MURAT EMEN-EMEN&EMEN
Haftanın Ekonomik Görünümü 15-19 Temmuz 2013
İSTANBUL- Ülke ekonomik olarak giderek artacak bir dar boğaza giriyor. Bir taraftan FED açıklamaları diğer taraftan Gezi olaylarına yanlış davranan ve gereksiz büyük bir kaos yaratan başbakan demeçleri, polisin şiddet kullanması, ekonomide hızlı bir çözülmeye sebep oldu. Gelişmekte olan ülkelerin içinde bulunduğu sıkıntıyı, biz bir doz daha fazla yaşamaktayız. Bunun üstüne gelen yanlış davranışlar sıkıntıyı daha da artırıyor. Birincisi “faiz lobisi” dediler. Ortalığı tehdide boğdular. Arkadan “Kim ne kadar döviz aldı?” diyerek bankalarda inceleme başlattılar.
İşte geçtiğimiz hafta Financial Times'da yeralan makaleden pasajlar;
FT: 'BDDK İNCELEMESİ YATIRIMCILARI SOĞUTABİLİR'
Financial Times gazetesi, uzmanların Türkiye'de Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun döviz piyasasında gerçekleşen işlemlerle ilgili başlattığı incelemenin yabancı yatırımcıları soğutabileceğini söylediğini yazıyor.
Ankara'nın lira üzerindeki baskıyı azaltmaya ve Gezi protestolarının ardından otoritesini yeniden tesis etmeye çalıştığını yazan Financial Times, Merkez Bankası'nın 1,3 milyar dolar değerinde döviz satmasına rağmen liranın değerinin düşmeye devam ettiğini ve 1,96 seviyesini gördüğünü aktarıyor.
"[BDDK] olağan olduğunu söylese de piyasalar, kimin ne kadar lira sattığına bakacak incelemenin fazla detaylı olduğuna inanıyor.
Sermaye Piyasası Kurulu zaten protestolar sırasında döviz kurlarında ve faiz oranlarında görüldüğünü söylediği aşırı dalgalanmalarda borsa manipülasyonu olup olmadığına bakacak ayrı bir inceleme başlatmıştı.
Sermaye Piyasası Kurulu ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu her ne kadar bağımsız olsa da 31 Mayıs'ta patlak veren protestoların ardından Başbakan Erdoğan spekülatörlerin 'ümüğünü sıkacaklarını' söyledi; protestolardan gizli bir 'faiz lobisini' sorumlu tuttu ve taraftarlarına devlet bankalarını kullanmaları yönünde bir gönderme yaptı.
Erdoğan'ın bu hafta başdanışmanı olarak seçtiği Yiğit Bulut da bir faiz lobisinin Türkiye'ye karşı gizli planlar yaptığı düşüncesinin savunucusu. Bulut ayrıca yakın bir zamanda yabancı güçlerin başbakanı telekinezi kullanarak öldürmeye çalıştığını iddia etmişti.
Uzun süredir Türkiye'yi gözlemleyen bir uzman 'Uluslararası finansın kalbinin attığı yer olmaya çalışan bir ülkenin bu tür sözler sarf etmesi, ve bankaları ve simsarları araştırması amacına zarar verebilir.' dedi.
Aynı uzman, şu anda kısa dönemli gelirlerle finanse edilen Türkiye'nin büyük cari hesap açığının kapatılabilmesini için faiz oranlarını yükseltmekten başka çaresi olmadığını söyledi."
Ülkede bu hava eserken, faizler %9'un üzerine çıktı. Borsa70binlere geriledi. Dolar TCMB'nin devamlı döviz satarak müdahalesine rağmen hala 1.95'in üzerinde seyretmeğe devam ediyor.
“RÜZGAR TERSİNE DÖNÜYOR”
Ekonomist Jim O'neill Bloomberg'de yayınlanan makalesinde; FED'in tahvil alımlarını azaltmasıyla rüzgarın tersine döneceğini kadederek “Merdivenle yukarı çıkanların şimdi asansörle aşağıya inme riskleri var” yorumunda bulunuyor.Jim O'Neill'e göre bundan en fazla gelişmekte olan ülkeler etkilenecek ve bunlar arasında Türkiye'de var.
Gelişmekte olan ülkeler FED'in para basma politikası sonucu kolay yoldan sermayeye ulaşmaya alışmışlar hatta bağımlı hale gelmişlerdi. Özellikle Türkiye gibi cari açık problemi olan bu ülkelerin şimdi yapması gereken iç tasarruflarda artışa giderek uzun dönemli sermaye akımlarını çekmek için yeni politikalar geliştirmeleri olacaktır.
Makalede FED para politikasından en çok etkilenecek ülkelerin başında Hindistan, Türkiye ve Brezilya olarak ifade ediliyor.
ERDOĞAN'IN İŞİ ZOR
Seçim ortamına yaklaşan Türkiye'de Sn. Erdoğan'ı çok zor günler bekliyor. Söylemlerinde ekonomik başarıdan sıklıkla dem vuran Başbakan, global likiditenin bitmekte hatta tersine dönmekte olduğunun farkında. Büyük projeleri bir tarafa bırakmak gündeme
gelebilir. Cari açığın karşılanmasında zorluklar yaşanabilir. Herşeyden önce halen ülkede olan yabancı dogrudan yatırımların FED politikasının tedrici uygulamasına paralel olarak ülkeden çekilmesinin yaratacağı sıkıntılar özellikle bu yılın dördüncü çeyreğinden itibaren ve 2014 yılında ülke gündeminde olacak. Ekonomik başarısından bahsetmekten çok hoşlanan Başbakan'ın faizler tavan yaparken, borsa yerlerde sürünürken ve dolar müdahaleye rağmen havalarda dolaşırken meydanlarda kimden şikayet edeceği, kimleri suçlayacağı ve neler söyleyeceği merak ediliyor.
Öyle tahmin ediyorum ki bu günleri önceden gören Erdoğan'ın Gezi direnişini germesinin arka perdesinde acaba zor günlere suçlu yaratmak mı yatıyor diyenlerede kulak vermekte fayda var.
Şimdilerde devamlı sabote edilmekten, faiz lobisini ve milletlerarası kuruluşları suçlamasının bilinç altında acaba bunlar mı yatıyor? Emin olduğum konu, Başbakan önümüzdeki günlerde işinin zor olduğunu çok iyi biliyor ve buna uygun bir strateji geliştiriyor. Öncelikle dünyayı karşısına aldığının, dış dünyada yalnız kaldığının farkında. Suriye arkasından Mısır'da Mursi olayı, dış politikada ki ardarda gelen başarısızlıklar onu çok zor durumda bıraktı. Parti içinde de sorunları var.
Mesele Erdoğan, AKP falan değil, ancak ülkeyi gerçekten zor günlerin beklediğini hatırlatmakta yarar var. Piyasalar aç iken satıp savmak da mümkündü. Şimdi sadece ekonomik ortamın giderek kötüleşmesinin ötesinde dördüncü çeyrekte vadesi gelen büyük banka sendikasyonlarının yenilenmesinde de büyük zorluklar yaşanacak gibi gözüküyor. Herşey FED tahvil programının bitiş düdüğüne bağlı gözüküyor.İşte o noktada mevcut kum saati tersine işlemeğe başlayacak.
KOMPLO TEORİSYENİ “TEHLİKELİ VE ENDİŞE VERİCİ”
Erdoğan ile ilgili son bir dış haber:
Başbakan'ın danışmanlığına getirilen gazeteci Yiğit Bulut ile ilgili. Der Spiegel ve Bloomberg International 'de yayınlanan makalelerde “bu tayin “tehlikeli ve endişe verici” bulundu. Erdoğan'ın, yakınındaki bu komplo teorisyeninin saçma ve temelsiz iddialarını ciddiye alması olasılığı endişe yaratıyor. Yiğit'in teorilerinden biri “yabancı güçlerin Erdoğan'ı “telekinezi” yöntemiyle öldürmeyi planladıklarını yazmıştı. Lufthansa'nın üçüncü havaalanını istemediği için Gezi olaylarını kışkırttığını vs yazmıştı.
En önemlisi “faiz lobisi” nin mucidi. Önemli bir yazsının başlığı
“Askeri darbe dönemi kapandı, yeni trend “finansal darbe”.
Erdoğan'ın bu şekilde önemli yabancı basında alay konusu olmaya başlaması hiç hoş değil.
Ayrıca bugünlerde ABD'de polisin vurduğu Zimmerman davasında suçlu polis yargılanıyor. Gündeme ayrıca 2009 yılında polis tarafından vurulan Grant ve Martin davalarıda girdi. CNN devamlı bu konuyu, mahkeme safahatini veriyor. Polis şiddetini sergiliyor. Biz ise polis şiddetinde delil karartmakla meşguluz. Medyanın bu konulara gereken ilgisi göstermemesi çok ilginç.
CARİ AÇIK FİNANSMANINDA SORUN VAR
Mayıs ayında 14.3 milyar dolar ihracata karşılık 22.4 milyar dolar ithalat yapıldı. Dış ticaret açığı böylece 8.2 milyar dolar oldu.Cari açığın artışında altın ithalatı önemli rol oynadı. Mayıs ayında 2 milyar dolarlık altın ithalatına karşılık 366 milyar dolarlık altın ihracatı yapıldı. Yılın ilk beş ayında net 5.2 milyar dolar altın ithal edildi.
Cari açığın finansmanında portföy yatırımlarının payının azalması dikkat çekti. Ayrıca yabancıların yurtdışına kar transferlerindeki artış neden oldu. Dış müteahhitlik gelirlerinde yavaşlama yaşanıyor. Yaz aylarında açığın kapatılması turizm gelirleri ile oluyor.
Mayıs ayında sermaye girişleri durma noktasına geldiği için, cari açığın finansmanı uzun yıllar ardından ilk kez mayıs ayında rezervden karşılandı. Açıkta büyüme eğilimine finansman sorunu da eklendi. Mayıs ayı ciddi bir sinyal verdi.
Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, cari açığın uzun vadede kontrollu bir şekilde aşağı ineceğini söyledi. Bakan “Cari açığın OVP (Orta vadeli Program'da 60.7 milyar dolar olarak bekleniyor ve muhtemelen açık bunun altında olacak” dedi.
AMERİKA DOSYASI
SNOWDEN OLAYI
Edward Snowden nihayet Venezuella'ya gidiyor. Gerekli vize ve Dünya pasaportu kendisine verildi. Bu dünya pasaportu ilginç. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin bir maddesi içinde yeralan hükme istinaden verilen ve seyahat hakkı tanıyan bir pasaport. Şimdi herkes Snowden'ın nasıl Venezuella'ya geçebileceğini merak ediyor.
Bu arada Başkan Obama'da Federal Devletin güvenlik teşkilatında çalışnlardan şüpheli davranışları tesbit edilenlerin kendisine bildirilmesini istediği acaip bir karara imza attı. ABD gibi özgürlükler konusunda önder sayılabilecek bir ülkenin bu tür polis devletini anımsatan bir karar alması manidar bulundu.
FED YETKİLİLERİ BÖLÜNMÜŞ DURUMDA
FED'in 18-19 Haziran tarihli toplantısının tutanakları açıklandı. Bu tutanaklardan FED üyeleri arasında tahvil yavaşlatılmasının ne zaman başlatılması gerektiği konusunda farklı görüşler olduğu görüldü. Üyelerin yaklaşık yarısı yıl sonuna kadar programın bitirilmesinden yana. Diğer bazı üyelerin piyasaları yatıştırmak amaçlı demeçlerinin faydası olduğuda kabul ediliyor.
Önde gelen FED üyelerinin genişlemeden yana olduğu görülüyor. Bernanke, NY FED Başkanı William Dudley ve Bernanke'nin yardımcılarından Janet Yelllen'in mevcut programa bağlı oldukları tahmin ediliyor.
FED ağustos ayında toplanmayacak. Gelecek toplantı eylül'de ve önemli gelişmeler olması mümkün. Piyasalar eylül ortalarına kadar rahat bir dönem geçirecekler. Ancak eylül ayı zorluklarla dolu bir ay olarak piyasaların gündemine oturacak.
Eylül ayını takip eden dördüncü çeyrek piyasaları şimdiden ürkütmeğe başladı.
RESESYON KORKUSU YENİDEN HORTLADI
Konu bütün gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler açısından önemli.
Ekonomiler için erken uyarı göstergesi sayılan şirket harcamalarında yaşanan keskin düşüş, resesyon korkusunu tekrar gündeme taşıdı. Ekonomiler için erken uyarı göstergesi taşıyan düşüşle uzun süreden bu yana ilk kez daralmaya başladı. Latin Amerika ve Çin ekonomilerindeki S&P Yetkilisi Gareth Williams söz konusu durumu küresel ekonominin oldukça rahatsız görünümü ve güven eksikliğinin bir göstergesi olarak niteledi.
Şirketlerin harcama planları ekonomiler için erken uyarı göstergesi taşıyor. IMF geçtiğimiz günlerde küresel büyüme rakamlarını aşağı yönlü revize ederek yüzde 3,3'den yüzde 3,1'e çekmişti.
Büyümenin en fazla sekteye uğradığı ekonomilerin başında Rusya, Brezilya, Güney Afrika, Hindistan ve Meksika geliyor. Bunun yanısıra Avrupa'da İtalya ve Almanya'nın büyüme rakamlarının beklentilerin altında kalabileceğine dikkat çekiliyor.
TÜRKİYE'NİN CAZİBESİ ARTAR
Bu konuda Türkiye'yi irdeleyen Dr. Cevdet Akçay, Dünya'ya verdiği röportajda, Emtia fiyatları yükselmez ise Türkiye'nin cazibesi artar diyor. Alkçay görüşünde, Türkiye'de büyüme konusunda iki farklı kamp olduğunu, bunlardan birinin bol likidite ortamından yararlanarak hep yüksek büyüme istediğini, diğerinin bol likiditeyi büyümenin kompozisyonunu değiştirmek ve faizleri kalıcı düşük seviyelere çekmek için kullanalım fikrini savunduğunu belirterek OVP'de zaten bizde ikinci fikrin baskın çıktığını söylüyor. Bu sene %4, gelecek sene %5'lik büyüme hedefleri Türkiye için makul büyüme oranlarıdır. Büyümede bu yıl riskler aşağıya doğru. Bizim ilk tahminimiz bu yıl için büyümede %4.8 idi. Son gelişmelerden sonra büyüme rakamlarının aşağı doğru %3.6'lara doğru indireceğiz. FED devreye girmeseydi emtia fiyatlarının düşük, likiditenin bol olduğu bu ortam Türkiye'ye çok yarardı. Mevcut ortam Türkiye'ye yaramaz. Satışlar iyice yayılacak ardından gelişmekte olan ülkelerde oluşacak yeni ortama göre kendi aralarında ayrışacak.etiri iştahı hiç eksilmez. Likidite çabuk çekilecek, emtia fiyatları artacak diyorsak Brezilya ve Rusya önplana çıkacak. Daha yavaş toparlanacak dünya ve emtia fiyatları baskısı hissedilmeyecek denilecek olursa Rusya ve Brezilya karalar bağlayacak Türkiye iyi gidecek.
AVRUPA DOSYASI
Euroya zarar veren Almanya, Yunanistan değil… Şu an euro için sorun teşkil eden ülke Yunanistan değil, Almanya.
Borç krizinin yaşandığı süre boyunca Alman ekonomisi Euro Bölgesi'nin merkezinde güçlü bir duruş sergiledi. Ülke sadece yardım paketlerine fon sağlamakla kalmadı büyümeye de destek vererek bölgenin parçalanmasının önüne geçti.
Ancak bu durum artık değişiyor. Açıklanan veriler Alman ihracatının son üç yılın en büyük düşüşünü yaşadığını gösterirken sanayi üretimi de beklentilerin altında kaldı.
KUZEY DENİZİ’NDE KOCAMAN BÜYÜK BEYAZ FİLLER
Mevcut nükleer enerji santrallarını kapatma kararı alan “Yenilebilir Enerji” kaynaklarını sonuna kadar kullanıyor. En son geliştirilen proje Kuzey Denizi ve Baltık sahillerinde inşa edilecek 14 gigawatt (GW)'lık rüzgar enerjisi türbinleri. Herbiri yedi katlı ve bir futbol sahası büyüklüğündeki sekiz adet platformdan oluşuyor. 2023 yılında devreye sokulacak bu yatırımın pürüzleri henüz çözülmüş değil.
Denizdeki türbinlerden elde edilecek enerjinin Almanya'nın ortalarına enerji kabloları ile taşınması ve interconnecte sisteme bağlanmasında sorunlar var. Yerleşim bölgelerinden geçecek böyle bir enerji nakil hattını kimse arka bahçesinden geçsin istemiyor. Bakalım nasıl bir sonuç elde edilecek. Aynı uygulama Hollanda'da yapılmış ve Almanya'nın satın aldığı bu enerjinin mukavelesi yakınlarda iptal edilmiş durumda. Bu konuda bir araştırma yaptırılmış. Böyle bir yatırım ancak 6-14 gigawatt arasında yapıldığı takdirde feasible gözükmüş.
AB RUSYA'YI DÜNYA TİCARET ÖRGÜTÜ'NE ŞİKAYET ETTİ
Avrupa Birliği, Dünya Ticaret Örgütü nezdinde örgüte geçen yıl katılan Rusya'ya karşı bir şikayette bulundu. Yapılan şikayetin temelinde, Rusya’nın, ithal edilen otomobillere uyguladığı vergiler yatıyor. Rusya'nın Dünya Ticaret Örgütü'ne katılması üzerinden henüz bir yıl bile geçmedi.
AB yetkilileri bir süredir, Rusya'nın Dünya Ticaret Örgütü kurallarına uyup uymadığı konusunda eleştirilerini dile getiriyordu. Bu eleştiriler şimdi resmî bir şikâyete dönüştü.
Brüksel, Rusya'nın ithal otomobillere 'geri dönüşüm ücreti' adı altında haksız bir vergi uyguladığını belirtiyor ve Rusya, Belarus ve Kazakistan'da üretilen otomobillerin bu vergiden muaf tutulduğuna dikkat çekiyor.
Dünya Ticaret Örgütü, üye ülkelere, uyguladıkları politikaları değiştirme çağrısında bulunma yetkisine sahip. Üye ülkelerin bu çağrıya uymaması ve örgütle işbirliği yapmaması durumunda, Dünya Ticaret Örgütü anlaşmazlığın karşı tarafına, benzer bir uygulamayla karşılık verme yetkisi tanıyabiliyor.
2012 yılının Ağustos ayında Dünya Ticaret Örgütü'ne üye olan Rusya, daha kaliteli Batı yapımı ürünlerin pazarına girmesinin ekonomisine zarar verebileceğinden endişe duyuyordu.
159 üyesi bulunan Dünya Ticaret Örgütü, hükümetlerin iç ticaret yasalarını ve düzenlemelerini nasıl yapacakları hususunda yasal bir çerçeve ortaya koyup toplu görüşmeler ve müzakereler yoluyla ülkeler arasında ticarî ilişkilerin geliştirildiği bir platform.
ASYA DOSYASI
ASYA PARALARI BU HAFTA GÜÇLENDİ
Fed Başkanı Bernanke'nin tahvil alımlarının acil olarak azaltılacağı endişelerini gevşetmesinin ardından Asya paraları 10 haftanın en kazançlı 5 gününü kaydetti ABD Merkez Bankası Başkanı Bernanke'nin, piyasaları rahatlatan konuşması ile Asya paraları 10 haftanın en büyük haftalık kazancına işaret etti.
Bloomberg-JP Morgan Asya Dolar Endeksi, Bernanke'nin 10 Temmuz'da "yüksek düzeyde gevşek" para politikasına öngörülebilir gelecekte ihtiyaç duyulacağını söylemesinin ardından bu hafta yüzde 0.7 yükseldi. Endeks 22 Mayıs'ta Fed'in tahvil alımlarının azaltılabileceğinin sinyalini vermesinden bu yana yüzde 1.1 düştü. Won, Güney Kore Merkez Bankası'nın ülkenin 2013 büyüme tahminini Nisan'da yüzde 2.6'dan yüzde 2.8'e yükseltmesinin ardından 2011'den bu yana en iyi haftalık kazancını kaydetti.
PİYASALAR
BORSA
Bernanke'nin son konuşmasının piyasalarda bir nebze rahatlık yaratmasıyla dünya piyasaları gibi İstanbul borsası da haftaiçi yükselişle başladı. Ancak arkasından yüksek gelen tahvil faizleri ve yüksek gelen cari açık verileri ile kazanımlarını yitirdi. En çok 73.168 gören endeks perşembe öğleden sonra 71.174 oldu ve günü 71.189 puandan kapattı.
Geçtiğimiz haftanın son gününe gene yükselerek başlayan endeks sabahı 72.726 olarak gördü. Akşam saatlerinde 73.231.58'e ulaşan endeks haftayı bu seviyeden kapattı.
DÖVİZ
DOLAR GENE YÜKSELEREK 1.96'YA YÜKSELDİ.
Merkez Bankasının cuma gününü normal gün ilan etmesinin ardından 1.96'yı aşan dolar ögle saatlerinde 1.96'dan işlem görmeye başladı. Merkez 6 milyar liralık haftalık, 500 milyon liralık bir aylık repo ihalesi açtı. Sepet kur 2.26'ya yükseldi.
Türk lirası perşembe günü dolar karşısında en kötü performans veren gelişmekte olan ülke parası oldu. TCMB 50 milyon dolar sattı. Haftanın dolar/TL kapanışı 1.9551 olurken Euro 2.5486 ve sepet 2.25 olarak haftayı kapattı.
Beklentiler kurda yukarı doğru gidişin devam edeceği şeklinde. Çaresi TCMB'nin faiz artırımı. Gelmediği takdirde kurun yükselmesi normal deniyor.Şimdilik merkez faiz artırmamakta dolarda düşmemekte direniyor.
FAİZ
İşlem hacmi çok zayıf. TCMB'den faiz artırımı beklendiği için kimse bu fiyatlardan almağa yanaşmadığı için çıkışlar devam ediyor. İki yıl vadeli Gösterge tahvilin bileşik faizi 9.33, valörlü işlemlerde 9.59 idi. Cuma günü 30 baz puan düştü. 10 yıllık tahvil faizi 9.17 valörlüde 9.54 olarak kapandı. Cuma gün içinde 30 baz puan düştü. Haftanın kapanış faizi 9.13 oldu.
Uzmanlar TCMB'nin Ortodoks politikaya geçip kuru rahatlamadıkça satış devam edecek diyorlar. Mevcut politikanın başarılı olup olmamasını piyasa bekleyemeyecek diyen uzmanlar faizlerin yükseltilmesini bekliyor. Mevcut ve Erdoğan'ın hassasiyet gösterdiği %4.5 faiz olayı çoktan işlerliğini bitirdi ve devam ettiği sürece rezervleri de bitirecek.
Esenlikle Kalın.