FRANKFURT- Urlaubsguru, 2126 yılına yönelik olası gelişmeleri ortaya koyuyor: yapay zekâ destekli planlamadan uzay yolculuklarına uzanan döneme giriyoruz.
İnsanların nasıl seyahat ettiği, tatillerini hangi kriterlere göre planladığı ve bir moladan ne beklediği belirgin biçimde değişiyor. Turizm sektörü açısından bu durum, sürekli bir dönüşüm ve uyum süreci anlamına geliyor. Gelecekte hangi unsurların belirleyici olacağını bugünden öngörebilenler, yeni fırsatlar yakalayabiliyor ve riskleri daha iyi yönetebiliyor. Bu çerçevede Urlaubsguru, bakışını oldukça ileriye taşıyarak 2126 yılında seyahati şekillendirebilecek temel eğilimleri ele alıyor.
Teknolojik, toplumsal ve çevresel gelişmelerin seyahat alışkanlıklarını derinden etkilediği bugün dahi açıkça görülüyor. Öngörüler; son derece kişiselleştirilmiş rezervasyon süreçlerinden yeni sağlık odaklı tatil anlayışlarına, sanal seyahatlerden uzay turizmine kadar uzanıyor.
Bir seyahat artık yalnızca yola çıkıldığında başlamıyor; ilham ve rezervasyon aşaması, deneyimin en belirleyici bölümlerinden biri haline gelmiş durumda. Birkaç on yıl önce tatiller ağırlıklı olarak seyahat acenteleri aracılığıyla planlanırken, bugün Almanya’da seyahatlerin yarısından fazlası çevrim içi olarak rezerve ediliyor. Bu eğilimin hızlanarak devam etmesi ve yapay zekâ ile köklü biçimde dönüşmesi bekleniyor.
Gelecekte seyahat önerilerinin, yolcuların tercihleri, yaşam tarzları ve ihtiyaçlarına dayanan geniş veri setleri üzerinden otomatik olarak oluşturulması olası görülüyor. İlham arama ve araştırma süreçleri kısmen geri planda kalırken, uygun destinasyon ve konaklama seçeneklerinin doğrudan sunulması öne çıkabilir. Sanal ön ziyaretler de karar sürecinin bir parçası haline gelebilir.
Urlaubsguru’nun kurucu ortağı ve CEO’su Daniel Marx, bu gelişmeyi şu sözlerle değerlendiriyor: “İlham ve araştırma sürecinin büyük ölçüde ortadan kalkması mümkün. Yapay zekâ, seyahat tutkunlarına çok yönlü bir veri tabanına dayanarak ihtiyaçlarına özel teklifler sunacak.” Marx, bunun zaman kazandırıcı ve verimli bir süreç yaratabileceğini, ancak seyahatin en keyifli unsurlarından olan beklenti ve sürpriz duygusunun azalabileceğini de vurguluyor.
Sağlık ve uzun yaşam odağında tatil
Biohacking kavramı giderek daha fazla önem kazanırken, sağlık ve uzun yaşam arzusu da turizmi etkilemeye başlıyor. Gelecekte tatilin yalnızca dinlenme amacı taşımaktan çıkıp, önleyici sağlık, kişisel gelişim ve bütüncül iyilik haline odaklanan bir yapıya bürünmesi bekleniyor.
Urlaubsguru seyahat uzmanı ve PR yöneticisi Julia Denneng, “Şimdiden birçok lifestyle otelin sağlık ve wellness temalarını merkeze alarak hizmetlerini genişlettiğini görüyoruz,” diyor. Yüz yıl sonra yapay zekâ destekli analizlerle yalnızca ideal destinasyonun değil, aynı zamanda bireysel sağlık programlarının da oluşturulabileceği; uyku düzeninden aktivitelere ve ileri tıbbi- teknolojik uzun yaşam uygulamalarına kadar kapsamlı stratejilerin tatilin bir parçası olabileceği öngörülüyor.
Aşırı turizme karşı sanal seyahatler
Önümüzdeki yüz yıl içinde, bugün yoğun biçimde ziyaret edilen bazı destinasyonların iklim değişikliği, çevresel tahribat veya sosyal yüklenme nedeniyle artık hiç ya da çok sınırlı şekilde ziyaret edilebilir olması bekleniyor. Bu noktada sanal seyahatler, tamamlayıcı ya da alternatif bir çözüm olarak öne çıkabilir.
Çok duyulu deneyim alanları sayesinde, bir destinasyon yalnızca görsel olarak değil; ses, koku, iklim ve atmosfer unsurlarıyla da simüle edilebilir. Böylece fiziksel olarak erişilemeyen yerler deneyimlenirken, bu alanlar üzerindeki baskı da azaltılabilir.
Yeni deneyim dünyaları ve sıra dışı konaklama biçimleri
Günümüzde dahi klasik dinlenme anlayışının yerini, benzersiz ve unutulmaz deneyimler arayışı almaya başlamış durumda. Bu eğilimin gelecekte daha da güçlenmesi bekleniyor. Tüm bir tarihi dönemi canlandıran ve misafirlerini farklı zamanlara taşıyan tematik resortlar olası senaryolar arasında yer alıyor.
Bunun yanı sıra, konaklama anlayışı da köklü biçimde değişebilir. Konumunu düzenli olarak değiştiren yüzen veya havada asılı oteller, su altındaki tesisler, çöl kumulları içinde ya da köprü gibi yapıların dönüştürülmesiyle oluşturulan konaklama alanları gündeme gelebilir. Geçici pop-up oteller ise belirli bir süre hizmet verip daha sonra taşınarak doğa üzerindeki kalıcı etkiyi sınırlamayı amaçlayabilir.
Uzay yolculuğu sıradan bir tatil seçeneği olabilir mi?
Bugün hâlâ son derece pahalı ve kısa süreli olan uzay yolculukları için ilk ticari girişimler mevcut. Talep artarken, uzun vadede uzay turizminin daha geniş kitleler için erişilebilir bir seyahat biçimine dönüşmesi ihtimal dahilinde görülüyor.
Yüz yıl sonra tatil planları yapılırken “kıyı mı, uzak bir ülke mi, yoksa uzay mı?” sorusunun sorulması şaşırtıcı olmayabilir. Dünya yörüngesindeki oteller ya da Ay ve gezegenlerde kurulacak tatil tesisleri bugün için fütüristik görünse de, teknolojik ilerlemeyle birlikte gerçeğe dönüşebilir. Ağırlıksız ortamda konaklama, eşsiz manzaralar ve uzay istasyonlarına yönelik keşif gezileri bu yeni seyahat evreninin parçası olabilir.
Urlaubsguru, tüm bu olası gelişmelerin yeni fırsatlarla birlikte çevresel ve toplumsal sorumlulukları da beraberinde getirdiğine dikkat çekiyor. Geleceğin turizmi, yeniliklerin çevre, kaynaklar ve toplumla dengeli bir ilişki içinde ele alındığı bir çerçevede şekillenmek zorunda kalacak.