ÖZKAN ALTINTAŞ- TÜRKİYE TURİZM
İSTANBUL- Turizmciler Taksim Gezi Parkı olayları nedeniyle uğradıkları zararların tespiti ve alınması gereken yeni önlemler için Dedeman Oteli’nde turizmciler arayış toplantısı yaptı. Turizmciler yıllardan beri bir çok krizle boğuştuklarını, her seferinde yalnız bırakıldıklarını ve kendi güçleriyle ayağa kalktıklarını söylediler. Taksim Gezi Parkı olaylarında meydana gelen rezervasyon iptalleri ile yara aldıklarını belirten turizmciler asıl tehlikenin ileriye dönük iptaller olduğunu bildirerek "Turizm sektörüne esnaf odalarına verilen destek gibi destek verilmelidir. Türk turizmi dünyaya defolu mal olarak satılıyor. Çok değil 6 ay sonra iş içinden çıkılmmaz hale gelecektir. Tehlike büyüktür" dediler.
ACİLEN KRİZ MASASI OLUŞTURULMASI ŞARTTIR
Toplantıya katılan turizmciler meslek örgütleri ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın turizm sektörünü yalnız bıraktığını belirterek “Bu gibi olaylara karşı hazırlıklı olması için turizm sektörünün sürekli çalışan bir kriz masası oluşturması gerekli” dediler.
Esnaf Odalarının zarar tazmini için Başbakan’dan söz aldığını belirten turizmciler “Bizdeki zarar cam kırığı değil, rezervasyon kırığıdır” diyerek hükümetin mağdur turizmcileri uzun vadeli kredi vermesi gerektiğini söylediler.
Türkiye Sağlık Turizmini Geliştirme Konseyi-THTDC Başkanı Emin Çakmak’ın çağrısı üzerine Dedeman Oteli’nde yapılan toplantının moderatörlüğünü Başbakan eski Başmüşaviri, Turizm Bakanlığı eski Müsteşarı Kamil Yüceoral yönetti.
KAMİL YÜCEORAL: PARA GELİRKEN EVET ZARARDA HAYIR OLMAZ
Kamil Yüceoral’ın açış konuşmasında “Cam kırığı konuşuluyor ancak rezervasyon kırığından bahsedilemiyor. Sonuçta bir zarar var ve bu zararı kim karşılayacak diyoruz. Adaletin sağlanması için ne yapmamız gerektiğini tartışmak istiyoruz. Milli gelirin yüzde 30’u istihdamın yüzde 10’u turizmden geliyor ama ses çıkaran yok. Hassasiyeti birlik başkanlarından bakanlıktan beklemek en büyük haktır. Turizmden para getirirken “evet” ama turizme zarar gelirken” hayır” denilemez. Olumsuzlukları savmak, olumlu sunmak gerekirdi. Konuya objektif bakılmasını sağlayan bir kriz yönetimi uygulanabilirdi” dedi.
SONUÇ BİLDİRGESİNDE ÖNEMLİ BAŞLIKLAR VAR
Kamil Yücaeoral, toplantı sonrası ise Taksim Gezi Parkı olayları nedeniyle düzenlenen arayış toplantısından çıkan sonucu şöyle açıkladı.
1- Yaşanan olayların, Turizm sektörü için ciddi bir kriz olduğu ve yetkililerin gerek kriz plânlamaları olmadığından gerekse yetersizliklerinden bu krizi yönetemedikleri,
2- Gecikmeksizin Kültür ve Turizm Bakanlığı ve sektör birliklerinin katılımıyla acil bir kriz yönetiminin oluşturularak, tüm ilgili tarafların daveti ve kriz yönetimine yardımcı olacak profesyonellerin görevlendirilmelerinin sağlanması gerektiği,
3- Rezervasyon iptallerinin mevcut sözleşmelerdeki koruyucu hükümler nedeniyle ani olmasa da üç ay gibi kısa sürede yeni yapılacak anlaşmalara daha yoğun yansıyabileceği,
4- Taksimin Turizm merkezi olduğu ve buradaki tüm müdahalelerin bizzat turizm polisince yapılması gerekirken buna dikkat edilmediği, sürratle bu alana yeni statü verilmesi,
5- Krizden en büyük zararı turizm sektörü görmesine rağmen yapılan zarar tespitinde, bu sektöre sorulmadığı ve mağduriyetlerin devam ettiği,
6- Seyahat Acentelerinin, zararların karşılanmasını hibe şeklinde değil, faizsiz, bir yıl geri dönüşsüz, herkese eşit 50000 TL ye kadar ve şirket cirosuna bağlı üst sınırlı bir kredinin acilen oluşturulması,.
7- Krizin fırsata dönüştürülebilmesi için olayın demokratik ve sıcak kanlı insani yanının, çevreci unsurunun ortaya çıkarılmasının gerektiği,
8- Uluslar arası doğru hedef kitlelerine yönelik planlı ve sektörle koordineli bir tanıtım kampanyasına acilen girişilmesi gerektiği,
9- STK’lar ve sektör çalışanlarının sürekli temas halinde sektörün motivasyon eğitim faaliyetleri de dahil ihtiyaçlarının tartışılması,
10- "Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkındaki Kanun" gereği zararların yetkili makamlara gecikmeksizin form dilekçe ile iletilmesi,
11- Taksim Gezi parkının özgürlük alanı haline getirilerek bundan sonra "Demokrasi Parkı" adıyla anılması,
12- Krize bağlı olmaksızın İstanbul da balon etkisi ile aşırı artan otel fiyatlarının makul seviyelere getirilmesi,
13- Krize bağlı olarak yerli ve yabancı tüketici taleplerinin doğru algılanabilmesi için bilimsel anketlerin yapılması,
14- Yurt içi ve dışındaki benzer krizlerden dersler çıkarılarak kriz yönetimlerinde değerlendirilmesi,
15- Yabancı tur operatörlerinin krizden yararlanarak fiat indirim taleplerine karşı hazırlıklı olarak bunu kabul etmeyecek genel tavırların geliştirilmesi,
Turizm sektörünün, birlik ve beraberlik içinde tek çatı altında hareket ederek, krizi aşabilecek tedbirleri birlikte almaları ve bu tedbirleri disiplinle uygulamaları,
TOPLANTIYA FİŞLENME KORKUSUNDAN GELEMEMİŞLER
Yüceoral, toplantı için Bakanlık ve İstanbul’u yönetenler ile meslek örgütleri başta olmak üzere bir çok kuruluşa davet çıkardıklarını belirterek “Hep birlikte çözüm çaresi arayalım dedik. Ama ilgisiz kaldılar” diyerek toplantıyı açtı.
Bunun üzerine salonda bulunanlar "Toplantıya fişlenme korkusundan gelemeyenler oldu. Turizmde gizli bir terör örgütü var. Taksim Gezi Parkı'ndaki iyi niyetli girişimi bozanları aratmaz" iddiasında bulundular."
EMİN ÇAKMAK: MESLEK ÖRGÜTLERİ KRİZE HAZIR DEĞİL
Söz alan THTDC Başkanı Emin Çakmak, Taksim Gezi Parkı olayları nedeniyle turizm sektörünün önemli kayba uğradığını belirterek meslek örgütleri ile bakanlığın böylesine bir kriz için hiçbir hazırlıkları olmadığını belirtti. Her olayda turizm sektörünün zarar gördüğünü belirterek toplantıyı hep birlikte çözüm çaresi üretmek üzere düzenlediklerini bildirdi.
17 günlük yaşanan hızlı gelişme sonucunda 4 Haziran’da Ankara’da Müsteşar Özgür Özaslan’ı ziyaret ettiklerini belirten Emin Çakmak olaylar hakkında şu bilgileri verdi:
”Talimhane’deki otellere lojistik destek yapılamıyor. Yollar kapalı dedim. Bakanla görüştü ve bakan bir deklarasyon yayınladı. Daha sonra Türsab’da toplantı yapıldı. Ama kriz masası kurulmamıştı.
Yurtdışındaki turizm birlikleriyle temas kurarak onlara doğru bilgilendirme yapılmalıydı. Ancak Türk turizmi yabancı medyanın eline bırakıldı ve Türkiye’nin adı kriz ülkesi olarak sunuldu.”
SİBEL ERONÇ: YURTDIŞINDA SEN DEFOLU MALSIN DİYECEKLER
İlk olarak söz alan Eronç Turizm’in sahibi Sibel Eronç turizmde beklenmedik bir kriz olduğunu belirterek şunları anlattı. “Olaylar önce samimi bir ortamda başladı. Ancak sonra iş çığırından çıktı ve turizm çok büyük bir darbe aldı. Benim 5 Eylül’deki 130 paxlık grubum gitti. Mısır gibi daha önce böyle olayları yaşayan ülkelerin grupları bile rezervasyonları iptal ettiler. Olayların haberlerini dünya medyası birinci sırada verdi. Bütün bunlar olurken benim meslek örgütüm bize sahip çıkmadı. Kim Türsab başkanı konumunda ise benim ondan hesap sorma hakkım vardır. Ben Hülya Avşar değilim ki Başbakanla karşılıklı oturabileyim.
Üç adet Alman Anadolu grupları gidince panikledim. Bu gidiş çok vahimdir. Meslek örgütümüz bize arka çıkmadı. Kim bize arka çıkacak? Esnaflar gitti konuştu işlerini hallettiler. Bizden kimse gitmedi. Bugüne kadar turizmciler olarak hiçbir krizde bize destek çıkılmadı. Acil eylem plânının devreye girmesi lazım. Yurtdışındaki tur operatörleri aportta bekliyorlar. Türkiye’nin krize girmesini fırsat olarak değerlendirmek istiyorlar. Şimdi Türkiye’nin fiyatları inecek. Sen defolu malsın diyecekler. Meslek örgütüm benim zararlarımı tazmin etmelidir. Hepimizin ortak bir akıl bulması lazımdır.”
EKREM USTA: TURİZMDE İLERİYE DÖNÜK CİDDİ BİR TEHLİKE VAR
Fez Travel’in sahibi Ekrem Usta olaylar üzerine telefonlarının çalmadığını ve fakslarının çalışmadığını belirterek şunları söyledi:
“Bu olaylardan sonra zaten fiyatların düşmesi lazım. İlm gün Gezi Parkında aşırı güç kullanılmasaydı, bunlar olmazdı.
Devletin hiçbir kurumu Taksim Gezi Parkı olayını kriz olarak görmedi. Birkaç çapulcu olarak tanımladı. Meslek örgütlerimiz bu konuda devleti bilgilendirmedi. Turizmde ileriye dönüm ciddi bir tehlike var. Devlet bunu kriz olarak görmedi ve ‘Gereğini yapıyoruz” diyerek geçiştirdi. İyi geçmesi gereken sezonu hala yaşayamadık. Gezi Parkı olayını iyi okumak lâzım. Gezi Parkı 10 dakikada boşaldığı gibi bir davetle 10 milyonlar gelebilir. İnsanların korktuğu ürktüğü bir Türkiye yok artık. Gençler kendisinin ne olduğunu gördü. Devletin bunu göz önüne alması gerekiyor. Türkiye bu renk cümbüşü ile yaşamak zorunda bunun önüne geçildiği zaman olaylar farklı yöne gider. Bizi yönetin turizmciler aklı selim düşünerek o insanların orada neden olduğunu düşünerek tavrını net bir şekilde ortaya koyması gerekir. Önceki olaylar sonrası bu güne kadar turizm sektörü bir kuruş para almadı. Bazılarına örtülü ödenekten ödeme yaptı. Yurtdışındaki tur operatörleri bundan pay aldılar. Onlara bu paralar tanıtım ve marketing bedeli olarak verildi. Ama biz bunları görmedik.”
VEDAT ÖNDAŞ: DEMOKRATİK TEPKİ VERİYORLAR. DEDİM
NesTravel’in sahibi Vedat Öndaş, İskandinav pazarına yönelik çalışan acente olarak uyguladığı bazı yöntemler nedeniyle sektörün en az zarar gören acentesi olduğunu bildirdi. Öndeş, rezervasyonlarda iptal yok ama geleceğe yönelik anlaşmalarda tehlike var diyerek “Ne oluyor diye soranlara cevabım şöyle oldu. Demokrasi tepki veriyor. Hükümet hazmedememiş ve anlayamamış olabilir. Demokratik tepki veriyorlar. Böyle doğru anlatınca iptallerden vazgeçtiler”dedi.
Öndaş şöyle konuştu.
”Force Major (Konuğun belgelemesi şartı) noktasında otelci ve karşımdaki tur operatörüyle anlaşmalar yapıyorum. 1989’dan bu yana bir çok kirizden geçtik. Turizmde Force Major anlaşması daha önemlidir. Anlaşmada ne dediğimiz önemlidir. Havalimanında sıkışıklık, grev, ülkede olay varsa deniliyor. Ben Turizmde Force Major sözleşmelerde oteli etkilemeyen olaylarda iptali kabul etmiyorum. Parasını geri isteyene vermiyorum. O ülkelerden Türkiye’ye talep oldukça şirketten başkasına kayarım. Pazarda duruşum çok nettir. Kazanmadığım zaman hiçbir turisti getirmem. Eksi 250 dolarla tur satmanın hiç kimseye faydası olmadığını düşünüyorum.
Şimdi önemli olan turizm sektörünün zararlarının, önlenmesi, engellenmesi ve tazmini nasıl olacaktır? Geleceğe yönelik satışlardan kaynaklanan zarar en büyüktür. Gelecek satışların azalması en büyük tehlikedir. Eylül^’de yapacağım 20’nin üzerinde organizasyonun 18’inde satış 5 kişinin altına düştü.
Turizme devletin kurumlarının bakışını değerlendirirsek hala kobi bile sayılmıyoruz. Tekliflerimizi geri çeviriyorlar. Sesimizi duyurmak için Türsab gibi çatı örgütümüz var. Ortak amaçta birleşmek zorundayız. İşimizin geleceğini güvence altına almak ve mevcut zararları engellemek için birleşmeliyiz. Türsab’la birlikte organizasyon yapmalıyız. Meslek örgütleri ile birlikte ortak program hazırlamalıyız. Oluşacak komisyon ile tüm sektörü kriz masası etrafında toplayarak derdimizi ilgili mercilere bildirmeliyiz. Zararımız çok açıktır. Rezervasyon zararı en büyük zarardır. Gelecekte olan satışlarımızda çok ciddi sekteler olacaktır. 6 ay sonra halen 100 euro alan fiyatlar 60-70 euroya inecektir. Oteller zarar edecek. Acenteler çanta elde ülkeleri gezmeye başlayacak.
Televizyonlara bakarsanız, orada ne terörist ne de ketip okuyanlar vardı. Dünya basını kendi ülkesi menfaatine haber yaptı. Hepsi yalandı. Sesimizi duyuracak turizm mecramız yok. Meslek örgütümüzün arkasında toplanıp yönetimi ikna edip organizasyon yapmamız gerekiyor. Hızlı yapmazsak işler 6 ay sonra içinden çıkılmaz hale gelir. Hepimiz ekmeğimizden oluruz.”
.
ORTADA BİR KRİZ YOKKİ YETERLİ KATILIM OLMADI
Toplantıya katılan Tüketiciler Birliği Yönetim Kurulu Üyesi, Fergana Grup Genel Koordinatörü Mehmet İmrek Taksim Gezi Parkı olayının polisin orantısız güç kullanması nedeniyle büyüdüğünü belirterek “Dış basın Taksim’e gelerek Türkiye’ye dünyaya küçük düşürdü. Keşke polis gelip sizin can güvenliğiniz için buradayız diyebilseydi” dedi.
İmrek şöyle devam etti:
“Keşke bu toplantıda sandalyeler dolu olsaydı. Demek ki ortada bir kriz yok ki yeterli sayıda kimse gelmedi.
Taksim Gezi Parkı olaylarının sürdüğü 17 gündür turizmin üç çatı kuruluşunun bir demecini okuyamadım. Konuşsalar da cılızdı. Sektörün üst çatı kuruluşları ve bakanlıklar birlikte çalışarak ülkemizde kiriz olmadığını abartıldığını bildirmeleri gerekirdi. Sektörün kuruluşları bu gibi toplantıları yurt dışında sürekli yaparak Türkiye’yi iyi tanıtmalıdırlar. Bakanlık ve sektör temsilcilerinin bir araya gelerek krizin olmadığı çalışmasını başlatması lazım. Yoksa bu kriz büyüyecek diyorlar. Yurtdışında Türkiye’nin sıkıntıy agirmesi karşısında avuçlarını ovuşturanlar var. Tüketicilerden bize gelen istekler var. Sektör kendine bir yol hatırası çizmeli ve devam etmeliydi.”
ÇİĞDEM DİNÇ: KRİZLERDEN DERS ALINMALIDIR
Türsab Sağlık Komitesi Başkan Yardımcısı Çiğdem Dinç, daha önce çalıştığı Alman şirketi TUİ’den örnekler vererek “Tui de rezervasyon iptalleri yok. Ama olması bekleniyor. Kriz vardır” dedi.
Çiğdem Dinç, 1988’denberi turizmin içinde olduğunu belirterek şöyle devam etti:
”1991’de Körfez kirizini yaşadım. Krizlerden mutlaka dersler alınmıştır diye düşünüyorum. Bunların sonunda ülkeler ivme kazanmıştır. Türsab sektörün nabzını tutarak gerekli girişimlerde bulundu. Kriz masası oluşturuyor. Bakanlık düzeyinde görüşmelerde bulundu.”
İzlanda’nın kül krizinden kurtulmasını örnek olarak veren Çiğdem Dinç “ Gezi parkındaki arkadaşlar Türkiye’nin gençliğini ve Türkiye’nin dinamik bir ülke olduğunu tanıttılar. Eksiğimiz hala var. Biz Türkiye’yi yeterince tanıtamıyoruz. İstanbul’u yurtdışında sadece Taksim olarak görmeye başladılar. Almanya gidin ama dikkatli olun gibi uyarıda bulundu” dedi.
SÜLEYMAN GÖK: RAKİP ÜLKELERİN YARARINA OLDU
Globalist DMC’nin sahibi Süleyman Gök Taksim Gezi Parkı olaylarının bir demokratik hak arayışı çıkışı olduğunu belirterek “Hükümet olayın neredeye gideceğini bilemedi. Sabah çadırlarını yakarak gençleri dışarı attı. Halk buna tepki göstererek olaylar büyüdü” dedi.
Süleyman Gök yaşadıklarını şöyle anlattı:
”İş çıkışımızda ofislerin içine gazlar atıldı. Halk bunun üzerine polise tepki gösterdi. Türk medyası hiç birşey vermezken dünya medyası Taksim’den naklen yayın yaptı. Taksim’de inanılmaz bir savaş yaşandı. Bu durum rakip ülkelerin yararına oldu. Gezi Parkı’ndaki eylemcilerin kolay vazgeçeceğini düşünmüyorum. Bu olaylar uluslar arası yatırımcıları da etkiliyor.
Turizmci olarak krizlerde bir kuruş para almadık. 1985’ten beri turizmciyim. Öcalan’ın yakalanmasında 99 da acentelerde iptallerle ilgili zarar tespiti yapıldı ama ödeme yapılmadı. Seyahat acentelerinin yüzde 75’i black list’dedir. Onlara hiç verilmiyor. İhtiyacı olana uzun vadeli olarak kredi verilmesi gerekmektedir.
Temennim bu işlerin bir an önce bitmesidir.”
KAYHAN YAVUZ: GEZİ OLAYINI TURİZMDE AVANTAJA ÇEVİREBİLİRİZ.
Reklamcı Kayhan Yavuz, turizm sektöründe olayın siyasi boyutunu konuşmadan sonuca ulaşılamayacağını belirterek “İnsanlar başka bir yönetim biçimi istedi. Alıştığımız yaşam şeklinde, bireysel tercihlere alan açan yönetim biçimi yok. Bu turizmi kalbinden ilgilendiren durumdur. Bunun turizm açısından bir vaat olabileceğini düşünüyorum” dedi.
Kayhan Yavuz, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Farklı yaşananın ileriye etkisi farklı olacaktır. Turizm sektörünün siyasi boyutunu konuşmadan sonuca ulaşması anlamsızdır. Taraf tutmamak taraf tutmaktır. Mecbur bıraktığı saflar vardır. Türkiye’de insanlar üç ağaç için bir araya geldi. Sonra yönetimin şekliyle ilgili sorun çıktı. Sonunda bir kültür satıyorsunuz. Türk turizminde bizim farkımız insanımızdır. Yeni yönetim biçimi isteniyor. Bu işi uzun vadeli düşünmeliyiz. Gezi olayları Türkiye’de bir şeyleri değiştirdi. Yeni yönetme biçimi talebi olarak değerlendirmeyi tercih ediyorum. Bunun turizm açısından bir vaat olabileceğini düşünüyorum. İnsanları nasıl sir ülkeye davet ediyorduk. Şimdi nasıl bir ülkeye davet edeceğiz diye düşünülmelidir. Küba’ya giden insan nereye gittiğini bilir. Burada turizm sektörü taraf olmak zorundadır. Hükümet Türkiye’nin imaji bozuldu diyor. Bir çok insan aksini söylüyor. Doğru yönetim ve doğru mesajlarla dünya ile buluşmalıdır. İnsanlar Gezi Parkı’nda vicdani meseleden buluştular. Herkesin eşit olduğu bir kültür istenmesi turizm için yeniliktir. Turizm sektörünün bundan olumsuz etkileneceğine inanmıyorum. Turizm sektörü işin bu boyutunu tartışmazsa kısa vadeli iş yapar. Bunun turizme ne getirebileceği, Türkiye’yi daha cazip kılabileceğini atlamayalım. Dış ilkelerden gelen tepkilere burada güzel şeyler oluyor demenin iyi bir strateji olabileceğini düşünüyorum. Bu bizle ilgili bir değer ve değişim olarak bizden çıkıyorsa bunu avantaja çevirebiliriz. Bir hayal olmalı birileri Türkiye’de başka bir ülke kurmaya başladı. Bu hayale turizmciler olarak bir yerinden katılmalısınız.”
CEM POLATOĞLU: FARKLI BİR DÜNYA MODELİ YARATTILAR
Andiamo Turizm’in sahibi Cem Polatoğlu “Gençlere güvenim sonuna kadar arttı. Dalga geçtiğim yeğenlerimin benim için daha değerli iş yaptıklarını gördüm. Farklı bir dünya modeli yarattılar” diyerek sözlerine başladı.
Polatoğlu konuşmasını şöyle sürdürdü:
”Benimde rezervasyonlarım iptal edildi. Ama Türkiye artık eski Türkiye değil. Gelen nesil bizim çok üzerimizde. Onlar bizden daha cesurlar. Suyun gazın önünde durdular. Bundan gurur duydular.
Turizmde kaybımız var. Ama yarın demokrasi olarak kazancımız olacak. Yüksek yaşama kavuşacağımızın işaretleridir. Turistler sadece tarihimiz değil artık insanlarımızı görmek için de gelecekler. Özgür olmadan yaşamaktansa bir yıl aç gezmeye razıyım. Her görüşte insanın buluştuğu bir gezi parti eylemiz oldu.”
SELMA YILMAZ: TAKSİM’İN TURİZM BÖLGESİ OLDUĞU ANLATILMALIDIR
Glory Tur sahibi ve IATA Seyahat Acenteleri Birliği Başkanı Selma Yılmaz, İstanbul’un en önemli turizm bölgesi olan Taksim’in gösteri alanı olacağının artık belli olduğunu ve buna göre önlem alınması gerektiğini söyledi.
Selma Yılmaz konuşmasında şunları söyledi:
”Taksim kapalı alan olamayacağına göre Vali ve Emniyet Müdürüne müdahalelerin aşırı olmaması konusunda birilerinin uyarıda bulunması gerekiyor. Buranın turizm bölgesi olduğunu iyice anlatılması lazımdır. Bu bölgede en çok zarar gören turizmcilere acil sıfır faizli destek kredisi çıkması lazımdır. Meslek örgütlerimiz ve bakanlık düzeyinde acil sürekli çalışacak bir kriz masası oluşturulmalıdır.”