MURAT EMEN-EMEN&EMEN
Haftanın Ekonomik Görünümü 9-15 Eylül 2013
İSTANBUL- 2020 Olimpiyatlarını Tokyo’ya kaptırdık diye üzülmeyelim. Olimpiyatlar için harcayacağımız paraları İstanbul yerine ihtiyacımız olan yatırımlara veya ihtiyacı fazla olan Anadolu şehirlerine spor tesisleri yaparak sarfedelim. Buralarda yapılacak yatırımlarla olimpiyatlarda yarışacak sporcu yetiştirmenin daha faydalı olacağına inanıyorum.
2020 Olimpiyatlarına aday olan Türkiye bu seferde gene ucundan döndü. Tokyo ve Madrid ile giriştiği mücadelede Madrid’i geçti ama Tokyo’ya kaybetti. Sağlık olsun diyelim. Kaçan balık hikâyesini anlatmayacağım. Ama bir bakıma da memnun oldum. 7 yılda yapacağımız 24.5 milyar liralık yatırımı başka ve çok daha elzem sahalara kaydırabilme imkanı elimize geçti. Bence sevinmemiz lazım. Sunumları izlerken kendimi yabancı delegelerin yerine koyarak empati yaptım. İnanın önce Madrid’i sonrada İstanbul’u eledim.
TÜRKİYE YUNANİSTAN’DAN FARKLI DEĞİL
Neden derseniz, önümüzde koskoca bir batmış Yunanistan örneği varken oyumu bu iki ülkeye de vermezdim diye düşündüm. Yunanistan’ı yıkan yaptığı olimpiyat harcamalarıdır. Sonra da düştüğü ve geldiği nokta ortadadır. İspanya’nın Yunanistan kadar olmasa da durumu berbattır. Bankaları sıkıntıda. Açılım zorlukları yaşıyor.
Türkiye ise ondan farklı değil. Cari açık problemi ile boğuşan bir ülkeye yedi yıl sonrasının ne olacağı belli değil. Bölge kaynıyor. Şahinleri oynadığımız Suriye krizinin nasıl gelişeceği bilinmezken herhalde oyumu şansa bırakmazdım. Bu konuda yorum yapan Financial Times gazetesi “Tokyo güvenli liman” olduğu için seçildi diyor.
İstanbul için ise “Ülkede siyasi istikrarsızlıktan dem vurulurken, Erdoğan’ın “otokratik” tutumunun etken olduğu belirtiliyor.
Özellikle Avrupa ülkelerinin oylarında Gezi olaylarında kullanılan şiddetin etkisini inkar edemeyiz. Onun için üzülmeyelim.
BASKETBOLUMUZU GENÇLEŞTİREMEDİK
Başka bir üzücü ve düşündürücü haber Basketbol milli takımımızın geldiği nokta. Hala on yıl önceki takımla oynuyor bırakın ilerlemeyi geriliyoruz. Basketbolumuzu gençleştiremedik. Niye ? Çocuklar kendi takımlarında doğru dürüst süre alamıyorlarken, kendi evlâdımızı yetiştirmek yerine yaşını başını almış yabancılara su gibi paralar dökerek bizde bu işte varız diyoruz.
SUYA YAZILAN ZAFERLERLE TÜRK SPORU KALKINMAZ
Biz yokuz ve bu gidişle daha da yok olacağız. Şurada dokuz milyonlu Yunanistan karşısında 75 milyonla tutunamıyoruz. Bir tane olimpiyat madalyası alacak sporcumuz ortada yok iken Olimpiyatları alamadığımıza üzülmeyelim. Önce o sporcuları yetiştirelim. Tedbirler gecikilmeden alınmalı. Türk futbolunda ve basketbolunda yerliye dönüş ve altyapıya ağırlık verilmeli. Yabancılarla elde edilen suya yazılan zaferlerle Türk sporunu kalkındırmak mümkün değildir. Bu olimpiyat üzüntümüz bize ders olmalı ve güreş dışında madalya alamadığımız olimpiyat organize etme hevesi yerine özümüze dönüp, olimpiyat kazanacak oyuncu yetiştirmek amacımız olmalıdır.

TÜRKİYE DOSYASI
Suriye konusunda ilginç bir haftaya giriyoruz. Bu hafta ABD Kongresi müdahale için karar verecek. Bir ihtimal BM raporu beklenecek. Ama gözüken o ki müdahale dönülmez bir noktaya girildi. Tek umudum G-20 Zirvesi sırasında bir barış hamlesi idi. O da gerçekleşmedi. Sınırlı bir saldırıda olsa, sınırlı kalabilmesi mümkün değil.
Kendini savunacak Suriye kime saldıracak? Akdeniz’in ortasındaki gemilere değil herhalde. Müttefik konumundaki ve bu konuda şahinleri oynayan Türkiye bana göre birinci hedef. Bunu açıkça söyledilerde. Sonra İsrail ve belki Ürdün. O zaman da işe Nato dahil olacak ve bölge kendini savaşın ortasında bulacaktır.
Suriye temkinli davranır mukabele etmez ise gerçekten müdahale sınırlı kalabilir. Birleşmiş Milletler uzmanları kimyasal silahlar konusundaki raporlarını vermediler. Ancak ABD’nin elinde bu konuda kesin deliller varmış.
Obama tek bir ABD askerinin bu konuda ayağının toprağa değmemesi konusunda ısrarlı. Müdahale uzaktan füzelerle yapılacak. Müdahaleye onay veren ve katılacağını belirten ülke sayısı oniki civarında. İçlerinde İngiltere yok. Çünkü Parlamento reddetti. Almanya yok. Arap ülkeleri para yardımı sözü vermişler.

TÜRKİYE ŞAHİNLERİ OYNUYOR
Biz başından beri şahinleri oynuyoruz. En büyük destekçi biziz. Niçin? Benim için her zaman soru işareti olmuştur. Arap baharı denilmiş. Ülkesinde direniş başlamış. Birtakım dış güçler, paralı askerler nereden geldikleri belli olmayan direnişçilere karşı ülkesinin bütünlüğünü savunan ve Rusya’nın desteğini almış bir Esad var ortada. Acımasız belki ama hala ayakta. Benim düşündüğüm bir Müslüman ülke diğer bir Müslüman ülkeye karşı savaşacak ve biz uzun hududumuzla yıllarca birlikte yanyana yaşamak zorundayız. Ötekiler vurup gidecekler. Ama biz yanyana yaşamağa devam edeceğiz. Üstelik bizimle ilgili hiçbir problemi olmayan bir ülke ile… Anlayan beri gelsin.
Öbür taraftan PKK ile başlatılan süreçte de sıkıntılar var. BDP ve PKK elebaşıları sürecin hükümete düşen yönünü hatırlatarak tehditlerine devam ediyorlar. Kendilerine verilen vaadleri hatırlatıyorlar.
EKONOMİK GÖRÜNÜŞ
Ülke ekonomisi de zor günler geçiriyor. Dolar geçtiğimiz hafta 2.08’lerde yeni bir zirve yaptı. Merkez Bankası Başkanı Başçı’nın konuşmasında bahsettiği dövizde “entresan manevralar bekleyin” mesajı ” bugüne kadar ortaya çıkmadı Bu arada Suriye krizinde Obama’nın kongre kararı istemesi piyasalara zaman kazandırdı. Merkez “çerez” sayılabilecek döviz haleleri ile durumu idare etmeğe çalıştı.
Gözler bu ay içinde (Eylül 17-18) tarihinde yapılacak FED toplantısında..
Muhtemelen TCMB bir taraftan Suriye krizinin geçiştirilmesini veya gelişmesini beklerken bir yandan da FED toplantısını bekliyor olabilir. Onlar görülmeden yapılacak ciddi müdahalenin verimsiz olacağına inanıyor.
Bu arada hatırlatalım, yükselen dolar kuru enflasyonu zıplatacak gözüküyor. Benzine gelen zamların moral bozucu etkileri yavaş yavaş görülürken Ağustos’ta yapılan zamların henüz enflasyona yansımadığı ve bunun iç talebe etkisinin kurdan enflasyona geçişi hızlandıracağı ekonomistlerce konuşuluyor. Çekirdek enflasyondaki artışın sürmesi son ayda gördüğümüz enflasyon düşüşünün kalıcı olmadığını gösteriyor. Bu 2013 enflasyon hedefini tutturmanın imkânsız olduğunun işaretidir.
Ekonominin dümenindeki Ali Babacan genç ancak çabuk kavrayan bir yetenektir. Kadrosuna hakimdir. Ancak Erdoğan ile olan ilişkilerinde biraz çekingen kalıyor ve rahat değildir. Dolayısıyla yaklaşan seçimler sebebiyle uyguladığı politikada zorlanacak gibi gözüküyor. Çünkü içinde bulunduğu şartlar, geçici ve dışsal değil, gerçek bir kırılganlık yaşayan bir ekonomiyi yönetmeğe çalışıyor. Bunun hükümet tarafından iyi algılanması lazım.
KISA VADELİ BORÇLAR ZİRVEDE
Türkiye için diğer önemli bir başlık kısa vadeli dış borçların 125 milyar seviyelerine ulaşmış olmasıdır. Bunun 109 milyarı özel sektörün. Merkez Bankasının geçtiğimiz hafta açıkladığı verilere göre özel sektörün kısa vadeli dış borçlarında son altı ayda hızlı bir yükselme var. Önümüzdeki bir yıl içinde yaklaşık 165 milyar dış borç ödenecektir. Bunun önemli kısmı özel sektöründür. Bu rakamın önemli bir kısmı (31.2 m.USD) herhangi bir kriz yaşanmadığı takdirde ötelenebilir yani yerleşik bankaların kendi iştiraklerine olan borçlardır.
2012 yılında 16.4 milyar olan kısa vadeli dış borçların 2013 itibariyle 125.7 milyar dolar ile zirve yapması da önemli.
Bu arada reel sektörün kur riski büyüyor. TCMB’nin geçen hafta açıkladığı bilgilere göre şirketlerin döviz varlıkları 86.6 milyar dolar, buna karşılık çoğu nakdi kredi olmak üzere döviz yükümlülükleri 251.1 milyar dolar seviyesindedir.
2002 yılında 6.5 milyar olan reel sektör dış döviz borçları 11 yılda 23 kat yani net 158 milyar dolar attı. Kısa vadeli döviz mevcutları 72.9 iken kısa vadeli döviz borçları 95.2 milyar dolar.
AVRUPA DOSYASI
Euro Bölgesinden ferdi kopmalar olabilir
Amerika menşeli bir danışmanlık şirketi “AB ülkelerinde görülen büyüme rakamlarının inandırıcı olmaktan uzaktır. Önümüzdeki yıllarda Euro birliğinden istemli kopmalar gündeme gelebilir” diye yorum yaptı.
Almanya seçimin havasına girdi. Merkel’in geleceğini belirleyecek seçimlerde şansölyenin kılpayı da olsa alması bekleniyor. Ancak Merkel’in seçim propagandaları sırasında AB’nin zayıf halkalarından dolayı zorlandığı konuşuluyor. Bunun acısını daha sonraki politikasında çıkaracak deniyor. Özellikle Yunanistan ve arkadan gelen Güney Kıbrıs’ın hiçbir zaman problemden kurtulamayacağı telaffuz ediliyor.
Bu arada Yunanistan Başbakanı Samaras verdiği beyanatta ülkesi ile ilgili parlak laflar ederek, iyileşme sinyalleri verdi.
PİYASALAR
Yeni bir sıcak haftaya girerken göstergeler tepelerde dolaşıyor
• FED bu ayın 18-19’unda toplanacak.
• Dolar 2.08 ile zirve yaptı. Hareket tamamen dış verilere bağlı. Merkez şimdilik bir şey yapamıyor.
• Amerikan tahvil faizleri %2.95 ile 25 ayın zirvesinde. Gelen veriler ılımlı toparlanmalar var diyor.
• Avrupa Merkez Bankası Başkanı Draghi, genişlemeci politikalara devam mesajı verdi. Bu da dolara yaradı.
• ABD Senatosu bu hafta Suriye yetkisini görüşecek. Muhtemelen onay verecek. Belki BM kararının beklenmesi diye karar alabilir.
• Yeni bir sulh hamlesi beklediğim Rusya’nın kılı kıpırdamıyor. Hala ümit var diyebiliriz.
• Türkiye şahinleri oynuyor.
DÖVİZ
Merkez yükselen dolara karşı acizleri oynuyor. Faiz silahını kullanmayan Merkez’in döviz rezervleri de fazla değil. Ufak rakamlarla çıkılan ihalelerde fayda vermiyor.
Başçı’nın en çok korktuğu “Halkın dolar toplaması” maalesef gerçekleşti. Yüksek olmasına rağmen insanlar dolara yöneldiler. Bunda FED kadar Suriye’ye hedef olmamızda yatıyor. Bu hafta gene 2.05-2.08’lik seyir devam edecek. Kongre kararı her iki yönde de etken olabilir.
FAİZ
Faiz haftayı 9.55 olarak kapatmıştı. On yıl vadeli tahvil %10’un üzerine çıktı. ABD tahvillerinde faiz yükselmesi devam ederken Merkez’in faiz artışından uzak duruşu piyasalarda baskı yaratıyor. Bazı kesimler açıkça kullanılmayacağı ifade edilen faiz silahının yakın vade de tekrar gündeme gelebilmesini ümit ediyor. Faiz lobisi çalışıyor.
BORSA
Borsa Suriye krizi yanında TL değer kaybının etkisi ile satışlı geçti. Arkadan Draghi’nin genişlemeci politikanın devam edeceği mesajı ile biraz toparladı. Haftayı 67.732,42’den kapatan borsamızı bu haftada zor günler bekliyor.
Esenlikle Kalın.



































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.