Fransa’da bir heykelin içinde uyumak harika bir fikir

Fransa’nın Haute-Provence bölgesinde dünyaca ünlü arazi sanatçısı Andy Goldsworthy’nin eserlerini birbirine bağlayan “Refuges d’Art”, klasik yürüyüş rotalarından çok farklı bir deneyim sunuyor.

HAUTE-PROVENCE- Fransa’nın Haute-Provence bölgesinde dünyaca ünlü arazi sanatçısı Andy Goldsworthy’nin eserlerini birbirine bağlayan “Refuges d’Art”, klasik yürüyüş rotalarından çok farklı bir deneyim sunuyor. Yaklaşık 150 kilometrelik parkurda gezginler yalnızca sanat eserlerini görmüyor; restore edilmiş eski çoban barınakları ve çiftliklerde, Goldsworthy’nin eserleriyle aynı mekânda geceleyebiliyor. Sanatçı bu deneyimi, “Bir heykelin içinde uyumak harika bir fikir” sözleriyle anlatıyor.
Fransa’nın güneyindeki Haute-Provence dağları, doğa turizmi ile çağdaş sanatın buluştuğu dünyanın en sıra dışı yürüyüş rotalarından birine ev sahipliği yapıyor.

İskoç sanatçı Andy Goldsworthy tarafından yıllar içinde geliştirilen Refuges d’Art – Sanat Sığınakları projesi, ziyaretçileri geleneksel müze anlayışının çok dışına çıkarıyor.

Burada sanat eserleri beyaz duvarlı galerilerde sergilenmiyor. Dağların, vadilerin, terk edilmiş çiftliklerin, taş yapıların ve eski yürüyüş yollarının içine yerleşiyor.

Dahası, ziyaretçiler bazı eserlerin bulunduğu yapılarda geceyi geçirebiliyor.

150 kilometrelik açık hava sanat galerisi

Guardian yazarı Claudia Casper’ın aktardığı yolculuğun başlangıç noktası, UNESCO Haute-Provence Jeoparkı'nın merkezindeki Digne-les-Bains.

Buradan başlayan yaklaşık 150 kilometrelik ve 10 günlük yürüyüş rotası, Provence'ın dağlık coğrafyasında ilerliyor.

Parkurun en dikkat çekici özelliği ise güzergâh üzerindeki eski yapıların birer sanat sığınağına dönüştürülmüş olması.

Goldsworthy, yerel ekiplerle birlikte terk edilmiş çoban kulübelerini, çiftlikleri, şapelleri ve taş barınakları restore ederek bu yapıların içine bulundukları coğrafyadan ilham alan eserler yerleştirdi.

Rotada rezervasyonla kullanılabilen, ücretsiz ve modern şehir yaşamından büyük ölçüde kopuk yedi geceleme noktası bulunuyor.

Böylece yolculuk yalnızca “bir sanat eserini görme” deneyiminden çıkıyor; sanat eserinin bulunduğu mekânda saatler geçirmek, gecelemek ve sabah onun yanında uyanmak mümkün hale geliyor.

Dağların nöbetçileri: Dev taş yumurtalar

Yol boyunca yürüyüşçüleri Goldsworthy'nin en dikkat çekici çalışmalarından biri olan Sentinels – Nöbetçiler karşılıyor.

Yaklaşık 2-3 metre yüksekliğindeki yumurtayı andıran üç büyük taş yapı, harç ya da çimento kullanılmadan inşa edildi.

Taşların ağırlığı ve birbirlerine uyumu sayesinde ayakta duran yapılar, adeta vadilerin girişlerini koruyan tarih öncesi işaretler gibi görünüyor.

Goldsworthy'nin sanatı tam da burada anlam kazanıyor: Eser doğadan koparılıp bir galeriye taşınmıyor; doğanın kendisi sanat eserinin bir parçasına dönüşüyor.

İlk gece: La Forest

Yolculuğun önemli duraklarından biri La Forest.

Gün batımında ulaşılan taş yapının içinde ziyaretçileri son derece sade bir ortam karşılıyor. Masa, banklar ve uyumak için hazırlanmış platformların yanı sıra karanlık bir bölümde Goldsworthy'nin taşlardan oluşturduğu silindirik eser bulunuyor.

Yapının üst bölümündeki açıklıktan giren doğal ışık taşların üzerine düşüyor.

Bu nedenle eser günün saatine, hava durumuna ve mevsime göre farklı görünüyor.

Elektrik ve şehir konforunun olmadığı ortamda ziyaretçiler mum ışığında yemeklerini yiyip geceyi sanat eserinin hemen yanında geçiriyor.

Bu yönüyle La Forest bir konaklama tesisinden çok, insanı doğanın ritmine döndüren deneyim alanına dönüşüyor.

Le Vieil Esclangon: Dağın tepesinde sanat

Bir sonraki durak Le Vieil Esclangon.

Dağların arasındaki yüksek bir çayırda bulunan eski yapı, çevresindeki olağanüstü jeolojik oluşumlarla birlikte adeta doğal bir sergi salonu oluşturuyor.

Yapının içinde büyük bir şömine bulunurken duvar boyunca uzanan kurutulmuş çamurdan yapılmış kıvrımlı eser, bir nehrin hareketini çağrıştırıyor.

Dışarıda rüzgâr ve yağmur etkisini artırırken içeride yakılan ateş, eserin görünümünü de değiştiriyor.

Böylece ziyaretçi, klasik müzelerde olduğu gibi sabit ışık altında değişmeyen bir eserle karşılaşmıyor.

Ateş, güneş, yağmur, rüzgâr ve zaman eserin algılanışının bir parçasına dönüşüyor.

La Ferme Belon'da taşlardan dev bir gövde

Rotanın dikkat çekici duraklarından biri de La Ferme Belon.

Eski çiftlik yapısının bodrumunda Goldsworthy'nin birbirine bağlanan yarım daire biçimindeki büyük taş kemerleri bulunuyor.

Kemerler toprağın içinden geçen dev bir canlının veya ejderhanın gövdesini hatırlatıyor.

Üst katta ise yürüyüşçüler için uyuma platformları bulunuyor.

Ancak burası gerçek anlamda doğanın içinde: Ziyaretçilerin komşuları zaman zaman yarasalar, fareler ve bölgenin diğer canlıları olabiliyor.

Bu nedenle Refuges d’Art deneyimi lüks turizm anlayışından oldukça uzak.

Sunulan şey konfor değil; doğaya, sanata ve coğrafyanın geçmişine mümkün olduğunca yaklaşmak.

Projenin kökleri 1990'lara uzanıyor

Goldsworthy'nin Haute-Provence ile ilişkisi 1990'ların ortalarında başladı.

Sanatçının bölgeye yaptığı ziyaretlerin ardından ortaya çıkan fikir başlangıçta sınırlı bir sanat projesiyken zamanla terk edilmiş yapıları ve tarihi patikaları birbirine bağlayan büyük ölçekli bir kültür rotasına dönüştü.

Bölgenin geçmişi de projenin önemli parçalarından biri.

Haute-Provence'ın bazı kırsal kesimleri ekonomik nedenlerle yıllar içinde nüfus kaybetti. Köyler boşaldı, çiftlikler terk edildi ve yerleşimleri birbirine bağlayan eski patikaların önemli bölümü doğanın içinde kaybolmaya başladı.

Refuges d’Art projesi böylece yalnızca çağdaş sanat üretimi değil, kırsal mirasın yeniden değerlendirilmesi açısından da önem kazandı.

Eski yapılar restore edilirken unutulmaya başlayan yürüyüş yolları yeniden kullanılmaya başladı.

Müze yerine yaşayan sanat

Goldsworthy'nin yaklaşımının merkezinde sanat eserinin yalnızca birkaç dakika seyredilecek bir nesne olmaktan çıkarılması bulunuyor.

Sanatçıya göre bir müzede kısa süre görülen eserle, içinde yaşanan ve uyunan sanat eseri arasında büyük fark var.

Refuges d’Art'ın temel felsefesi de buradan doğuyor.

Ziyaretçi esere bakıp yoluna devam etmiyor.

Onun yanında yemek yiyor, ateş yakıyor, karanlığın çökmesini izliyor, uyuyor ve ertesi sabah güneşin eseri nasıl değiştirdiğini görüyor.

Kısacası sanatın ziyaretçisi değil, geçici olarak bir parçası oluyor.

Yeni turizm anlayışının güçlü örneği

Haute-Provence'daki proje aynı zamanda Avrupa'da giderek güçlenen yavaş turizm, yürüyüş turizmi, kırsal turizm ve deneyim turizmi anlayışlarının dikkat çekici örneklerinden biri.

Burada turistin amacı kısa sürede mümkün olduğunca fazla yer görmek değil.

150 kilometrelik parkur, ziyaretçiyi yavaşlamaya zorluyor.

Bir noktadan diğerine yürümek saatler sürüyor. Otel odasının yerini taş bir barınak, elektrik ışığının yerini mum ve ateş, şehir gürültüsünün yerini ise rüzgâr alıyor.

Ortaya turizm açısından son derece güçlü bir ürün çıkıyor:

Doğa + sanat + yürüyüş + kültürel miras + konaklama deneyimi.

Haute-Provence böylece dev yatırımlar ya da gösterişli turizm kompleksleri yerine mevcut coğrafyasını, terk edilmiş kırsal mirasını ve çağdaş sanatı kullanarak uluslararası ölçekte ilgi çeken bir destinasyon deneyimi yaratıyor.

Goldsworthy'nin yaklaşımını özetleyen cümlesi ise projenin neden bu kadar sıra dışı olduğunu ortaya koyuyor:

“Bir heykelin içinde uyumak harika bir fikir.”

Çünkü Haute-Provence'da sanat artık yalnızca seyredilmiyor.

İçinde yürünüyor, yaşanıyor ve hatta uyunuyor.

Kaynak: The Guardian – Andy Goldsworthy’nin Haute-Provence sanat rotası. Guardian’ın 2009’daki önceki saha yazısı da projenin 1990’lardan itibaren terk edilmiş yapılar ve eski patikalar üzerinden nasıl geliştiğine ilişkin tarihsel arka plan sağlıyor. (The Guardian)

Manşetler

Bin yıllık miras: Özbekistan’ın ipek başkenti Margilan
Bodrum otellerinin doluluk oranı %85'e ulaştı.
Barışın 3 bin yıllık mesajı Hattuşa’dan çıktı!
Fransa’da bir heykelin içinde uyumak harika bir fikir
50'li yaşlarda yapılabilecek en iyi 10 gezi
OYAK, köprü ve otoyol özelleştirmelerine talip
Oteller aşırı fotoğraf çekmeyi dizginlemeyi amaçlıyor.
26. WTTC Küresel Zirvesi'nin ev sahibi Malta
Dubai turizm için influencer yetiştirecek
FAA, yapay zekâ ile hava trafik kontrolü deniyor