MURAT EMEN- EMEN&EMEN
Haftanın Ekonomik Görünümü -18 Mayıs 2012
İSTANBUL- Fransa’da Sarkozy kaybetti ve Hollande iktidara geldi. Yeni Cumhurbaşkanı Holande, Merkel karşıtı politikalarla iktidar oldu. Ortodoks politikalar olarak adlandırılan uygulamalarla ekonomik krizden çıkışın mümkün olmadığını vurguladı ve kemer sıkma karşıtı olarak biliniyor. Merkel-Sarkozy tarafından çıkarılan ve bütün AB üyesi ülkelere dayatılan “Mali Birlik” uygulamasını rafa kaldıracağım dedi. Bu hafta iki lider, Merkel-Hollande ilk defa karşı karşıya geliyorlar. Bakalım iki farklı görüş nerede nasıl birleşecekler.
Merkel, Hollande ile çalışmaya hazır olduğunu belirtirken, Avrupa Mali İstikrar Anlaşması’nı tartışmayı bile kabul etmeyeceğini bildirdi. Alman Başbakan, “François Hollande’a kollarımı tamamen açtığımı söylemekten çekinmiyorum. Çok yoğun görüşmelerimiz olacak çünkü Fransa-Almanya işbirliği Avrupa için büyük öneme sahiptir” dedi.
AB SIKINTIDA
Geçtiğimiz hafta İspanya’daki sıkıntılara değinmiştik. AB ‘nin iki ülkesinde seçim yapıldı ve halk iki iktidar partisini acı şekilde cezalandırdı. Fransa’da ilk defa iktidardaki bir cumhurbaşkanı seçim kaybetti. Sarkozy Almanya bağımlısı politikasının cezasını çekiyor. Yerine gelen Hollande ise Merkel karşıtı politikalarla iktidara geldi. Kemer sıkma karşıtı olarak biliniyor. Bu hafta iki lider Merkel-Hollande ilk defa karşı karşıya geliyorlar. Bakalım iki farklı görüş nerede nasıl birleşecek.
Diğer taraftan sıkıntılar ülkesi Yunanistan seçimden mevcut iki iktidar partisini cezalandıran bir sonuç çıkınca ülke kaosun içine girdi. Şimdi de hükümet kurulamıyor.Belkide ülke haziran’da tekrar seçime gidecek.
AB liderler grubu Euro zone bölgesini tekrar masaya yatırmak zorunda kalacak gibi gözüküyor. Yunanistan’ın arkasından İspanya’nın girdiği sıkıntılı dönem ve acil parasal ihtiyacı AB liderlerini zorlayacak konular.
Hollande’ın gündeme taşıdığı kemer sıkma yerine büyüme politikasına Almanya’nın ne derece sıcak bakacağı merak konusu.
TASARRUF MU BÜYÜME Mİ?
Avrupa'da kemer sıkma politikalarına olan tepki giderek büyüyor. Bu Fransa ve Yunanistan'da seçim sonuçlarına da yansıdı. Borçlanma karşıtı politikalara olan sempatileriyle tanınan Avrupalı yöneticiler artık birer birer büyüme yanlılarına dönüşüyor. 23 Mayıs'ta Avrupa Konseyi Başkanı Herman Van Rompuy resmi olmayan bir ''büyüme'' yemeği verecek.
Bu yılın başlarında David Cameron da bir zirvede büyüme ile ilgili görüşlerinin sonuç metnine alınması için ısrar etmişti. Ancak Avrupa'da büyüme fikrinin yeniden popüler
olması, François Hollande'ın Fransa'da seçimi kazanması ile hızlandı.
Bugün Avrupalı liderler dünya ekonomistlerini ikiye bölen bir soruya cevap bulmak zorunda: kemer sıkma politikaları ile ekonomik büyüme bir arada varolabilir mi?
YANLIŞ SEÇİM
IMF Başkanı Christine Lagarde büyüme ile kemer sıkma arasında bir seçim yapılması gerektiğine inanmayanlardan. Legarde ikisinin bir arada gerçekleşebileceğini düşünüyor ancak harcamaların çok sert bir biçimde kesilmesinin de risk yaratacağının altını çiziyor.
Bu hafta François Hollande, Almanya Şansölyesi Angela Merkel ile bir araya geldiğinde tartışılan konu yine bu olacak.
Hollande mümkün olan en diplomatik şekilde Merkel'e Fransız halkının kendisine iktidarı, ekonomik büyümeye öncelik vermesi için verdiğini açıklayacak. Merkel'in ise Euro bölgesi ülkelerine dayatılan bütçe disiplinini yeniden tartışmaya açması pek olası görünmüyor. Ancak Almanya’nın Fransa ile arasını açmayı da göze alamayacağından söz ediliyor.
Bu iki ülkenin de ekonomik anlamda zora düşmesi anlamına gelebilir. Bu nedenle beklenen kemer sıkma politikalarına bir şekilde bir büyüme paketinin eklenmesi. İşte bu noktada işler ilginçleşiyor. Merkel ekonomik büyümenin yapısal reformlarla sağlanabileceğine inanıyor.
Ona göre büyümenin anahtarı işçilerin daha kolay işe alınıp işten çıkarılabildiği yasalar getirmek ve yeni iş yerleri açılmasına imkan sağlamak.
BÜYÜK PROJELER
Hollande ise böyle bir büyümeye inanmıyor. İlk olarak böyle reformlar Hollande'ın Fransız sendikaları ile arasını açar.
Hollande'ın istediği Avrupa'nın enerji teknolojileri ve alt yapı alanlarında büyük projelere para yatırması. Avrupa Birliği Komisyonu Avrupa Yatırım Bankası'nın elindeki parayı 10 milyar euro artırmak istiyor. Bu sayede bankanın otoyol yapımı gibi alt yapı projelerine verecek daha fazla parası olacak. Bu fikirlerden bazıları Almanya'nın da desteğini alabilir. Almanya Şansölyesi'nin kabul etmeyeceği şey ise bu ülkelerin harcamalarını borç alarak artırmaları olur. Ayrıca Merkel Avrupa Yatırım Bankası'nın doğrudan hükümetlere kredi vermesini de onay vermiyor.
YUNANİSTAN’DA LİDERLER ZİRVESİ
Yunanistan'da üç ayrı liderin hükümet kurma çabası sonuç vermeyince cumhurbaşkanı Karolos Papulyas pazar günü liderler zirvesi toplayacağını açıkladı. Eğer cumhurbaşkanının bu girişimi başarısız olursa Yunanistan gelecek ay yeniden sandık başına gidecek. Papulyas'ın hükümeti kurmakla görevlendirdiği üçüncü isim olan PASOK lideri Evangelos Venizelos, cumartesi günü cumhurbaşkanına görevi iade etti.
Papulyas pazar günü TSİ 9.00'da sosyalist parti PASOK, merkez sağ Yeni Demokrasi ve sol blok Syriza'nın liderleriyle bir araya geleceğini, ardından da aşırı sağ Altın Şafak'ın da aralarında bulunduğu partilerle görüşeceğini açıkladı.
Gözlemciler, partiler arasında kurtarma paketi ve kemer sıkma önlemlerine ilişkin derin görüş ayrılıkları nedeniyle cumhurbaşkanının girişimlerinin başarılı olma şansını düşük görüyor. Mevcut durumda Yeni Demokrasi (108) ve Pasok(41) toplam 149 sandalye sahibi. Hükümet kurmak için iki sandalyeye ihtiyaçları var..
Geçen pazar günü yapılan seçimlerde seçmenler ülkenin önde gelen iki partisi sosyalistlerle Yeni Demokrasi'yi beklemedikleri şekilde cezalandırmışlardı. Yunanistan’da halk hala sokaklarda. Halkın %80’ni Euro Bölgesinden çıkılmasından yana gözüküyor ve AB ülkelerini ve bu iki partiyi suçluyorlar. Bu iki parti de ülkenin yaşadığı krizde kurtarma paketleri karşılığında kabul etmek zorunda kaldığı kemer sıkma önlemleri ve acı reçetenin sorumlusu olarak görülüyor.
Ülkede ekonomik krizin ardından gelen siyasi kargaşa Yunanistan'ın borçlarını ödeyememesi ve euro bölgesinden ayrılmaya zorlanması riskini de doğurdu ve giderek bu beklenti yoğunluk kazanıyor.
AMERİKA RAPORU: JPMORGAN CHASE BOMBASI
ABD'nin en büyük bankası olan JPMorgan Chase, Londra’daki bir Borsa Dealer’ının karmaşık yatırımları nedeniyle 2 milyar dolarlık işlem zararına uğradığını açıkladı.
Diğer alanlardaki kârları gözönünde bulundurulduğunda bankanın merkezi yatırım bürosunun zararı 800 milyon dolar civarında gerçekleşti. İşlem bildirme zorunluğu sebebiyle ortaya çıkan olay sonunda Bankanın CEO'su Jamie Dimon, ani yaptığı bir basın açıklamasında, zararın 1 milyar dolara kadar çıkabileceğini söyledi.
Bu haber üzerine JPMorgan Chase'ın hisseleri yüzde 6 değer kaybederken, bankanın diğer menkul kıymetlerinde de düşüş gözlendi. Goldman Sachs, Citigroup ve Bank of America da borsalar kapandıktan sonra yapılan elektronik işlemlerde büyük kayıplara uğradı.
'VATANDAŞIN VERGİLERİ İLE KURTARILACAK'
CEO Dimon, merkezi yatırım bürosunda izlenen stratejinin düşünülenden "daha riskli, daha değişken ve daha az etkili" olduğunu vurguladı.
Dimon, "Pek çok hata yapıldı ve yanlış kararlar alındı. Bunların hepsini de kendi kendimize yaptık. Bir kurum böyle işletilmez" dedi. Bu lafları diyenin görevine bakarsanız kendi basiretsizliğini kabul ediyor demektir. Bu tür yatırım kuruluşlarında bazen çok büyük paralar kazanan bazen de böyle çok büyük paralar kaybeden “genies” diye tanımlanan sivri tipler vardır. Zaman gelir bunları kontrol edemezsiniz. Öyle olunca da bu tip sonuçlar çıkar. Olan bankaya olur. Risk management dediğimiz sistemi biz bulmadık. Gene Amerikalılar buldu.
JPMorgan, riskli yatırımlardan kaçınması nedeniyle diğer rakiplerine oranla 2008 krizinden daha az etkilenmiş olarak çıkmış görünüyordu.
Yasal olarak zorunlu olan bir bildirim sırasında ortaya çıkan bu zarar haberi, bankanın bu çeyrek dönemdeki gelirlerini etkileyeceği gibi onun açısından bir utanç unsuru da olacağa benziyor.
Dimon, "Bu sorunu kabul ederek, ondan öğrenerek, onu giderecek ve ilerleyeceğiz" dedi.
Boston Üniversitesi'nde Profesör olan eski Federal Rezerv müfettişi Mark Williams BBC Dünya Servisi radyosuna yaptığı açıklamada, vergi ödeyen vatandaşın bu zararlar konusunda kaygı duyması gerektiğini, çünkü batmasına izin verilemeyecek kadar büyük olan bu bankaların sonunda yine vatandaşın vergileri ile kurtarılacağını belli olduğunu söyledi.
Bernanke’ye Küresel Yatırımcılardan Tam Destek
2009′dan bu yana Fed Başkanı Ben Bernanke’ye en büyük desteği veren küresel yatırımcılar, başkanın ABD ekonomisini ve finansal piyasaları hızlandırmak için daha fazla adım atmasını bekliyor.
Cumhuriyetçi başkan adayı Mitt Romney’nin çok esnek para politikası yürütmesinden ötürü Fed’e ikinci kez atamayacağını söylediği Ben Bernanke, Bloomberg’in küresel anketine katılan her 4 kişinin 3′ünün desteğini aldı. Ankete katılan yatırımcı, analist ve traderlar aynı zamanda Amerikan finansal piyasalarından da umutlu. Yatırımcıların yüzde 46′sı ABD piyasalarının önümüzdeki yıl en i yi performansa sahip olmasını beklerken, yüzde 92′si de Çin’in 2. sırada olacağını tahmin ediyor.
ABD Merkez Bankası Başkanı Ben S. Bernanke bir konferansta yaptığı konuşmada; ABD bankacılık sisteminin daha güçlü hale ve daha dayanıklı hale geldiğini, ancak halen kredi kalitesi ve likidite konusunda zorlukları olduğunu söyledi.Bernanke, "Bankaların sağlıklı hale gelebilmek ve kriz sonrası düzenlemelerle ve ekonomik ortama adapte olabilmek için halen daha fazlasını yapmaları gerekiyor" dedi.
ÇİN RAPORU
Çin zorunlu karşılıkları düşürdü
Çin Merkez Bankası, zorunlu karşılık oranlarını 50 baz puan (yüzde 0,50) düşürdü
Bankanın internet sitesinden yapılan açıklamada, 18 Mayıs'tan itibaren geçerli olmak üzere zorunlu karşılık oranlarında yarım puan indirime gidildiği belirtildi.
Banka, son olarak Şubat ayında bankaların tutması gereken karşılık oranlarını yüzde 21'den yüzde 20,5'e çekmişti. Çin giderek likidite musluğunu açacağa benziyor.
Çin'de sanayi üretimi Nisan'da yıllık bazda yüzde 9.3 artış kaydederek beklentinin altında kalmış ve Çin ekonomisi 2012 ilk çeyreğinde yüzde 8,1 oranında büyüyerek 2009 yılı ilk çeyreğinden bu yana görülen en yavaş büyümeye işaret etmişti.
PİYASALAR
Avrupa seçim sonuçları borsaları geriletti
Euro Bölgesi iyileştirme tedbirlerinin büyük ölçüde kritik edilmesine yol açan seçim sonuçları, bizim borsamızın da satışlı açılmasına sebep oldu.. Perşembe gününün istisnai gün ilan edilmesi yararlı oldu. 58200 seviyesinde yatay seyreden borsa daha sonra Perşembe gününü 58.800 den Cuma gününü ise58.882 puandan kapattı.
Borsadaki beklentilere göre bazı sepakülatör grupların endeksi 56.000’lere doğru çekme yönünde hareket ettikleri belirtiliyor. Ondan sonra yukarı çıkışı başlatacaklarmış.Borsada tiyo ve tevatür fazladır. Bu da onlardan biri olabilir.
FAİZLER
Devlet tahvillerinin kapanış faizleri 9.45/9.47 seviyesinde idi. Bu faiz interbank faizi ile yakından ilgili ve maliyeti o belirliyor. Bir de enflasyon tahminleri önemli. Duruma göre istikrarsız ortamlarda yatırımcılar kısa vadede tutunmayı tercih ediyorlar.
Piyasalara bugünlerde banka tahvilleri yağıyor. Mevduatın alternatifi gibi düşünülse de daha ziyade hazine bonosuna alternatif olacak bu tahvillere, borsada II ci pazar imkanı sağlanırsa piyasalarda barınmaları daha fazla mümkün olacaktır.
DÖVİZ
TL güçlü durmaya devam ediyor. AB ülkelerindeki olumsuzluğun etkisiyle euro/dolar paritesindeki gerileme devam ediyor. Bu hafta yapılacak ikili görüşmelerden olumlu sonuçlar çıkarsa euro nispeten rahatlar.
TL pariteye paralel hareket ediyor. Perşembe günü 1.7630 dan kapatırken Cuma kapanışı 1.7887 oldu. Euro 2.4055 oldu. Bu hafta gelecek verilere uygun bir hareketlenme gözlemlenebilir.
Esenlikle Kalın
(DİKKAT: Haftalık ekonomik ve politik yorum Emen&Emen tarafından turkiyeturizm.com için hazırlanmaktadır. İzinsiz kopyalanıp kaynak gösterilmeden kullanılamaz. Aksi takdirde Basın Yasası ve Telif Hakları Yasası'na göre yasal işlem yapılacaktır)