TÜRKİYE'DE YAĞIŞLAR %40 AZALACAK
OECD üyesi ülkeler arasında bulunmasına karşın, 2020'ye yönelik sera gazı salımı azaltım hedefi belirlemeyen tek ülkenin Türkiye olduğunu belirtti.

21 Mart 2010 Pazar 15:00
ANKARA -Merkezi Almanya'nın Bonn şehrinde bulunan Sürdürebilir Kentler Birliği İklim Merkezi Yöneticisi Yunus Arıkan, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) üyesi ülkeler arasında bulunmasına karşın, 2020'ye yönelik sera gazı salımı azaltım hedefi belirlemeyen tek ülkenin Türkiye olduğunu belirtti.
Türkiye'nin kısa zamanda gerçekçi bir iklim politikası oluşturup, uluslararası platformda tanıtması gerektiğini bildiren Arıkan, "Türk ekonomisi giderek; karbon yoğun, verimsiz, yüksek çevre maliyetleri oluşturan çağ dışı bir kalkınma modeline dönecek. Dünyanın en büyük 17. ekonomisi Türkiye, doğru iklim politikası belirlemezse, hem gelecekte bu özelliğini yitirebilir hem de çevresel açıdan kötü noktalara gidebilir" uyarısında bulundu.
Arıkan, iklim değişikliğinin gelecek 10 yıl içinde Türkiye'ye etkilerine dikkati çekti. Türkiye'nin içinde bulunduğu Doğu Akdeniz Havzası'nın sıcaklık artışı ve yağış azalmasından en çok etkilenecek bölgeler arasında bulunduğunu bildiren Arıkan, şöyle dedi: "Türkiye'de bu çerçevede ortalama sıcaklıklarda 4-6 derece arasında artış olabilir. Toplam yağışlarda yüzde 40'a varan azalma olabilir. Geleneksel yağış rejimleri yerine ani ve şiddetli yağışlar, kar yerine yağmur yağması nedeniyle sel ve taşkınlarda artış, hidroelektrik potansiyelinde düşüş, tarımsal üretimde ciddi risklere hazırlıklı olunmalı."
Arıkan, Türkiye'nin enerjisini ithal eden bir ülke olmasına karşın, son 15-20 yılda diğer OECD ülkeleri ile karşılaştırıldığında, Türkiye ekonomisinin karbon yoğunluğunun arttığına dikkati çekti.
Yunus Arıkan, "OECD üyesi ülkeler arasında bulunmasına karşın, 2020'a yönelik sera gazı salımı azaltım hedefi belirlemeyen tek ülke Türkiye, kı sa zamanda gerçekçi iklim politikası oluşturup, uluslararası platformda tanıtmazsa, Türk ekonomisi giderek, karbon yoğun, verimsiz, yüksek çevre maliyetleri oluşturan çağ dışı bir kalkınma modeline dönecek. Dünyanın en büyük 17. ekonomisi Türkiye, doğru bir iklim politikası belirlemezse gelecekte bu özelliğini yitirebilir, hem de çevresel açıdan kötü noktalara gidebilir" dedi.
Sürdürebilir Kentler Birliği İklim Merkezi Yöneticisi Yunus Arıkan, yerel yönetimlerin izleyecekleri politika ve uygulamalarla enerji, ulaşım, atık, konut gibi pek çok sektörde sera gazı salımlarını doğrudan etkileyebilecek güce sahip olduğunu söyledi.
Dünyada özellikle ABD'de ve Avustralya'da eyaletler ve belediyelerin federal yönetimlerin iklim konusunda duyarsız olduğu dönemlerde, yürüttükleri çalışmalarla pek çok önemli başarıya imza attığını anlatan Arıkan, Türkiye'deki belediyelerin bu sürece henüz etkin bir şekilde katılmadığını savundu.
Dünya nüfusunun yüzde 50'sinden fazlasının 2007 yılından bu yana kentlerde yaşamaya başladığına işaret eden Arıkan, plansız ve düzensiz kentle şme politikalarının iklim değişikliğinin etkilerinin daha da şiddetlenmesine yol açtığını söyledi.
Arıkan, Avrupa Birliği'nin iklim değişikliği alanında oldukça ilerici politikalara sahip olmasının Türkiye için şans olduğunu, bununla beraber, Türkiye'nin 2012 sonrası ileri gelişmekte olan ülke konumunu garantileyememesi durumunda, ABden daha yüksek salım azaltımı konusunda yeni baskılarla karşılaşabileceği uyarısında bulundu.
Arıkan, "İzlenecek stratejiye göre, OECD üyeliği ve AB katılım süreci Türkiyenin iklim değişikliği çalışmalarında avantaj ya da dezavantaja dönüşebilir" dedi.
Dünyada 1990'lı yılların başında iklim değişikliği sorununun basit bir çevre sorunu olarak ele alındığını ifade eden Arıkan, 2003'de Avrupa'da yaşanan aşırı sıcaklar ile 2005 yılında ABD'de yasanan Katrina Kasırgası'nın en güçlü ekonomilerin bile küresel iklim değişikliği karşısında aslında oldukça k ırılgan olduğunu ortaya koyduğunu belirtti.
Arıkan, öncelikli sorumluluğu bulunan sanayileşmiş ülkelerin insan kaynaklı sera gazı salımlarının yüzde 5 oranında azaltılmasını hedefleyen Kyoto Protokolü'nün 2005 yılında yürürlüğe girdiğini söyledi.
Kyoto Protokolü'nü finansman ve yaptırım açısından uluslararası çevre yönetimine önemli yenilikler getiren bir süreç olarak tanımlayan Arıkan, sera gazı salımlarında en büyük paya sahip olan ABD'nin, Kyoto Protokolünü 1997 yılında imzalamasına karşın, 2000 yılında iş başına gelen Bush yönetiminin politikası sonucunda protokole taraf olmaktan vazgeçtiğini hatırlattı.
Arıkan, ABD'nin tüm çabalarına karşın, Kyoto Protokolu'nun hala devrede olmasının, doğa dostu uygarlık çabalarının en önemli başarılarından birisi olduğunu dile getirdi.
Dünya'da iklim değişikliğine kalıcı çözüm bulmak için 19. ve 20. yüzyılın kalkınma, refah, gelişmişlik kavramları yerine yepyeni bir bakış açısını ortaya koymak gerektiğini belirten Arıkan, "Kyoto Protokolu bu yönde atılan ilk adımdı. Her toplumsal dönüşüm ilk dönemlerinde sancılı geçer. At arabası yerine demir yolunun kullanılması nasıl belirli bir direnişle karsılaştıysa, fosil yakıtlar yerine yenilenebilir enerji, tüketim yerine bilinçli kullanım, kar yerine paylaşım, sömürü yerine dayanışmanın esas olduğu bu yeni donemin dünyada yaygınlaşmasına karşı gelişler de olabilir. Siyasi, ekonomik va askeri olanaklardan vazgeçmek istemeyen eski dönemdekiler yeni gelişmelerin önünü kesebilmek için her türlü direnişi sergileyebilir" şeklinde konuştu.
Yunus Arıkan, Çin'in büyük nüfusu nedeniyle, ABD'nin ise aşırı tüketime dayalı ekonomisi nedeniyle tüm dünyada en çok sera gazı salımına yol aç an ülkeler olduğunu bildirdi.
Arıkan, ABD'nin dünya nüfusunun yüzde 5'inden az bir nüfusu barındırmasına karşın, gerek doğal kaynakların tüketiminde, gerekse sera gazı salımlarının oluşmasında dünya ölçeğinde yüzde 25 sorumlulu ğa sahip olduğunu bildirdi.
Son 150 yıldaki performanslara bakıldığında, ABD'nin sera gazi salımlarının azaltılmasında çok büyük tarihsel sorumluluğu bulunduğunun açık olduğunu belirten Arıkan, Kyoto Protokolünün imzalandığı 1997 döneminde Çin'in henüz dünya ekonomisinde ve sera gazı salımlarında bu kadar büyük bir role sahip olmadığını hatırlattı.
Arıkan, ABD'nin uzun bir süre Kyoto Protokolunün Çin ile arasında 21. yüzyılda yaşanacak iktidar kavgasında kendisi için bir dezavantaj oluşturduğuna inandığını, ancak Çin'in, Kyoto Protokolu ile beraber düşük karbon ekonomisinin de önemli öncüleri arasında yer alarak, bugün dünyanın en büyük yenilenebilir enerji merkezi haline geldiğini ve en yeni teknolojik uygulamalara da ev sahipliği yaptığına dikkati çekti.
Kyoto Protokolü'nde birinci yükümlülük döneminin 2012 yılında tamamlanacağını, 2012 yılından sonraki yeni donemde sanayileşmiş ülkelerin tarihsel sorumlulukları nedeniyle salımlarında daha fazla azaltım elde etmeleri gerektiğinin altını çizen Arıkan, geçtiğimiz yıl sonunda yapılan Kopenhag İklim Zirvesi'nin en güçlü ülkeler olan ABD ve Çin ittifaklarının bile diğer ülkeler üzerinde tahakküm kuramayacağını gösteren yeni bir çok kutuplu dünyanın ilk adımı olarak tanımlanabileceğini söyledi.
Arıkan, 1990'lı yıllarda ABD'nin Kyoto Protokolü'nden çekilmesinin Avrupa Birliği'ni (AB) ister itemez bu alanda liderlik rolü oynamaya zorladığını, o dönemde iktidarda bulunan yeşiller ve sosyal demokratların süreci olumlu değerlendirerek AB'nin bu alanda teknolojik ve siyasi bir avantaj sağladığını anlattı.
Son yıllarda itibaren AB'de gerileme görüldüğünü anlatan Arıkan, AB'nin Kopenhag İklim Zirvesi'nde de ciddi bir varlık gösteremediğini ileri sürdü.
Arıkan, AB'nin bu süreçte, ABD'deki yeni Obama yönetimine fazlaca bel bağladığını, diğer yandan AB bünyesindeki İngiltere, Kopenhag'da oldukça farklı bir çizgi izlediğini, özellikle Commonwealth ülkeleri üzerinden oldukça etkin bir lobi çalışması yürüttüğünü savundu.
Yunus Arıkan, AB'nin bir bütün olarak gelişmekte olan ülkelerle etkin bir işbirliği izleyip gerekli finansman desteği sağlayamaması durumunda, iklim alanında ABD ve Çin'in arkasında kalmaya mahkum düşebileceğini ifade etti.
Sürdürebilir Kentler Birliği İklim Merkezi Yöneticisi Yunus Arıkan, Türkiye'nin Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'ni (BMİDÇS) uygulaması ve Kyoto Protokolüne katılması yolundaki çabalarını n içinde bulunarak, BMİDÇS'nin sera gazı envanterleri gözden geçirme çalışmalarında yer alan ilk Türk uzman unvanını taşıyor.
Enerji, çevre ve iklim değişikliği alanında yurt içi ve yurt dışında pek çok konferansta konuşmacı olarak yer almış ve makaleleri yayımlanan Arıkan, Şubat 2009 tarihinden itibaren yürüttüğü, Sürdürülebilir Kentler Birliği (ICLEI) İklim Merkezi Yöneticiliği yanında, İklim Değişikliği için Dünya Belediye Başkanları Konseyi (WMCCC) Sekreteri ve BMIDCS kapsamında Yerel Yönetimler ve Belediye Birlikleri Sözcülüğü görevini de yürütüyor.
Çin: Taşların turistik mekanlara dönüştüğü yerAvrupa turizminin henüz keşfetmediği Çin bölgelerini gezen Natour Dergisi Editörü Arturo Crosby, Ningxia ve Gansu eyaletlerine yaptığı keşif gezisini yazdı.03 Ekim 2026 Cumartesi 16:00TURİZM
İyi iletişim olmadan bir destinasyon uluslararası olamazOlağanüstü bir kültürel mirasa, kıskanılacak bir gastronomiye ve eşsiz deneyimlere sahip olabilirsiniz; ancak gideceğiniz yere ulaşmak karmaşık, pahalı veya çok fazla seyahat gerektiriyorsa, rekabet etmek zor olacaktır.03 Ekim 2026 Cumartesi 15:00TURİZM
Türkiye, TUI'nin kış sezonunda ilk üçteDünyanın en büyük tur operatörü TUI, kış sezonu için yapılan yakın mesafe rezervasyonlarda Türkiye'nin üçüncü sırada yer aldığını duyurdu. İlk ikide ise Kanarya Adaları ve Mısır var.03 Ekim 2026 Cumartesi 14:00TURİZM
Karınca menüden çıktı: El Nino ünlü şefleri zora soktuKimisi karıncayı menüden çıkarıyor, kimisi kakaosuz çikolata yapıyor. El Nino, dünyaca ünlü şefleri menü değişikliğine zorluyor.03 Ekim 2026 Cumartesi 13:00GASTRONOMİ
Üç meslek grubuna daha yeşil pasaport geliyorKamuoyunda yeşil pasaport olarak bilinen “Hususi damgalı pasaportun” kapsamının genişlemesi için TBMM’ye kanun teklifi verildi. Söz konusu teklifle, 3 meslek grubunun daha yeşil pasaporttan yararlanması önerildi.03 Ekim 2026 Cumartesi 12:00GÜNDEM
Manavgat’ta bal zamanı: Üreticiler festivalde buluştuAntalya’nın Manavgat ilçesinde yerel bal üreticilerini tüketicilerle buluşturan Bal ve Arıcılık Festivali kapılarını açtı. Üç gün sürecek festivalde Manavgat’ın zengin florası, arıcılık potansiyeli ve yerel üretimin turizm sektörüyle buluşması öne çıkıyor03 Ekim 2026 Cumartesi 11:00MICE
Çıralı’da 117 yuvadan 3 bin 500 caretta denize ulaştıAntalya’nın Kemer ilçesindeki Çıralı sahilinde caretta carettaların yuvalama sezonunun son yuvası açıldı. Koruma ve izleme çalışmaları kapsamında bu yıl sahilde tespit edilen 117 yuvadan yaklaşık 3 bin 500 caretta carettanın denizle buluştuğu belirtildi.03 Ekim 2026 Cumartesi 10:00GÜNDEM
Kışın buğday, yazın halı: Killik tarlalarında renk şöleniAntalya’nın Killik Mahallesi’nde kış aylarında buğday, arpa, yulaf ve nohut yetiştirilen tarlalar, yazın binlerce halı ve kilimin serildiği dev bir renk paletine dönüşüyor.03 Ekim 2026 Cumartesi 09:00GÜNDEM
Haaland’dan Norwegian’a “Atkuyruğu” davasıNorveçli golcü Erling Haaland ile Norwegian Air Shuttle arasındaki “atkuyruğu reklamı” tartışması mahkemeye taşındı.02 Ekim 2026 Cuma 21:00ULAŞTIRMA
AB'nin yeni kabin bagajı kuralları ne zaman yürürlüğe girecek?AB içinde seyahat eden havayolu yolcuları, yolcu haklarında yapılması planlanan kapsamlı değişiklik kapsamında yakında ek ücret ödemeden daha fazla el bagajı taşıma hakkına sahip olabilir.02 Ekim 2026 Cuma 20:00ULAŞTIRMA
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2005 Türkiye Turizm











Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.