmesi üzerine yaşandı.
İtalya'da da borçlanma maliyeti üç yıl vadeli tahviller için yüzde 3,9'dan 5,3'e yükseldi.
Geçen hafta sonu Euro Bölgesi ülkelerinin İspanya bankalarına verme kararı aldığı100 milyar euro'luk kurtarma paketinin mali piyasalardaki kaygıları azaltıp bu ülkenin borçlanma giderlerini düşürmesi bekleniyordu.
Fakat Moody's, bu adımın İspanya'nın borç yükünün artmasına neden olacağını vurguladı.
Moody's İspanya'nın kredi puanını A3 kategorisinden Baa3'e düşürdü.
Bu düşüşün "çöp" derecesine kadar inmesi ile yatırımcıların İspanya tahvillerini elden çıkarması, bu durumda İspanya'nın daha yüksek faiz oranı üzerinden borçlanması ve ülkenin borç yükü artacağından daha büyük kurtarma paketlerine ihtiyaç duymasının sözkonusu olabileceği belirtiliyor.
'KESTİRME BİR ÇÖZÜM YOK'
Moody's Çarşamba günü de Kıbrıs'ın kredi puanını da düşürmüştü. Kıbrıs bankaları sorunlu durumda olan Yunan bankacılık sisteminin negatif etkisine maruz kaldı.
Fakat Kıbrıs hükümetinin Avrupalı ortaklarından mı borç alacağı, yoksa Aralık ayında 2,5 milyar euro borç aldığı Rusya'ya mı yeniden başvuracağı henüz belli değil.
Mali piyasalardaki kaygılara rağmen Almanya Başbakanı Angela Merkel Euro Bölgesi'ndeki sorunlar için kestirme bir çözüm olmadığını tekrarladı.
Dünkü parlamento konuşmasında Merkel "Ekonomik büyümeyi sağlamak için
yeni borca girmek olmaz" dedi.
Euro Bölgesi'ndeki kurtarma fonlarının ana kaynağı olan Almanya, borç yükü altındaki ülkeler için kemer sıkma programını reçete göstermesi ve kurtarma koşullarının yeniden müzakere edilmesini reddettiği için eleştiri alıyor.
Merkel ise Almanya'nın krizi çözme gücünün olduğundan büyük görülmemesi gerektiğini ve Euro Bölgesi'ni kurtarma seçeneklerinin "sınırsız olmadığını" vurguladı.
AMERİKA DOSYASI
FED Umutları yeniden ısınıyor
FED_ABD Merkez Bankası'nın daha önce uyguladığı iki ayrı parasal gevşeme programı ve bu ay sona erecek olan twist operasyonu sonrasında FED'in hedeflediği noktaya henüz varamadığı biliniyor. Özellikle takip edilen konut ve istihdam da henüz netice alınamadı. Bırakın düşmeyi mayıs itibariyle yükselen bir işsizlik rakamı var ortada.
Piyasalarda FED'in yeniden ısınmaya başladığına ilişkin bir beklenti var. Kuvvetli bir beklenti şeklinde gelişen bu yeni bir gevşeme programının açıklamasını bu haftaki toplantıdan sonra bekleyebiliriz. Avrupanın bu kötü konumunda bütün piyasalar FED'den bu hareketi bekliyorlar.
BEYAZ SARAY BÖYLE TARTIŞMA GÖRMEDİ
Bir gazetecinin, ABD Başkanı Barack Obama'nın açıklamasının ortasında sözünü kesmesi ülkede tartışma yarattı.
ABD'de, Washington yönetiminin basın açıklaması teamüllerine pek uymayan bir olay Beyaz Saray'da yaşandı.
Obama'nın Beyaz Saray'daki Rose Garden'da yeni göçmenlik politikasını açıkladığı toplantı sırasında, Daily Caller adlı muhafazakar bir web sitesinin muhabiri Neil Munro, Obama'nın sözünü keserek, yüksek sesle, ''Niçin Amerikalı işçiler karşısında yabancıları kayırıyorsunuz?'' diye sordu.
Munro'nun bu beklenmedik çıkışına sinirlendiği gözlenen Obama, muhabiri ''Şimdi soru sorma zamanı değil'' diyerek uyardı. Ancak Munro, bu uyarıya rağmen, ''Hayır, soru almak zorundasınız'' diye bağırınca, Obama, ''Benim konuşmam devam ederken olmaz'' dedi.
Konuşmasını tamamlayan Obama, ''Sizin sorunuza gelince, gelecek sefer soru sormadan önce sözlerimi tamamlamama izin vermenizi tercih ederim, Amerikan halkı için yapılması gereken doğru şey bu'' derken, Munro'nun tekrar araya girmesi üzerine sert bir tonla ''Tartışmak istemiyorum, sorunuza yanıt veriyorum'' dedi.
Böyle bir olay mesela bizde yapılmış olsaydı muhabir anında kapıda idi. Ama patronu muhabirin arkasında olduğunu söyleyerek destek verdi. Olay genelinde saygısızlık ama orada kaldı. İşte demokrasilerimiz arasındaki anlayış farkı bu.
TÜRKİYE RAPORU
Anayasa Mahkemesi Cumhurbaşkanlığının süresi konusunda kararını verdi RTE'nin önünü açtı. Bu konu kapanırken gündeme AKP-Cemaat ilişkileri düştü. Başbakan Gülen Hocaefendi'ye resmen ülkeye dön çağrısı yaptı. O da çağrıya icabet edemeyeceğini ve nedenlerini kendi üslübüyla ifade etti. Hala devam etmekte olan Türkçe Olimpiyatları Gülen Cemaatinin çok büyük bir organizasyonu. Çok ses getirdi. Erdoğan'da bu imkanı iyi kullanarak Gülen’e zeytin dalı uzattı. Durum medyada AKP'nin cemaatle barışması olarak algılandı. Gelişmeler ilginç. Son günlerde artan gerilim, acaba RTE'nin bu daveti ve çıkışı ile rahatlar mı beklentileri hakim.
Yeni Türk Ticaret Kanununun değişecek maddeleri konusunda yapılan çalışmalar tamamlandı. Partilerarası temaslar yapılarak sorunsuz ve zamanında yasa geçirilmek isteniyor.
Babacan : “AB üyesi hiçbir ülkenin çöküşüne izin verilmemeli”
Başbakan Yardımcısı Babacan, ülkelerin çöküşlerinin arka arkaya başlaması durumunda çöküş maliyetlerinin çok daha yüksek olacağını belirterek, hiçbir ülkenin ve aynı zamanda hiçbir bankanın çöküşüne izin verilmemeli. Bunun için ne yapmak gerekiyorsa yapılmalı ve maliyeti ne olursa olsun kurtarilmalı” diye konuştu.
PİYASALAR
IMKB
Geçtiğimiz hafta yatay bir seyir izledik. Endeks 58.200-58.600 ile haftanın son gününe girdi. Gelişmeleri bekleyen bir hava vardı. Neleri beklediğini biliyoruz. Yunan seçimlerinin sonuçları ile İspanya'da yükselen faizler temkinli bir piyasa yarattı. 20 Haziran'da yapılacak FED Toplantısını bekliyor piyasalar. FED'in yeni bir gevşeme paketi konusunda yeniden ısınmaya başladığı konuşuluyor.
FAİZLER
Tahvil piyasası dar bir band da hareket etti. Dışarda bize göre daha dirençli bir piyasa var. Avrupa borç krizi giderek karışıyor. Kapağımızdaki karakatür bunun göstergesi. Ama politikacılar havanda su dövüyorlar. ABD verileri beklendiği gibi değil.FED parasal genişlemeye gidecek beklentisi yaygın. Ayın 20.sini bekliyoruz. Gün içi 9.18 bileşik görüldü. 10 yıl vadelilerde faiz 9.05 bileşik. Endişeler İspanya ve Yunanistan. Bu hafta gösterge tahvil ihalesi var. Hem yabancı çıkışı hem ihale birlikte faizleri biraz yukarı çeker beklentisi var.
DÖVİZ
ABD enflasyonu, fiyatlarda beklentilerden daha fazla düşüş gösterdi. Bunun FED'i tetiklemesi ve destek politikasının yürürlüğe girmesi bekleniyor. Bu arada İspanya'nın notunun 3 basamak birden düşürülmesi euro/dolar paritesini 1.2541 seviyesine kadar geriletti. Kritik günler yakında beklentisi hakim.
Fed’den ek gevşeme beklentileri ile 1,26’ya yönelen EUR/USD paritesi 1,2560 ve 1,2630 – 1,2670 direnç bölgelerinde zorlanabilir. Paritedeki yükselişin sınırlı kalmasını ve Fed’den parasal gevşeme yönünde, Avrupa’dan ise krize karşı yapısal reform çalışmalarına ilişkin somut parametreler alınmadıkça dirençlerin çalışmasını bekliyoruz. 1,82 civarında salınan USD/TL’de ise risklerin çift yönlü olarak dengeli bir şekilde devam ettiğini düşünüyoruz.
Bu arada milletlerarası spor organizayonlarının çok pahalı maliyetler olduğu konuşuluyor. Avrupa Futbol Şampiyonasını organize eden Ukrayna ve Polonya'nın çok yüklü harcamalar ve yatırımlar yaptıkları konuşuluyor. Buna karşılık hasılatın çok gerilerde kalması düşündürücü. Yunanistan devlet borçlarının ilk artış sinyalleri Atina Olimpiyatları yatırımları ile başlamış ve ondan sonra iflah olmadığı konuşuluyor. Güney Afrika’nında bu konuda büyük açıklar verdiği ayrıca belirtiliyor. Bizdeki organizasyon meraklılarına duyurulur.
Bugünlerde futbolseverler avrupa şampiyonasını izliyorlar. Bende öyle. Tahminimi sorarsanız Almanya güzel futbol oynuyor. Mesut nedeniyle kalbim almanların kupayı almasından yana. FinaLde rakibi kim oluru şimdiden tahmin etmek zor. Ama oynanan futbol bütün maçlarda çok güzel. Bu arada ABD’de oynanmakta olan NBA Finali çok gölgede kaldı. İyi seyirler.
Esenlikle Kalın.
(DİKKAT: Haftalık ekonomik ve politik yorum Emen&Emen tarafından turkiyeturizm.com için hazırlanmaktadır. İzinsiz kopyalanıp kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Aksi takdirde Basın Yasası ve Telif Hakları Yasası'na göre yasal işlem yapılacaktır)



































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.