Zafer tekrar Obama’nın oldu

Zorlu geçen seçim maratonunun galibi Obama tekrar dört yıl için Beyaz Saray’da. Cumhuriyetcilerin 206 olan delege sayısına karşılık 303 deleğe ile seçimi kazandı.

MURAT EMEN-EMEN&EMEN
Haftanın Ekonomik Görünümü 12-17 Kasım 2012
İSTANBUL
- ABD 20212 seçimleri geçtiğimiz hafta içi yapıldı. Başkan Obama tekrar dört yıl için Beyaz Saray’da. Zorlu geçen seçim maratonunun galibi Obama Cumhuriyetcilerin 206 olan delege sayısına karşılık 303 deleğe ile seçimi kazandı.
Sonuçların belirlenmesinden sonra yaptığı zafer konuşması, Sn. Elif Şafak’ın yazımıyla “kibir değil umut, övgü değil iyimserlik dolu” idi. Ekonomik kriz, işsizlik, terör korkusu, vergi borçları, sağlık sigortası gibi konuşları konuşmaktan yorulmuş bir halka alabildiğine enerji dolu, yapıcı ve kucaklayıcı bir dille seslendi.



En son haber Florida’dan geldi.Obama sonucu merakla beklenen Florida seçiminide aldı. Böylece delege sayısını 332’ye çıkaran Obama’nın eli dahada güçlenmiş oldu.
ABD'de başkanlık seçiminin yanı sıra sonuçları merakla beklenen Kongre seçimleri, yasama gücünün yine Demokratlarla Cumhuriyetçiler arasında ikiye bölünmesiyle sonuçlandı. Senato'daki yarış Demokratlara kritik bir çoğunluk sağladı.



"Cumhuriyetçiler de Demokratların Temsilciler Meclisi'ndeki çoğunluklarını bozma hayallerini boşa çıkardılar."
Senato'da bağımsızlarla birlikte 47'ye karşı 53 sandalyeyle çoğunlukta bulunan Demokratlar, son seçimlerde Indiana ve Massachusetts'i de kazandılar, ayrıca hassas konumdaki Missouri'de sahip oldukları sandalyeyi korudular.
Maine'de de bağımsız olarak yarışan eski vali Angus King, Senato yarışını kazandı.
King, oylarını hangi parti lehine kullanacağını henüz açıklamadı, ama Demokrat Parti'yle birlikte hareket etmesi halinde Demokratların Senato'daki sandalye farkı daha da artabilir. Demokrat Parti, King'in Cumhuriyetçi rakibini yenmesi için seçim kampanyasına mali katkıda bulunmuştu.



Demokrat milletvekili Joe Donnelly'nin ezici çoğunlukla Cumhuriyetçi olan Indiana'da "imkansız" gibi görünen bir başarıya imza atarak, senato üyeliğini kazanması dikkat çekti. Donnelly'nin Cumhuriyetçi rakibi Richard Mourdock , tecavüz dolayısıyla hamile kalmayı "Tanrı'nın iradesi" olarak nitelemişti.
Massachusetts'de ise Demokrat senatör adayı ve Harvard profesörü Elizabeth Warren, 2010 yılındaki sürpriz başarısıyla "Çay Partisi" hareketinin siyasete girişinin "müjdesi" olarak kabul edilen Cumhuriyetçi senatör Scott P. Brown'u koltuğundan etti.
Demokratlar bunlara ek olarak Connecticut, Florida, Ohio ve Pennsylvania'daki sandalyeyi de kazanarak, Cumhuriyetçilerin 2006 yılından bu yana Senato'da yeniden çoğunluk elde edebilme umudunu söndürdüler.

Temsilciler Meclisi yine Cumhuriyetçilerin
Cumhuriyetçiler de, Demokratların Temsilciler Meclisi'ndeki Cumhuriyetçi çoğunluğu bozma hayallerini boşa çıkardılar.
435 sandalyesi seçime tabii olan Meclis'te Cumhuriyetçiler 209, Demokratlar 155 sandalye kazandı. Cumhuriyetçilerin Meclis'teki kontrollerini iki yıl daha sürdürecek olmaları, meclis çoğunluk lideri John A. Boehner'in önümüzdeki aylarda hükümet harcamalarına ilişkin müzakerelerde yine baskın olmasını sağlayacak.



Obama'dan mali uçurum adımı
Fitch Sees Risk of U.S. Recession on Fiscal Cliff Concern

Obama'nın mali uçurum için harekete geçtiği günde Wall Street haftayı yükselişle kapadı. Bilindiği gibi ABD’nin bugünlerde gündemde olan konusu “Mali Uçurum veya Fiscal Cliff”.
ABD ekonomi politikalarının 3 yıl gerisine gidip baktığımızda; “2010 yılında vergi avantajı-işsizlik sigortası ve işgücü yaratılması kanusunda çıkarılan yasa var. Arkasından 2011 yılında onaylanıp 2012’de yürürlüğe girmesi ile bütçe harcama kalemlerinde kısıntılar gündemde. İkisi birlikte ABD ekonomisinde önemli zararlar yaratabilecek ve hatta ekonomiyi recession’a götürebilecek bir durum. Gerçekten bir takım önemli vergi kesintileri artık sona eriyor. Arkasından bütçeden harcama kısıntıları devrede olacak. Bu iki faktör birlikte önemli boyutta bütçe açığını kapatacak. Bu daralmanın piyasagaki etkileri gündemde. İşte Fiscal cliff dedkleri bu.
Mali uçurum endişeleriyle hafta içinde sert düşen ABD endeksleri haftanın son işlem gününü yükselişle kapadı. Obama'nın mali uçurum için harekete geçmesi ve verilerin getirdiği iyimserlikle
ABD borsaları yükseldi.
ABD başkanı Barack Obama, önde gelen Demokratik ve Cumhuriyetçi Kongre liderlerine önümüzdeki hafta Beyaz Saray'da mali uçurum konusunda görüşmeleri başlanması için davette bulundu. Obama, Temsilciler Meclisi sözcüsü Cumhuriyetçi John Boehner, Senato Çoğunluk Lideri Demokrat Harry Reid, Senato Cumhuriyetçiler lideri Mitch McConnel ve Temsilciler Meclisi Demokratlar lideri Nancy Pelosi'yi Beyaz Saray'a davet etti.
Obama'dan gelen bu adım umutların yaşarmasına neden olurken olumlu gelen veriler iyimserliği destekledi.



FİTCH Türkiye’nin notunu “Yatırım yapılabilir” seviyeye çıkardı.

Notun açıklanmasından iki gün sonra İstanbul’da “Not artırımının ekonomiye yansımaları “nın görüşüldüğü bir konferans organize eden Uluslararası Değerlendirme Kuruluşu Fitch böylece bir ilki başlatmış oldu.Fitch Türkiye Genel Müdürü Gülcan Üstay yaptığı konuşmada bu tür konferansların arkasının geleceği müjdesini verdi. Fitch’in Türkiye’ye sağlam yerleşeceği izlenimini aldım. Türkiye Bürosu sadece bir irtibat bürosu değil. Geniş kadrolu bir yapılanmaları var.
Avrupa ve Ortadoğu Direktörü Mr. Ed Parker ise yaptığı konuşmada,”Türkiyenin notu cari açığa rağmen yükseldi” dedi. “Cari açığa rağmen Türkiye’nin notunu yükseltebilirmiyiz” sorusunu çok kritik ettiklerini belirten Ed Parker “Önümüzdeki yıllarda bu konuda çok fazla gelişme beklemiyoruz. Çok fazla beklememek için notu yükselttik. Ama iki yıl bizden yeni bir not artışı beklemeyin.” dedi.
Bu arada not artışının arkasında ülkedeki güçlü bankacılık sisteminin olduğunu belirtti.
Kuvvetli ihracat rakamlarının yanında TCMB’nin uyguladığı politikaları beğendiğini ilave eden Parker “siyasi risklerin ülke açısından risk oluşturmaya devam ettiğini belirterek, Türkiye’de tasarruf hacmının yetersizliğine gönderme yaptı. Suriye’deki istikrarsızlığın Türkiye’ye yansıması halinde notun olumsuz etkileneceğini dikkat çekti.

TCMB Başkan Yardımcısı Turalay Kenç’ de not artırım sonrası sermaye akımlarına hazır olduklarını belirtti.
Yeni açılan Meridyen Otelindeki konferansa bende gittim. Organizasyon mükemmeldi. Zevkli bir konferans izledim.Merak edilen Türkiye notu önceden açıklandığı için konferansa çok fazla ilgi yoktu. Ancak oldukça genç ve istekli bir dinleyici grubu gördüm.. Bu arada yıllardır görmediğim İktisat Bankasından iki elemanımla karşılaştım. Biri Fitch Türkiye Genel Müdürü Gülsüm Üstay, diğeri de onun iktisattaki patronu Özlem Özüner . Özlem’de Euler Hermes Türkiye CEO’su olmuş. İnsan bunları gördükçe mutlu oluyor. İkisine de görevlerinde sonsuz başarılar dilerim.

Not artışı sorunda yaratabilir
Prof. Taner Berksoy Dünya’daki köşesinde “ Not artışının olası etkilerini konuşurken ihtiyatlı bir dil kullanıyorum” diyor.”İlk etkilerin pozitif olacağı konusunda kuşku yok. Sonrasında ise bazı olumsuz baskılar oluşması olasılığı var. Not artışı bazı sorunları çözerken yeni bazı sorunlar yaratma potansiyeli taşıyor.Bu nedenle değerlendirmelerde dikkatli olmak gerekiyor” diye ilave ediyor.
Yatırım yapılabilir ülke konumuna gelmek bir dizi olumlu etki yaratır. Bunların ilki hemen ortaya çıkan moral etkisidir.Morallarin yükselmesi ülkeyi ve koşulları olumlu algılamayı, genel görünüme ve gidişata daha olumlu bakmayı sağlar.İkinci etki hemen bunun arkasından gelecek olan beklenti etkisidir. Not yükselmesi beklentileri olumlu yöne çevirir. Moral ve beklenti etkilerinin bileşkesinin ekonomiye yeni kaynak girişini artırıcı etki yaratması beklenir. Not artırımının ve sermaye girişinin hızlanmasının iktisat politikaları kurgusu ve uygulaması üzerinde bir disiplin etkisi yaratabileceği söylenebilir.Başka bir deyişle not yükselişi ile birlikte ekonomi yönetimi uluslararası taahhütlerin altına girmiş sayılır. Bu taahhütler atılan adımlarda daha disiplinli olmayı gerektirir diye düşünüyor Sn. Berksoy.

Uzun bir bekleyişten sonra ulaşılan bu nokta sanki uluslararası bir zafer kazanmışız gibi algılandı ve takdim edildi.
Öncelikle not arkasından hızlı kaynak girişi beklemek doğal. Çünkü dünyada yatırım yapılabilir ülke notu alan ülke sayısı görece sınırlı. Bunlar ayrıcalıklı bir külüp. Uluslararası sermaye akışında öncelik bu külüp üyelerine veriliyor. Zaten Türkiye bu açıdan bilinen bir ülke. Külüp üyeliği ile birlikte ülke daha cazip hale geliyor.
Ülke olarak zaafımız tasarruf açığı olan bir ülkeyiz. Hızlı büyümemiz ancak sermaye girişinin hızlanmasıyla ile mümkün olabiliyor. Dolayısıyle bundan yakınacak bir halimiz yok.
Ama sermaye girişi her koşulda baştacı edilecek özlemle yolu beklenecek bir olay değil. Sermaye girişinin yoğunlaşması ve bunun büyümeyi hızlandırması görece kısa sürede ortaya çıkan bir etkileşim zinciri. Sürecin olumlu halkası bu. Ancak aynı süreç ulusal para, ulusal fiyatlar ve uluslararası ticaret, cari denge gibi değişkenler üzerinde de bazı olumsuz yansımalar yaratıyor. Bunlar daha yavaş, hatta belki daha sinsice
Geliştikleri için, büyümenin yarattığı rehavet içinde zamanında tedbir alınamıyor. Bu açıdan fon girişleri için dikkatli olmak gerekiyor. TCMB Başkan Yardımcısıda esasen bu konuda tedbir aldıklarını belirtti.

Fransız Lacoste İsviçreli oluyor
Timsah logosuyla efsaneleşen 79 yıllık Fransız hazır giyim ve spor markası, İsviçreli oluyor. Lacoste Ailesi içinde yaşanan kavga, markanın el değiştirmesine neden olacak. Babası Michel Lacoste’u 2005’ten bu yana oturduğu Yönetim Kurulu Başkanlığı koltuğundan indiren kızı Sophie Lacoste-Dournel ve aileden diğer hissedarlar, ellerindeki yüzde 28’lik hisseyi İsviçreli Groupe Maus Freres SA şirketine satacaklarını ve bu yüzden ‘büyük üzüntü’ duyduklarını açıkladı.
Baba Lacoste ve ailenin diğer hissedarları da geçen ay ellerindeki yüzde 30.3’lük hisseyi halihazırda Lacoste’un lisans biriminin yüzde 35’ine sahip olan Maus şirketine satacaklarını açıklamıştı. Sophie Lacoste-Dournel ile İsviçreli şirket arasındaki anlaşmanın değerininin 1.6 milyar dolar olacağı ifade ediliyor.
Fransız şirketteki tartışmalar ilk olarak Eylül ayında Sophie Lacoste- Dournel’in Başkan olarak seçilerek babası Michel Lacoste’un 2005’ten bu yana oturduğu koltuktan indirmesiyle şiddetlenmişti.
Kararı içine sindiremeyen baba Lacoste, şirket hissedarları tarafından başkan olması istenen kızı için “Hayatında bir gün bile şirkette vakit geçirmedi. Bu yüzden de şirketi yönetecek yeteneklere sahip değil” ifadesini kullanmıştı. Bu tartışmalar sonrasında baba-kız Lacoste’lar arasındaki tüm ipler kopmuştu.
Dünyaca ünlü tenis şampiyonu Rene Lacoste tarafından 1933 yılında kurulan Lacoste, kriz ortamına rağmen istihdam ve yatırımda hız kesmemesinin ödülünü geçen yıl 1.6 milyar euroluk rekor ciro elde ederek almıştı.

PİYASALAR
Dünya piyasaları ABD seçim sonuçlarına odaklı hareket etti. Obama kazanınca mevcut para politikasının devam edeceği tahmin edildiğinden dolar değer kaybetti. Euro paritesi 1.27’lere çekti.
Türkiye’de ise beklentilerde aynı düzeydeydi. Dolar 1.78’lere geri geldi. En önemlisi faizde 6.74 ile tarihi rekor kırıldı.
Türkiye’de en düşük faiz seviyesi 5 Ocak 2011 tarihinde yüzde 6.79 ile belirlenmiş daha sonraki aylarda faiz yüzde 11.62’ye kadar tırmanmıştı. Fitch’in not indirimi sonrası oluşan hava bir kez daha faizi tarihi dibe çekti. Bu kez faiz yüzde 6.74’e geriledi.
Gösterge faiz not artışı sonrası süren iyimserlik ve yüksek likiditeye paralel %6.74 ile tarihi düşük seviyeye geldi. Tahvil-bono piyasasında not ertesi spot kapanışta ortalama yüzde 6.88, valörlüde yüzde 6.87 seviyesinde olan gösterge tahvilin bileşik faizi, bir gün sonra tezgahüstü piyasada işlemlerde yüzde 6.87/6.84 seviyesinde başladı, akşam saatlerine doğru ise likidite bolluğunun da etkisi ile tarihi düşük seviye olan 6.74’e geriledi.
Merkez Bankası verilerine göre, ortalama fonlama maliyeti dün itibarıyla yüzde 5.74 ile politika faizinin de altında bulunuyor. Geçen hafta Merkez Bankası’nın düzenlediği 2.5 milyar TL tutarında haftalık repo ihalesine ise yalnızca 1.757 milyar TL teklif geldi. Uzmanlar “ “Piyasadaki likidite aşırı yüksek. Repo ihalesi 2.5 milyar TL açılırken teklif 1.76 milyar TL’de kaldı. TCMB zaten büyümeye destek olmak için gevşek para politikası izleyeceğinin sinyalini vermişti. Ama son dönemde asıl önemli olan Hazine’nin Kasım ayı borçlanmasını 3 milyar TL azaltması. Bu hafta da 18 milyar TL itfaya karşı 11 milyar TL satış oldu. Yani fazladan 7 milyar TL var piyasada. Bir sonraki 20 Kasım’da gerçekleştirilecek ihaleye dek bu likidite piyasada kalacak” dediler.
Türkiye Moddy’s dende altı ay içinde muhtemel bir not beklentisine girdi. Eğer Moddy’s de aynı notu verirse Türkiye’nin kulüpteki yeri çok farklı olacak deniliyor.
IMKB haftayı 71.820’den kapattı. Aynı çoşku biraz daha devam edecektir. Kar realizasyonlarıda olabilir.Pozisyon kapatmalar başlıyor.
Dolar haftayı 1.7903 olarak kapattı. Euro/Dolar paritesi 1.2710 olarak haftayı kapattı.
Esenlikle Kalın

(DİKKAT: Haftalık ekonomik ve politik yorum Emen&Emen tarafından turkiyeturizm.com için hazırlanmaktadır. İzinsiz kopyalanıp kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Aksi takdirde Basın Yasası ve Telif Hakları Yasası'na göre yasal işlem yapılacaktır) .

Manşetler

Turizme 60 milyar liralık kredi paketi geliyor
Otel yatırımlarında Muğla ve Bodrum açık ara önde
ATD, başkentin turizmdeki rolünü güçlendirecek
Salomon Çeşme Yarı Maratonu Ege’nin ritmini taşıyor
TUI Nehir Gezilerinde büyüme yolunda yelken açıyor
Çelebi Havacılık, THY İş Birliğiyle Asya-Pasifik'te
Tadım ustaları lezzet yolculuğunda
Yaşlı kadınlar yalnız seyahati yeniden tanımlıyor
Kambur balina "Timmy" için umutlar tükendi
Müzeye siber saldırı: Mücevherler Merkez Bankası'na saklandı