MURAT EMEN-EMEN&EMEN
Haftanın Ekonomik Görünümü - 13-17 Ağustos 2013
İSTANBUL- Siyasi ve ekonomik açıdan zor günler yaşadığımız mübarek Ramazan ayının ardından Ergenekon kararları ile birlikte girdiğimiz bayramın tadına varamadık. Hepimiz üzgün ve gerçekten buruktuk. Günahları ülkelerini sevmek olan saygın komutanların, değerli bilim adamlarının ve gazetecilerin çok ağır cezalandırılmaları kimsede kutlama şevki bırakmadı.
Hiçbir Türk vatandaşının bu kararlardan memnuniyet duyduğunu zannetmiyorum. En fanatiklerinin bile “aaa tadını kaçırdılar” dediğine eminim. Daha herşey bitmedi. O kadar ümitsiz olmamamız lazım. Bu ülkenin yıllarını hukuka adamış Yargıtay hakimleri mutlaka durumu düzeltecek kararları alacaklardır. Ama yıllardır hapislerde tutulan bu değerli insanlar, onların ailelerinin çektiği ızdırabın bedelini kimse ödeyemez. Bir arkadaşımın ifadesiyle” bu kadarını aynaroz kadısıda beceremezdi ama bizimkiler becerdiler”.Zaman herşeyi aydınlatacak. Bu işin veya işlerin arkasında kimler var kimler yok. Allah ömür verirse hepsini göreceğiz.
Ülke bayram tatilinde olduğu için ekonomik açıdan bu hafta yurtiçi ile söylenecek fazla lafımız yok. Ancak dünyanın dikkat kesildiği eylülün ikinci yarısına doğru bizde hareketli günler görmeğe hazırlanmalıyız. Özellikle cari açık sorunu olan gelişmekte olan ülkeler açısından biraz zor günler yavaş yavaş başlayacak gibi gözüküyor. Hiç değilse ekonomistler böyle söylüyor diyebiliriz.
Siyasi açıdan Ergenekon kararları dışında yerel seçimim başkan adayları kendilerini göstermeğe başladılar.Bundan sonrada medyaya onlara bakarak veya Sarığül ne yapacak diye vakit geçiririz.
AMERİKA DOSYASI
Küresel İmparatorluk mu?
Amerika ilginç bir ülke. Küresel imparator. Özellikle ikinci dünya harbinden sonra farketmiş gücünü ve o tarihtenberi dünyanın jandarmalığına soyunmuş bir ülke. Önce orta amerika’yı karıştırmış. Petrol demiş Panama suyolunu kontrol demiş. Diktatörleri devirmiş. Hepside bilinmez uçak kazalarında ölmüşler.Sonra Uzakdoğu’da kendine uyan bir düzen kurmuş. Kendine uydu olan bir Japonya yaratmış. Ama boynuz kulağı geçmiş. Kore harbi ile “bir ülkeyi komünizmden kurtarmak” adına oraları, arkasından aynı amaçla Vietnam ‘da yıllarca sürünmüş. Giderek artan sayıda insanın sevmediği çirkin Amerikalı diye nam salmış.
Sonra gelmiş 11 eylül 2001. İkiz kulelerin yıkılmasından sonra karşımızda çıldıran bir Amerika var. Kimsenin gelemez dediği ülkesine öyle bir geldiler ki hala kendilerine gelemediler. Hedef Ortadoğu oldu. Önce Irak’a sonra Afganistan’a girdiler Saddam, El Kaide ve Taliban’ı yoketmek için.
Bütün bunlar niye diye düşündüğünüz zaman parası ile kurduğu küresel imparatorluğu devam ettirebilmek için. Bugün 2008 yılındanberi FED’in piyasaya basıp verdiği 4.5 trilyon dolar var. Artık Bretton Woods geçerli değil. ABD’nin parası altına bağılı değil. İstediği kadar basıyor ve bu paralar dünyanın her tarafında dolaşıyor. Bu dolarlar kimi ülkelerde Çin ve Japonya gibi büyük oranlarda reserv para konumunda. Herzaman geri dönme tehlikesi var. Onun için herzaman kuyruğu dik tutmak gerekiyor. Euro gelinceye kadar bu tehlike ciddiye alınmıyordu. Ama Saddam Irak harbinden bir ay önce petrol işlemlerini Euro ile yapacağım deyince idam kararını kendi vermiş oldu.İşte Amerika böyle bir küresel ve parasal imparatorluk. Önce hedef dünyayı komünizmden korumaktı.Çökünce yeni hedef petrol oldu.
,İki tane büyük siyasi partisi vardır. Özellikle Cumhuriyetçi parti iş çevrelerinin desteklediği bir partidir. Mesela bakarsınız Texas’dan Bush diye bir adam orta amerika’da etken bir petrol şirketinin sahibidir. Bir müddet sonra Bush’u Reagan’ın yardımcısı olarak görürsünüz. Ekibinde George Shultz vardır. Halliburton şirketinin yönetim kurulu başkanıdır. Ülkenin İçişleri bakanı olur. Halliburton yurtdışındaki bütün işleri toparlar. Bechtel ABD’nin en büyük mühendislik firmasıdır. Casper Wienberger oranın yöneticidir. Hop bir müddet sonra Casper bu sefer oğul Bush’un başkan olduğu dönemde Savunma Bakanı Bakanı olur.. Bechtel’in almadığı iş yoktur. Mesela Halliburton şirketi Irak saldırısından sonra Irak’ta 6 milyar dolarlık onarım işi almıştı. Daha sayamadığımız dama taşları çok fazla. Richard Cheney, Oğul Bush’un yardımcısı, Richard Helms ve Robert Mc Namara.Bir dönemin Savunma Bakanı sonrada Dünya Bankasının Başkanı. 1988 yılında Dünya Bankası Toplantısına gittiğimde Bank Express’in kokteylinde kapıda misafirleri eski başkan Ford ve Kissenger Bankanın Yönetim Kurulu Üyesi olarak karşılıyordu.
İşte kapitalizm dedikleri bu olsa gerek.
Şimdi son zamanlarda bu büyük imparatorluğun bazı iplikleri pazara çıkmağa başladı. Önce Wikileaks ardından Edward Snowden olayı ABD Hükümetini çok zor durumda bıraktı. Yukarıda saydığımız global işlerin nasıl yürütüldüğünün perde arkası yavaş yavaş ortalığa dökülecek. Şimdi Putin’in eline büyük koz geçti. Snowden Rusya’ya sığındı. Putin bu kozunu iyi kullanacaktır.
AVRUPA DOSYASI
Avrupa Birleşik Devletleri gerçekleşir mi?
Yıllar önce Harvard’da konferansta dinlediğim Fransız Maliye Bakanı AB rüyasını anlatırken basit cümlelerle” Avrupa’da birkaçımız hariç ufak nufüsları ile gelişmiş ama birbirlerine rakip ülkelerdik. Hepimizin niş marketi aynı idi. Birbirimizi kırıyorduk. Dünya üzerinde tek tek bie etkenliğimiz yoktu. Ama birleştik. Ekonomik hudutları kırıyorduk. Eskiden esamemiz okunmazken şimdi AB olarak elimizi kaldırınca 400 milyonu temsil ediyoruz. Bizim dediğimiz oluyor.” demişti. Unutmadığım bir lafı daha vardı. “ Dünya zamanı gelecek kıtalar tarafından yönetilecek”
AB 2008 yılından buyana ciddi bir ekonomik kriz yaşıyor. Zengin Kuzey üyeleri ile fakir güney Avrupa ülkeleri bu krizde iyice ayrıştılar. Krizin etkilerini atlatmaya çalışırlarken de bazı komplo teorileri kafalarını karıştırıyor. AB konseptini ve geleceğini tartışıyorlar gizli gizli. Bilindiği gibi AB’ne son hızı veren ve sahiplenen Alman Şansölyesi Helmut Kohl olmuştu. Bu zaafını sezen De Gaulle’de ondan her türlü tavizi koparmıştı. AB ile birlikte sanayide güçlü Almanya’nın iç pazarı birden bire 400 milyona çıktı. Ucuz Çin malları gibi nispeten ucuz Alman araba ve ürünleri bütün avrupayı sarıverdi. Birçok ülkede iç üretimi sıfırlattılar ve bol buldukları kredi ile bu günlere geldiler.
Ama 2008 krizin faturası güney’in fakir ülkeleri için o kadar pahalı oldu ki Almanya ve ECB’ye boğazına kadar borçlu hale geldiler. Bu tıpkı ABD’nin dünya hegomonyasını nasıl kurduğu hikayesine benziyor. Projeler ve bol krediler ardından ödeyememe riskleri falan derken ABD’nin uydusu olup çıkıyorsun. Alın orta amerikayı. Uzakdoğu’yu ve ortadoğuyu. Kimine kredi verdi kimine askeri güvence vererek dünya hakimiyetini kurdu. 1971 yılında Suudi Arabistan ve Körfez Emir ve kralları ile yaptığı anlaşmada gerekli askeri destek sözü karşılığında petrol işlemlerinin 1971 yılından itibaren dolarla yapılması sözünü almıştır. Arap baharı denildi. Bütün arap ülkeleri karıştı ama Suudi Arabistan’da yaprak kımıldamadı.
Bütün bunlar eğer dağılma tehlikesi yaşamazsa ki buna hiç ihtimal vermiyorum.; olay Avrupa vatandaşlığına doğru gidebilir. Amerika gibi şanşlımı? Hiç değil. Her ülkenin dili, örfü adetleri ve hatta kültürü ayrı ayrı. Ama özenle korudukları birşeyleri var. Hepsi hiristiyan. Bu şartlar onları biraz daha birbirine bağlar mı? Onu Merkel’in seçimlerinden sonra göreceğiz.2008 krizinden ders alıp almadıklarını göreceğiz.Tahminim akim kalan müşterek anayasa konusunda tekrar bir girişim yapılacaktır. Bu adımı belki önce Euro bölgesi içinde yapabileceklerine ihtimal vermiyorum.Akla gelen adımlar ? Muhtemelen dış politikada tek ağız, mali birlik ve mali denetim. Pekçok şey Merkel’in Eylül’de kuracağı kuvvetli hükümetine bağlı.
ÇİN DOSYASI
Dünyanın en kirli ülkesi acaba kendisini temizleyebilecek mi?
The Economist Dergisi geçtiğimiz haftanın kapağına Çin’in hava kirliliği konusunu koymuştu. Dünyanın en kirli ülkesi ama aynı zamanda green enerjiye en büyük yatırımı yapan ülke konumunda.
Çevre ve hava kirliliği konusu 1960’larda dünya gündemine gelmeğe başladı. 1969 yılında ABD Ohio’da bir nehir ile ilk defa sesini duyurdu. 1970 yılında Japonya’da fabrika zehirli atıklarının döküldüğü körfezde tek bir canlı bıramamasıyla dünya gündemine oturdu. Bu konuda filmler çevrildi. Birleşmiş Milletler çalışmaya başladı. Kyoto Bildirgesi imzaya açıldı.
Dünyanın en kirlisi ünvanına layık Çin’de özellikle kömür yakan 200’ün üzerindeki termil santrallar ve eksoz gazı başkent Pekin’i yaşanmaz hala getirmişti. Hatta Çin’in kuzey bölgelerinde hava kirliliğinin insan ömrünü 1.5 5 yıl arasında azalttığı belgelendi.
İşte 2013 Haziran ayında Hükümet kirlilik konusunda bir dizi tedbirler açıkladı. Beş yıl içinde bu işe 275 milyar dolar harcama kararı aldı. Yeşil enerjiye dönük teşvikler getirildi.Dünya kamuoyu dünyanın en kirli ülkesinin kendini temizlemede başarılı olup olamayacağını merak ediyor.
JAPONYA DOSYASI
Japonya’dan dev kamu borcu
JAPONYA’DA KAMU BORÇ STOKU 10 TRİLYON DOLARI
The Lira’nın haberine göre : Deflasyondan kurtulmak için kamu harcamalarını artıran Japonya’da ilk defa kamu borç stoku haziran ayında 10 trilyon doları aştı.
Dünya Bankası ve OECD’nin diğer verilerine göre ise dünyada borç stoku yaklaşık 16 trilyon dolarla en fazla olan ülke ABD. Japonya ise kamu borcunun milli gelire oranında yüzde 228 ile dünyada birinci sırada bulunuyor. 2013 sonuna kadar bu oranın yüzde 228,4 olarak gerçekleşmesi bekleniyor.
PİYASALAR
Ülke bayram tatili rehavetinden çıktı. Pekçoğumuz için uzun bir tatil oldu. Gerçi çok bir şey kaybetmedik. Çünkü dünya’da aynı günlerde yaz tatilini yaşamağa başlamıştı. Esasen FED başta olmak üzere finansal kurumlar toplantılarını eylül ortalarına kadar tatil ettiler.finans dünyasında hareketlilik eylül ile başlayacak.
Bayram tatiline girerken FED Governerlarından Mr. Fisher “ AB ülkeleri içinde beni en çok Fransa endişelendiriyor” deyince ortalık gene karıştı.
Borsa
Borsamızı bayram öncesi son iş gününde tek seansta düşerek kapatmıştık. Bu arada ABD hisseleride haziran ayından buyana en kötü haftasını yaşadı. Biz kaldığımız 73.544,83 seviyesinden haftaya başlıyoruz. Tatil rehaveti ile fazla bir hareket beklemiyoruz. Repoda bekleyen paralarla bir miktar alım gelebilir. Bu haftayı 73-74 bandında geçireceğiz.
Faiz
Geçtiğimiz hafta bileşik faiz 8.83 olarak kapatmıştı. Beklentiler hala yüksek. Fonlama böyle devam ettiği sürece biraz daha yükselecektir.
Döviz
Geçtiğimiz hafta doları 1.9156’da euro’yu 2.5568’de bırakmıştık. Parite 1.3342 olmuştu. Dövizi etkileyecek bir veri bu hafta yok. Turizm ve işçi dövizlerinin etkisi ile içerde biraz daha gerileyebilir.
Esenlikle kalın.