ANKARA -İsviçre’de yaşayan ve sanat çevrelerinde “Musto” adıyla tanınan ressam Mustafa Cemal Yıldırım’ın Türkiye’deki ilk kişisel sergisi, Ankara CerModern’de sanatseverlerle buluştu. 27 Nisan’a kadar açık kalacak olan “Aidiyet Katmanları” adlı sergi, sanatçının taşizm akımı doğrultusunda ürettiği eserleri içeriyor. Sergi, özel ışıklandırmayla hazırlanan “Kara Kutu” ve genel galeri alanı olmak üzere iki ana bölümden oluşuyor.
40 yıla yakın süredir İsviçre’de yaşadığını ve vatan hasreti çektiğini dile getiren Yıldırım, “Orada açtığım sergilerde tablolarımın ilgi gördüğünü görünce ‘Bunu mutlaka memleketime, toprağıma götürmem lazım, insanlarıma götürmem lazım’ dedim. Burada olmaktan gurur duyuyorum. Çok zengin bir kültürümüz var. Ülkemi çok seviyorum. Ben dışarıda da olsam her zaman aklım fikrim memleketimdeydi.” Diye konuştu.
Türkiye’ye dair endişe ettiği konular olduğunu söyleyen Yıldırım, bu konuları “Kara Kutu” isimli bölümde ele aldığını anlattı. Kara Kutu’nun iç dünyasını yansıttığına da değinen Yıldırım, şunları söyledi: “Memleketimde üzüldüğüm konular var. Faili meçhul cinayetlerin hala çözülmemiş olması beni üzen bir konudur. Onun mesajını veriyorum. Karanlık odada tarihi eserlerimizin yeterince korunmadığı düşüncesi var, buna dikkati çekmek istedim. Diğer tarafta Kurtuluş Savaşı’mız, kız çocuklarının okutulmaması, vatan hasreti gibi konular, kara kutuda işlediğim konular arasında.”
Gaziantep'in Hortlar Köyü'nde doğduğunu ve Köy Enstitülerinde eğitim aldığını anlatan sanatçı, “Çocukluğum köyde başladı. Benim öğretmenlerimin çoğu eski Köy Enstitüsü öğretmenleriydi. Benim resim yeteneğimi çok erken keşfettiler ve bana yardımcı oldular öğretmenlerim. Ben biraz da öğretmenlerimin çocuğuyum.” İfadelerini kullandı.
"DEMOKRASİDE PROBLEMLER VAR"
Uzun süredir yurtdışında yaşamasına rağmen Türkiye’ye aşık olduğunu vurgulayan Yıldırım, “Kendi ülkemi, dünyanın hiçbir ülkesine değişemem. Tabii demokrasimizde problemlerimiz var, aşmamız gereken. Herkes ayrı fikirde olabilir. Her milletin güç dengeleri vardır. Ama demokratik bir şekilde anlaşabiliyor olmamız lazım. Buna rağmen muhabbet ediyor olabilmemiz çok daha iyi olur. Tüm dileğim bir gün hep birlikte hiçbir ayrım yapmadan kardeşçe, milletçe bir arada olmak, bir arada bulunmak. En büyük özlemim budur” şeklinde konuştu.
Serginin küratörlüğünü üstlenen Ümit Yaşar Gözüm de, Yıldırım’ın Anadolu’da doğmuş, Avrupa’da sanat üretmiş bir isim olmasının eserlerine yansıyan derinlik açısından çok önemli olduğunu söyledi. Gözüm, “Sanatçı kimlik ve aidiyet duygularını hem doğduğu topluma hem de insanlığa karşı bir sorumluluk olarak görüyor. Bu yönüyle Türkiye'nin yaşadıklarını Batı toplumlarına aktaran değerli isimlerimizden biridir.” dedi.