• BIST 4.874,34
  • Altın 1047.275
  • Dolar 18.6176
  • Euro 19.2653
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 4 °C
  • Antalya 11 °C

Ülke, niye tarımda bu halde, Filyos örneğiyle anlatalım

Doğan Satmış

Türkiye'nin doğal açıdan en güzel köşelerinden biri, Zonguldak-Bartın-Karabük üçgenidir. Bir yanda Karadeniz, öte yanda yemyeşil ormanlarla kaplı dağlar, vadiler ve ovalar.

Fakat bu bölgenin bir de talihsizliği var. Zonguldak'ta, geçmişi asırları bulan kömür madenciliği nedeniyle bu bölgeye musallat olan ağır sanayileşmenin yıkıcı sonuçları. Zonguldak ve çevresinde kömür çıkarıldığı için buralar, bir dönem madenciliğin merkezi olmuş, on binlerce insan bu sektörde çalışmış.

Günümüzde Zonguldak'ın eskisi gibi çok büyük bir maden kömürü üretimi artık yok. Bu yüzden, bölgenin genel olarak kırsal ve şehirsel nüfusu azalıyor. Ama buna karşılık çevreye ağır zarar veren sanayi tesislerinin sayısı da giderek artıyor.

Bundan en büyük zararı Zonguldak'ın Çatalağzı-Muslu bölgesi gördü, bölgede peş peşe termik santraller açıldı. Bu termik santraller, kömür yakıyorlar ama yaktıkları kömür artık Zonguldak'tan gelmiyor Güney Afrika'dan ithal ediliyor, sonra bu ithal kömür Çatalağzı'ndaki termik santrallerde yakılıyor, güzelim cennet gibi yerler nefes alınmaz birer cehennem parçasına dönüşüyor. Üstelik sanki Çatalağzı'nda açılan santraller yetmezmiş gibi, peş peşe yenilerine izin veriliyor. Bir tane daha açılsın diye fırsat kollayanlar var. İnanılacak gibi değil ama çevre kirliliğinin yol açtığı hastalıklar için de 'Madem öyle buraya bir kanser hastanesi açalım' deniliyor.

xxx

Termik santral açılmak istenen ancak buna ısrarla direnen bir başka bölge de Amasra. Buraya göz dikmiş anlı-şanlı bir- iki şirket, Amasra gibi bir turizm cennetini cehenneme çevirecek termik santrali izni almak için 20 yıldır fırsat kolluyor, Amasra halkı biraz gevşese, bacaları dikecekler ve burayı da Çatalağzı ve Muslu'ya çevirecekler.

Şimdi bunlara bir de Filyos projesi eklendi.

Filyos Çayı Çaycuma'dan geçerek Karadeniz'e dökülürken, bölgede muhteşem bir vadi yaratmış. Bu vadiyi binlerce yılda dolduran topraklar çok bereketli. Kısaca bu vadi, tarım için, üretim için tam bir hazine.

Ne yapmışlar biliyor musunuz? Devlet adına, bu kilometrelerce uzunluktaki, verimli toprak dolu vadiyi, sanayi bölgesi yapmak için kamulaştırmışlar. Bölgede kimin ne kadar toprağı varsa, parası ödenerek alınmış, evler boşaltılmış, bölge halkı, bir kaç kuruş için nesi var nesi yok satmış, babasının mezarını bile taşımış.

Şimdi Çaycuma'dan, Filyos'a kadarki kilometrelerce mesafedeki bu vadi öylece bomboş duruyor. Tek tük boşaltılmış hayalet evler var, tarlalarda tarım üretimi sıfır ama kamyonlar harıl harıl, doğayı tahrip etmek için çalışmaya başlamış bile.

Şimdi bir de Karadeniz'de doğalgaz çıktığı iddiaları var ya, Filyos Deltası'nın iki tarafı da bu doğalgaz sanayine tahsis edilmiş. Deltanın bir tarafındaki yüzlerce hektarlık alana, doğalgaz tesisleri inşaa ediliyor. Deltanın diğer tarafındaki yüzlerce hektarlık alan da, Tosyalı Holding'e tahsis edilmiş. Onlar da burada doğalgaz üretimine bağlı dev bir gübre fabrikası kuracak. Bu kadar alan bir holdinge devredilirken, karşılığında ne alındığını bölgede bilen yok, çünkü açıklanmadığını söylüyor çevreciler.

Kısaca manzara şu: Bir akarsu düşünün, geniş ve verimli bir vadide menderesler çizerek Karadeniz'e doğru gidiyor, burası normalde, belki ülke doyuracak kadar tarım üretimi sağlayabilir ama şimdi bom boş ve betonlanıyor. Vadinin denizle buluştuğu delta da aynı durumda.

Bölgede tarım kalmadığı için köylerin gençleri boşalmış, Türkiye'nin nüfusu başka yerlerde her gün artarken, buralarda azalıyor.

Ve daha ilginci, bölgenin üst düzey bir yetkilisi dedi ki, "Karadeniz'de bulunan doğalgazla ilgili de kötü haberler aldık. 16 doğalgaz kuyusundan 9'u, verimsiz diye kapatılmış."

Gerçekten böyle mi, değil mi onu da bilen yok, çünkü halka bilgi veren yok. Ama eğer haber doğruysa, doğalgaz da yoksa Filyos boşuna heba edilmiş olacak.

Geçenlerde yazar Orhan Pamuk, içinde bulunduğumuz siyasi durumu değerlendirirken, " Türk zenginlerinin biraz daha cesur olmalarını beklerdim" diyerek yaşananlara ses çıkarmadıklarını ima etti ve "Ben zenginleri sevmem" dedi. Oysa Türk zenginleri, sadece yaşananlara karşı sessiz kalmıyorlar, fırsatını bulunca da yağma hasanın böreğini kaçırmıyorlar.

Biraz vicdan!

Bu yazı toplam 1824 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Türkiye Turizm | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.