31 Ocak 2026
  • İstanbul6°C
  • Ankara8°C
  • Antalya12°C

TÜRKİYE’YE 59.200 HACI KONTENJANI

Suudi Arabistan Hükümeti'nin kontenjanında ilk sırayı 168 bin hacı ile Endonezya alırken Türkiye'ye 59 bin 200 hacı kontenjan verildi.

Türkiye’ye 59.200 hacı kontenjanı

25 Nisan 2014 Cuma 09:00

MEKKE - Suudi Arabistan Hükümeti'nin kontenjan sıralamasında ilk sırayı 168 bin hacı ile Endonezya alırken Türkiye 59 bin 200 hacıı ile 6’cı sırada yer aldı.
Suudi Arabistan’ın açıkladığı 2014 yılı hac kontenjanı listesi şöyle:
Endonezya 168.000, Pakistan 143.368, Hindistan 136.020, Bangladeş 100.000, İran 61.677, Türkiye 59.200, Fas 25.600 Sudan 25.600, Irak 25.172, Afganistan 24.000, Rusya 16.400, Tunus 8.300, Somali 7.440, Ürdün 5.600, Filistin 5.280, Özbekistan 5.220, Moritanya 2.692, Singapur 680

HAC KOTASI YÜZDE 50 ORANINDA DÜŞÜRÜLDÜ
Suudi Arabistan hükümeti Kâbe’nin çevresinin genişletme inşaatı nedeniyle dünyadan gelecek hac kontenjanı yüzde 50 oranında düşürdüklerini bildirdi. Hatta Suudi Arabistan'da yaşayan yerel halk ve yabancılar için hac kontenjanını yüzde 50 oranında azalttığını belirtti. Hac kotasının azaltılmasının Kâbe çevresinde yapılan hac sırasında izdiham engellemek için Suudi Arabistan hükümeti tarafından alınan önlem olduğu açıklandı.

SAATTE 105 BİN HACI ALACAK
Suudi Arabistan hükümeti Kâbe çevresinin halen saatte 20 bin hacı alabildiğini belirtti. İnşaat öncesi saatte 48 bin hacı alıyordu. Suudi Arabistan Hükümeti büyütme çalışmaları bittiği zaman sonra tüm dünyadaki Müslümanlar için en kutsal yer olan Kabe’nin çevresinin saatte 105 bin hacı alabileceğini bildirdi.

HAC NASIL YAPILIR?
  İslam'ın beş şartından biri olan hac, Müslümanlar için farz kılınmıştır. Bu ibadet hem malla, hem de bedenle yapılmaktadır. Şartları taşıyan her Müslümanın ömrü boyunca bir kez yapması gerekir. Bu ibadet farklı yerlerden gelen Müslümanları buluşturarak, kardeşliği pekiştirir. Zengin olanı da, fakir olanı da aynı kıyafetler içerisinde, Allah'a yönelerek, mahşerdeki gibi eşit hale gelir. Peygamberimiz hac hakkında '' Kim Allah için hac yapar da, kötü söz ve davranışlardan sakınırsa, annesinden doğmuş gibi günahlarından arınarak geri döner' demiştir.

- Hacca gitmek isteyen kişinin temiz ve helal mal sahibi olması gerekir. Ödemesi gereken borçları bulunuyorsa, bunları ödemesi gerekir. Kazaya bıraktığı ibadetlerini yerine getirmelidir. Günahlarından arınmak için, tövbe etmeli Allah'tan mağfiret dilemelidir. Kendisini bu aşamadan sonra kötü söz ve davranışlardan korumalıdır. Yola çıkmadan önce, iki rekat namaz kılmalıdır.
''Bismillahi tevekkeltü alellahi la havle ve la kuvvete illa billah'' deyip Allah'a sığınmalıdır. Dostları, ailesi ve sevenleri ile vedalaşarak yola çıkmalıdır.

- Mikat denilen yere vardığında, yıkanıp, abdest almalıdır. Vücudundaki kılları temizlemeli, tırnaklarını kesmelidir. Elbiselerini çıkararak, beyaz, iki parçadan oluşan, dikişsiz havluları giyer. Hoş kokular sürerek, ayakları çıplak, başı açık hale gelir. Sonra kısa topuklu, üstü açık ayakkabıları giyer. İhram için iki rekat namaz kılarak, ''Allahümme inni üridü'l-hacce, feyessirhu li ve tebabbelhü minni Ya Rabbi! Ben hac etmek istiyorum, onu bana kolaylaştır ve onu benden kabul et'' diye dua etmelidir. Daha sonra ''Lebbeykallahümme Lebbeyk...'' diye telbiyede bulunmalıdır.

- Bu şekilde ihrama girdikten sonra, cinsellikten kaçınmalıdır. Dikişli elbise giymemelidir. Hoş kokular sürmemelidir. Saçlarını, tırnaklarını, kıllarını kesemez. Hayvanları avlayamaz, yeşil ağaçları ve otları kesemez. Başkaları ile çekişme haline giremez. Yıkanabilir, para çantasını beline bağlayabilir.

- Her namazın ardından, her yolcuya denk geldiğinde, yokuşlardan iner ve çıkarken yüksek sesle telbiyede bulunmalıdır. Mekke'ye vardığında yıkanmalı ve abdest almalıdır. Mescid-i Haram'a giderek, Beytullah'ı gördüğünde telbiye getirmelidir. Salat ve selam getirerek, dua etmelidir. Daha sonra Hacer-i Esved yönüne dönerek tekbir almalı ve selamlamalıdır. Kimseye zarar vermeden onu öpmeli ya da selamlamalıdır. Sonra Kabe'yi sol tarafına alarak, Hatim'in dış tarafından Kudüm tarafından başlayıp remel yapılmalıdır. Yani kısa adımlar atılmalıdır. Her turda Hacer-i Esved selamlanmalıdır. Tavaf bittikten sonra, İbrahim Aleyhisselam'ın makamında ya da uygun yerde iki rekat namaz kılınmalıdır. Tekrar Hacer-i Esved selamlanmalıdır.

- Tavaftan sonra Say için, Safa ile Merve caddesine çıkılmalıdır. Safa tümseğine çıkarak, Kabe'ye yönelip tekbir ve tehlil getirilmeli, salat ve selamda bulunulmalıdır. Buradan Merve'ye gidilmelidir. Yoldaki iki yeşil direk arasında koşmalı ve dört kez Safa'dan Merve'ye doğru tekbir ve tehlil getirilmeli, salat ve selamda bulunulmalıdır. Bunu her gidiş ve gelişte yapmalısınız. Koşarken ve yürürken dua etmelidir. Gidiş ve gelişlerin arka arkaya yapılması caizdir.

- Hacca niyet etmiş olan kişi, say ettikten sonra, Mekke'de ihramlı olarak kalmalıdır. Dilediğinde Kabe'yi tavaf edebilir. Zilhiccenin 8. gününde sabah namazını ihramlı olarak Mekke'de kılarak, Mina'ya çıkmalıdır. Arefe günü sabah namazını kılarak, Arafat'a gitmelidir. Müzdelife'ye yönelerek geceyi burada geçirmelidir. Yatsı namazını da burada imamla kılmalıdır. Kurban bayramında sabah namazını kılarak, Müzdelife'de Meşar-i Haram denilen yere giderek durmalısınız. Gidiş gelişlerinizde telbiyede bulunmalısınız.

- Meşar-i Haram'da fecir açılınca, güneş doğmadan önce Mina'ya doğru yürüyerek, Akabe Cemresi denen yere yedi küçük taş atmalısınız. Bu taşları sağ elinizin baş parmağı ve şehadet parmağınızla tutarak atmalısınız. He attığınız taştan sonra tekbir getirmelisiniz. Daha sonra dilerseniz kurban kesebilirsiniz. Daha sonra tıraş olup, tırnaklarınızı kesebilirsiniz. Cinsellik dışında ihram yasakları kalkmış olur.

- Bayramın diğer günlerinde tavaf yapılabilir. Ardından iki rekat namaz kılarak, tüm yasakların kalktığı döneme girersiniz. Ziyaret tavafını bayramın birinci günü yapmak daha faziletlidir.

- Tavafın ardından Mina'ya giderek, cemrelere taş atmak için üç gün kalınır. Mescid-i Hayf yakınındaki Cemre-i Ula''dan itibaren üç cemrede taşlanmalıdır. Her bir cemreye tekbirle yedişer taş atılmalıdır. İki cemere de dua edip, son cemreye sadece taş atılmalıdır. Bayramın üçüncü günü de aynı şekilde cemreler taşlanmalıdır. Toplamda yetmiş adet taş, Mina'ya gelirken toplanır ve yıkanır.

- Daha sonra Mekke'ye dönüp, yolda Muhassab adı verilen düzlükte dinlenilir. Harem-i Şerife varılır. Veda tavafı yapılarak, iki rekat namaz kılınır. Zemzem kuyusundan Beytullah'a doğru suyu içerek, el ve yüz yıkanır. Dua ederek Kabe'nin eşiği öpülür. Allah'tan mağfiret dilenerek, geriye doğru Harem'i Şerif'ten dışarıya çıkılır.

- Artık hac vazifesi yerine getirilmiştir. Dilediğiniz zaman memleketinize geri dönebilirsiniz. Allah kabul etsin.

KÂBE’NİN ÖZELLİKLERİ
Kabe, Mekke'de bulunan yaklaşık olarak küp şeklinde bir ibadethanedir. İslam dininin ilk ve en kutsal mekanı kabul edilir. Bu yapının etrafında Mescid-i Haram bulunur. Kuran'da Kabe'nin İbrahim ve oğlu İsmail tarafından inşa edilmiş olduğu belirtilir Dünyadaki bütün Müslümanlar, nerede olurlarsa olsunlar, namazlarını Kabe'ye dönerek kılarlar. Kabenin olduğu yöne kıble denir. İslam'ın beş temel şartından biri olan Hac sırasında Kabe; farz olan ziyaret tavafı ve vacib olan veda tavafı ile en az iki kere tavaf edilir. Bunların dışındaki tavaflar ise sünnettir. Tavaf, (yukarıdan bakıldığında) saat yönünün tersine bir yönde Hacerü'l-Esved köşesinden başlayarak Kabe'nin etrafında yedi tam tur yürümektir. Tavaf sırasında dönülen her bir tur'a ise şavt denir. Tavaf ayrıca Umre'nin de şartları arasındadır. Hac sırasında yaklaşık 6 milyon hacı toplanarak aynı gün tavaf yaparlar.

Kabe yapı bakımından 9 bölümden oluşur.
•Hacerül Esved: Müslümanlar tarafından cennetten indiğine inanılan siyah bir taştır. 16,5X20 cm. çapındadır.
•Kabe Kapısı: Kabenin doğu tarafında, yerden 2,13 cm. yükseklikte bulunan bir kapıdır.
•Altın Oluk: 1627 yılında Osmanlılar tarafından yapılan, yağan yağmurların Kabe'nin tavanında birikmesini engelleyen bir oluktur.
•Şadırvan: Kabe'nin yağan yağmurlardan etkilenmesini önlemek için binanın etrafına döşenmiş mermer döşemeler.
•Hatim: Kabe'nin batı tarafında yarım daire şeklinde mermer bir döşeme.
•Multazam: Kabenin kapısı ile Hacerül Esved taşı arasında kalan bölüm.
•Makamı İbrahim: Kabenin inşası sırasında Hazreti İbrahim'in bıraktığı ayak izi.
•Sitare ve Kisve:Kabe'nin üzerine örtülen siyah ve altın işlemeli örtü.
•Cebrail Makamı: Kabe'nin doğu tarafında bulunan mevki.

TARİHÇE
M. Ö. 800'de inşaa edildiği tahmin edilmektedir, Kabe, putperestlerin ve paganların putlarının bulunduğu bir yapıydı. Birçok put ile birlikte İbrahim, İsmail, İsa ve Meryem'in figürlerinin de yer aldığı kaydedilmiştir.
İslam dininin peygamberi Muhammed Kabe'de köklü değişikliklere gitmiş ve put sayılmayan Hacerül-Esved'in dışındaki bütün putları kaldırmıştır. Kur'an'da İbrahim ve İsmail peygamberler tarafından Kabe'nin temellerinin yükseltildiği yazar. Bu ayetin meali tartışmalı olmakla birlikte genel olarak İslam'da Kabe'nin ilk olarak Adem tarafından yapıldığına ancak ondan geriye sadece temellerinin ayakta kaldığına inanılır: "Hani İbrahim, İsmail ile birlikte evin (Kabe’nin) temellerini yükseltiyor, “Ey Rabbimiz! Bizden kabul buyur! Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin” diyorlardı."
Kabe, tarih boyunca birçok değişikliklere maruz kalmıştır. Çeşitli dönemlerde kısmen ya da bütünüyle yeniden inşa edilmiş ve günümüzdeki haline ulaşmıştır. Günümüzde Kabe'yi barındıran Mescid-i Haram, toplam 361.000 metrekarelik bir alanı kapsamaktadır. Kabe'nin etrafını çeviren ve Kabe yüksekliğini aşmayan kubbeli yapı (revaklar), Osmanlı padişahı II. Selim zamanında yapılmış, planlarını Mimar Sinan hazırlamıştır. (Ancak Kâbe'yi genişletme çalışmaları nedeniyle revaklar yıkıldı)
Kabe’yi ilk inşa ettirenin İbrahim olduğu iddia edilmektedir. Yapı olarak 145 metrekarelik bir alana sahiptir. Yüksekliği 16 metredir. 630 yılında yüksekliğinin bundan daha az olduğu, Mekke?'nin fetih günü Muhammed peygamberin damadı Ali’yi omuzlarına çıkarıp onun da Kabe’nin üzerindeki putları aşağı indirip kırdığına dair rivayet edilen hadisten anlaşılabilir.
İslamiyetten önce de Araplar tarafından kutsal sayılan Kabe’de 360 tane put bulunmaktaydı. Bunların en büyüğü en güçlüsü al-ilahi idi ve Güneş'le evliydi, üç tane de kizları vardi. Al-uzza, al-menat ve al-lat. Mekke’nin fethinden sonra (630) putlar atılmıştır. Yezid ve İbn-i Zübeyr savaşında Kabe mancınık atışından isabet alarak yıkılmış ve yanmıştı. İbn-i Zübeyr Kabe’yi yıkıp yeniden inşa etti. Mervan döneminde ise Kabe eski haline döndürüldü. Kanuni tarafından onarılan Kabe, 5. onarımını I. Ahmed döneminde görmüş, IV. Murad döneminde yine sel baskını sonucu yıkılmış ve hemen onarılmıştır. Kabe’nin içinde 9 adet oyma, 1 adet altın kabartma ayet, işlemeli tahta bir sandık, oymalı ve içinde tütsü yakılan tarihi bir ocak, metal zemzem testileri ve kandiller bulunuyor.

KIBLE
Kabe, Müslümanların namaz ibadetleri sırasındaki yöneldikleri kıbledir. Hanefi mezhebine göre Kabe ve onun üzerinden semaya doğru olan boşluk kıbledir, Şafii mezhebine göre sadece Kabe'nin bina kısmı kıbledir.

MESCİD-İ HARAM
Kabe’nin de içinde bulunduğu alanı çevreleyen büyük mescide “Mescid-i Haram” denilmektedir. "Hürmetli Mescid" anlamına gelen bu ifade Kur'an'da 16. ayette yer almaktadır.
Mescid-i Haram’ın doğu köşesine işaret taşı olarak farklı renk ve özelliğe sahip olan ve Arapça'da siyah taş demek olan ”Hacer-ül Esved” yerleştirilmiş ve gümüş bir çerçeveyle çevrilmiştir. Bu taşın Adem’den günümüze kadar gelen bir hatıra olduğu kabul edilir.

kabe1.jpg

KÂBE’NİN TARİHÇESİ  (Evren ve İnsan)

“Bir zamanlar İbrahim, İsmail ile beraber Beytullah’ın temellerini yükseltiyor. (şöyle diyorlardı) Ey Rabbimiz! Bizden bunu kabul buyur: Şüphesiz sen işitensin, bilensin”. (Bakara Suresi – Ayet: 127
)

Kabenin yapılışı hakkındaki rivayetlere göre, Hz.Adem ile Havva cennetten çıkarıldıkları vakit yeryüzünde Arafat’ta buluşurlar, beraberce batıya doğru yürürler. Kâbe’nin bulunduğu yere gelirler. Bu esnada Hz.Adem, bu buluşmaya şükür olmak üzere Rabbine ibadet etmek ister ve cennette iken, etrafında tavaf ederek ibadet ettiği nurdan sütunun tekrar kendisine verilmesini diler. İşte o nurdan sütun orada tecelli eder ve Hz.Adem, onun etrafında tavaf ederek Allah’a ibadet eder. Bu nurdan sütun Hz.Şit zamanında kaybolur, yerine bir taş kalır. Bunun üzerine Hz.Şit, onun yerine taştan onun gibi dört köşe bir bina yapar ve o siyah taşı binanın bir köşesine yerleştirir. İşte bugün Hacerül Esved diye bilinen siyah taş odur. Sonra Nuh tufanında bina kumlar altında uzunca bir süre gizli kalır.

Hz.İbrahim Allah’ın emri ile Kabe’nin bulunduğu yere gider. Oğlu İsmail, annesi ile birlikte orada iskan eder. Sonra İsmail ile beraber Kabe’nin yerini kazar. Hz.Şit tarafından yapılan binanın temellerini bulur ve o temellerin üzerine bugün mevcut olan Kabe’yi inşa eder. Ayette “Beytullah’ın temellerini yükseltiyor” cümlesi bunu ifade eder.”

kabe3.jpg
“İnsanın ilk evi” şeklinde adlandırılan ve her gün yüz milyonlarca Müslüman’ın, o yöne dönerek ibadet ettikleri Kabe’nin ne zaman ve kim tarafından yapıldığı bilinmiyor, öte yandan Kabe’nin Hz. İbrahim tarafından ikinci kez inşa edilmesi sırasında bazı esrarengiz olayların yaşandığı belirtiliyor.

Dünyada yaşayan ve çeşitli dinlere mensup insanların farklı farklı ibadet şekilleri vardır. Her inanç sahibi, kendi dininin gerek­tirdiği şekilde her gün ibadetini sürdürür. Kabe, Müslümanların ibadetinde çok önemli bir yer tutar. Her gün dünya üzerinde yaşayan milyonlarca Müslüman, nerede olurlarsa olsunlar, Kabe’nin bulunduğu yönü hedef alıp, o yöne doğru namaz kılarlar.

KABE’NİN YERİNİ ARIYOR
Birçok kaynağın bildirdiğine göre, Kabe’nin bu günkü duruma gelişi, Hz. İbrahim’in zama­nına değin uzanır. İslam metinlerinde Allah’ın Hz. İbrahim’i Kabe’yi inşa etmekle görevlendirerek Mekke’ye gönderdiği yazılı­dır. Bununla birlikte, Kabe’nin Hz. İbrahim’ den çok çok daha eski dönemlere uzanan bir geçmişi olduğu da söyleniyor. Çünkü Hz. İbrahim’in Kâbe’yi inşa etmek için Mekke’ye geldiği sırada, “Kabe’nin yerini aradığından” söz ediliyor. İnanışa göre Kabe çok önceleride vardı. Fakat Nuh Tufanı sırasında yıkıla­rak kayboldu. İşte Hz. İbrahim de Kabe’nin özgün yerini bulmak ve onu yeniden inşa etmekle görevlendirilmişti.

DÜNYADAN 1000 YIL ÖNCE YARATILDI
İslam bilginleri arasındaki yaygın inanca göre, “Allah gökleri ve yeri yaratmadan 40 yıl ince, Kabe su üzerinde bir köpük halinde bulunuyordu.” Yeryüzü o köpükten döşenmiştir. Dolayısıyla Kabe, kâinatın mayasını oluşturmaktadır. Bir başka söylentiye göre de Allah yeryüzüne ait hiçbir şey yaratmadan 1000 yıl önce Kabe’nin yerini yaratmıştı. Aynı inanışa göre Kabe’nin temelleri yerin yedi kat altına kadar uzanır.

İLK TAVAF NE ZAMAN OLDU?
Hz. Muhammed’in torunu Hz. Hüseyin’in oğlu Muhammed, babası ile bir adamın arasında geçen ilginç bir konuşmaya tanık olduğundan söz eder. “Babam ile beraber Mekke’de Mes­cidi Haram’daydik. Babam Kabe’yi tavaf ediyordu, ben de onun arkasından gidiyordum. Birden babamın yanına bir adam yaklaştı ve şöyle dedi: ‘Ey Resulullah’ın oğlu! Sana bir şey sormak istiyorum’. Babam ise tavaf bitin­ceye kadar adamla konuşmadı. Daha sonra babam tavafını bitirdi ve Kabe’nin oluğunun (mizab) altında durdu. O adam tekrar geldi ve babama şunu sordu: ‘Kabe’yi tavafın başlangı­cını soruyorum. Tavaf ne zaman, nasıl ve niçin yapılmıştır?’ Şam yöresinden geldiğini öğrendi­ğim bu adama babam şunları anlattı:”

“YERYÜZÜNE BİR HALİFE GÖNDERECEĞİM”
“Şam’lı kardeş, şimdi sana söyleyeceklerimi iyi ezberle ve doğru olarak anlat. Kabe’yi tavafın başlangıcı şöyledir: Allah meleklere, ‘Ben yer­yüzüne bir halife göndereceğim’ dediği zaman melekler ona, ‘Ey bizim Rabbimiz! Halife, yer­yüzünü fesada uğratacak, orada kanlar akıta­cak, düşmanlıkta bulanacak, suç ve cinayet işleyecek kimselerden, yani bizden başkasın­dan mı tayin olunacak? Rabbimiz, o halifeyi bizim aramızdan seç’ şeklinde ısrar ettiler. Allah ise şöyle dedi: ‘Ben şüphesiz sizin bilme­diklerinizi de bilirim.’ “

GÖKTEKİ BEYT
“Melekler bunun üzerine Rab’larına karşı yap­tıkları bu itirazdan ötürü, O’nun gazabını anlayarak Arş’a sığındılar. Başlarını yukarıya kaldırarak Allah’a yalvarmaya başladılar. Bu şekilde hiç durmadan saatlerce arşı tavaf etti­ler. Bu hareketlerinden ötürü Allah meleklere acıdı. Bundan sonra da Allah arşın altında dört direkli bir ‘Beyt’ (ev) koydu. Bu Beyt’in direkle­rini kırmızı yakuttan süsledi ve ona Beyt’üd Darrah adını verdi. Sonra da meleklere şöyle dedi: “Arşı tavaf etmeyi bırakın da bu Beyt’i dolaşın.’ Bunun üzerine melekler bu gökteki Beyt’in çev­resinde tavafa başladılar. (Bazı araştırmacılar Darrah’ın, gökte tam Kabe’nin hizasında bulunduğunu ve buna da Beyt’ül-Mamur denildiğini öne sürüyorlar).


MELEKLER KABE’NİN TEMELİNİ KAZIYORLAR
Yine bir diğer İslam inancına göre, Âdem, cennetten yeryüzüne indirildiğinde, Allah onu teselli etmek için melekler aracılığıyla yeryüzüne bir beyt indirmişti. Melekler yeryü­züne inip Kabe için yedinci kata kadar varan bir temel kazdılar. Temele ancak otuz kişinin kaldırabileceği büyüklükte taşlar yerleştirdi­ler. Âdem de bu sağlam temelin üzerine cen­netten indirilen beyti yerleştirdi. Ve onun çevresinde ilk tavaf eden kişi oldu.

TUFAN’DA KAYBOLDU
Nuh Tufanı’nda ise Kabe’nin yeri kayboldu. Tufan’dan, Hz. İbrahim’in zamanına kadar yeri de belirsiz kaldı. Sadece Kabe’nin bulun­duğu alan biliniyordu. Bu yer de kırmızı top­raklı ve sel sularının ulaşamayacağı kadar tümsek bir tepe durumundaydı. Yeri kesin olarak belli olmamakla birlikte, insanlar tara­fından Kabe’nin yerinin bu bölgede olduğu biliniyordu ve tıpkı bugün olduğu gibi o zaman da yeryüzünün çeşitli yerlerinden insanlar Kabe’nin bulunduğu bölgeye gelip dua ederlerdi, ibadet ederlerdi.

ESRARENGİZ BULUT
Bu durum Hz. İbrahim’in Allah tarafından Kabe’nin yeniden inşa edilmesiyle görevlen­dirildiği zamana kadar sürdü. Bu konuya iliş­kin kaynaklardaki bilgilere göre Kabe’nin Hz. İbrahim tarafından inşasında birtakım esrarengiz olaylar oldu. Sözgelimi Hz. İbra­him, Kabe’yi inşa etmek için Mekke’ye geldi­ğinde, yanında bir melek ve ‘Sekine’ adı verilen bir “şey” vardı. Sekine’nin ne olduğu konusunda çelişkili ve farklı bilgiler öne sürü­lüyor. Kimilerine göre, Sekine iki kanadı ve kedi başı gibi bir başı olan ve çok hızlı uçan bir “kuş” idi. Kimilerine göre ise Sekine’nin insan yüzüne benzeyen bir yüzü vardı ve bir tür inilti sesi çıkarırdı. Daha başkaları ise Sekine’nin hoş bir rüzgâr olduğunu öne sürüyorlar.

kabe7.jpg
Müslüman hacıların Kabe’ de tavaf ettikleri sırada çekilen bir gece fotoğrafı, islami inanışa göre ilk tavaf Âdem Peygamberden önce melekler tarafından yapıldı. Meleklerin gökte tavaf ettikleri yer, tam bugünkü Kabe’nin bulunduğu yerin üstündeydi

BULUT YERE İNİYOR
Hz. İbrahim, bugünkü Kabe’nin bulunduğu yere gelince Sekine, ona, “Burada dur!” dedi. Kabe’nin yeri bu şekilde belirlendikten sonra Sekine, içinde baş şekli bulunan bir bulut biçi­minde yere indi. Bulut ona Kabe’nin inşa edi­leceği yer üzerinde görünerek şöyle dedi: “Ey İbrahim! Rabbin sana bu bulutun altında ve onun ölçüsünde bir temel kazmanı emrediyor.” Hz. İbrahim de bulutun gösterdiği ölçülerde yeri kazmaya başladı. Oğlu Hz. İsmail de ona yardım ediyordu. Bir süre sonra Kabe’nin Adem tarafından inşa edildiği zamanki ilk temeline ulaştılar. Bundan sonra meleklerin de yardımıyla Kabe inşa edilmeye başlandı. Kabe’nin inşasında kullanılan taşların, Sina, Lübnan, Hira, Zeytinlik ve Cudi dağlarından getirildiği söyleniyor.

kabe5.jpg
Kabe’nin kapısının üzerindeki siyah örtü hac mevsiminde kaldırılır. Kapıya el sürmek hacıların yerine getirmesi gereken bir davranış olarak kabul ediliyor

LEVİTE OLAN TAŞ

Kabe’nin yüksekliği yerden bir adam boyu olunca bulut birden kayboldu. Bundan sonra Kabe’nin duvarları inşa edilmeye başlandı. Hz. İsmail taş taşıyor, yaşlı babası Hz. İbra­him de duvar örüyordu. Fakat binanın duvar­ları yükselip de insan boyunu aşınca Hz. İsmail özel bir taş getirdi. Bu taş denildiğine göre yere temas etmiyordu ve Hz. İbrahim’in ihtiyacına göre alçalıp, yükseliyordu. Kabe’ nin duvarı Hacer-ül Esved taşının bulunduğu yere gelince Hz. İbrahim oğluna şöyle dedi: “Bana öyle bir taş getir ki, onu bu köşeye koyayım.” Bunun üzerine Hz. İsmail, babası­nın istediği taşı bulmak için çevrede dağlara çıktı. O sırada kırşısına Cebrail çıktı ve ona Hacer-ül Esved taşını verdi. Taş böylece bugünkü yerine yerleştirildi.

kabe-hacerul-esved.jpg

İNSANLAR KİRLETMESEYDİ, ŞİFA VERECEKTİ

Hz. Muhammed’in ise Hacer-ül Esved ile ilgili olarak şöyle dediği söyleniyor: “Bu taş eğer cahiliye devrinin pislikleri ve kirleri ile kirletil­miş olmasaydı onunla her türlü hastalık, veba ve musibetten kurtulmak için Allah’tan şifa istenirdi. Allah elbette bir gün onu ilk yarattığı şekle döndürecektir. O, cennet yakutlarından beyaz bir yakut idi, fakat, Allah onu, kötülerin günahlarından ötürü değiştirip, ziynetini zalim ve günahkârlardan gizledi. Çünkü onlar, cen­netten çıkma bir şey bakmaya layık değillerdir.”

kabe2.jpg
Cennetten getirildiğine inanılan Hacer-ül Esved taşı, Hz. Muhammed’e göre bu kara taş önceleri bembeyazdı, insanların günahları onu kararttı.

“HACER-ÜL ESVED CENNETE DÖNECEKTİR”

Hz. Muhammed’in Hacer-ül Esved ile ilgili diğer sözleri de şöyle: “Hacer-ül Esved cennet taşlarından bir taştır. Eğer ona kirli eller dokunmasaydı, şimdi aynen indiği şekilde kala­caktı… Hacer-ül Esved Allah’ın yeryüzündeki sağ elidir. Allah onun vasıtasıyla kulları ile tokalaşır… Cebrail, Hacer-ül Esved’i cennetten getirdi ve onu gördüğünüz yere yerleştirdi. O sizin desteğinizdir. O durdukça siz iyilik üze­rinde kalırsınız. Ona gücünüz yettiği kadar yapışın. Çünkü şüphe yoktur ki, Cebrail bir gün gelip onu getirdiği yere götürecektir… Hacer-ül Esved cennet yakutlarından bir yakuttur. Dönüp gideceği yer de yine cennettir.”
İbni Abbas ise şöyle diyor: “Yeryüzünde cennete ait sadece iki varlık vardır. Bunlardan biri Hacer-ül Esved, diğeri ise Makamı ibrahim’dir. Eğer bunlara müşriklerin elleri dokunmamış olsaydı, onlara dokunan kimse­lere Allah şifa verecektir.”

DÜNYAYA AİT DEĞİL
Hacer-ül Esved taşı, Kabe’nin doğu köşe­sinde, kapıya yakın bir yerde ve yerden 1,5 metre yükseklikte yer alır. Bu taş, 30 cm çapında, yumurta biçiminde, hafif sarı ve kır­mızı damarlı bir taştır. Bilim adamları Hacer-ül Esved’in yüzyıllardır çeşitli etkilerle karşı karşıya kalmasından ötürü, onun yapısını anlamanın son derece güç olduğunu söylü­yorlar. Ayrıca bu taşın yeryüzünde kendi türünde “tek” olduğunu öne sürenler de var. Bazı araştırmacılar da Hacer-ül Esved’in dün­yaya ait bir taş olmadığını, başka bir dünya­dan getirilmiş olabileceğini belirtiyorlar.

KABE VE 19 SAYISI
Öte yandan, gizemli 19 sayısının Kabe ve çev­resinde de ortaya çıktığı görülüyor. Derinle­mesine olmamakla birlikte, yapılan küçük bir inceleme, şu sonuçlan ortaya koydu: Kabe’ nin de içinde bulunduğu Mescid-ül-Haram’ın kapılarının sayısı 19′dur. Hacer-ül Esved ile Makamı İbrahim’in arasındaki uzaklık 19 metredir. Kabe’nin içerisinde bulunan levha­ların toplam adedi 38′dir (2X19). Bu levhalar­dan yine 19 tanesi yeşil renktedir. Kabe’nin güney köşesi (Rükn-ül-Yemani) ile doğu köşesi (Rükn-ül Esved – Hacer-ül Esved’in bulunduğu köşe) arasında 19 taş vardır.

RUHSAL ENERJİ MERKEZLERİ
Yazılı tarihin bilgilerine göre Kabe’nin ne zaman, hangi uygarlık zamanında, nasıl ve niçin yapıldığına ilişkin hiçbir bilgi yok. Bazı gizemciler Kabe’nin, yeryüzünün en büyük ve en güçlü ruhsal enerji merkezi olduğunu belir­tiyorlar. Onlara göre yeryüzünün çeşitli yöre­lerine dağılmış durumda bulunan psişik enerji santralları var. Esrarengiz yeraltı ülkesi Agarta, Paskalya Adası’ndaki dev heykeller, İngiltere’deki Stonehenge megalitleri, ve Piramitler bunlardan sadece birkaçı. Öte yandan, bilindiği gibi ley araştırmacıları da bu söz konusu noktalarda, “ley enerjisi” adını verdikleri fakat içeriği tam olarak bilinmeyen bir enerjinin akıştığından söz ediyorlar.
Eski insanlar ve enerjinin odaklandığı noktaları şu ya da bu şekilde biliyorlardı ve bu odak noktalarına çeşitli yapılar kurmuşlardı. Tarihin çeşitli dönemlerinde insanların bura­larda dinsel törenler düzenledikleri biliniyor.

kabe4.jpg
Hacıların Safa ve Merve arasında yapmaları gereken yürüyüşten bir görünüş

Hatta Druid rahiplerinin izleyicileri günü­müzde bile, yılda bir kez Stonehenge megalitleri çevresinde toplanıp dinsel tören yapıyorlar. Fakat kuşkusuz tüm bu enerji merkezleri artık, o ilk etkinliklerini kaybet­mişe benziyorlar.

Kabe’nin, Hacer-üI Esved ve Makamı İbrahim’in İçinde yer aldığı Mescid-ül Haram. Mescid-ül Haramın 19 kapısı var. Ayrıca Hacer-ül Esved ile Makamı İbrahim arasındaki uzaklığın da 19 metre olduğu belirtiliyor.

KOZMİK ENERJİLERİ TOPLUYOR
Eğer gerçekten Kabe denildiği gibi bir ruhsal enerji merkezi ise, etkinliğini hâlâ tüm canlılı­ğıyla sürdürüyor demektir. Kabe’nin, birta­kım kozmik enerjileri bünyesinde toplayarak yeryüzüne dağıttığı, böylece bir tür transfor­matör işlevi gördüğü söyleniyor. Bunun sonucunda da her gün milyonlarca Müslü­man, Kabe yönüne dönerek oradan yayılan psişik enerji ile uyuma geçiyorlar. Ayrıca, namaz sırasında yapılan hareketler de bu enerjinin, insanın ruhsal ve fiziksel varlığının tüm unsurlarına nüfuz etmesini sağlıyor. Kabe’de tavaf yapıldığı zaman ise, yani enerji­nin odak noktasının çevresinde dönüldüğü zaman bu psişik enerji ile en üst düzeyde bağlantı kurulduğu an oluyor. Nitekim insanların tavaf sırasında birtakım normalötesi olaylar yaşadıkları söyleniyor. Bunların arasında zaman kaymaları, ışınlama olayları, apor olayları, çeşitli ruhsal görüntüler var. Hatta tavaf sırasında gökte uçandaire gördüğünü söyleyenler bile var.

kabe-seytan-taslama.jpg
Şeytan taşlama yeri. İslam inanışa göre Hz. ibrahim, oğlu İsmail’i Allah’a kurban etmek istedi. Denildiğine göre Hz. ibrahim’i böyle yapmaya zorlayan şeytan oldu. Hz. İbrahim önce buna karşı çıktı ve Şeytan ile aralarında bir mücadele başladı. Şeytan, Hz. ibrahim’ e taşlar atmaya başladı. Bu olayın geçtiği yer olduğuna İnanılan noktaya sonraları fotoğrafta görülen sütun dikildi. Bu sütuna taş atılarak şeytan’ın kovulacağına inanılıyor .

KIYAMET GÜNÜ TANIKLIK YAPACAK
Hacer-ül Esved taşının ise dünyadışı bir kökeni olduğu öne sürülüyor. Ayrıca Hacer-ül Esved’in, öyle sadece basit bir taş olmanın ötesinde evrensel düzeyde bir işlevi olduğu belirtiliyor. Bu işlevin ise Dünyadışı zekâlarla bağlantılı bir tür kozmik bilgisayar olabile­ceği düşünülüyor. Nitekim, bazı gizemciler, Hz. Muhammed’in şu sözünün, ancak bu şekilde bir anlam kazanabileceğini vurgulu­yorlar: “Şüphesiz, Allah bu taşı, göreceği iki gözü ve kendisini öpenlere şahitlik yapacağı bir dili ile kıyamet gününde insanlar için konuşturacaktır.”
 

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
SON DAKİKA